Litros Sanat
Türkiye'nin Dijital Kültür Sanat Gazetesi
2000 Yıllık Tarihi Plan: Süleyman Mabedi
Tevrat'a göre, Kudüs'teki ilk Yahudi tapınağı Hz. Süleyman’ın inşa ettirdiği, Yahudilerin Bet Ha-mikdaş (Kutsal Ev) dedikleri tapınaktır. Hz Süleyman tarafından yapıldığı için de genel olarak “Süleyman Mabedi” ismiyle bilinmektedir.
Mabet Hz. Süleyman’ın vefatından sonra ikiye bölünen krallıktan güneydeki Yuhada Krallığı sınırları içerisinde kalmıştır. Babil krallığına bağlı olan Yahuda devletinin isyan etmesi üzerine Kudüs’ün MÖ 597 yılında II. Nebukadnezar tarafından ele geçirilmesiyle tapınaktaki değerli hazineler alınarak Babil’e götürülmüş ancak Kudüs halkının yeniden isyan etmesi üzerine MÖ 586 yılında Kudüs'ü yeniden ele geçiren Babil kralı tarafından yıktırılmıştır.
MÖ. 515 yılında tamamlanan Yerine İkinci Mabet in büyük bir kısmı Romalı Titus tarafından MS. 70 yılında yıktırıldı. Yahudilerin Simon Bar Kohba önderliğinde, MS. 132-135 yılları arasındaki isyanlarını bastıran Roma İmparatorluğu tapınağın kalan kısımlarını da ortadan kaldırmıştır.
Süleyman Mabedi’nden sadece Herod’un yaptırdığı Ağlama Duvarı olarak bildiğimiz Batı duvarı günümüze kadar gelebilmiştir. İşte Filistin topraklarını işgal eden Siyonistlerin asıl amacı başta Kudüs ve Mescid-i Aksa olmak üzere tüm Filistin topraklarını Yahudi yerleşimcilerle doldurarak Mescid-i Aksa’nın yerine Süleyman Mabedini inşa etmektir. Bir taraftan işgal girişimini tamamlamayı hedefleyen Siyonistler aslında arkeolojik kazı bahanesi ile Mescid-i Aksa’nın altını oyarak Aksa’yı yıkma planlarını da uygulamaya, kazdıkları bu yere inşa ettikleri sinagog-müze ile devam ediyorlar. Biz de İsrail’in yaklaşık 2000 yıllık bu tarihi planının perde arkasını konunun uzmanları ile değerlendirdik.
Taha Kılınç
Gazeteci – Yazar
İsrail, Kudüs'ü Yahudileştirme projesini 1967'deki işgalden günümüze adım adım uygulamaktadır. Bu noktada özellikle şehirdeki üç bölge Siyonistlerin hedefinde bulunuyor: Mescid-i Aksa, Şeyh Cerrah Mahallesi ve Silvan Mahallesi. Şeyh Cerrah ve Silvan'daki işgalci yerleşimler gittikçe çoğaltılırken, Mescid-i Aksa'nın da Yahudilerin kullanımına tahsisi planlanıyor. Mescid-i Aksa'nın etrafında devam eden kazı çalışmaları, öncelikle Süleyman Mabedi"nin temellerine ulaşma amacına yönelik. Ancak şimdiye kadar herhangi bir somut kanıt bulunamadı. Öte yandan bu kazılar, Aksa'nın temellerine ve istinat duvarlarına da zarar verdiğinden dolayı, çökme tehlikesini hızlandırıyor.
Orhan Buyruk
Mirasımız Derneği – Aktivist / Yazar
1980 yılında Mescid-i Aksâ’nın altındaki tüneller keşfedilince; Aksâ’da meydana gelen çatlak ve çöküntülerin de sebebi ortaya çıkmaya başlamıştı. Bu kazılar, medyada ve dünya basınında gündeme gelmeye başladığında; İsrail burada kendilerine ait tarihi kalıntıları ortaya çıkarmak istediklerini belirtmişti. Ancak şimdiye kadar kendilerine ait en ufak bir bulguya rastlamadılar.
