Minyatürün perspektifi değişiyor mu?

24 dakikada okunur

Sosyal medya  artık birçok konudan ve yenilikten haberdar olduğumuz bir mecra haline geldi. Her gün yeni bir şeye rastlamamak mümkün değil. Son zamanlarda sosyal medyada dikkatimizi çeken konulardan biri minyatür sanatı oldu. Minyatürün kendi geleneği içerisindeki durumuyla dijital dünyadaki varlığını, zamanla aldığı yolculuğunun günümüzde nereye geldiğini merak ettik. Sorularımızı minyatür sanatçıları Günseli Kato,  Cihangir Aşurov ve Gülçin Anmaç’a sorduk.

Hayat o kadar hızlı  akıyor ki yaşımız, ağaçtaki yaprak, elimizdeki fırçanın ucundaki boya ve dokunuşlarımız dahi çok hızlı değişiyor. Sanatlarda değişiyor dönüşüyor yeniden keşfediliyor. Gelenekli sanatların bir dalı olan minyatürde bu değişimden, dönüşümden ya da yeniden keşfedilmeden nasibini alıyor. Minyatürün varlığının hayatlarımıza ve sanatseverlere yansımasındaki değişim acaba sanatta yeni bir alan mı açılıyor sorusunu akıllara getirdi. Bunun üzerine biraz araştırıp, minyatürü günümüzde icra eden yeni nesil sanatçılara ve geleneksel ustalarına, kullanıldığı yerlere, tekniğine ve geleneksel geçmişine dikkatimizi verince merakımız gittikçe arttı. Günümüzde yeni sanatların temellerinin atıldığı ve geleneksel sanatlarla da mutlaka bir noktada haşir neşir olan dijital dünyanın etkisi sanat dünyası için oldukça önemli. Sanatın birçok dalının dijital alanlarda icrasını ve sergilenmesine tanık olduk hatta ortaya yeni sanat alanları, yeni bakış açıları çıktı. Online dünyanın sanat dalları birikmiş bir sanat hazinesinden beslenirken bir yandan da kendi yüzyılının sanatını inşa etmeye çalışıyor. “Sanat için önemli olan dijital dünya, minyatürün güncel durumunu ve günümüzde hayatta kalmasını ve dikkat çekmesini sağladı mı?”, “Minyatür, dijital dünyada  kendisine nasıl bir alan açtı ve bu yeni alanda gelişimi ve geleceği ne durumda olacaktır?”, “Biriktirilmeye çalışılan hazinelerden biri olan minyatürün metaverse, yapay zeka ve NFT için uygulanabilirliği var mıdır?”, “Ayrıca bu durum sanat açısından nasıl bir renk ve perspektif çeşitliliği sunabilir?” şeklinde birçok soru ortaya çıkıyor. Merak edilen tüm bu soruları; ressam ve aynı zamanda minyatür sanatçısı olan Günseli Kato’ya, uzun yıllar sanatını  Türkiye’de icra eden Özbekistanlı minyatür sanatçısı Cihangir Aşurov’a ve bir dönem Nusret Çolpan’ın öğrencisi olan minyatür sanatçısı Gülçin Anmaç’a sorduk. Bakalım ustaların gözünde minyatür, günümüzde ve dijital dünyada  ne durumda?

Teknik değil ruhtaki yenilik

Günseli Kato (Ressam ve minyatür sanatçısı): Minyatür için Saray Nakkaşhânesi üslubu, amacı ve yeri zaman içerisinde o dönemin bambaşka bir sanatı demek istiyorum. Zanaattan ziyade sanat diyeceğim çünkü minyatür çağın da ötesinde hayal gücü ile yapılır ve sultan içinde icra edilirdi. Şu andaki çağdaş sanatın ötesinde bir anlam yükleyebilirim. Ama zamanımıza geldiğimizde o kadar kısır, bağnaz ve bir o kadar da cesareti olmayan bir zanaat haline geldi. Bu durum beni çok üzüyor ve umudumu  yitiriyorum. Bu kadar senedir ben bu işin içindeyim. İlk minyatür eğitimi alan ve bu vizyonu ilk rönesans yapmak üzere Süheyl Ünver Hoca’nın talebesi olarak eğitim alanlardanım. Burada söylemek istediğim şimdiki sanatçıların bu kadar mı hayal gücünden yoksun ve renksiz dünyada yaşadıkları. Şu anda yapılan minyatürlerin geçmiş yüzyıldaki minyatürlerle mukayese ettiğim zaman hiçbir not veremiyorum maalesef. Minyatürler sadece hediyelik eşya zanaatinin dışında çıkmayan çalışmalar olarak kalıyor. Yeni genç sanatçılar, eski dönemin bütün objelerini kullanarak hiçbir yenilik getirmeden farklı şeyler deniyorlar. Yenilik dediğin şey teknikle değil ruhtaki yenilikten olmalı ama bu eksik ve malesef çok gerideyiz. 

