Öykümüzün serüveni

28 dakikada okunur

İlkini 2020-2021 Kültür Sanat Sezonu’nda, Türkiye’de öykü türünün kurucusu sayılan Ömer Seyfettin’in vefatının 100. yılına özel olarak düzenlediğimiz Esenler Öykü Günleri’nin dördüncü yılına gelmiş bulunuyoruz. 1. Esenler Öykü Günleri, “Çocuğun Öyküsü”, “Bizim Öykümüz”, “Öykünün Yükselişi”, “Ömer Seyfettin’in Öyküsü”,“Kadının Öyküsü” ve “Ali Haydar Haksal’ın Öyküsü” başlıklarıyla 6 farklı oturumda çok kıymetli öykücü, yazar ve akademisyenlerin katılımıyla gerçekleşmişti. Esenler Öykü Günleri’nin ikincisi 2021-2022 Kültür Sanat Sezonu’nda yine önemli iki usta yazarımız onuruna gerçekleştirildi. “Uzak Yakınlar” temalı programlar kapsamında ‘Onur Ödülü’, iki yıla yakın bir zaman önce aramızdan ayrılan ve “7 Güzel Adam”dan biri olan usta yazar Rasim Özdenören’e, ‘Emek Ödülü’ ise yarım asrı geçen yazarlık hayatı boyunca onlarca esere imza atmış olan Sevinç Çokum’a takdim edilmişti. “Esenler 2. Öykü Günleri”nde, “Köyden Kente Göç”, “Kentte Bir Uzak: Hapishane Öyküleri”, “Gurbetin Öyküsü”, “Yol Öyküleri”, “Rasim Özdenören Öykülerinde Uzak Yakınlar”, “Rasim Özdenören’in Öykü Serüveni” başlıklarıyla 6 oturum gerçekleşmiş, düzenlenen oturumlara ülkemizin önde gelen usta kalemleri katkı sunmuştu Geçen yıl düzenlediğimiz ve teması “Yol Öyküleri” olan 3. Esenler Öykü Günleri”nin Onur Ödülü sahibi, edebiyatımızın yaşayan çınarlarından Mustafa Kutlu oldu. “Mustafa Kutlu’nun Öykülerinde Yol”, “Mustafa Kutlu Öykücülüğü”, “Türk Edebiyatında Mübadele Öyküleri”, “Tren Yolu Öyküleri”, “Türk Öyküsünde Taşra ve Merkez İlişkisi”, “Türk Öyküsünde Yol Metaforu” ile “Şehir ve Yol Öyküleri” başlıklarıyla 7 oturum gerçekleşmişti. Bu yıl da usta yazar Selim İleri’nin onur konuğu olacağı ve “Selim İleri Öykücülüğü”, “İstanbul’un Öykücüleri”, “Öykücülerin İstanbul’u”, “Öykünün Cetveli Olur mu?”, “Filistin Öyküsü” ve “Geleceğin Öyküsü” çok kıymetliöykücü, yazar ve akademisyenlerin katılımıyla4. Esenler Öykü Günleri 25-27 Ocak tarihleri arasında Esenler Dr. Kadir Topbaş Kültür Sanat Merkezinde gerçekleştirilecek. 

Önerdiklerim

Enver Paşa &Bir Adanmışlık Öyküsü / İsmail Bilgin / Timaş

Bir yanda varoluş mücadelesi veren Osmanlı İmparatorluğu, diğer yanda hızla büyük bir harbe sürüklenen dünya… Böyle bir ortamda doğan ve büyüyen, geçim sıkıntısı yaşayan memur bir babanın içe kapanık, çelimsiz ama inatçı oğlu İsmail Enver’in ise tek hayali sokakta gördüğü subaylar gibi olmak. Bu hayal diğer hayallerin kapısını açacak; kendini milletine adamış bir adamın hayalleri bir milletin hayallerine dönüşecek. Yakın tarihimizin en çok tartışılan tarihî figürlerinden Enver Paşa hırsları ve inatları uğruna vatanı feda eden bir hayalperest miydi yoksa kader kurbanı bir vatan sevdalısı mı? Tarihimizin önemli olaylarını ve figürlerini anlatan romanlarıyla okurun büyük beğenisini toplayan İsmail Bilgin, hayatı mücadelelerle geçmiş Enver Paşa’yı daha önce hiç anlatılmamış bir şekilde kaleme aldı. Bütün bir vatanın kaderini değiştiren Enver Paşa’yı hiç böyle okumadınız…

