Beyoğlu’nda Bir Sanat Kovanı: Maya Sanat Galerisi

KÜLTÜR SANAT

Türkiye’de 1950’lerin başında çok partili hayata geçiş, yoğun kentleşme ve Batı eksenli liberalleşmenin etkisiyle köklü değişimlerin olduğu bir dönem yaşanıyordu. Ülkenin siyasi ve sosyal açıdan çehresinin değiştiği bu yıllardaki kültür ve sanat ortamı ise devlet destekli kültür politikalarının yerini sivil girişimlerin, bireysel arayışların ve disiplinler arası etkileşimin aldığı sanatın her dalında büyük bir modernleşme dalgasının etkisine girmişti. Kültür sanat mahfillerinin altın çağını yaşadığı 50’li yıllarda Küllük Kahvesi, Meserret, Narmanlı Han, Markiz, Baylan Pastanesi ve Maya Sanat Galerisi gibi mekânlar entelektüellerin buluştuğu, edebiyatın ve sanatın üretildiği, yaşatıldığı en önemli mahfillerdi. 

Türkiye’nin ilk uzun soluklu özel sanat galerisi Maya Sanat Galerisi de İstanbul’un kalbi Beyoğlu’nda Kallavi sokakta kolektif bir sanat hayalinin temsilcisi olarak filizlendi. Kallavi sokak 20 numaradaki iki katlı bir apartmanın birinci katında iki küçük odadan oluşan galeri, küçüklüğüne tezat bir şekilde birçok büyük sanat olayına ev sahipliği yapacaktı. 

Galerinin kurucusu Adalet Cimcoz sanat çevrelerinin yakından tanıdığı bir isimdi. Gazeteci, köşe yazarı, eleştirmen, çevirmen, Türkiye’nin ilk dedikodu yazarı ve ilk dublaj sanatçısı olan Adalet Hanım, eşi Av. Mehmet Ali Cimcoz ile kurdukları yaşamda, evleri ve sofraları daha sonra da galerileri dönemin aydınlarının buluşma noktasıydı. 

Maya, Adalet Cimcoz’un yakın dostları Sabahattin Eyüboğlu ve Orhan Veli’nin desteğiyle 25 Aralık 1950’de kapılarını açar. Galerinin ismi ve meşhur amblemindeki Maya kuşu motifi, Sabahattin Eyüboğlu tarafından geleneksel Anadolu (Şarköy) kiliminden esinlenilerek seçilmişti. Modern ve genç sanatçıları kucaklayan Maya Sanat Galerisi, bu motifi bir manifesto gibi taşır; logosundaki kuş figürü galerinin özgürlükçü ve yenilikçi sanat anlayışının bir sembolü olacaktı. 

Özgür ruhlu bir sanat kovanı

 Adalet Cimcoz’un geniş çevresi, renkli ve cesur kişiliğiyle kısa zamanda bir sanat merkezi haline gelen galeri sadece resim sergilenen bir mekân değil; Sabahattin Eyüboğlu, Mina Urgan, Bedri Rahmi ve Eren Eyüboğlu, Fikret Muallâ, Abidin Dino, Nuri İyem, Azra Erhat, Füreya Koral, Aliye Berger, Fikret Adil, Ara Güler, Yıldız Moran, Ahmet Hamdi Tanpınar, Yaşar Kemal, Oktay Rifat, Atilla İlhan, Özdemir Asaf, Sait Faik Abasıyanık, Melih Cevdet Anday gibi dönemin önde gelen simalarının buluştuğu, edebiyat, felsefe ve sanat tartışmalarının yapıldığı "özgür ruhlu bir sanat kovanı" işlevi görüyordu.  

Cimcoz’un sanatçı ve izleyici arasında köprü kurmak gayesiyle açtığı Maya Galeri, Modern Türk sanatı ile Anadolu'nun geleneksel motiflerini harmanlayan sergilerle sanat dünyasında büyük yankı uyandırdı. Açık olduğu beş yıl zarfında galeride resim, heykel, seramik, fotoğraf, karikatür hatta yazma ve işlemelerin olduğu pek çok sergi düzenlenir. 1950’li yılların sanat anlayışına yön veren Maya, genç sanatçıların tanınmasına ve yeni ufuklar açılmasını sağlar. Özellikle Türkiye’de soyut sanatın ilk denemelerinin yapıldığı bu dönemde yeni yetenekleri ve sanat anlayışlarını kucaklamasıyla önemli bir işlev yürütür. Dönemin genç sanatçılarından Kuzgun Acar, Ali Teoman Germaner (Aloş), Ömer Uluç, Seta Hidiş, Sadi Diren, Oktay Günday, Lütfü Günay, Adnan Çoker, Abdurrahman Öztoprak, Nuri İyem gibi genç sanatçılar ilk kişisel sergilerini Maya’da açar. 