Minyatürü okuyamıyorlar

Dijital dünyada yeni bir şeyler yapmaya çalışan bir gençlik var. Onlarda  minyatürü biraz tiye alıyorlar. Minyatürün tekniğini ya da modellerini kullanarak yeni dünyaya siyasi mesaj vermeye çalışıyorlar bu da değişik bir formattır. Geleneksel sanatları araç olarak kullanıyorlar. Dijitalde oyun oynuyor ve o  dijital malzemeyi kullanıyorlar. Buna dışarıdan bakılan bir gözle yani Türk olarak değilde yurt dışından bakılan bir gözle bakıldığında enteresan oluyor. Çünkü yine geleneği kullanıyorlar. Tüm geleneksel formları kullanıp bir hiciv sanatı yapmaya çalışıyorlar. Minyatürü okuyamıyorlar aslında minyatürü okumak demek yüzyılları okumak demek. Ayrıca geleceği okuyacak vizyona sahip olmak da demektir. Vizyon dediğin şey içinde hem uhrevi hem de beynin yapısıyla ilgili bir şeydir. Sanat icra etmeye çalışanların ve sanatı talep edenlerin beyinleri şu anda kurumuş durumda. Beyinler sadece sosyal medyadan oradan buradan kapmaca kopyelerin bir araya gelmiş halinde. Din ve sanat en muhteşem bir birliktelik içerisinde. Yaratan Allah’ın gücüyle yaratıyor sanatçı ve  sen Allah’ın bir parçasısın. 

Sanatçılar minyatürü hayata döndüremedi

Minyatür, Türkiye’de hiçbir zaman dikkat çeken sanat ya da zanaat kolu da değil. Belirli bir gruba mahsus ve kendi içlerinde gelin güvey oldukları, vakit doldurdukları bir aktivite halinde. Minyatürü sanatçılar hayata döndüremedi. Üniversitelerdeki eğitimle kurslardaki eğitimler de aynı. Geleneksel sanatlar bir kurs ve bunun ötesine geçmeyen bir eğitim içerisinde. Bunu akademik hale sokabilmek için dünyaları dolaşmaları lazım. Ben minyatür üstadıyım demiyorum minyatürü çok iyi biliyorum diyorum. Ayrıca  minyatürden yola çıkıp yeni bir şeyler yeni bir sanat yaptığımı söylüyorum. Minyatür yapmıyorum, Asya’nın minyatüründen ve resminden besleniyorum. Tüm Uzak Doğu’da olan minyatürünün esas menşeinden  beslenerek yeni dünyaya bir şeyler veriyorum.

Dijital dünyada bir geleceği olabilir 

Minyatür araç olarak kullanarak dijital dünyada bir gelecek olabilir tabi ki de. Bu şekilde yeni bir sanatta ortaya çıkarabilirsin yahut da kendi kimliğini ortaya çıkarabilirsin. Birçok Uzak Doğulu ve Ortadoğulu sanatçılarda kendi geleneği içerisinde bu dijital mecraları kullanıyorlar bizde kullanabiliriz. Tüm sanatçılar, sanatı araç olarak kullanarak yeni bir sanat ortaya çıkarabilirler. Yahut da bunun yerine kendi kimliğini ortaya koymak adına yeni dünyanın bütün malzemelerini kullanabilirler. Çünkü bu yeni dünyanın malzeme çeşitliliğini kullanmak  kişinin kendi kimliği için çok önemlidir.

