Müziğimi Paylaşmayı Seviyorum

/
15 dakikada okunur

Anadolu’nun tınılarına dünya çapında yaptığı müzik projelerinde yer veren Coşkun Karademir, ilk solo albümü Hemdem ile müzikseverler ile buluştu. Albümde sürpriz isimler ile eserler seslendiren Karademir, “Arkadaşlarımı da davet ettim. Çünkü müziği paylaşmayı seviyorum. İnsan sevdiğini arar bu alemde bulunca da hemdem olur derler ya bende sevdiğim dostlarımı bulunca paylaşmaktan geri duramadım. Zaten böyle düşündüğüm için bu zamana kadar hep proje albümü yaptım.” diyor.

“Aşıklar, ozanlar benim müziğimin gıdası.” diyen sanatçı Coşkun Karademir, Hemdem albümünü Litros Sanat’a anlattı. Albümünde Buray, Ceylan Ertem, Zeynep Bakşi Karatağ ve Ayfer Vardar ile düetler yapan Karademir, Yunus Emre ve Pir Sultan Abdal gibi Anadolu coğrafyasının gönül erlerini de anıyor. Gelecek projelerinden bahseden sanatçı, dijital dünyadaki hızlı tüketimin müziği itibarsızlaştırdığına da dikkat çekti.
Albümün isminden başlayalım. Neden “Hemdem”?
Albümde sanatçı dostlarım bana eşlik etti. Bir müzikal paylaşım diyebiliriz. Sesleriyle sedalarıyla dem kattılar. Nihayetinde bu birleşme gönüllerde hemdem olmayı hissettirdi. Kısacası albüm içeriği ile müsemma oldu diyebiliriz.
Bu sizin ilk solo albümünüz sanırım…
Hemdem’den önce proje bir albüm yayınladım, Silence (Sessizlik) adında. Caz piyanisti Tord Gustavsen, Derya Türkan ve Ömer Arslan ile birlikte. Daha öncede yine proje albümlerim oldu. Coşkun Karademir Ouartet’te benim müziklerim çalındı. Hatta bu albüm Dünya Müziği exposu olarak bilinen WOMEX’te Türkiye’yi temsilen seçildi. İranlı vokalist Mahsa Vahdat’ın da yer aldığı grubumuz The Secret Ensemble ile albüm yaptık. Bunlar dışında enstrümantal solo single ve IP çalışmalar yaptım. Bunların hepsi proje albümleri idi. Hemdem bu anlamda benim ilk solo albümüm.
Müziğimi paylaşıyorum
Neden albüm yapmak istediniz?
Sadece enstrüman çalan ya da müzik üretimi yapan, aranjör değilim. Yıllardır konserlerimde eserler seslendiriyorum. İnsanlardan da talepler vardı. Bende albüm yapmak istedim. Arkadaşlarımı davet ettim. Çünkü müziği paylaşmayı seviyorum. İnsan sevdiğini arar bu alemde bulunca da hemdem olur derler ya bende sevdiğim dostlarımı bulunca paylaşmaktan geri durmadım. Zaten böyle düşündüğüm için bu zamana kadar hep proje albümü yaptım.
Eserlere nasıl karar verdiniz?
Seçtiğim eserlerin hepsi daha önce konserlerimde icra ettiğim repertuvarımda olan parçalar. Eserlerden sadece biri yeni bir çalışma. Ceylan Ertem ile seslendirdiğimiz Kapanmıyor Yaralar’ın bestesi bana sözü ise Ceylan’a ait. Buray ile Leylâ’yı, Zeynep Bakşi Karatağ ile Sabahtan Cemâlin Seyran Eyledim deyişini ve Ayfer Vardar ile de kült bir eser olan Kırtıl Semahı’nı kaydettik. Bunlar dışında albümde benim solo olarak okuduğum; Ya Rab Bu Ne Derttir, Kara Tren, Bugün Bayram Günü Derler ve Şem’a Yanan Pervaneler eserleri var. Tabii bunların hepsine kendi müzik yorumumu kattım.