Yeni Perspektifler Işığında Kemal Tahir / Ayşen Şatıroğlu / Ketebe

Derinlikli düşünce dünyası ve geniş külliyatı üzerine yapılan çalışmalar henüz Kemal Tahir yaşarken başlamış, ölümünden sonra da pek çok araştırma yapılmış ve tüm bunların toplamıyla hiç şüphesiz bugün bir “Kemal Tahir Çalışmaları” alanı doğmuştur. Ancak Kemal Tahir gibi “yirmi dört saat roman üzerine düşünen”, daima bir araştırma içinde olan bir yazar üzerine yapılan çalışmalar, yenilerini de beraberinde getirmektedir. İşte Yeni Perspektifler Işığında Kemal Tahir adlı bu kitap da, Kemal Tahir’in düşüncesinde ve eserlerinde yer almasına rağmen daha önce üzerinde durulmamış tarih, psikoloji, askeri sosyoloji, ekonomi ve istihbarat gibi konuları bir araya getirerek; daha önce incelenen konuları ise yeni bakış açılarıyla ele alarak Kemal Tahir Çalışmaları alanına katkı sunmayı amaçlamaktadır.

Ortadoğu’nun Kadim Mirası Suriye, Filistin ve Batı Arabistan Tarihî Eserleri / Cemal Paşa / Timaş

Ortadoğu’nun Kadim Mirası: Suriye, Filistin ve Batı Arabistan Tarihî Eserleri başlığıyla okuyucuya sunulan bu çalışma, Osmanlı İmparatorluğu’nun en kritik dönemlerinde (1917-1918) Eserde, Suriye, Filistin, Batı Arabistan ve Antakya’da yer alan 100 tarihî eser hakkında, Osmanlı Türkçesi ve Almanca olarak, fotoğraflarıyla birlikte bilgi verilmiştir. İmparatorluğun içerisinde bulunduğu zorlu savaş şartlarına rağmen, İttihatçıların yapmış olduğu bu tür önemli çalışmalar, bölgedeki Türk izleri yanında antik ve klasik Osmanlı dönemi kültür yapılarının kayıt altına alınması ve akabinde korunmasına yönelik sofistike bir politikanın sonucudur. Eserin yazıldığı dönemin üstünden yalnızca bir asır geçmiş olmasına rağmen çalışmada yer alan tarihî eserlerden birçoğunun günümüze kadar ulaşmadığı göz önünde bulundurulduğunda bu çalışmanın kıymeti daha iyi anlaşılacaktır. Bu çalışmayı, iki değerli bilim insanı Abdurrahman Uzunaslan ve Nevzat Artuç yayına hazırlayarak tarihî bir misyon üstlenmişlerdir.

Terekeler Neyi Derler? / Kenan Yıldız / Ketebe

Terekeler, Osmanlı araştırmalarının en renkli ve en ihtişamlı kaynak grubunu teşkil eder. Bu belge grubunun; sosyal ve ekonomik tarih, hukuk tarihi, kültür tarihi, edebiyat tarihi, sanat tarihi gibi bilim dalları açısından çok özel ve vazgeçilmez bir yere sahip olduğu savı çok iddialı olmasa gerektir. Yaklaşık altmış yıldır belli düzeylerde çalışılan ancak, anlaşılmasından işlenmesine kadar üzerinde daha da durulacak ve odaklanılacak pek çok mikroskobik detayı barındıran terekeler, içerdikleri bilginin gerçekliğinin sağlamlığı bakımından Osmanlı tarihçileri için büyük bir şans olarak değerlendirilebilir. Tereke nedir? Neden tutulur? Tereke defterleri neyi ne kadar derler? Tutuldukları yerin ticari, sosyal ve demografik yapısıyla ilgili bize ne söyler? Kitap kültürü çalışmalarına ne derecede katkı sağlar? gibi sorulara, alan uzmanları tarafından yazılmış on iki makaleyle cevap arayan Terekeler Neyi Derler? serlevhalı bu kitap, tereke çalışmaları sahasına yeni bir pencere açmaktadır.

