O Hep Kadınları Anlattı

20 dakikada okunur

Özcan ÜNLÜ

Hülya Koçyiğit, Türk sinemasının gelmiş geçmiş en başarılı kadın oyuncularından biri. 1963’te, henüz 16 yaşında iken adımını attığı Yeşilçam’da yaklaşık 155 filmde başrol oynadı. Sinemamızın yarım asrına damga vurmuş aktörlerle aynı projede kamera karşısına geçti. Melodramlar da dahil bütün filmlerinde kadınlarımızı bütün halleriyle oynamayı başardı.

Gülşah, Kurbağalar, Firar, Susuz Yaz, Derman, Gelin, Hıçkırık, Sev Kardeşim, Kınalı Yapıncak, Almanya Acı Vatan, Zeyno, Zehra, Beklenen Şarkı, Hırçın Kadın ve daha onlarcası…

Bir söyleşisinde diyor ki: “Canlandırdığım karakterlerin hepsi gerçek hayattan birer tanıdığımız ya da göz ardı ettiğimiz, mutlaka seslerini duymamız gereken kadınlardı” diyor.

O, HÜLYA KOÇYİĞİT…

Sinemaya girdiği 1963’ten bu yana kendine özgü tavrı, duruşu, oyunculuk yeteneği ve çabasıyla her dönem adından söz ettiren Koçyiğit, doğrudan söylemek gerekirse, dalsız-budaksız bir sanatçı olarak bugünlere geldi. Bunun sebebi, sadece işini yapması, ailesine değer verip sahip çıkması, peşinden kameraları koşturmaması ve ülke için derdi olması ve bu dertle ‘cidden’ dertlenmesi…

Döneme, devire, adama göre şekle girmeyen Hülya Koçyiğit’in ‘derdi’ bazılarınca menfaat veya hırs olarak görünse de bunun böyle olmadığı ortada. Çünkü onlarca filmde başrol oynamış, iyi kazanmış, sinemaya adım attığı günden bugüne popüler duruşundan zerre geri düşmemiş bir isim olarak bu iddiaları zaten çürütür. Rüzgar gülü olmadığını ispat etmiştir.

GERÇEK KARAKTERLER

“Ne iş olsa yaparım” dememiştir hiçbir zaman… Seçmiştir; senaryoyu, yönetmeni, oyuncu arkadaşlarını seçerek var olmuştur. Bir kariyer planlaması olarak değil, “dert” olarak kadını ve kadın meselelerini kamuoyunun dikkatine sunmak için kendi kendine her zaman kadını ön plana çıkaracak projelerde yer almıştır. Oynadığı kadın karakterlerin çok azı ‘beyaz’dır. Sorunlu kadınları, kırsalda yaşayan kadınları, ezilen kadınları, bir mesleği olup da sorun yaşayan kadınları oynamıştır. Gülşah Film’i kurmasının nedeni olarak da bu hassasiyetini gösterir. İster ki, bu konuyu gündeme getirdiğinde kendisini eleştirenlere kulak asmadan ‘kadın meselesi’ üzerine yoğunlaşmaktır. “Varlığını ve sinemanın etkisini” bu yönde konumlandırır. Bu projeler ona ulusal ve uluslararası ödüller getirir -ki bunun sebebini, “canlandırdığım karakterlerin hemen hepsi gerçek hayattan birer tanıdığımız ya da göz ardı ettiğimi, mutlaka seslerini duymamız gereken kadınlardı” diye açıklar…

Fakat Hülya Hanım’a bu itibarı getiren en önemli sebep, kimliğini koruyarak var olmayı başarabilmiş olmasıdır. Döneminin bazı isimleri gibi senaryolarını, demolarını koltuğunun altına tutuşturup Batıdan medet ummamıştır, uluslararası sinema fonlarının kapısında yatmamıştır. Her şerefli Türk sanatçısı gibi davranmış ve kazanmıştır. Bu istikrarı / seçimi, birlikte çalıştığı yönetmenlere, oyuncu arkadaşlarına ve teknik ekibe de sirayet etmiştir: “Sinemanın ne kadar önemli bir dil olduğunu, sinemada Türk kimliğini koruyarak medeni dünyada da var olunabileceğini bana ustalarım gösterdiler.”

