KİTAPLIK

13 dakikada okunur

Ansızın Hayat
Necip Tosun
Hece Yayınları

Siren sesleri ve marşlar arasında yürüyoruz. Öfkeliyiz, çünkü kurtarılacak bir dünya var önümüzde. Uçmasını bilmeyen, kılavuzsuz, kendini duvarlara vuran yavru kuşlar gibi kokuların ve renklerin peşinde yürüyoruz. Kepenkler indirilmiş, herkeste bir korku. Öfkeli gölgem sıcak asfalta düşmüş. Saat kulesinde siyah gözlüklü kuşkulu insanlar. Üstümüz başımız nar lekeli. Cebimizde parti broşürleri. Parkta sızıp kalmış adam haindir, pencereyi sulayan o kadın, köşedeki gazeteci. Bizden biri değilse, üstümüze bir kelebek niye konar, niye yağar yağmurlar?

Peki sen neredesin orda? İşte görüyorum. Kalabalıkların ortasında yürüyorsun. Masmavi gözlerinde çocukların bayrakları yansıyor. Öfkeli ve kızgınsın. Hayret, seni hiç gülerken hatırlamıyorum. Hep öfkeli ve üzgün. Bu bizim resmimiz. Kim daha öfkeliyse o kadar saygın. Kurtarılacak bir dünyanın içine düşmüş yaralı çocuklar, yürüyoruz.

Ay’a Türkü Söyleyen At

Mustafa Ruhi Şirin

Turkuvaz Yayınları

Çocukken masal ile hikâye-öykü arasındaki farkı bilmezdim. Masal ve hikâye türünde örnekler okudukça ayırmaya başladım masal ve hikâyeleri birbirlerinden.

Sözlü ve yazılı bir anlatıda uçurtma ipsiz uçuyorsa bu anlatı olağanüstü bir gerçeklik taşıdığı için, masaldır.

Bir anlatıda kahramanlar iple havalandırmışsa uçurtmayı, bu sözlü ya da yazılı anlatı gerçek bir hikâyedir. Çocuk okurlar için yazarken yalnızca gerçeği yazmak yeterli değil. Çocuğun gerçekle yüzleşmesi için onu yeni bir yolculuğa çağırıyorum. Çünkü masal, hayal, rüya ve hikâye aynalarına bakabilme cesareti gösterdikçe umudunuzun büyüyeceğini düşünüyorum. Ay’a Türkü Söyleyen At kitabı, çocuk edebiyatımızın usta kalemi Mustafa Ruhi Şirin’in kırk beş yıl boyunca yazdığı ve çocukların severek okuduğu öykülerden oluşan bir seçki. Seçkideki öykülerin öykü yazma duygunuzu kanatlandırması dileklerimizle.

Bir Yürüyüş Senfonisi

Arif Ay

Muhit Yayınları

Bir Yürüyüş Senfonisi ile Osmanlı Simitçiler Kasîdesi’nin her beytini Pakdil’in sanat ve düşünce dünyasına girmek isteyecek nitelikli okura rehber olacak bir şekilde açtı, açıkladı. Eliot’tan Sümbülzade Vehbî’ye, Dede Korkut’tan Kierkegaard’a, putkırıcı Hz. İbrahim’den ezeli ve ebedi biricik önderimiz Hz. Muhammed’e; Kudüs’ten Paris’e, minareleriyle uyanan İstanbul’dan balı sabra dönüştüren Bitlis’e, simidin tarihinden köy çocuklarının ayran tasına, dua ve medhiyeden putperestlere karşı buğza, yeryüzü ağıdından Mekke marşına Pakdil’in simgelerle dolu dünyasının kodlarını veriyor okura.

Nuri Pakdil Usta’nın yayınlandıkça her ay okuyup kesip sakladığı ve beğenisini de Arif Ay’a sık sık ifade ettiği bu kılavuz yazılar sizi başka bir âleme götürecek.

Hayat Kırıntıları: Kerime ve Diğer Hikayeler

Ali Kemâl

Hece Yayınları

Bu kitapta Ali Kemal’in bir kısmı sadece gazete ve dergilerde kalan, bir kısmı da Paris Musahabeleri’ne buralardan aktarılan yirmi beş telif, on üç de tercüme hikâyesi bir araya getirilmiştir. Daha çok telif olanlarda, onun hayatına dair izler görmek mümkündür. Bunlardan kitaba başlık olan “Hayat Kırıntıları: Kerime”, Ali Kemal’in ilk gençlik yıllarını vermesi bakımından önemlidir. Sonuç olarak, siyasî olumsuz kimliği, Ali Kemal’in uzun süre unutulmaya mahkûm olmasına sebep olmuş; edebiyat, tarih ve gazetecilik alanlarındaki önemli eserlerini gölgede bırakmıştır denilebilir.