Yeni Çıkanlar

Para Pul Oldu / Ali Akyıldız / İletişim

Ali Akyıldız Para Pul Oldu: Osmanlı’da Kâğıt Para, Maliye ve Toplum ile malî bunalım dönemlerinde devletin kendi ihtiyaçlarını karşılamak üzere çıkardığı kaimenin tarihini incelerken, toplumun kağıt para ile kurduğu ilişkiyi, ona karşı gösterdiği güvensizliği ve kendini paradan koruma mekanizmalarıyla kağıt paranın devlet için yarattığı sorunları uzun ve meşakkatli bir arşiv çalışmasının ürünü olarak sunuyor. “Para pul oldu” deyişinden, kalpazanların işlerini mükemmel yapmalarını kısıtlayan cezalara ve bunları gösteren belgelere; kâğıt parayı basan devletle, sahte paralarla ve kâğıt paranın yarattığı sorunlarla başa çıkamayınca bunları toplamak için halktan tekrar “zorunlu yardım” toplayan devletin aynılığı noktasına dikkat çeken bu çalışma, aynı zamanda Osmanlı’nın kapitalizm ile kurduğu ilişkinin devlet ve piyasa arasında nasıl bir dönüşüme uğradığını anlamak için de karşımıza oldukça canlı ve renkli bir tablo koyuyor.

Samuel P. Huntington’ın Asker ve Devlet’i Bir Tahlil / Barış Ateş / Ketebe

Tarih boyunca Roma’dan Osmanlı’ya kadar birçok imparatorlukta askerin sivil kontrolü meselesi ve dengeli bir sivil-asker ilişkileri arayışı devam etmiştir. Disiplinlerarası bir nitelik taşıyan bu alanda sosyologlar, siyaset bilimciler ve askerî tarihçiler eserleri ve düşünceleriyle bu arayışın teorik ayağını temsil etmiştir. Alanın öncü isimlerinden biri olan siyaset bilimci ve akademisyen Samuel P. Huntington meşhur eseri Asker ve Devlet’te bu alanın sistematik ve kapsamlı ilk incelemesini yapmıştır. Kendisinden sonra yazılan pek çok esere kaynaklık eden Asker ve Devlet, tüm dünyada sivil-asker ilişkilerinin sağlam bir zeminde tartışılmasına ön ayak olmuştur. Askerî sosyolog Barış Ateş bu çalışmasında, Huntington’ın sivil-asker ilişkileri teorisini, bu teorinin ortaya çıktığı dönemin özelliklerini, etkilerini ve günümüzdeki durumunu anlamak için bir kapı aralıyor. Bu tahlil, sivil-asker ilişkilerine “kafa yormak” isteyen hem sivil hem asker pek çok araştırmacı için bir giriş metni sunuyor.

Arkeolojik İstihbarat ve Diplomasi / Tuna Akçay / Kabalcı

Arkeolojik keşifler ve kazılar, ulusların tarihi mirasına ilişkin önemli bilgiler sağlar; ancak bu bilgiler sadece akademik değil, stratejik öneme de sahiptir. Bir ülkenin tarihi mirası, o ülkenin kimliğini ve kültürel değerlerini yansıtırken, aynı zamanda uluslararası ilişkileri ve diplomasiyi etkileyebilir. Arkeoloji, geçmişin izlerini takip ederek ülkeler arasında köprüler kurabilir veya mevcut ilişkileri güçlendirebilir. Bu kitapta, arkeolojinin istihbarat toplama süreçlerinde nasıl kullanıldığı ve bu alanda hangi tekniklerin uygulandığı ayrıntılarıyla ele alınmaktadır. Arkeologların jeopolitik gerçeklerle nasıl iştigal ettiği ve arkeolojik keşiflerin birer bilgi kaynağı olarak istihbarat toplama süreçlerine nasıl dahil edildiği incelenmektedir. 19. yüzyılda Mezopotamya’nın keşfiyle ilgili bazı tartışmalı konular ele alınmakta, arkeolojinin stratejik bir materyal haline gelmesi vurgulanmakta ve bunda Mezopotamya’nın Batı’nın kökenlerini barındırdığına dair inançların rolü üzerinde durulmaktadır. Ayrıca metin, Mezopotamya’nın keşfinin nasıl anlatıldığına, istihbari avantajlar ve siyasi sonuçlar elde etme perspektifine odaklanmaktadır.