BALE, MÜZİK, TİYATRO…

Hülya Koçyiğit, doğuştan İstanbullu (Kuzguncuk-Üsküdar)… Doğduğunda (1947) annesi 16, babası 22 yaşındadır. Feryal ve Nilüfer diğer kardeşleridir. Yaşı büyütülerek okula kaydı yaptırılır. Daha ilkokulda sürekli dans eden, şarkı söyleyen bir çocuktur. Müzik öğretmeninin dikkatinden kaçmayan bu özelliği onun sanat yolunda adım atmasına vesile olur.

Henüz ilkokul birinci sınıftadır. O yıllarda ünlü Medrano Sirki İstanbul’a gelmiştir. Sınıfıyla birlikte sirke götürülür. Koçyiğit, gösterinin tam ortasında bir anda kendini sahnede bulur ve dans etmeye başlar. Annesinin bir arkadaşının dikkatiyle Ankara Devlet Konservatuvarı’nın bale bölümü sınavlarına girmesi sağlanır. 310 çocuk ilk dokuza girmek için ter döker. Piyano eşliğinde dans eden 9 başarılı öğrenci arasında Hülya Koçyigit de vardır fakat okul Ankara’da olduğu için babası izin vermemez. Fakat evin gündemi bu başarı olmuş, baba daha fazla dayanamamış ve minik Hülya annesiyle birlikte Ankara’ya gönderilmiştir. Bale bölümünün en küçük (7 yaşında) kızı olan Hülya yatılı okuyacaktır. Hem ilkokula hem de konservatuvara gitmektedir. Üçüncü ders yılında babası tarafından Ankara’ya gönderilmez. İstanbul’da bir okul arayışına başlanmıştır ve nihayet İstanbul Atatürk Kız Lisesi’ne kaydı yaptırılır. Ardından da diğer kardeşleriyle birlikte İstanbul Şehir Tiyatroları’na girer. Okul, bale ve tiyatro derken piyano, müzik öğretmeninden ise müzik dersleri almaya başlamıştır.

Daha o yaşlarda popüler bir çocuktur. Gösterilerde mutlaka rol verilir.

MUHSİN ERTUĞRUL EL VERDİ

Şehir Tiyatroları’nın ‘kaptanı’ Muhsin Ertuğrul, Hülya’nın başarılarından haberdar olmuştur. Tiyatronun genel sanat yönetmenine ondan söz eder. Bir görüşme ayarlanır. Muhsin Ertuğrul, “Ankara Devlet Konservatuvarı iyidir. Kızımızın oraya gitmesi münasiptir” deyince, tekrar Ankara’ yollarına düşer.

Artık adı duyulmaya başlanmıştır. Ancak kamera ile ilk kez o değil, kardeşi Nilüfer tanışmıştır. Kardeşinin oynadığı “Bir Yetim Hasreti” filminin setinde Gülistan Güzey’le tanışmıştır. Yine kardeşinin bir film setinde büyük yönetmen Metin Erksan’ın elini sıkmıştır. “Susuz Yaz” filmi için Hülya Koçyiğit önerildiğinde, Erksan’ın “Yaşı küçük” dediği kayıtlarda yer alır fakat rolü alır. Memduh Ün de aynı gerekçeyle onu önce kamera önüne çıkarmamıştır ancak sonra oynatmıştır.

Dönemin popüler sinema ve müzik dergisi Ses dergisi bir yarışma düzenlemektedir. Adı, Metin Erksan tarafından yarışmacılar listesine yazdırılır. Birinci olacak altı kişi ile altı filmde oynaması için sözleşme imzalanacaktır. Hülya Koçyiğit derginin bürosuna babasıyla gider. Fotoğraflar çekilir ve ilk elemeyi kazanır. İkinci aşama yetenek sınavıdır ve onu da kazanır. Kadın yarışmacılar arasında birinci Ajda Pekkan, ikinci ise Hülya Koçyiğit olmuştur. Erkek kategorisinin birincisi Ediz Hun olmuştur.

