Olvido

7 dakikada okunur

Ahmet Muhip Dıranas’ın unutulmaz güzellikte şiiridir “Olvido”. Şiirin öznesi unutuşla hatırlayışın arafında kelimelerden bir ev kurar kendine; melenkolinin evi. “Melankolinin Kara Güneşi”nin görür bu ev her cepheden. Nûr-ı Siyâh der ona bir başka şair. Süveydâ kalbidir bu binasız mimarlık şaheserinin. Çünkü şiir “Hoyrattır bu akşamüstüler daima” dizesiyle başlar. Aslında akşam değildir söz konusu olan, şairin aşırı salgılanan kara safrasıdır. 

“Hoyrattır bu akşamüstüler daima. /Gün saltanatıyla gitti mi bir defa/ Yalnızlığımızla doldurup her yeri/ Bir renk çığlığı içinde bahçemizden,/ Bir el çıkarmaya başlar bohçamızdan/ Lavanta çiçeği kokan kederleri; /Hoyrattır bu akşamüstüler daima.”

Her yeri yalnızlığınızla doldurduğunuz oldu mu hiç? Bahçe revnaklı. Lâvanta çiçeği kokan kederleri bohçanızdan çıkardı mı bir el? Hangi ‘el’? Kimin ‘el’i? “Lâvanta çiçeği kokan kederler” Yahya Kemal’in “Bir hâtıra zevki var kederde” dizesinden kopmuş bir yapraktır. 

Ya Ahmet Haşim’in “Tahattur” şiiri?

“Bir Acem bahçesi, bir seccâde, /Dolduran havzı ateşten bâde…/ Ne kadar gamlı bu akşam vakti… / Bakışın benzemiyor mu’tade /Gök yeşil, yer sarı, mercân dallar, /Dalmış üstündeki kuşlar yâda;/ Bize bir zevk-i tahattur kaldı/ Bu sönen, gölgelenen dünyâda!”

Dıranas’ın Acem bahçesine mi benziyordu renk çığlığı içindeki bahçesi bilmiyorum ama “Kurtar bu gamlardan beni” diyen özne ile “Ne kadar gamlı bu akşam vakti” diye yalvaran özne arasında bir ünsiyet olmalı. Mercan dallarda yâda dalmış kuşlar gibi Olvido’nun öznesi de. O da hatırlamanın zevkiyle teselli buluyor.

“Ne güzel geçti bütün yaz /Geceler küçük bahçede/ Sen zambaklar kadar beyaz/ Ben ürkek bir düşüncede”

“Bütün Yaz” şiirinde böyle diyordu Tanpınar. “Olvido” bir dizelerin bir açılımı değil midir? Kuyruğunu muhteşem bir şekilde açan bir tavuskuşu gibi…

Lamartine’in “Göl”ünün ilk dörtlüğü: “Ebedi gecesinde bu dönüşsüz seferin /Hep başka sahillere doğru sürüklenen biz/ Zaman adlı denizde bir gün bir lahza için/ Demirleyemez miyiz?”

Zaman adlı denizde bir lahza demirleme arzusu mu Olvido?

“Nafile isteyişim geçen saniyeleri;/ Akıp gidiyor zaman./ Geceye: ‘Daha yavaş!’ deyişim boş; tan yeri/ Ağaracak birazdan.”

Göl’de de akşam.

“Loş uçurumlar: mazi, boşluklar, sonrasızlık, /Acaba neylersiniz yuttuğunuz günleri?/ Alıp götürdüğünüz derin hazları artık /Vermez misiniz geri?”

Lamartine’e cevap veriyor Dıranas:

“Çoktan derinliğine çekmiş deniz beni; / Çıkmaz artık sular altından o dünya./ Bir duman yükselir gibidir kederden/ Macerası çoktan bitmiş o şeylerden.”

Yaz biter. “Yazın bittiği her yerde söylenir.” Geçmiş zaman eteklerinden bulutlar biçilmez artık, öyle hünerli terzi yoktur. Hem yaz meleklerinin eteklerinden bulutlar biçilmez hem de meleklerin eteklerinden bulutlar biçemez yaz. 

“Aşklar uçup gitmiş olmalı bir yazla

Halay çeken kızlar misali kolkola.

Ya sizler! ey geçmiş zaman etekleri,

İhtiyaç ağaçlı, kuytu bahçelerden

Ayışığı gibi sürüklenip giden;

Geceye bırakıp yorgun erkekleri”

Salınan etekler fısıltıyla, nazla.”

Yahya Kemal’in “Geçmiş Yaz” şiiri de tavuskuşu gibi kuyruğunu açıyor: Olvido.

“Rü’yâ gibi bir yazdı. Yarattın hevesinle,

Her ânını, her rengini, her şi’rini hazdan.

Hâlâ doludur bahçeler en tatlı sesinle!

Bir gün, bir uzak hatıra özlersen o yazdan

Körfezdeki dalgın suya bir bak, göreceksin:

Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde;

Mehtâb… iri güller… ve senin en güzel aksin…

Velhasıl o rü’yâ duruyor yerli yerinde!”

Rüyâ gibiydi “Olvido”nun öznesinin de geçmiş yazı. Bir gün uzak bir hatıra özlemiştir ‘o yazdan’, bilinçdışında yapılanmış bir özlem. Körfezdeki dalgın suya değil ama akşamın yüzüne bakmıştır. Sonrası? Sonrası geçmiş yazlar… “Söylenmemiş aşkın güzelliğiyledir/Kâğıtlarda yarım bırakılmış şiir”… Velhasıl o yarım şiir de yerli yerinde duruyordur, o rüyâ da… 

 

Önceki Yazı

Cam Perde’nin ardında ‘kadın’ olabilmek

Sonraki Yazı

Zamanda yolculuğun kapıları “müzelerle” açılıyor

Son Yazılar

Mekan bendedir, sanatım da mekan da!

Tarih sanatçıları hep takıldıkları mekanlar ile andı.  1800’lü yılların ortalarına doğru açılan kafeler sanatçıların sosyalleştikleri, ilham