Od’a Hizmet!

5 dakikada okunur

“İyi insan olmadan iyi Müslüman olamayız.”
Aliya İzzetbegoviç
İnsan olabilmenin vasıfları nelerdir deyip madde madde okumak ya da kayda değer bir yerden veya bir kişilikten dinlemek. Sonra, uygulamaya geçme noktasında duyarsızlığın kitabını yazmak! Hep başkaları yapar, başkaları uygular gerekçesine sığınmak, her zamana daha kolay gelmiştir. Bir şeyleri ya okuyor gibi ya dinliyor gibi ya da öğrenir gibi yaptık. Gibi yapmanın sonuçları, sadece kendimize yansıyan kötülükler olmadı. Yaşadığımız dünyayı elbirliği ile tüketmenin altın oranını bulduk belki de.
Çok mu karamsar düşünüyorum diye şöyle geriye çekilip baktım ama yok. Ümitvar olmaya eyvallah. Körü körüne hiçbir iyileşmeye katkı sağlamadan oturduğumuz yerden ahkâm kesmeye pek tabii ki hayır.
Bir deprem sonrası günlerce demeçler veriliyor. Dikkat edilmesi gereken noktalar günlerce haberlerde, mahalle kaldırımlarında, esnaf dükkanlarının günceli taze tutan tezgahlarında, entelektüel kesimin fularlarına sinmiş ulaşılmaz rotalarında, köy kahvehanelerinin kerpiç duvarlarında konuşuldukça konuşuluyor. Sonrası mı? Bu sorunun cevabını biliyorum ki benden iyi biliyorsunuz?
Bir nefeslik molanın ardını seller takip ediyor. Başa sarmanın matematiğinde birleşiyor toplum yeniden. Sonra yangınlar!..
Afet denen bir gerçek var. Ve bunun önüne geçilemeyeceğini bilen bir insanoğlu. Ve inadına balık hafızasına ciddi bir özenti duyan insanlar topluluğu. Evet. unutmak bazen nimettir! Acıyı, sancının bıraktığı izi, içimizde kalan hıçkırığı… İşin duygusal bahçesindeki unutmalara Amennâ… Yeryüzünü, ülkemizi, insanlığı tehdit eden kötü olayların doğurduğu sonuçları aklımızda, gönlümüzde taze tutup bir daha olası durumlar için hazır olmayı bilmek diye bir gerçeğe sıkı sıkı sarılmalıyız. Buna siz deyin görev, ben diyeyim duyarlılık. Ortak noktası hepimiz adına atılan sağlıklı adımlar topluluğudur. O adımlardan doğan her sağlıklı sonuç ise geleceğin pencerelerini daha da berrak yapan şifalı derslerdir!
Son dönemlerde özellikle orman yangınlarının daha da çok olması, bir tesadüfün değil, yangını çıkaran faktörlerin büyümesinden kaynaklıdır. Evet, insanoğlunun sıkı faaliyetlerinden kaynaklı iklimsel değişiklikler v.s yangınların çoğalmasına etki eden sebepler olsa da her birimizin payına düşen görevleri var. Ve biz bunları çok iyi biliyoruz. Yol kenarlarına gelişigüzel atılan cam şişeler, koskoca ormanların yok olmasına neden olacak örneklerden biri. Ve o şişeyi atan el, yangın terörüne hizmet eden ateşin ortağıdır da!
Ve tabii ki insanlıktan nasibini almamış, şer odaklarının kuklası olmuş, ülke ve millet düşmanı hainlerin sebebiyet verdiği sabotajları da unutmayalım…
Hayat ile kurduğumuz ortaklığı, duyarlılıklarımızı besleyerek yapmak; insanlığa ve geleceğe selâm vermenin en kestirme yoludur. Bu minvalde yapacağımız ilk şey, iyi insan olmanın felsefesinde duyarlılık manifestoları biriktirmektir… Ne vakit “bana dokunmayan!” çölünü aşarsak, o vakit bereketli/umutlu hikâyelerin şahidi oluruz.

Önceki Yazı

Cüz Gülü, Can Külü

Sonraki Yazı

Dinlemek Okumanın Yerini Tutar Mı?

Son Yazılar

Suveydâ Vizyonda

Usta yönetmen, senarist ve yapımcı Mesut Uçakan'ın yeni filmi "Suveydâ" izleyicisi ile buluştu.