Muvakkatın cazibesi

5 dakikada okunur

Stephen King’in “11/22/63” adlı kitabından aynı adla sekiz bölümlük dizi yapıldı. Öykü özellikle finaliyle izleyenleri büyülemişti. Bu yazı o büyünün menşeine yöneliktir. Hayatımın hatırlayabildiğim en erken zamanlardan itibaren kendi tabirimle Muvakkat Dünyalar’la temasım vardı. Ara sıra bu âlemlerde bulunur, orada yaşadığım şeyleri anlatmaya doyamazdım. Ne yazık ki bir düğmeye basarak kendimi oralara ışınlayabilecek bir  düzeneğe sahip değildim. O kapılar hiç ummadığım zamanlarda açılırdı. Heyecan vericiydi. Birini anlatayım. 

On yaşında falandım. Bir gece bir ziyaretçim geldi. Çatı odasında yatıyordum. Uyandım. Beni bir yerlere götüreceğini söyledi. Birlikte evden çıktık. Yaşını otuz başları olarak tahmin ettiğim rehberimin evdeki diğer gözlere ve algılara kapalı bir yapısı vardı. Normal sesle konuşmasına rağmen evde kimseler uyanmadı. Dışarıda normal bir gece yarısı sonrası saatlerin tenhalığı vardı. Kıştı da üstelik. O sıralarda televizyon bile olmadığı için herkes uykudaydı. Birlikte biraz yürüdükten sonra alışılagelmiş mahallemiz kelimenin tam anlamıyla bitti. Derin bir uçurumun kıyısında durduk. Rehberim bulunduğumuz yerden uçurumun karşı kıyısına uzanan bombe şeklindeki köprüden geçmemi, karşıda beni birisinin beklediğini söyledi. Derin uçurumu görmemek için köprüden dört ayak kalbim gümbür gümbür atarak karşıya geçtiğimde havanın aydınlandığını ve orman içinden gelen bir yolun başında yaşıtım birinin beklediğini görerek sevindim. Çocuk sevinçle gülümsedi ve sanki yıllardan beri tanışıyormuşuz gibi havadan sudan konuşarak yürüdük. Ormanın bitiminde şeffaf malzemeden yapılmış evler vardı. Bunlardan birine girdik Orada yaşıtım kızlı erkekli beş çocuk daha vardı. Onlarla uzun zamandır tanışıyormuş gibiydim. Birlikte oyunlar oynadık. Havada asılı durabilen tuhaf oyuncakları vardı. Kısacası yirmi-otuz buluşmadan sonra beni ormanlık yoldan alıp şeffaf evdeki yeni arkadaşlarıma götüren çocuğu ne yaparsam yapayım bizim mahalleye getiremeyeceğime, onun vasıtasıyla arkadaşlarımı şaşırtıp kendime hayran edemeyeceğime kani oldum. O başka bir dünyaya aitti ve benim gibi bir rehbere sahip değildi. Ne kadar üzülmüştüm o sıralar. Ömrüm boyunca o çocukları unutamadım. Yüzleri hâlâ gözümün önündedir.

“11/22/63” yani 22 Kasım 1963 J. F. Kennedy’nin suikastle öldürüldüğü tarihtir. Romanda bir lisede İngilizce öğretmeni olan Jake Epping bir lokanta deposunun geçmişe açıldığını öğrenir. 2016 yılından 1960 yılına geçiliyordur. Orada ne kadar zaman geçirilirse geçirilsin kendi dünyasında bu iki dakikaya tekabül etmektedir. Bu geçidi Jake gösteren lokanta sahibi yaşlı ve ağır hastadır. Jake’den geçmişe giderek Kennedy’e Lee Harvey Oswald tarafından yapılan suikastı engellemesini ister. 

Jake geçmişte hayatının aşkıyla karşılaşır, ama kız her seferinde ölür. Tekrar tekrar zamanda yolculuk ederek bunu değiştirmeye çalışırsa da başaramaz. Farklı zaman kulvarındaki aşk nasibi değildir. 

Finali anlatmadım. Takdiri size bırakıyorum. 

Önceki Yazı

10 adımda çocuğa göre edebiyat

Sonraki Yazı

Çıldırsın ağaçlar!

Son Yazılar

Bir değirmendir bu dünya

Muhtârî’nin “Men be-pây-ı hod in hatâ kerdem/Tâ be-destâ renc gestem âsiyâb” (Ben kendi attığım yanlış adım