Onlar da kendilerine ait bulguların olmadığını biliyordu. Asıl gaye; Mescid-i Aksâ’nın temellerini zayıflatıp, çökmesini sağlamaktı. Hatta bu haliyle hafif bir depremin olması bile Aksâ’yı çökertebilir diye düşünüyorlardı. İsrail, UNESCO‘nun bir araştırma komisyonu oluşturup bu kazıları incelemesine izin vermemiştir. Bütün bunlara rağmen Allah’ın izniyle ilk kıblemiz halen ayakta durmaktadır.
İsrail’in, Mescid-i Aksâ’yı yıkma planları istediği gibi ilerlemeyince; Aksâ’nın altındaki kazdıkları yerde, sözde kendi-lerine ait tarihi bulgular bulmuş gibi yeni bir plan yaptılar.
Bu plan neticesinde; ilk kıblemiz Mescid-i Aksâ’nın altında sinagog ve müze inşa ettiler. Duvarlara tarihi İbranice yazılar yazarak, loş ışıklarla mistik bir hava vermeye çalışıyorlar. Ücreti karşılığında bu müzeyi ve sinagogu ziyarete açtılar. Hatta Netenyahu burada bir toplantıya iştirak etti. Dünyanın dört bir tarafından gelen Yahudileri, bil hassa İsrail’de yaşayan Yahudi çocukları buraya getirerek; “Bakın, işte burası bize aitti, sizler geri almak için çalışmalısınız” gibi telkinlerde bulunuyorlar.
Osman Hazır
İlahiyatçı Yazar – Aktivist
Ramazan ayının başından beri özellikle Şeyh Cerrah mahallesinde ve Mescid-i Aksa’da Filistinlilere ve Müslümanların en kutsallarına yapılan saldırılar bir plan ve projenin son adımlarına ulaşma heyecan ve çabaları olarak görülmelidir. Nedir o son adım? 3000 yıl önce yapılmış olan ancak tarihi süreçte defalarca yıkılmış, en son olarak da Paganist bir tapınak olarak (Jüpiter tapınağı) yapılmış bir mabedin (Süleyman Mabedi) tekraren diriltilme adımı.
Bu son adımı başarabilmek için 19. Yüzyılın başından beri yürütülen demografik, siyasi ve askeri işgal çok can sıkıcı bir boyuta gelmiştir. Düşünsenize; 19. yüzyılın ilk yarısında 11 bin civarında olan Kudüs nüfusunun, 6 bini Müslüman, 3 bin 500’ü Hıristiyan ve bin 800’ü Yahudi’ydi. Şimdi ise şehir nüfusunun yüzde 64’ü Yahudi, yüzde 33’ü Müslüman ve yüzde 2’si Hıristiyanlardan oluşmakta. Yani toprağın üstünün insan yapısını işgal ve baskıyla değiştiren İsrail şehrin en önemli kimliği olan Mescid-i Aksa’yı da yıkmak için çabalamakta.
Bu hedefe ulaşmak için arkeolojik kazı yapmak bahanesi ile Mescidin altını delik deşik etmiş oymuştur. Kendiliğinden yıkılması için çaba harcamaktadır. İsrail’in Mescid-i Aksa’yı yıkmak ve Aksa’sız bir Kudüs’e ulaşmak hayaline dair en önemli göstergelerden birisi; Mescid-i Aksa’yı sildikleri görselleri yaygınlaştırıyor olmalarıdır. Bu şekilde Mescid-i Aksa’sız bir Kudüs tablosunu, ABD'nin skandal bir kararla Kudüs'e getirttiği büyükelçisini ziyaret eden bir grup İsrailli ziyarette Amerikan elçisine takdim etti.
Son söz ve bir soru; Peki İsrail 1980 yılından beri Mescid-i Aksa’nın altında yaptığı kazılarda iddia ettiği Süleyman Mabedine dair bir kalıntı bulabildi mi? Cevap; tabii ki HAYIR.
Yorum Yaz