Dil ve İşgal / Taha Kılınç / Ketebe

Ben-Yehuda, 1881’de yerleştiği Kudüs’te başladığı çalışmalarını, 1922’deki ölümüne kadar yoğun biçimde sürdürmüş, arkasında binlerce makale ve 17 ciltlik dev bir İbranice sözlük bırakmıştır. Dil ve İşgal: Eliezer Ben-Yehuda ve Modern İbranicenin Doğuşu, bir yandan Ben-Yehuda’nın hayat hikâyesine ve İbraniceyi yeniden konuşma dili hâline getirme sürecindeki öncü rolüne odaklanırken, bir yandan da İbranicenin modern hayatta tekrar sahneye çıkmasının Filistin topraklarının Siyonistler tarafından işgalinde hayatî bir etki yaptığını vurguluyor. Yahudilerin ortak bir konuşma ve iletişim diline kavuşmasının işgali sistematik hâle getirdiğine ve hızlandırdığına işaret eden kitap, İsrail’in kuruluşuna giden sürecin kültürel ve duygusal altyapısının nasıl hazırlandığını gözler önüne seriyor. Dil ve İşgal: Eliezer Ben-Yehuda ve Modern İbranicenin Doğuşu, günümüzde İslâm dünyasını adeta kilitleyen Filistin meselesinin çözümü için nasıl bir ciddiyetle ve disiplinle çalışılması gerektiğini gösteren rehber bir metin.

Turgay Anar’dan Tavsiyeler

Huzur Atlası & Ahmert Hamdi Tanpınar’ın Huzur Romanını Okuma Atlası, Mekândan Taşan Edebiyat & Yeni Türk Edebiyatında Edebiyat Mahfilleri, Janus’un Yüzü & Türk Edebiyatında Kanon ve Karşı-Kanon, Körgörü& Bir Sahaf Siyah Kalem Cinayeti, Sonsuzluğun Yüzleri & İkinci Yeni Şiirinde Görsel Sanatlar, Bir İstiklal Aşığı Mehmet Akif & Hayatı Sanatı Fikirleri Üzerine Araştırma ve İncelemeler, A’mak-ı Hayal Kitabı & Aşk Sır Arayış, Büyük Doğu Kapaklarında Portreler & Toplum ve Gençlik, Çanakkale Savaşı Hikâyeleri, Fatih’in Edebiyat Durakları, Tutunamayanlar Kitabı&Hayat Oyun Kayboluş, Kalp Kalesi ve Penceremden &Ahmet Hikmet Müftüoğlu’nun Resimli Gazete Yazıları kitaplarının yazarı Turgay Anar’a “Hangi kitapları okuyalım?” diye sordum. İşte aldığım cevaplar:

İbn Tufeyl’in Modern Batı Düşüncesi Üzerindeki Etkisi / Samar Attar / Albaraka 

İbn Tufeyl’in Modern Batı Düşüncesi Üzerindeki Etkisi, 12. yüzyılda Endülüs’te yaşamış bir Müslüman filozof olan İbn Tufeyl’in önde gelen Avrupalı ​​düşünürler üzerindeki etkisini ele alan bir makaleler derlemesidir. Yazara göre, İbn Tufeyl’in felsefi romanı Hayy bin Yakzan, Bilim Devrimi’ni müjdeleyen en önemli kitaplardan biri olarak kabul edilebilir. Yazara göre, İbn Tufeyl’in felsefesi Avrupa yazınında yüzyıllar boyunca benimsenmiş, eleştirilmiş ve sürekli yeniden icat edilmiştir. Ancak böylesine etkili bir roman yazmış olmasına rağmen, İbn Tufeyl’in hatırası zaman içinde unutulmuş, tarihin tozlu raflarında kaybolmuştur. Elinizdeki kitap, İbn Tufeyl’in son derece önemli felsefi romanının modern Batı düşüncesi üzerinde günümüzde de devam eden etkisini ele almaktadır. Bu ilgi çekici çalışma, karşılaştırmalı edebiyat alanında çalışan okurlara da hitap etmektedir.