Minyatürün bir hafızası vardır

Cihangir Aşurov (Minyatür sanatçısı): Osmanlı ya da şimdi için konuşacak olursak Türkiye, Orta Asya, İran ve Hindistan coğrafyasında asırlardan beri gelenekli sanatlar devam etmiştir. 19. yüzyıldan sonra geleneksel sanatlarda özel olarak konuşacak olursak minyatür sanatında gelen devamlılık sağlanamamıştır. Osmanlı topraklarında 16. yüzyılda minyatür sanatının zirve dönemidir. Sanatın hep bir zirve dönemi olmuştur. Tabii  her  döneminde kendi güzellikleri vardır. Son zamanlara doğru ise minyatür sanatında değişiklikler göstermiş ve sanat açısından çıkışlar inişler olmuştur. Bu kalite düşüklüğünü 16. yüzyıl ile kıyaslama yaptığımız zaman net bir şekilde görebiliriz. Dönem dönem yaşanan savaşlar veya ekonomik sıkıntılardan dolayı minyatür başta olmak üzere sanatlara eskisi gibi değer gösterilmediğinden bu da sanata olan ilgiyi oldukça azaltmıştır. Hocalarımız minyatür sanatı başta olmak üzere diğer sanatları hayata döndürmek ve kalkındırmak için gerekli çabaları göstermişlerdir. Sonrasında gelen nesil bu çabaları biraz daha ilerletmiş günümüzde ise minyatür artık gerekli ilgiyi kazanmıştır. Minyatürü bu nedenler hayatta tutmuştur. Her insanın tarihine ilgisi ve merakı vardır. Minyatür sanatının kendi tarihsel geçmişinden gelen bir hafıza ve bir sanat olduğunu fark eden kişi için bu durum büyük motivasyon kaynağıdır.

Minyatür dijital dünyada gelişim gösterecektir

Son zamanlarda gelenekli sanatlara ilgi artmaya başladı. Dolayısıyla bu sanatlar tekrardan ihya edilmeye başlandı. O sanatlardan biri de minyatürdür. Ayrıca son zamanlarda minyatür ile meşgul olan kişilerle talep edenlerin sayısı arttı. Her şeyde olduğu gibi bu artışla birlikte minyatürde de ilerleme ve değişim olacaktır. Bunun içerisinde çağımıza yönelik de değişimlerde yer alacaktır. Güncel ne varsa etkisini gösterecektir. Fakat olacak etkinin olumlu mu olumsuz mu olacağını zaman gösterir. Olumluluk gösteren şeyler ayakta kalacak olumsuzluk gösteren şeyler tutmayacaktır. Kendim dijital dünyayla rutin hayatımda ilgilenmiyorum. Doğal olarak minyatür sanatında dijitallikle de uğraşmadım ama bu sanatı dijital dünyada kullanan icra edenler var. Bundan dolayı minyatür dijital dünyada da bir gelişme gösterecektir.

Yeni sanatın geleneksel bağları olacak

Dijital dünyayla pek ilgili değilim bu yüzden minyatür sanatının bu mecrada gelişimini ve yarattığı sanatsal alanı değerlendiremem. Ben sadece minyatür sanatçısıyım ve bir sanat eleştirmeni olmadığım için dijital ve minyatür üzerine kesin bir görüş sunamam.  Fakat minyatürün gelişimini görmemiz için minyatürün tarihine bakmamız lazım. Ama dijital dünya için bunu konuşacak olursak bence minyatür bu alanda ilerleyecek çünkü her şey dijitalleşmeye başladı. Belki de minyatür dijital dünyada minyatür olarak kalmayacak değişecek ve yeni oluşan sanatsal şey temellerini minyatürden almış olacak. Oluşacak bu yeni sanatında kendi geleneksel bağları oluşacaktır.

Minyatürde bir üretim çeşitliliği var

Gülçin Anmaç (Minyatür sanatçısı): Minyatür sanatı, yapım teknikleri ve felsefesi olarak geleneksel sanatların önemli bir unsuru olmasına rağmen aynı zamanda resim sanatıdır. Bu onu her zaman farklı sanatlar ile kardeş ve irtibat halinde tutabilir, ayrıca minyatür sanatının tasvirlerini gören herkesi, ön bilgiye sahip olmadan bile kendine yakın hissettirir. Günümüzde tamamen geleneksel teknikler ile yapılan üretimler yanında, tablo çini seramik ahşap metal gibi farklı materyaller üzerine çalışan veya çok küçük ebatlarda çalışanlar yanında oldukça büyük tablolara sanat üretimini gerçekleştiren sanatçılar var. Bunların yanında minyatür sanatı unsurlarını kullanarak sadece dijital ortamda eserlerini oluşturanlar da mevcut, yani günümüzün sanat piyasasında olduğu gibi çok hareketli bir üretim çeşitliliğinden söz edebiliriz. Minyatür sanatı kendi tarihi içerisinde, kitap içinde yazıyla ifade edilen anlatımı görsel olarak destekleyen bir sanat iken, bireysel olarak sanatçısının ifade etmek istediklerini duvara tablo olarak tasvir ettiği sanata doğru ilerlemiştir. Kullanılan teknikler geçmişte kullanılan ile aynı olabildiği gibi, zemin boya malzeme ve tekniklerin tamamen değiştiği veya bir arada farklı malzemelerin kullanıldığı çalışmalar yaygındır. Resim sanatı içinde yer alarak ama kendi kurallarının getirdiği farklı bakış açılarıyla özgün bir alan yaratarak, her zaman ilgi gören bir merkezde olmuştur.