Münferit Bir Olay

Suat Köçer

Ketebe Yayınları

Suat Köçer’in ilk romanı Münferit Bir Olay, tabiri caizse bir “film gibi” gözümüzün önünden akıp gidiyor. Hemen yanı başımızda yaşanıyormuş hissini veren, etkileyici bir hikâyesi var bu filmin. 90’ların İstanbul’unda geçen olaylar, bir grup kartonpiyer işçisinin etrafında dönüyor. Umudun, korkunun, acının kol gezdiği bir ortamda hayata tutunmanın mücadelesini veriyor, ustalar ve çırakları. Sabah gün ağarırken Düldül’e doluşup yollara düşüyor, akşama kadar çalışıp duvarlarında Ferdi Tayfur, Müslüm Gürses posterleri asılı çay ocaklarında buluşuyor bu yol arkadaşları. Efkâr bastığında teypte Sezen Aksu şarkıları çalıyor. Yılmaz Erdoğan’ın Bir Demet Tiyatro’su, oyunculuk hayalleri kuran çırağın odasının duvarlarını süslüyor. Kader bu ya, bir gün bu ekibe Volkan da dâhil oluyor. Evden kaçarak İstanbul’a, Hıdır abinin yanında çalışmaya gelen “tahsilli” Volkan, şahit olacağı olaylardan habersiz kalıp döküyor, alçı taşıyor, kat temizliyor. Hayat onu asla unutamayacağı olayların içine sürükleyerek “bu filmin” baş kahramanlarından biri yapıyor.

Milli Cinâyât Koleksiyonu

Vassaf Kadri, Süleyman Sudi

Ötüken Yayınları

İsmi dolayısıyla birbirinden bağımsız “onparalık öyküler” (dime novels) kategorisinde değerlendirilmesine rağmen içeriği ve teknik yapısıyla tek kitaplık bir polisiye olarak 1914 senesinde tefrika mantığı içinde haftada bir neşredilen on bölümlük Millî Cinâyât Koleksiyonu, klasik bir polisiye olmak dışında içeriğinde cin, peri gibi doğaüstü varlıklara, ürpertici atmosferlere, hayaletlerle dolu odalara, eski malikâne ve loş salonlara da rastlanması sebebiyle korku ve gerilim türüne de dâhil edilebilir. İstanbul’un altındaki dehlizlerde yaşayan, peri-cadı tevatürlerinin ardına saklanan, çoğunluğunu kadınların oluşturduğu ve son yirmi yılda basına yansımamış esrarengiz olayların sorumlusu büyük bir çeteye mal edilen korkunç cinayetler ile bu çeteyi çökertmeye çalışan polis memuru Siyah Pençe Hüseyin Bey ve yardımcısı Abdal Ahmed’in maceralarının anlatıldığı bu pek heyecanlı romanı, Didem Ardalı Büyükarman’ın titiz aktarımı ve notlandırmasıyla sunuyoruz.

Türk Sinemasında Kadın Yıldız Olmak

Yektanurşin Duyan

Dipnot Yayınları

Sinemamızın kadın yıldızları kimlerdir sorusu sorulduğunda Türk sinema tarihi boyunca sinemaya emek vermiş yüzlerce oyuncu arasında birkaç isim aklımıza gelir. Bu isimler onların cazibesine kapıldığımız, oyunculuklarından büyülendiğimiz için mi aklımıza gelmektedir? Yoksa onlara yakıştırılan “Sultan”, “Hanımefendi”, “Afrodit” gibi sıfatlardan dolayı mı yıldız olarak zihnimize kazınmışlardır?

Elinizdeki kitap, Türk sinemasında yıldızlığı ve kadın yıldızları ele alarak, sinemada “star sistemini” üreten ve sürdüren film endüstrisini, film üretim olgusunu inceliyor. Bunu yaparken de yıldızlığı doğuran toplumsal yapının nasıl işlediğini vurgulayarak kadın yıldızlar ile dönemin kadın algısı –toplumda ideal olarak kabul gören kadınlık kodları– arasında bağlantılar kuruyor.

Bizi Türk sinemasının ve onun kadın yıldızlarının dünyasında ilginç bir yolculuğa çıkaran, bu yolculuğun her evresinde kadın çalışmalarından beklenen eleştirel yaklaşımı okurdan esirgemeyen bir eser…

Türk Öykücülüğünde Mustafa Kutlu

Necip Tosun

Dergâh Yayınları

Necip Tosun, Mustafa Kutlu’nun Ortadaki Adam’dan Tarla Kuşunun Sesi’ne kadar uzanan hikâye serüvenini izlemeyi, birbiri ardınca gelen kitaplarında nelerin korunup nelerin değiştiği üzerinden bir Kutlu haritası çıkarmayı amaçlıyor. Kutlu hikâyeciliğinin Türk edebiyatında nerede konumlandığını ortaya koyarken aynı zamanda, Türkiye’deki edebiyat ortamının seyrine de okuru tanık ediyor.

Eser, Mustafa Kutlu metinleriyle okur arasındaki mesafenin kapanmasına yardımcı bir konumda durması, onu anlamaya ve açıklamaya çalışması bakımından önemli bir kaynak.

Önceki Yazı

Yaşam Büyük Ortak Bir Hikâyedir

Sonraki Yazı

“Kendimi Bildiğimden Beri Resim Yapıyorum”

Son Yazılar

Filistin İçin Bir Akademi

Filistin insanlığın tarihi kadar derin. Eriha şehrini ziyaretimiz sırasında en eski yerleşim yerlerinden biri olduğunu öğrenmiş