Yalnız bir türün sanatçısı değilim
Buray ve Ceylan Ertem dinleyicilere sürpriz oldu…
Aslında ben kendimi halk müziği kategorisine koymuyorum. Müzik üreten, icracı bir sanatçıyım. Sazım ve kültürüm gereği halk müziği icra ediyorum ama dünya ve etnik müzik alanında çalışmalarım var. Özetle şunu söylemeye çalışıyorum, ben sadece bir türün sanatçısı değilim. Ama tabii Zeynep Bakşi Karatağ ve Ayfer Vardar’ın yaptığı müzik ile bağımız var. Onların müziğine dokunuyorum. Sanırım burada en uzak kaçan Buray… Pop müzik ile ilgili bir çalışmam olmadı.
Peki Buray ile yolunuz nerede kesişti?
Albümde buluştuğum isimlerin hepsi müziğimi paylaştığım sanatçılar. Buray ile daha öncede çalışmamız oldu. Hatta halk müziği konseri verdik. Babası geleneksel müzik icra eden değerli bir sanatçı. Bu anlamda Buray da evde bağlama ile büyüdü. Şimdi başarılı bir müzik yolculuğu var. Ancak kendi kökenini bilerek ilerlemesi çok anlamlı. Bizim buluşmamızda onun türkülere olan bağı ile oldu.
Kapanmıyor Yaralar parçası nasıl ortaya çıktı?
Bestesini sanırım birkaç yıl önce kaydetmiş, bırakmıştım bir köşeye. Ceylan ile muhabbetimiz çok daha eskilere dayanır. Daha sonra Hemdem için çalışırken Ceylan’a dinlettim bu besteyi, o da buna söz yazmak istediğini söyledi. Ortaya güzel bir parça çıktı.
Aşıklar müziğimin gıdası
Anadolu coğrafyasının çok kıymetli isimleri albümünüzde; Yunus Emre, Pir Sultan…
Aşıklar, ozanlar benim müziğimin gıdası. Bu zamana kadar bütün vaktim onları idrak etmekle geçti. Onların sözleri üzerinden hikayeler oluşturmaya ve onları anlatmaya çalıştım. O yüzden bir söz söyleme ihtiyacı olmadı. Pir Sultan Abdal’ın, Karacaoğlan’ın, Yunus Emre’in yazdıklarına bakınca kendi karaladıklarımı geri çekiyorum, utanıyorum… Ben müzikal olarak bu kültüre hizmet etmeye çalışıyorum. Bu anlamda Hemdem’de de farklı bir şey olmadı. Yine onlardan bir şeyleri dile getirdim.
Yazmaya cesaret edemiyorum
Kendi sözlerini yazdığınız bir albüm olur mu ileride?
Yakın zamanda böyle bir şey olmaz. Dediğim gibi yazma cesaretini kendimde bulamıyorum. Bu saydığım aşıkları, ozanları çok okurum aslında. Onlardan ilham da alırım ama elim gitmez yazmaya…
Anadolu müziğini devam ettirmeye ve ileri taşımaya gayret eden birisiniz aslında… Böyle bir misyon mu edindiniz?
Motto cümlelerle müziğime yön vermiyorum. Kendi ürettiğim şeyler dışında Anadolu’dan bir şeyler katmayı seviyorum. Sürekli kendimizi güncellememiz lazım. Önümüze yeni şeyler geldiğinde biz de üretim bandımızı genişletiyoruz. Ama üretirken topraktan malzeme almayı seviyorum. Nihayetinde Anadolu’dan alıp müziğime koyduğumda bugünün dinleyicisine onu götürmüş oluyorum. Aslında kültürel bir nakil yapıyorum.
Yurt dışında konserler veriyorsunuz? Dönüşler nasıl oluyor?