‘YENİ YILDIZ DOĞUYOR’

Ve sinema…

Hülya Koçyiğit artık kamera önündedir. Film çekimlerine gidip gelirken derslerini aksatmaktadır. Sınıf arkadaşı Salih Güney’in ısrarlarına rağmen tercihi yapmıştır; okulu bırakıp, sinemaya devam edecektir. 1964’te “Susuz Yaz” filmi o kadar büyük ilgi görmüştür ki, gazeteler “yeni bir yıldız doğuyor” manşetleri atmaktadır. Berlin ve Meksika’dan büyük ödüllerle dönmüştür film…

Hemen bir yıl sonra, 1964’te tam 15, 1965’te 16 ve ardından gelen yıllarda yine birçok filmde başrol oynamıştır. Bu başarı Hülya Koçyiğit’i Sadri Alışık, Ayhan Işık, Fikret Hakan, Tarık Akan, Cüneyt Arkın gibi usta isimlerle aynı projelerde buluşturmuştur.

İsimleri unutulmaya yüz tutmak üzere iken Kerime Nadir, Muazzez Tahsin Berkand, Esat Mahmut Karakurt, Peride Celal gibi edebiyatın usta isimlerinin romanlarının sinemaya uyarlanması konusunda öncülük ettiğini de belirtmek gerek…

Birkaç filmde canlandırdığı “Kezban” karakteri üzerine yapışacak korkusu yaşarken öylesine usta işi projelerle izleyici karşısına çıkmıştır ki, her filminde kendini yenilemeyi başarmıştır.

1980’li yıllarda televizyon ekranlarına da çıkmaya başlamıştır. TRT’deki “Hanımlar Sizler İçin” projesinin altında Nezihe Araz ve Selim İleri gibi iki usta ismin imzası da vardır. İki saatlik programda kadınlığın bütün hallerini eğitici ve güldürücü biçimleriyle yansıtmıştır. Sonra özel kanallarda da bazı programlar yapmıştır.

TELEVİZYON DENEYİMİ

Cihan Ünal’la başrolü paylaştığı “Nisan Yağmuru”, Erdal Özyağcılar ile “Mihriban”, Türkan Şoray, Filiz Akın, Fatma Girik ve Nevra Serezli ile birlikte “Altın Kızlar” dizileriyle sevenlerinin karşısına geçmiştir.

Kıyısından köşesinden siyasete ve şarkıcı olarak sahnelere bulaşmış olsa da bu iki konuda başarılı olamamıştır. Bu konudaki varlığını fikir üreterek, ürettiği fikirleri siyasilerle paylaşarak var kılmıştır.

Hülya Koçyiğit, o dönemlerin usta futbolcularından Selim Soydan ile henüz 20 yaşında iken (1968) evlenmiştir. Tek evladı Gülşah genç yaşta onu annelikle tanıştırmıştır.

BAZI ÖDÜLLERİ

1964 Yılın Kadın Oyuncusu (Turizm Bakanlığı)

1964 Yılın Kadını (Türk Kadınlar Birliği)

1969 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü (Cemile)

1972 Altın Koza En İyi Kadın Oyuncu Ödülü (Zehra)

1973 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü (Tanrı Misafiri)

1987 Nantes Film Festivali (Fransa) En Başarılı Kadın Oyuncu (Kurbağalar)

1988 Amiens Film Festivali (Fransa) En İyi Kadın Oyuncu (Bez Bebek)

1990 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü (Karılar Koğuşu)

