Ödüller önemli ama filmden önemli değil

18 dakikada okunur

Ukraynalı yönetmen Maryna Gorbach Er; “Savaş bir atmosferdir. Seyircinin savaştan zevk almaması lazım. Tat vermemesi bir eğlence aracı olmaması lazım. Antisavaş filminin sizi savaşa alıştırmaması gerekiyor. Savaştan ilham almamak lazım.” diyor.

Dünya tarihi acı, utanç verici birçok yaşanmışlıkla dolu. Teknolojik anlamda ilerlesek  de Mars’da hayatın peşine düşsek de bir yerlerde vahşet ve zulüm devam ediyor. İnsanlar, devlet yöneticileri dersler almıyor. Ama sinema, müzik, edebiyat bize o alınmayan derslerin nelere bedel olduğunu hatırlatıyor. Ukraynalı yönetmen Maryna Gorbach Er ile Büyükada’da gerçekleştirdiğimiz röportajımızda Sundance Film Festivali ve Berlin Film Festivali’nden ödüllerle dönen Klondike’yi ve yaşanan savaşı konuştuk. Film 2014 yılında Rusya-Ukrayna sınırında yaşanan uçak kazasının hamile Irka’nın ve ailesinin hayatını nasıl etkilediğini anlatıyor. Aynı zamanda ise direnmenin, evini ve yaşamını korumanın gücünü insani bir yerden anlatıyor. 

Ukraynalı bir yönetmen olarak yaşanan son süreçte nasılsınız? Bu süreci nasıl atlatıyorsunuz?

Nasılım bilmiyorum. Bana atlatamıyorum gibi geliyor. Hepimiz sanki daha önce hiç yaşamadığı bir güç üretti gibi. Güçsüzlükten güç üretiliyor gibi görünüyor bu durumlarda. Şimdi ben uzaktayım. Benim için daha zor. En azından  öyle hissediyorum. Her gün annemle konuşuyorum. Onlar Kiev’de. Çıkmak, şehri terk etmek istemiyorlar., prensip olarak. Onlarla iletişimde kalmak lazım. Şu an küçük şeylere dua ediyoruz. Telefon, internet kısıtlaması olmasın diye. Gaz kısıtlaması olmasın, sıcak suları olsun istiyoruz. Annem soğukta olduğu vakit benim size röportaj vermem mümkün değil. O yüzden savaş bitsin o zaman sürecin nasıl geçtiğini anlatabiliriz. Herkes ne yapabilir, nasıl yardım edebilir bununla daha çok uğraşıyoruz. Şimdi bizim en büyük konsantrasyonumuz filmi çıkartmak. Bu konuyu  anlatmak çok önemli. İkinci olarak da kadın ve çocuklara yardım etmek üzere yola çıktık. Özel film gösterimleri yaparak onlar için bağış toplamaya çalışıyoruz

Yalnız bir ülkem var hissi gelişti

Klondike’nin hikayesi nasıl ortaya çıktı?

Klondike’nin yapım amacı bu konuyla insanları yüzleştirmekti. Ben biraz geç kaldım gibi geliyor. Keşke bu film 1 sene önce çıksaydı. Aynı zamanda bu film iyi ki var. Film kendini bana itiyor gibiydi. Biz 2017’de başvurduk. O zaman bir destek olmadı. İnsanlar forumlarda konu için daha çok erken dediler. Filmin ortasında M-17 katastrof var. Bir sürü insan ölmüş. Benim için o kadar olaydan sonra yurt dışında nasıl bir cevap yok, kim yaptı şeklinde büyük sorular vardı. 2017’de ve çekim zamanı 2020’de o cevaplar yoktu. Çoğu insan soruyor: Putin nasıl bu kadarını yapabiliyor? Çünkü kendini Tanrı gibi hissediyor ve atarım, bombalarım diyor. Eğer 2014’te 300 sivilin öldüğü uçağı kimin vurduğuna dair o zamanda, 2020 yılında da  bir cevap yoksa demek ki Rusya’ya karşı yurt dışında büyük bir korku var. Rusya ile karşı karşıya gelmek istemiyorlar. Bir ülkenin başkanında bu kadar büyük bir egoyu büyütmek için şans verilmemesi lazım. Dünya 300 kişinin öldüğünde kimin yaptığını söylemiyorsa sen de ortak oluyorsun. Biz hızlı bir uluslararası tepki olacak diye bekliyorduk. Cevap verecekler, Rusya büyük bir ceza alacak. Bu olmayınca bende “Yalnız bir ülkem var!” hissini gelişti. “Kim yaptı?” sorusuna cevap vermemek, gücü yetmiyor demek. O yüzden böyle bir senaryo yazdım. Bu konuyla günlük hayatta yaşamak çok zor. Her şey etkiliyor seni. Çok dramatik bir konunun ve hikâyenin içerisindesin. Bir ara sanki gücüm yetmeyecek gibi hissetmeye başladım. Ama film kendisini itti ve bırakmadı. Bu konuda eşim Bahadır çok yardım etti. Hep bir daha deneyelim dedi. Bırakmadık. Sonra pandemi başladı. Biz de ilk fırsatta Ukrayna’ya döndük. 2020’nin yaz ve sonbaharında hazırlık, geliştirme projesinin çekimlerinde oradaydık. 2021’de post prodüksiyon sürecindeydik. 2022’de Sundance ile festival yolculuğuna başladık. Çekim süreci normaldi. Ama bana çok yavaş geldi. Hep içimde bir his vardı. Sanki bir yere yetişmesi lazım diye. Festivallere değil ama. Sundance zamanında kendimizi gülmeye zorluyorduk. Çünkü ortası çok gergindi. Biz ekiple bir karar verdik. En azından ışıltılı bir görüntü verelim ve üzgün görünmeyelim dedik. Zaten üzüleceğiz gibi duruyordu. Tabii insanlar en son güne kadar buna inanmak istemiyordu. Ben de açıkçası havadan bomba atacaklarını düşünmüyordum. Tanklarla, silahlarla Donbass’ta yaptıkları gibi içeri içeri gireceklerini düşünüyordum. Mantık olmadan vahşice yukarıdan yok etmek üzerine yapacaklarını düşünmemiştim. 

