Osmanlı padişahlarına mikro bakış

///
13 dakikada okunur

Saatlere, tesbihlere, mücevherlere yaptığı mikro art çalışmalarıyla tanınan Murat Uçar’ın “Büyük Hükümdarlar, Mikro Detaylar” adlı kişisel sergisi, Atatürk Kültür Merkezi’nde açıldı. 36 Osmanlı padişahının portrelerini 5*7 cm’lik eser olarak hazırlayan Uçar, ziyaretçileri ilginç bir deneyimin beklediğini söylüyor. 

Mikro sanat tekniğiyle eserler üreten sanatçı Murat Uçar’ın “Büyük Hükümdarlar, Mikro Detaylar” adlı kişisel sergisi Atatürk Kültür Merkezi’nde ziyaretçilerle buluştu. Saat, mücevher ve benzeri aksesuarların üzerine yaptığı mikro resim ve heykellerle tanınan Uçar bu kez tarihimize ışık tutan bir sergi ile karşımızda. 36 Osmanlı padişahının portrelerinin yer aldığı sergi, 22 Mayıs’a kadar açık olacak. Uzun yılladır mikro sanat ile uğraşan ve bu alanda yaptığı işlerle yurt içinde ve dışında birçok siyasetçi ve sanatçıya ulaşan Uçar, yeni sergisini ve çalışmalara nasıl başladığını Litros Sanat için anlattı.

Bir arayışın sonuncu bu eserler

Mikro sanat ile tanışmanız nasıl oldu? 

Resimle ve sanatla büyüdüm desem yalan olmaz. Yaklaşık 5, 6 yaşından beri resim yapıyorum. Ama profesyonelce 1995 senesinden itibaren sanatın içindeyim. Mikro sanatla tanışmam ise bir arayışın sonucu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi’nde eğitim aldım. Bütün arkadaşlarımla benzer şeyler yapıyorduk. Farklı şeyler yapmaya çalıştığımızda hep bir kuralla ya da bir dizi engelle karşılaşıyorduk. Bu şekilde kendimi ifade edemediğimi düşünüyordum ve bana ait bir hikayemin olmasını istedim. Bildiğimiz birçok sanatçı kendi kimlikleriyle varolmuşlardı yani o büyük ruhlar kendi tekamüllerini tamamlamak için özünü bulmuş ve onu yansıtmışlardı. Peki ama ne yapmalıydım? Bu en büyük problemim bu olmaya başlamıştı ta ki estetik dersi almaya başlayana kadar. Benim içimde eksik olan eserin anlamıydı, özüydü, felsefesiydi. Bu sayede anlam arayışım başlamıştı. Yaratıcılık ve hayal gücümün neler yapacağını biliyordum ama hem kendim hem de çevrenin koymuş olduğu sınırlar beni engelliyordu. Oysa sanatın sanat olması için tekrardan daha çok özgünlüğe ve kendinden olmaya ihtiyacı vardı. Benim hikayem olması için benim kim olduğumu bulmalıydım. Önce yaklaşık 20 sene evvelden bahsediyorum küçük resimler yapmaya karar verdim. Önceleri resimleri küçük boyutta tablolar şeklinde yapmak ve bunları dünya müzelerinde sergilemek istedim. Fakat bu küçük eserlerin daha büyük bir karşılığının olması gerektiğini düşünerek, mücevher gibi değerli aksesuarlara bu tekniği uygulamaya başladım. Dolayısıyla mikro tekniğini sadece resim olarak değil, farklı sanat dallarını da kullanarak yapmaya başladım. Bu sanatta beni etkileyen en önemli şey tarih boyunca üzerinde çok fazla sanatsal icranın olmaması ve benim kendimden bir şeyler katarak kendi hikayemi yazmama yardımcı olacağını düşünmemdi. Bana ilhamı, sergi alanlarında bulundukları ortamdan sıkıldıklarını gördüğüm çocuklar verdi. Ve tabii ki benim kendi adıma yeni bir hikâye yazma beklentim verdi. İlk eserlerimi yapmaya başladığımda ve daha sonradan da workshop’larda da çocukların muhteşem ilgilerini görünce doğru yolda olduğumu farkettim. 

Küçüçük ürünlerde bu kadar detayı nasıl verebiliyorsunuz?

Herhangi bir desen ya da resim küçülünce detayı azalır ve stilize edilir… Ancak ben yapmış olduğum eserlerde bunu yapmamaya sanki büyük ebatta bir eser üretiyor gibi detaylarını en ince ayrıntısına kadar vermeye çalışıyorum. Evet en güzel soru bu kadar küçük bir alanda nasıl bu detayları verebiliyorum? Bu soru geldiğinde bende amacıma ulaşıyor, akılda kalıyor ve sorgulatabiliyorum. Biz insanlar aslında nasıl büyük özelliklere sahibiz sadece bunu farketmek için bile olsa yapmış olduğum sanatın yerine tam oturduğunu görebiliyorum.

Saatlere sanatsal dokunuş

Peki bu sanat anlayışında sizin malzemeleriniz neler? 