Coşkun Karademir Ouartet ile birçok ülke dolaştık. Enstrümantal bir çalışma idi. Ve konser verdiğimiz yerlerde bizi dinlemeye gelenlerin yüzde 95’i yabancıydı. Duydukları şey de Anadolu’dan tınılar idi. Enstrümantal müzik yapmayı seviyorum. Ama yabancı kitlelere türkülerde söylüyorum. Bu toprağın müziğini dünyanın her yerinde göstermek benim müzikal yolculuğumun temelini oluşturuyor. Amacım çalıp, söyleyeyim insanlar el sallasın “Ne kadar güzel söylüyor” desinler değil.
Sanattan uzak işler daha çok dinleniyor
Bu ara neler yapıyorsunuz?
Cenk Erdoğan, Ceylan Ertem ve benim olduğum Yekpare projemiz var. Anadolu ozanlarına, aşıklarına vefa mahiyetinde yaptığımız bir trio oldu. Yakın zamanda birlikte üç eser kaydedeceğiz. Onun dışında yine Ceylan ile benim besteler üzerinden çalışmalar olacak. Belki ileriki süreçte bir single gelebilir. Yine dünya çapında bir enstrümantal müzik projesi yapmayı düşünüyorum. Tekrar bir 8-10 parçalık albüm düşünmüyorum. Dijital dünyada debelenip gidiyor yaptığınız çalışma.
Albümü yaparken bu anlamda bir tereddüt oldu mu?
İnsanlar artık oturup iki dakikadan uzun eserler dinlemiyor. Mesela intro yok artık eserlerde. Eskiden bir buçuk dakika intro koyardık. Ama şuan geldiğimiz noktada hangi çalışma sanattan, orijinallikten uzaklaşıyorsa o daha çok dinleniyor. İşin içine derinlik, ifade koyduğunuzda yani sanat ürettiğinizde dinlenme oranı düşüyor. Talep edilen müzik sığlaştı. Ben yine müziğimde tabiri caizse kaliteden ödün vermemeye çalışıyorum. Müziği müzik yapan element artık manevi olarak para etmiyor. Dijital dünyada verilerden ibaretiz. Marifet iltifata tabidir… Sanatçıda yaptığı işin beğenilmesini ister. Bende onlardan biriyim. Kendi müziğimi üretmeye devam ediyorum. Ama bu gerçekliği göz ardı etmiyorum.
Türkülere farklı aranjeler yapıyorlar… Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Bizim kültürümüzde geleneksel sanatlara muhafazakar bir yaklaşım var. Ben de bu yaklaşımla büyüdüm. Ama işi evrensel noktaya taşıyınca fikirler değişiyor. Geleneksel denilen şey aslında gelene “ek” olarak ilerleyen bir kültür. Biz bunu yanlış anlıyoruz. Bana göre herkes kendi rengini katarak türküler okuyabilir. Amaç burada hikâyeyi aktarmak.
Bütün ömrümü bağlamamla geçireceğim!
Bağlamayı ilk elinize aldığınız andaki duyguyu bugünde hissediyor musunuz?
İlk elime aldığım o duygu ile bugün yoluma devam ediyorum. Aramızda bir aşk olmazsa kimse kimseyi 25 yıl çekmez… Ben bütün müzik hayatımı saz, bağlama çalarak sürdürdüm. Müzikal yolculuğumu onunla var ettim. Bütün ilhamımı ondan aldım. Bağlama benim için bir enstrümandan daha fazlası. İlk arkadaşım, dostum, sırdaşım… Onlarla çok şey paylaşıyorum. Aramızda bir de ahd var. Bütün ömrümü seninle bitireceğim dedim. Umarım yolculuğumuz uzun olur.

Önceki Yazı

İstanbul Benim İçin Dünyanın Merkezi

Sonraki Yazı

Anlatılması Gereken Çok Hikâye Var

Son Yazılar

Alyoşa’dan aşk ile selam

Sanat ajandası, sanat dolu bir sayfa ile karşınızda. Bu sayımızda sanatçı Aliye Berger’in hikayesini anlatacağız. Aliye