O okulun açılış konuşması

4 dakikada okunur

Montevideo’daki bir okulun altıncı sınıf öğrencileri bir roman yarışması düzenlemişti. Herkes katıldı.

Jüride üç kişiydik. Aşınmış dirsekleri, hint fakiri maaşıyla Oscar öğretmen, yazarları temsilen bir öğrenci ve ben. Ödül törenine anne-babaların ve diğer yetişkinlerin girmesi yasaklandı. Biz tören sırasında çalışmalardan her birinin özelliklerini öne çıkaran okumalar yapıyorduk. Yarışmayı herkes kazandı ve her katılımcıya bir tezahürat, konfeti yağmuru ve mahallenin kuyumcusu tarafından bağışlanan küçük bir madalya verildi.

Sonra Oscar bana:

“Kendimizi o kadar birlikte hissediyoruz ki herkesi bütünlemeye bırakmak istiyorum,” dedi.

Sonra kırsal kesimin uzak bir köyünden başkente gelen öğrencilerden biri benimle sohbet etmeye başladı. Bana önceleri tek bir kelime bile etmediğini anlattıktan sonra, şimdiyse sorunun bir türlü susamaması olduğunu gülerek açıkladı. Bana öğretmenini sevdiğini söyledi, onu çooooook seviyordu, çünkü öğretmeni ona hata yapmaktan korkmamayı öğretmişti.”

Bu okulda hata yapmaktan korkmamayı öğreneceksiniz.

 

“Tanrılardan, şeytanlardan, gökyüzündeki yıldızlardan yardım istedik. Salyangozlardan kimse istemedi.

Ama Ucayali Nehri’nin kafası her bozulduğunda, kabaran suları toprağı istila edip ne bulurlarsa ezip geçerken Shipibos yerlileri salyangozlar sayesinde boğulup ölmekten kurtuluyor.

Salyangozlar haber veriyor. Her felaketten önce yumurtalarını ağaç gövdelerine yapıştırıyorlar; yükselen suyun yetişebileceği seviyenin daha yukarısına. Hesapta asla yanılmıyorlar.”

Bu okulda salyangozlardan yardım istemeyi öğreneceksiniz.

 

“Herhangi bir selvanın herhangi bir şehrinde herhangi birisi şöyle dedi: Şu uygar insanlar ne tuhaf! Hepsinin kollarında saatleri var; ama hiçbirinin zamanı yok.”

Bu okulda kendi zamanınızı yaratacaksınız.

 

Yoksa bir kitap içinde mi Nil’e bırakılmıştı Hz. Musa?

Akitanyalı Eleanor niçin öldükten sonra da okumaya devam ediyor?

Hangi meleğin kitabını yutmuştu Aziz Yuhanna?

Gazzâlî’nin yolunu kesen hırsızların el uzattığı defterlere hangi kitaplardan notlar düşülmüştü?

Don Kişot’un aklını başından alan kitapların büyüsü neydi?

Hangi kitabı okuduktan sonra hayatı değişti o yazıcının?

Dostoyevski Sibirya’dan kardeşine yazdığı mektupta hangi kitapları istemişti?

Ya cenneti kütüphane olarak hayâl eden Borges’e ne demeli?

O Kitâb’ta zer mürekkeple yazılmış kelimelerin sırrını kim çözecek?

Hangi kitapların sessiz çığlıklarını gizliyor o mürekkep akan nehir?

 

“Kitaplar, bir zaman bana, insanları sevmek lazım geldiğini, insanları sevince tabiatın, tabiatı sevince dünyanın sevileceğini oradan yaşama sevinci duyulacağını öğretmiştiler.” demişti Sait Faik Usta.

Bu okulda yaşama sevinci duymayı öğreneceksiniz.

“Umutla yolculuk etmek gideceğin yere varmaktan daha iyidir” diyen yazara kulak verin. “Hazine arayan bir fakire bir hazine arayıcısı gibi bakma; o, hazinenin kendisidir” diyen bilgeye de…

Önceki Yazı

Karlı bir günde Tanpınar yolu

Sonraki Yazı

Kendine ait bir yaşam sürmek

Son Yazılar

Alyoşa’dan aşk ile selam

Sanat ajandası, sanat dolu bir sayfa ile karşınızda. Bu sayımızda sanatçı Aliye Berger’in hikayesini anlatacağız. Aliye