İlk başladığım dönemlerde küçük paspartu kartonlarına yapmaya başladım. Daha sonradan kişisel ürünler, aksesuarlar, takılar, saatler yapmaya başlayınca materyaller farklılaşmaya başladı. Bugün ise birçok materyal üzerine hatta cam vb. parlak yüzeyler üzerinde de çalışmalar yapıyorum.

Aslında hem sanatçı hem tasarımcısınız… Bu birlikteliği nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Saat tasarımı, mücevher tasarımı, aksesuar tasarımı vb. birçok tasarım yapmak fikri sahibi olmak benim sanatımı besleyen en önemli unsurlar. Birçok dünya liderine; Barack OBAMA, Vladimir PUTİN, Donald TRUMP gibi isimlere ve yine ünlü sanatçılara hazırladığım eserler sayesinde tanındım. Beni özelden genele taşıyan ilk adımları burada attım. Saatlerim çok ön plana çıktı. Çünkü benim giyilebilir sanat diye adlandırdığım bu eserlerim daha geniş kitlelere ulaştı.

“Büyük Hükümdarlar Mikro Detaylar” serginiz hayırlı olsun… Sergi fikri nasıl ortaya çıktı? 

Çok teşekkür ederim. Osmanlı padişahlarını daha önceden saatlerin içine, takılara, tesbihlere, aksesuarlara birçok defa uyguladım ama ilk defa topluca bir sergi ile sanatseverlerin karşılarına çıkıyorum. Bu eserler yapmış olduğum sanatın daha geniş kitlelere yayılması için çok önemli. Mikro sanat genel olarak çok dikkat çeken bir sanat ve bu kadar dikkat çeken ve ilgi alanının olduğu bir sanatın daha bilinir olması ve bilinmesi için bu fikir gelişti ve devam edecek.

Sergide Osmanlı padişahlarını mı göreceğiz? 

Yaklaşık yedi aydır sergi için çok yoğun bir şekilde çalışıyorum. Bütün eserler portre olarak resmedildi. Osmanlı Devleti’nin 36 padişahının hepsini resmettim. Osmanlı hükümdarları çok kuvvetli figürler. Amacım sizlerin büyük bir isim olarak gördüğünüz padişahlarımızı küçük detaylarla, yani mikro hikayelerle anlatmak idi. Yaptığım eserler, padişahlarımıza olan saygımın bir sonucu. 

Eserlerin boyutları ne kadar?

Beni buraya getiren büyük bir hikâye ve geçmiş var. Yapmış olduğum eserlerde büyük bir hikâyeye sahipler. Dünyanın en bilinen sanat eseri Mona Lisa tablosudur. Bu eserin ölçüleri 77 cm x 53 cm dir. Benim eserlerim Mona Lisa tablosunun sadece yüzde 1’i büyüklüğünde, yani sadece 5 mm x 7mm ebatlarında olacak.

Ziyaretçiler büyüteçler kullanacak

Bu kadar küçük boyutlu eserleri ziyaretçiler nasıl inceleme şansı bulacak? 

Öncelikle şunu söylemek isterim ki ziyaretçiler, daha önce görmedikleri bir sergileme şekli ve yöntemi ile karşılaşacak. Onları unutamayacakları bir serüven bekliyor. Sergi büyük hikayelere sahip bunlardan biriside sergileme şekli. Eserler yanlarında bulunan büyüteçler sayesinde görülebilecek. Çünkü gördüğümüz her şeyin arkasında büyük bir görünmeyen var. Büyük görünmeyeni görmemiz için büyüteçe ihtiyacımız olacak. Burada bir eserin eskizi yapılmadan nasıl resmedildiğini ve daha fazlasını görecek. Ve akıllarda şu soru ile ayrılacak insanlar, “Nasıl olur da bu kadar küçük resim yapılır?”… 

Bu eserler daha sonra başka yerde de sergilenecek mi?

Evet, Ankara ve İzmir’de sergilenip yurt dışı seyahati yapacaklar. Çünkü bu serginin ülkem adına daha büyük bir misyonuda bulunmakta. O da aslında sanatımızı ve neler yapabileceğimizi ne kadar büyük bir geçmişe ve sanatsal yetkinliğine sahip olduğumuzu tüm dünyaya göstermek.

Üzerinde çalıştığınız başa bir seri var mı? 

Yapmış olduğum bu sergi sadece başlangıç… Akılda kalması için devamlılığını sürdürmem gerekiyor. Hemen ardından çok büyük bir sosyal sorumluluk sergisi ile sanatseverlerin karşısında olacağım.

Önceki Yazı

Kâmil Eşfak Berki’nin toplu şiirleri üzerine düşünüş

Sonraki Yazı

Şiir daima bir fazladır

Son Yazılar

Mekan bendedir, sanatım da mekan da!

Tarih sanatçıları hep takıldıkları mekanlar ile andı.  1800’lü yılların ortalarına doğru açılan kafeler sanatçıların sosyalleştikleri, ilham