Altın Portakal Yaşam Boyu Başarı Ödülü

Altın Koza Yaşam Boyu Başarı Ödülü

İstanbul Film Festivali Onur Ödülü

Ankara Film Festivali Onur Ödülü

Uçan Süpürge Film Festivali Onur Ödülü

2012 Engelsiz Yaşam Vakfı, Yaşam Boyu Meslek ve Onur Ödülü

BAZI ÖNEMLİ FİLMLERİ

1963
Susuz Yaz
Genç Kızlar

1964
Adalardan Bir Yar Gelir
Ahtapotun Kolları
Aslan Marka Nihat
Ayşecik Çıtı Pıtı Kız
Döner Ayna
Hepimiz Kardeşiz
Katilin Kızı
Kavga Var
Keşanlı
Son Tren
Taşralı Kız
Vurun Kahpeye

1965

Aşk ve İntikam
Dudaktan Kalbe
Hıçkırık
Hülya
İki Yavrucak
Nazar Değmez İnşallah
Posta Güvercini
Sevgili Öğretmenim
Sevgim ve Gururum
Tehlikeli Adımlar
Yalancı
Yıldızların Altında

1966
Aşk Mücadelesi
Denizciler Geliyor
Dertli Gönüller
İntikam Ateşi
Karanlıklar Meleği
Kaderde Birleşenler
O Kadın
Ölmek mi Yaşamak mı?
Seni Seviyorum
Siyahlı Kadın
Vahşi Sevda
Yiğit Yaralı Olur

1967
Deli Fişekler
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
Gül Ağacı
Kardeş Kavgası
Ringo Gestapoya Karşı
Parmaklıkların Arkasından
Samanyolu
Seni Affedemem
Söyleyin Genç Kızlara
Yağmur Çiselerken
Üvey Ana
Yanık Kalpler
Yaralı Kuş

1968
Cemile
Hicran Gecesi
Funda
Dağları Bekleyen Kız
Kırmızı Fener Sokağı
Kara Sevda
Sevemez Kimse Seni
Kezban
Sarmaşık Gülleri
Sus Kimseler Duymasın
Yalan Yıllar

1969
Boş Çerçeve
Ölmüş Bir Kadının Mektupları
Kınalı Yapıncak
Kızıl Vazo
Kızım ve Ben
Uykusuz Geceler
Yarın Başka Bir Gündür

1970
Güller ve Dikenler
Kezban Roma’da
Kalbimin Efendisi
Saadet Güneşi
Seven Ne Yapmaz
Söz Müdafaanın
Yaralı Ceylan
Zeyno

1971
Adını Anmayacağım
Bebek Gibi Maşallah
Beklenen Şarkı
Bütün Anneler Melektir
Kezban Paris’te
Senede Bir Gün
Severek Ayrılalım
Sezercik Yavrum Benim
Son Hıçkırık
Yağmur
Yarın Ağlayacağım

1972
Azat Kuşu
Gökçe Çiçek
Kaderimin Oyunu
Sev Kardeşim
Sezercik Aslan Parçası
Zehra

1973
Düğün
Hayat Bayram Olsa
Gelin
İki Bin Yılın Sevgisi
Rabia
Siyah Gelinlik

1974
Çirkin Dünya
Diriliş
Diyet
El Kapısı

1975
Bir Araya Gelemeyiz
Gülşah
İşte Hayat

1976
Gülşah Küçük Anne
Şoför

1977
Sensiz Yaşayamam
İstasyon

1978
Evlidir Ne Yapsa Yeridir

1979
Almanya Acı Vatan

1981
Herhangi Bir Kadın

1982
Gazap Rüzgarı

1983
Derman

1984
Firar
Yavrularım

1985
Kurbağalar

1986
Dikenli Yol

1987
Bez Bebek

1988
Gece Dansı Tutsakları
Pononte Fener

1989
Hiçbir Gece
Karılar Koğuşu

1991
Bir Kadın

2001
Şelale

2003
Hababam Sınıfı Merhaba

2007
Hicran Sokağı

Önceki Yazı

Altın Küre Ödülleri Sahiplerini Buldu

Sonraki Yazı

Finlandiyalı Sanatçılardan Dev Kar Tanesi

Son Yazılar

Çölde Doğan Şiir

Kalıntıları bugün de hayatiyetini sürdüren İttihat ve Terakki’nin tek bir hedefi vardı: Ne olursa olsun, Abdülhamid