Köklere saygı anıtı

8 dakikada okunur

“İnsan bazı dönemlerde alıp başını gidiyor, çünkü gitmeyi bir şey zannediyor. Zaman geçince, bu yolculuğun bir anlamı olması lazım, bunu arayabilir miyim diye düşünüyor…” İşte böyle anlatıyor Prof. Dr. Hüsamettin Koçan hayat ve sanat yolculuğunu. Onunki hep bir bellek arayışı. Yaşadıkları ve yaptıkları da köklere saygı anıtı.

Bugüne dek Türkiye’de ve dünyada birçok sergiye imza atan, akademide sayısız öğrenci yetiştiren Koçan’ın hikâyesi 2005 yılında kendi köyü olan Bayburt Bayraktar’da kurduğu Baksı Müzesi’yle taçlanmıştı. Koçan, dünyadaki kültürel erkin tayin ettiği coğrafyalara karşı bir başkaldırı niteliğindeki müzesiyle Türkiye’deki sanat seyrini bambaşka bir yere taşıdı. Çünkü sanat her zaman büyük şehirlerin, büyük müzelerin ve galerilerin işiydi. Koçan, Baksı Müzesi’yle bu algıyı yerle yeksan etti. Sanat pekâlâ her yerde yapılabilirdi!

Baksı Müzesi kurulduğu günden beri yerli ve yabancı sanatçılara ağırladı, tematik ve karma sergilere imza attı. 2017 yılında ise Koçan’ın 70. yaş gününe özel, buradaki ilk kişisel sergisi “Ayağımdaki Diken” sanatseverlerle buluştu. Fakat yolculuk bitmedi…  “Ayağımdaki Diken” yepyeni hayatlarla buluşmak üzere şimdi Atatürk Kültür Merkezi’nde… Beyoğlu Kültür Yolu Festivali kapsamında İstanbul’a taşınan sergi AKM Galeri’de sanatseverlerle buluştu.

İnsana ve hayata dair

Sergi Koçan’ın sanatıyla müsemma, köklere yolculuk. Baksı’daki serginin açılışına katılmış ve süreci Koçan’dan dinlemiştim. “Ayağımdaki Diken” adını sanatçının çocukluk yıllarında Çoruh Nehri kenarında ayağına batan dikenden alıyor. Sergide yer alan işler de Koçan’ın çocukluk yıllarından başlayarak yaşadığı yere, hayatının duraklarına ve dönüm noktalarına temas ediyor.  Yazarlar yaşadıklarını yazar ya hep, Koçan da yaşadıklarını yansıtmış işlerine. İlmek ilmek işlemiş hayatını… Bu otobiyografik sergide “Kök” teması hep ön planda.  Serginin en ikonik işlerden biri de ters duran ağaç kökleri. Sanatçı burada uzun yıllar tüm badirelere rağmen ayakta kalmayı başaran kavak ağacını ters yüz ederek köklere ve kökün gücüne işaret ediyor. Serginin etkin temalarından biri de göç… AKM’de dolaşırken bireysel bir göç hikâyesini arkanıza alarak bugün yaşadığımız dünyaya dair sorgulama yapıyorsunuz. Ev neresidir, çocukluk nedir, aile bağlarının önemi soruları eşliğinde…

Koçan, büyük savrulmaların, yer değiştirmelerin, sınıfsal sıçramaların, kariyer basamaklarının insan hayatında büyük kırılmalara yol açtığına ve bu kırılmaların yansımalarının da gösterişli olduğuna dikkat çekiyor ve ekliyor: “Ancak benim hayatımda, geri dönüp baktığımda, bu saydıklarımın değil, masum ve bana ait olanların izi her zaman daha derin oldu. Belki de bu sergi, başka hayatları anlamak ve anlatmak için üretmiş bir sanatçının, kendi yaşamına bakışı ve onunla yeniden tanışma yolunda, seçtiği bir arınmadır.” Evet onunki aslında yazının girişinde de belirttiğim gibi kabulleniş değil hep bir arayış hâli. Koçan’ın ayağına batan dikenler ise bu arayışının frekanslarını titretecek ve onları yeniden hayata geçirecek titreşimlerin bir sembolü. Hüsamettin Koçan’ın hayal dünyasının konuğu olan geçmişi anlatma girişimi bu nedenle sessizliği ve yalınlaşmayı merkeze koyarak arındırılmış bir düşsel gerçekliği izleyiciyle paylaşıyor.

Güncelin değil insanın yanında

Geriye dönüp baktıkça serginin Baksı’dan İstanbul’a uzanan yolculuğuna kadar geçen yıllarda göçün boyutunun nereye vardığını da durup düşünüyor insan. Heykel, resim ve yerleştirmelerin yer aldığı, AKM Galeri’ye yayılan “Ayağıdaki Diken” sergisinde, Koçan’ı ‘toprak’, ‘bellek’, ‘gurbet’, ‘göç’, ‘yalnızlık’, ‘kayboluş’ ve ‘kavuşma’ kavramlarını tartışmaya açıyor. Geleneksel motiflerle bezeli işler de da bu hikâyenin bileşenlerinden. Koçan’ın hep vurguladığı “güncelin değil çağın ve insanın yanında olma” fikrini ayağınıza batan dikenlerle daha çok hissedeceksiniz. Baksı Müzesi’nin 2014 Avrupa Konseyi Müze Ödülü’ne ve TBMM Onur Ödülü’ne layık görüldüğünü de ekleyelim… Koçan, anlama çabasının yargılama çabasından daha değerli olduğuna vurgu yapar hep. Birbirimizi daha iyi anladığımızda ayağımızdaki dikenler bize nefes aldıracak belki de… Sergiyi 28 Temmuz’a kadar ziyaret edebilirsiniz.

Önceki Yazı

“Bende sığar iki cihan, ben bu cihana sığmazam”

Sonraki Yazı

Vicdanımızla davranışlarımız arasındaki uçurum

Son Yazılar

Alyoşa’dan aşk ile selam

Sanat ajandası, sanat dolu bir sayfa ile karşınızda. Bu sayımızda sanatçı Aliye Berger’in hikayesini anlatacağız. Aliye