Baş kahramanınız Irka çok inatçı ve güçlü bir kadın. Aklıma şu soru geldi kadınların bu gücü nereden geliyor sizce? Karakterinizi oluştururken ilham aldığınız biri var mıydı?

Zor bulmadım. Böyle çok kadın var. Bakarsanız bir sürü kadın silahını ve çocuğunu alıp yola çıkmış, savaşıyorlar. Hatta bir iki gün önce bir çocuğu anne babası eline akrabalarının adresinin yazılı olduğu kağıdı verip  bırakmış ve savaşa dönmüşler. Ukrayna’da böyle karakterler çok var. İstisna karakterler değil. Bazen evde eşimle  Ukrayna’da kadınlar o kadar çok baskın ki erkekler savaşa gidiyor şeklinde şaka yapıyoruz. Başka bir türlü dayanmak mümkün değil. Ukraynalılar çok mizahı, ironiyi seven insanlardır. Telegram kanallarında ciddi haberlerden sonra birisi yumuşak bir şaka yapıyor. Birazcık toparlıyorsun ve devam ediyorsun. 

İnsanların duygularına ulaşabiliyorsak bu çok önemli

Festivallerin ve ödüllerin sizin için mesajınızı anlatmak açısından bu süreçte anlamı ve önemi nedir?

Durum o kadar karışık ve zordu ki. Bizim ekip Berlin’e gala için  geliyordu. Uçağa bindiklerinde Ukrayna uçuşları kapatıyor diye haber geldi. Nasıl dönecekler diye düşünmeye başladık. O kadar günlük soru vardı ki. O yüzden ödülleri düşünemedik. O kadar fazla bir zaman yoktu. Biz ekiple soru cevaplarda ne söylemek istiyoruz üzerine konuştuk. Biz dedik ki gerçek hislerimizi söyleyelim. Biz güçlü bir ülkeyiz, insanlarımızda çok cesur ama Avrupa ortasında bir savaşa kör kalırsa kanser gibi yayılır. Bunun anlaşılması lazım. Biz seyircilerle doğrudan ve direkt konuştuk. Böyle bizi sevin, ödül verin şeklinde davranmadık. Ödüller sanırım dağıtım için güzel bir şey. Başka festivaller için filme dikkat çekiyor. Özellikle “Seyirci Ödülü” çok önemli. Ödüller önemli ama filmden daha  önemli değil. Bazen bakıyorsun film muhteşem ama ödül alamıyor. Bazen de tam tersi oluyor. Bu çok subjektif bir şey. Klondike içinde böyle ödüller varsa muhteşem. Çünkü filme bir sonraki adımlar için yardım ediyor. Ama insanlardan gelen tepkiler beni o kadar besliyor ki. Gerçekten boşuna yapılmadı bu film. Film süreçleri hem maddi hem duygusal olarak pahalı. Eğer insanların duygularına ulaşabiliyorsak bu çok önemli. 

Oyuncu seçimini nasıl yaptınız?

