Muğam Nerede Duruyor?

5 dakikada okunur

Ülkemizde ve dünyada müzik yüksek tebaaya ve halka yapılan müzik olarak ikiye ayrılıyor gibi gözükmekte. Fakat işin içerisine girildiğinde bu durumun tam da böyle olmadığını görüyoruz. Halk müziği klasik müzik ya da saray müziği denilen müziğe göre sanki basit, net ve daha anlaşılır gibi düşünülmektedir. Sanatın toplumlardaki karşılığına göz attığımızda bunun tam da böyle olmadığını görüyoruz.

Halk müziklerini inceleyecekseksanatsal açıdan bir okyanusun içerisine girmeye de hazır olmalıyız diye düşünüyorum. Azerbaycan Halk Müziği, hem bizim müziğimiz olarak çerçevelendirilecek kısımda duran hem de ‘bizim’le irtibatı yüksek debide seyreden bir müzik dünyası ve tarzıdır.

Azerbaycan Halk Müziği,Muğam müziği olarak da tanımlanmış ve tanınmıştır. ‘Muğam’ aslına bakılırsa Arapça’daki ‘makam’ kelimesinin halk arasındaki söyleniş biçimidir. Muğam müziği bir makam müziğidir diye tanımlandığında bile işin tekniğive biçimi hakkında fikir sahibi oluyoruz. 14. yüzyıla kadar bölge ülkelerinin ortak müziği olarak kabul edilmiş, daha sonra siyasi değişimler sonrasında dönüşmeler baş gösteriyor.

Türkçe’nin en arı halinin Farsça ve Arapça ile etkileşime girdiği, edebiyatın da bu etkileşim ve zenginlikten nasibini aldığı eşsiz bir dönemden bahsediyoruz.

Yunus Emre, Dede Korkut,Hafız-ı Şirazi ve Fuzuli… Kültür sanat dünyamızın dört bucağını yeşillendiren ve renklendiren bu üstatların Muğam Müziği’ne olan etkisi büyük. Şu enstrümanları saydığımızda bile hem bizden hem de bize çok yakışan olarak tanımlamak doğru olur:Bendir, balaban, tar, ney, kaval, tulum, zurna, kabak kemane ve santur…

Öyle bir coğrafya ki burası edebiyat anlamında şiirsel bir nehir gibi. Yüzyıllar boyunca herkes bu nehirde yıkanmış ve hala yıkanmaya devam ediyor.

Sovyet döneminde kültürel kimlik kaybının olduğu ve sekülerleşmenin de vurucu bir etki yaptığı herkesin malumu. Fakat Azerbaycan coğrafyasına Sovyetlerin sanatsal açıdan müthiş bir disiplin getirdiği de açık. Özellikle Muğam’ın ve halk edebiyatının Batılı tarz sanatla olan önemli ilişkisi de zengin bir iklim ortaya çıkarıyor. Öyle ki 20. Yüzyıl Azerbaycan Müziği için çok belirleyici olmuş, bu dönemde icra edilenÜzeyir Hacıbeyov’un “Leyli ve Mecnun” operası Doğu’nun ilk operası olarak kabul edilmiştir.

Muğam denildiğinde 21. Yüzyılın en büyük efsanesi olarak değerlendirmemiz gereken Alim Qasimov’u söylemeden geçemeyiz. UNESCO müzik ödülüne de layık görülen Qasimov ile ilgili sayfalar dolusu kitap, saatler boyu belgesel çekilse onu ifade ediş biçimimiz mutlaka eksik kalacaktır.Okuduğu eserlerin içerisinde nağmeleriyle usul usul dans eden bir usta Alim Bey. Kızı FerganaQasimov ile birlikte söylediği eserler de müziği icra ederken nasıl muhabbet edilirin dersini verir nitelikte. Qasimov, hem mistik, hem milli hem de Batı tarzını müziğinde özel bir harman yapan eşsiz bir müzisyen.

Muğam müziği şimdilerde Alim Qasimov ile emin ellerde! Fakat Muğam’ınincelenmeye konuşulmaya, anlaşılmaya ve daha çok dinlenmeye ihtiyacı var.

Önceki Yazı

2021 Yunus Emre Yılı

Sonraki Yazı

Sinemanın ‘Şen’ Yüzü

Son Yazılar

Kandahar

Kandahar Büyük İskender’in gelişi ile batılı tarihçilerin ilgisini çekmiş, hakkında çok sayıda yazılar ele alınmıştır. Antik

Ramazan Penceremde

Pandemi öncesi sokaklara taşan Ramazan ruhunu evlere sığdırmak isteyen bir grup genç anne, sosyal medyada başlattıkları