Huzur (Eleştirel Basım) / Ahmet Hamdi Tanpınar / Dergâh

İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nde yer alan Tanpınar Arşivi çalışmalarımızın sonucunda hazırladığımız eleştirel basımlar dizisinin ilki, güzel bir rastlantıyla Huzur’un yayımlanışının 75. yılına tesadüf etti. Bu edisyona, 1948’deki tefrikasıyla, 1949’daki ilk basımı karşılaştırmalı olarak sunduğumuz özel bir tasarımın yanı sıra, Huzur’un zengin arka planını verecek açıklamalı notlar ve sözlük ekledik. Huzur’un yaşandığı zamanların İstanbul’unun fotoğrafları ve mekânlarının çizimlerini Tanpınar’ın “Bu romanın kahramanları İstanbul ve musikidir,” sözünden yola çıkarak hazırladık. Sona iliştirilen harita ise, bazen Mümtaz’ın yürüyüşlerine, bazen de Nuran’la Mümtaz’ın Suriçi’nde, Pera’da ve Boğaziçi’ndeki İstanbul gezilerine ilişkin semt ve mekânların tam ve toplu bir görünüşünü vermektedir. Haritanın dış yüzündeki kare kodlarla da okurlar, Nuran ve Mümtaz’ın geçtiği yolları ve mekânları izlerken Huzur’un müziklerini de dinleme olanağını bulacaklardır.

Ben Giderim Adım Kalır / İbrahim Öztürkçü / Ötüken


  1. yüzyılda bir salgın hâlinde Avrupa’daki kent meydanlarını istila eden miting kültürü, “Yüzyıl Ateşi” olarak kısa sürede bütün dünyada ritüel pratiğine dönüşmüştür. Sultan II. Abdülhamid döneminin aksine II. Meşrutiyet sonrası İttihat ve Terakki hükümeti miting ve merasim kültürünü topluma aşılamak için milli gün ve bayramlar icat etmiş, İhtifalci Ziya Bey’in önderliğinde Osmanlı ve Türk büyükleri, edebiyatçıları, kahramanları için birçok anma/hatırlama törenleri yapılmıştır. Geçmişte “ihtifal”, günümüzde “anma töreni” adıyla bilinen edebî merasim geleneğini Eric Hobsbawm “icat edilmiş gelenekler” sınıfına dâhil etmektedir. Modern hâliyle törenler, dönem dönem farklılık arz eden ritüel dalgalanmaları yanında modern ile geleneğin izini sürmede ideal bir laboratuvar niteliğindedir ve bu yönüyle elinizdeki eser, alanında büyük bir boşluğu doldurma amacıyla yapılmış ilk ve en kapsamlı çalışmadır. 

Mütefekkir Şair Sezai Karakoç Kitabı / Kolektif / Zeytinburnu Belediyesi

Türkiye’ye büyük katkıları bulunan bir mütefekkir şairle mütevazı ve saygılı bir diyaloga girerken, kendi farklılığını da belirginleştiren derlemedeki metinler,  Sezai Karakoç’un kişisel tarihinin resmini çizerken, eserlerinin satır aralarının da izini sürüyor ve okura yepyeni bir pencere açıyor. Böylece Karakoç’un yazdıklarını çözümler ya da irdelerken farklı bakış açılarının, okumaların ve yaklaşımların bir arada ve yan yana bulunmasının zihin dünyamızı zenginleştireceğini ortaya koyuyor. Aynı zamanda kendi gerçekliğimiz, umutlarımız ve tarihimiz üzerine esaslı bir muhasebe niteliğindeki derleme, Karakoç’un kişiliğinin oluşumunu ve eserlerini ele almakla kalmıyor, günümüze kadar uzanıyor…Sezai Karakoç’un düşüncesini, şiirini fikrî, edebî-tarihsel bağlamına ustalıkla yerleştiren Sezai Karakoç Kitabı, bu sayede, hem mütefekkir şairi ilk kez okuyacaklar hem de yeniden değerlendirmek isteyenler için detaylı bir yol haritasına dönüşüyor.

Önceki Yazı

Gerçek müzik gönülleri fetheder

Sonraki Yazı

İnsan, duvar, ekran ve ötesi: “Battığımız Bataklar”

Son Yazılar

Bir ailenin duygusal otopsisi

2023 yılının en çok konuşulan filmlerinden olan ve Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’ye layık görülen Justine