Sanat bireysel bir üretim

Geçmişinde bir şeyleri ifade etme derdi taşıyan sanatın, açıklamaya ihtiyaç duyulan şeyin sanat olmayacağı kabul edilen bir döneme doğru evrilmesinde, şüphesiz günümüz dünyasında her şeyin hızla değişmesi ve tüketim merkezli olmasının etkileri var. Sanat kurumları ve piyasası kaçınılmaz olarak bu sürece uyuyor ve bu süreci oluşturuyor. Minyatür sanatı tüm bu gelişmelerden ayrı düşünülemez kuşkusuz, sanat bireysel bir üretim olduğu için günümüzde sanatçılar üzerinden sanatı konuşmak daha sağlıklı bir tavır olacaktır.

Teknolojiye entegrasyonda sanat ayrımı yok

Günümüz yeni sistemlerinin, şu sanata uygulanır veya bu sanata uygulanamaz gibi bir durumu yok. Sanatın ileri teknolojiye entegrasyonunda zaten sanat ayrımı yok. Uygulanabilirliği mümkündür ve dijital ortamda minyatür sanatının unsurlarını kullanarak üretim yapanlar, daha hızlı bir şekilde yeni değişime adapte oldu. Bir eseri fiziki olarak almak veya NFT olarak satın almak alıcının kişisel tercihi oluyor. Sanat eserine sahip olmak değil, onun önem artışını bir ekonomik değer olarak algılamak ve ödemeyi yeni para birimleri ile yapmak çok yeni uygulamalar. Bu yeni kavramlar hızla kabul görüyor ve sanatçıların satış haklarını kendilerinin yönettiği, irtibatlarını kendilerinin oluşturabileceği bir yeni alan olarak anlatılıyor. Dijital eserler, sanal galeriler, mevcut duruma hizmet sağlayıcı projeler ve tüm bunları destekleyen kurumlar ise etki-tepki perspektifinde sürekli kendilerini yeniliyor. Bu yeni döneme dahil olmak veya olmamak kararını şimdilik belirleyen şey; sanatını üreten ve neyi niçin nasıl neden yaptığını en iyi bilen olarak, kendi duruşu doğrultusunda ve son derece bireysel şekilde sanatçının kendi tercihidir. Önümüzdeki süreçte, belki bu sistemlerin giderek kurumsallaşması ve çok fazla yaygınlaşması ile hakimiyet alanları genişlediğinde, bireysel duruşların etkisi giderek azalacak ve sisteme dahil olmak ise tercih nedeni olmaktan ziyade bir zorunluluk veya gereklilik şekline dönüşebilecektir.

 Sanatla hayat beraber yol almakta

Üç kıymetli ismin görüşleri üzerine şunları söylemek yanlış olmasa gerek. Günümüzde minyatür geleneksel bağlarıyla hala mevcuttur. Hayatın dijital dünyaya entegre olmak zorunda olduğu durumlar olduğu gibi minyatürde diğer sanatlar gibi yeni nesil sanatçıların elinde belki kendi formlarında belki  de yeni sanatların formuna temel olacak bir niteliktedir. Değişim hayatla birlikte sanatla beraber yol almakta. Minyatür var geleneksel haliyle de var dijital dünyada yeni kimliğiyle de var. Önemli olan olana ya da olmaya yüz tutana isim vermek değil. Asıl önemli olan şey anlatmak istediğimiz şeyi anlatabildik mi?  Yeni dünyanın ruhu ve felsefesini kullanarak sanatımıza mı yoksa onun aracılığıyla kendimize mi bir kimlik biçtik? Dosya haberimizde geleneksel sanatlardan biri olan minyatürün genel olarak ahvalini ve dijital dünyayla ilişkisini konuştuk. Sanatla ve yenilikle kalın…

Önceki Yazı

Meşhur olmak için sanatçı olmayız!

Sonraki Yazı

Zarif ve kırılgan öyküler: Sardunyaların Kışı

Son Yazılar

Bir değirmendir bu dünya

Muhtârî’nin “Men be-pây-ı hod in hatâ kerdem/Tâ be-destâ renc gestem âsiyâb” (Ben kendi attığım yanlış adım