Genç sanatçıların kendilerini sanat dünyasına tanıtmaları için benzersiz bir fırsat sunan Maya, modernizme disiplinler arası yaklaşımlarla denemeler de yapar. 1952'de açılan tematik bir karma sergide, şiirlerden ilham alan ekfrastik resimler sergilendi. Ertesi yıl düzenlenen benzer bir karma sergide ise Sadi Çalık, Eren Eyüboğlu, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Hasan Kavruk'un müzik bestelerine yanıt olarak ürettikleri eserler yer aldı. Adalet Cimcoz’un yakın dostlarından seramik sanatçısı Füreya Koral, Türkiye’deki ilk sergisini 1951’de Maya’da açtığı gibi annesi Hakkiye Hanım da eski kumaşlar, dantel örtüler ve işlemelerden oluşan bir sergi düzenler.

Açılan hemen hemen her sergisi ilgiyle takip edilen Maya, Türk basınında geniş yer bulmuş, Sabahattin Eyüboğlu’ndan Azra Erhat’a Ahmet Hamdi Tanpınar’dan Fikret Adil’e pek çok yazar ve eleştirmen galerinin sergilerinden söz eden yazılar kaleme almıştır. Sabahattin Eyüboğlu'nun galerinin sanat atmosferini şu satırlarla ifade etmişti:

“Kısa ömürlü Maya’nın bir sanat kovanı gibi işlediği günler çok oldu. O günlerin ışıltısı Ada’nın (Adalet Cimcoz) sabrını beslemese, gideri gelirinden çok fazla olan galeri yaşadığı kadar da yaşayamazdı. Para yellerinin alabildiğine esmeğe başladığı yıllardı o yıllar. Maya elverişli bir sanat ortamından yararlanmak şöyle dursun, öyle bir ortamın yeniden yaşamasına, tutunmasına yardım çabasıydı.”

Toplumda sanat alıcısı kitlesi oluşturmak ve sanatı yaygınlaştırmak adına Adalet Cimcoz galerisinde taksitli sanat eseri satışını da başlatır. Ancak bütün bunlara rağmen dönemin sanat piyasasının henüz olgunlaşmamış olması ve devlet desteğinin yoksunluğu nedeniyle galeri finansal krizlerle boğuşur. Mayıs 1954'te galerinin yakında kapanacağı haberi kamuoyuna duyurulunca, İstanbul sanat camiası galerinin ayakta kalması için "kurtarıcı sergi" adı verilen bir karma sergi düzenler.  Adalet Cimcoz'a destek olmak isteyen sanatçılar, şairler ve yazarlar ellerindeki en iyi işleri galeriye bağışlar. Paris'teki Türk ressamlardan Anadolu'daki köy öğretmenlerine, dönemin meşhur isimlerinden 5 yaşındaki çocukların resimlerine kadar muazzam bir çeşitlilik gösteren bu karma sergide tüm eserler satılır ve Maya bir süre için ekonomik zorlukları atlatır.  

Fedakarlıklara ve çabalara rağmen kapanır

Adalet Cimcoz'un olağanüstü fedakarlıklarına ve çabalarına rağmen Maya Sanat Galerisi, 1955 Temmuz’unda kapılarını kapatmak zorunda kalır. Fikret Adil, Yeni İstanbul gazetesindeki köşesinde 28 Haziran 1955 günü kapanışını bildirdiği Maya ile ilgili yazısının son cümlesi şöyle:

“Maya” gelecek mevsim açılmayacak. Buna rağmen, yine de büyük, çok büyük hizmetlerde bulundu. Maya, sanat tarihine geçecektir ve takdirle anılacaktır. Ve İstanbul, ilk hususi sanat galerisini açmış şehir olacaktır. Aynı zamanda kapatmak mecburiyetinde kalmış şehir! Maya’nın yerine bakalım ne açılacak? Eğer Welcome yazılı levhalarla bir Night Club açılırsa, iş yapar.”

Maya kapandıktan sonra Adalet Cimcoz, tekrar seslendirme (dublaj) çalışmalarına ve gazete yazılarına ağırlık verir. Yazdığı yazılarda sanat eleştirileri öne çıkarken açılan yeni sergileri hiç kaçırmaz. Hatta 60’ların sonuna doğru -ölümünden birkaç yıl önce- Maya’yı yeniden açmak istediğini dostlarına söylese de bu isteği gerçekleşmez. 

İstanbul’un kültürel hafızasında önemli bir yere sahip olan Maya’nın yerinde bugün bir lokanta faaliyet gösteriyor. Binanın girişinde ise Beyoğlu Belediyesi tarafından asılmış, burada bir zamanlar Maya Sanat Galerisi'nin bulunduğunu hatırlatan bir bilgilendirme tabelası bizi selamlıyor.  Adalet Cimcoz’un sanat ortamı oluşturmak konusunda cesurca attığı adım, bıraktığı sanatsal izler ve Türkiye'de özel galerilerin öncüsü olmasıyla “Maya” hafızalarda yaşamaya devam ediyor.

Kaynak:

Mine Söğüt, Adalet Cimcoz Bir Sanat Öyküsü Denemesi, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2000.

Melda Kaptana, Maya ve Adalet, İstanbul, 1972.

Azime Savaş, Maya Sanat Galerisi, Marmara Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2008. 

Alper Murat Öz, Sanat Yönetimi Açısından Maya Sanat Galerisi, İstanbul Kültür Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2013.

Yorum Yaz