Daha finans bulmadan biz oyuncuyu bulduk. Klondike’yi finalinden yazdım. Çünkü ülkemin gücü, hayaller, inançlarım o sahnedeydi. O yüzden cast araştırması yaparken duygusu, içgüdüsü  yüksek bir oyuncu istedim. Çünkü yaşam bir duygudur. Diyorlarlar ya strong woman yani güçlü kadın. Güçlü kadın 24 saat çalışan kadın değil. İşle alakasızdır. Bu içten gelen hisle alakalı. Kritik durumlarda bir seçim yapabiliyorsa o da güçlü kadındır. Klondike Oksana Cherkashyna’nın ilk başrolü. Onu tiyatroda gördüm. Onun benim başrolüm olduğu çok belliydi. Hemen teaserı çektik. Aslında o teaserla finans bulduk. Filmin bütün castları Oksana varken belli oldu. Son sahneyi kadın oyuncu yapamıyorsa Irka yok. Ben hep söylerim cast seçiminde en zor sahneden bakarım. 

Biz sınırda bir film izlediğimizi biliyoruz. Ama onun dışında evini temizleyen, doğacak çocuğuna oda hazırlığı yapan bir aile izliyoruz. Mekanı nasıl oluşturdunuz?

Klasik bir Donbass evi. Biz filmi Donbass’ta çekmedik. Odessa’ya yakın Maldova tarafında çektik. Bizim Donbass’tan çalıştığımız yardımcılar vardı. Bölgede çekmek mümkün değildi. Pandemi başladığından itibaren biz Berlin’de yaşayan sanat yönetmeni arkadaşımla sürekli zoom, Skype üzerinden görüştük. Filmin sanat kısmını geliştiriyorduk. Bize pandemi bu açıdan çok yaradı. Normal şartlarda yoğun olduğu için onunla her gün iki saat çalışmak mümkün değildi. Dedelerden kalmış bir ev. Sonra Yaryk’e bir oda yapmışlar. O Ukrayna’ya gittiğinde, odayı banyoya çevirmişler. Detay detay düşünerek küçük bir dünya yarattık. O evde hayâl var. Zaten ilk açılışta o palmiyeli duvarı görüyoruz. Orada Kırım’ı koymak istemedim. Ama kaybedilmiş bir duvar olsun istedim. Ukrayna’da o palmiyeli duvarları çok severler. 

İnsan merak ediyorsa bulur

Yaşanan bu süreçte sanata bir hesap ödetiliyor. Sizin için filminizi gösterme noktasında bu etkili midir? Klondike’yi Rusya’da göstermek ister misiniz?

Bence mutlaka Rusya’da insanların bu filmi izlemesi lazım. Ama biz Ukraynalı sinemacılar olarak 2014’te bir karar aldık. Kendi filmlerimizi Rusya’ya vermiyoruz. Bize göre dağıtımcıdan alınan filmler vergiyle oranın askeriyesini besliyor. Ukrayna yapımı filmler Mubi’de, Netflix’te, HBO’da bulunabilir. İnsan merak ediyorsa bulur. Beni daha çok etkileyen Berlin’de basın toplantısında Rusya’dan gelmiş birçok akredite basın mensubu vardı. Ama bir tane yazı çıktı. Korkuyoruz diyenler var. Ama bu korkunun bize bedeli çok fazla geliyor. İnsan olarak korkmayı anlıyorum. Ama annemin kızı olarak bu korkuyu kabul etmem. 

Sonraki projeleriniz için neler düşünüyorsunuz?

Mümkünse çocuk filmi çekmek istiyorum. Şu an bu savaş sonrasında kaç çocuk dijital savaş oyunlarını oynamayı bıraktı bırakacak diye merak ediyorum. Orada gerçek insan öldürmüyorlar ama o fikre hazırlanıyorlar. Olmaması lazım. Umarım Ukrayna’da o oyunlar yasak olur. Savaş dünyada bir eğlence haline gelmiş. Mesela Klondike’de bir yol çizdim. Savaş bir atmosferdir. Seyircinin savaştan zevk almaması lazım. Tat vermemesi bir eğlence aracı olmaması lazım. Anti savaş filminin sizi savaşa alıştırmaması gerekiyor. Savaştan ilham almamak lazım. 

Önceki Yazı

“Bizim kuşağın okulu film festivalleriydi”

Sonraki Yazı

Sinemaya destek yapım aşamasında verilmeli

Son Yazılar

Alyoşa’dan aşk ile selam

Sanat ajandası, sanat dolu bir sayfa ile karşınızda. Bu sayımızda sanatçı Aliye Berger’in hikayesini anlatacağız. Aliye