Mustafa Kutlu’yla Öykü Günleri’nde buluştuk

/
8 dakikada okunur

Esenler Belediyesi’nin düzenlediği “Esenler Öykü Günleri”nin bu yıl üçüncüsü gerçekleşti. “Yol Öyküleri” temasıyla düzenlenen programın bu yıl onur konuğu ise yol ve öykü denilince akla ilk gelen isim Mustafa Kutlu oldu. 3 gün boyunca 21 yazar, 7 oturum ve farklı etkinliklerle Türk edebiyatında yol öykülerine dikkat çekildi.

Türk öykücülüğünde kendine özgü bir yer edinmiş olan Mustafa Kutlu’nun katılımıyla gerçekleşen “ Esenler Öykü Günleri”nin açılışına birçok yazar ve edebiyatsever katıldı. Açılış konuşmasında yolda olmanın yazılmaya değer bir şey olduğuna dikkat çeken Kutlu, önemli olanın hangi yolun seçildiği ve hedefin ne olduğunu belirlemek olduğunu söyledi. 

O günden bugüne hikâye anlayışım değişmedi

Mustafa Kutlu o günden bugüne hikâye anlayışının değişmediğini belirterek konuşmasını Hece Dergisi için hazırladığı ve kendi hikayeciliğini özetlediği yazıyı okuyarak yaptı. Ayrıca güzel bir yol hikâyesi olarak “Tirende Bir Keman”, “Kar Üstüne Kan Damlar”, “Hacca Gidebilmek” gibi kitaplarından bahseden Kutlu, “Ben eski dumanlı trenleri çok seven biriyim. Benim bir kitabım var “Tirende Bir Keman” diye. Orada bir kahraman var trenlerde keman çalarak geçiniyor. Bu güzel bir yol hikayesidir aslında. Sinemacı biri olsa da çıksa onu çekse yani. Harika bir film olur gibi geliyor bana.” dedi.

Ardından gerçekleşen ve Mustafa Kutlu’nun da dinleyici olarak katıldığı “Mustafa Kutlu’nun Öykülerinde Yol” başlıklı oturumda ise Mukadder Gemici, Kutlu’nun yol hikâyeciliğinde kurucu bir isim olmasının üstünde durarak “Tirende Bir Keman” kitabından bahsetti. Hikâye boyunca devam eden keman sesinin Türk sanat müziğine bir yüceltme içerdiğini aynı zamanda kitapta dil bakımından Türkçeye verilen kıymetin de gözler önüne serildiğini belirtti. En kötü karakterden en masum karaktere kadar umutsuz ve karamsar bir duygu içermeyen kitapla ilgili son olarak Gemici, “Kitabı kapattığınızda içinizde iyicil bir duygu kalıyor.” diyerek özetledi. 

Oturum sonunda açıklık getirmek istediği meseleler olduğunu söyleyerek söz alan Mustafa Kutlu, “Yoksulluk İçimizde” kitabındaki Süheyla karakterinin mânâ itibariyle bir yıldız olduğunu söyledi. Modern bir Leyla Mecnun hikayesi yazdığını söyleyen Kutlu, çölde kaybolmuş Mecnun’un nasıl bir yol gösterici yıldıza ihtiyacı varsa, Engin’in de yolunu bulabilmesi için Süheyla’ya yani o yıldıza ihtiyacı olduğuna dikkat çekti. 

Bir yolculuğun başlangıcı muhakkak bir evdir

Zeynep Türkoğlu moderatörlüğünde gerçekleşen, Mehmet Mazak ve Fahri Tuna’nın konuşmacı olarak katıldığı “Şehir ve Yol” başlıklı oturumda ise yazar  Mehmet Mazak şehir ve yol ilişkisine dair önemli noktalara değindi.

Medeniyetin merkezi olan şehrin insanların bir arada yaşadığı, kültür sanatın ve ticaretin bir arada yürüdüğü yerler olmasıyla birlikte aynı zamanda şehirde bulunan evlerin de bir yolculuğun başlangıcı olduğuna dikkat çekti. Şehri bir kitaba benzeten Mazak, “Bir kitabı elimize aldığımızda anlayabilmemiz için baştan sona okumamız gerekir. Şehirlerimiz de böyledir. Sadece meydanlarını, caddelerini gezmekle gittiğiniz şehri anlayamazsınız. İzbe sokaklarında gezdiğinizde, çeşmesinden su içtiğinizde şehri daha iyi hissedersiniz.” dedi.

Bir şehri gerçek manada gezmenin arabayla değil de yürüyerek olacağı konusunda çoğu insanla aynı fikirde olduğunu söyleyen Mazak, gidilen şehrin size hikâyesini aktarması, bütün geçmişini anlatabilmesi için onunla zaman geçirmenin gerekliliğinden bahsetti. 

Şehir insanla konuşur, dinlemesini bilene!

Şehir, adımlarla gezilir; kulağınızı eski yapılara yaslayarak dinlenir diyen Mazak’ın  bu sözleriyle her şehrin bir sesi olduğu manasına kavuşmakla beraber tam da bu doğrultuda Mazak, İstanbul için, “İstanbul’un sesi davudi ve uhrevi bir sestir.” dedi. Şehrin her sokağının bir dili ve bir sesi vardır şüphesiz. “Peki bu sesi günümüzde ne kadar duyabiliyoruz?” sorusuna ise,  “Bugün bunu kaybettik. Bugün her yerde aynı musikiyi dinliyoruz. Eskiden her bölgenin musikisi farklıydı. Şehrin sesi bizim medeniyet kimliğimizin sesidir.” ifadelerini kullandı.

Özet niyetine

Gerek oturumlarıyla gerek etkinlikleriyle üç gün boyunca dolu dolu ve yoğun ilgiyle geçen “Esenler Öykü Günleri”ne geriye dönüp bakacak olursak, kabuğundan çıkmayı çok tercih etmeyen usta öykücü Mustafa Kutlu’nun katılımları ve konuşmaları ile güzel anlar yaşandı. Toplam 21 yazarın konuşmacı olarak katıldığı oturumlarda birbirinden kıymetli konulara değinildi. Ayrıca Mustafa Kutlu’nun kitabından sinemaya uyarlanan “Uzun Hikâye” film gösterimi etkinliği yoğun katılımla gerçekleşti. Kapanışında ise Erol Çalı ve Tansu Can müzikseverlere yol türkülerinin seslendirildiği bir konser verdi.

“Mavi Kuş” tiyatro gösteriminden bahsetmeden bu bahsi kapatmak istemem elbette. Mustafa Kutlu’nun Mavi Kuş romanından tiyatro sahnelerine uyarlanan oyun, tren istasyonuna gitmek üzere kasabanın tek otobüsü “Mavi Kuş”ta yolları kesişen bir grup yolcunun sürprizli yol hikâyesini anlatıyor. Anlattığı yol hikâyesi ve karakterleriyle yüzünüzde bir tebessüm bırakan sonu sürprizlerle dolu oyunu izlemek keyif vericiydi. 

 

Önceki Yazı

Yapay zekayla Tanpınar’ın karakterlerine yolculuk başladı

Sonraki Yazı

10 adımda çocuğa göre edebiyat

Son Yazılar

Demiryolu edebiyatı

Türk ve dünya edebiyatında tren/demiryolu etrafında şekillenen çok sayıda eser mevcut. Bunlar arasında çocuk yaşta okuduğum,