Pandemide Yıkılmayanlar: Nurdan Albamya İnce

19 dakikada okunur

Evde duran halkın sosyalleşme, gelişim ve sanat ihtiyacını internet dünyasıyla karşılaması için yeni içerikler üretildi. Pandemide ayakta durmak için olumsuz koşulları lehine çeviren sanatçılardan biri de oyuncu Nurdan Albamya İnce oldu.

1995’ten 2002 yılına kadar büyük bir başarıyla televizyondan evlerimize misafir ettiğimiz “Bir Demet Tiyatro” o dönem yapım olarak takdir aldığı kadar, “bu tiyatro değil” eleştirilerine de maruz kalmıştı. Sinema beyaz perdede, tiyatro ise sahnede olması gerektiği konusunda hemfikir olsak da, öyle bir dönem yaşadık ki herkesin dikkati bir anda ekrana kaydı. Çünkü, ‘ekranda tiyatro olmaz, bu işin yeri sahnedir’ tavrını yıkıp geçti Covid 19. Dünya ile birlikte 11 Mart 2020’den beri ufacık bir virüsün tutsağı olup çıktık. Herkes kendince yorumlar yaptı, konuya dair uzmanların bir kısmı tehlikenin büyüklüğünün altını çizedursun, bir taraf da “bizim iklimimiz ve genetik yapımızın bu hastalığın yayılmasına fırsat vermez” diyerek topluma gaz verdi. Lakin sonuç itibariyle vakalar arttı, kayıplarımız yüreğimizi yakıp yıktı.
Kalabalık yerlerden uzak durduk, maskesiz sokağa çıkmaz olduk, ellerimizle birlikte dışarıdan getirdiğimiz herşeyi sterilize etmekten temizlik hastalığına bile yakalananlar oldu. En çok sevdiklerimizi görememek bizi yıprattı. Ama tek duamız kimsenin hastalanmaması ve covid olsa bile kolayca atlatmasına yönelikti. Vaka sayılarının kontrolün dışına çıkmasıyla keskin tedbirler geldi. Okullar kapandı, sokağa çıkma kısıtlamalarıyla evlerimize kapandık. Yüz yüze yapılan tüm etkinlikler iptal oldu. Ve tabi bu süreçten sezonun ortasında perde kapatan sinema ve tiyatro dünyasıyla müzik sektörü de nasibini aldı. Bilhassa gelirini, ayakta durmak için gereken maddi kazancını seyircisinden elde eden “maaşsız” sanatçılar içinse süreç kabusa döndü.
Can simidi dijital dünya
Sanat emekçileri olarak bir çıkış bulmamız gerekiyordu. Yurt dışında da benzer sancılar yaşanıyordu. Kimse böylesine büyük bir pandemiye hazır değildi elbette. Çözüm için alternatif dijital dünyadan geldi. Yemekten market alışverişine kadar tüm ihtiyaçları karşılarken, online buluşmalar sanat dünyamıza can simidi oldu. Dünya ile birlikte tiyatro grupları olarak oyunlarımızı online olarak seyirciye açtık. Zoom üzerinden okuma tiyatroları yapıldı, konserler verildi, film festivalleri düzenlendi. Kişisel gelişimden sanatın her dalına hitap eden sanal sınıflar açıldı. Kimi sanatçılar youtube da tecrübelerini paylaşırken, kimileri ise instagram sayfalarından söyleşiler gerçekleştirdi.
Dijital dünya ülkemizde yavaş yavaş hareketlenme içindeyken Covidle birlikte birden şaha kalktı. Evde duran halkın sosyalleşme, gelişim ve sanat ihtiyacını internet dünyasıyla karşılaması için yeni içerikler üretildi. Kültür ve sanat belli başlı şehirlerin etrafında dönerken, dijitalleşmeyle birlikte Anadolu’nun her köşesine, dezavantajlı bölgelere veya uzak diyarlara ulaşıldı. Sınırlar ortadan kalktı. Şimdi geldiğimiz noktada pandemi halen bitmiş değil. Lakin artık kapanmanın, kısıtlamaların ve yasakların ne olduğunu, nelerle karşılabileceğimi daha iyi biliyoruz. Bu zor ve öğretici süreç içerisinde devlet yardımları sanat dünyasına katkı sağlarken, sanatçılar olarak boş durmadık kaynakların kullanıma uygun dil geliştirdik ve dijitalleştik.
Pandemiyi lehine çevirenler
Pandemi, sadece görsel alanları değil aynı zamanda işitsel alanları da ne kadar öksüz bıraktığımızı da bize hatırlattı. Hepimizin hayatında güzel hatırlar bırakan radyo tiyatroları yine bu dönemde bolca ürün verdi. Üstelik “podcast” mecralarında oyuncular kollektif ürünlerle birlikte bireysel performansları ile yeni bir soluk kazandırdı. Hasılı bu illet bizden çok şey götürse de ciddi bir zenginliğe de vesile oldu diyelim. Bir şekilde ayakta kalmamız, hayatla mücadele etmemiz gerekiyordu ve bizde onun için şartları lehimize çevirmeye çalıştık.
Pandemide ayakta durmak için olumsuz koşulları lehine çeviren sanatçılardan biri de oyuncu Nurdan Albamya İnce. Genç ve çalışkan yapısıyla vazgeçmeyişini, bu zorlu süreçte neler yaptığını, pandemiyi ve oyunculuk kariyer hikayesinin nasıl başladığını konuştuk. 2006 yılında Mersin’den İstanbul’a Marmara Üniversitesi İktisat Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü okumak için gelmiş Albamya İnce, oyunculuk kariyeri ise MSM’de başlamış: “Tam okulumun karşısında da Müjdat Gezen Sanat Merkezi vardı. Bir yandan okurken oranın sınavlarına girdim. Orayı da birincilikle kazandım, konservatuar bölümünü ücretsiz.” Lakin MSM’de 1,5 yıl kalabilmiş. “Orada bir buçuk sene zor idare ettim. Devam edemedim. MSM’ye kendimi ait hissetmedim. Dostoyevski’nin bir sözü var ya, “cehennemdir insanın kendini ait hissetmediği yer”. Beni aralarına almadılar. Derslerin dışındaki sosyal hayatları bana göre değildi. Bi de benim hayatımda hep gurur duyduğum bir şey var. 13 yaşından beri namazı aksatmadım. Namaz kıldığımı gördüler. Sonra tavırları değişti. Ben de dayanamayıp ayrıldım. Bence bizim camia da aidiyet duygusu çok önemli. Stanislavski’nin bir sözü var ya, “aidiyet duygusu hissetmeyen oyuncu oyuncu olamaz”. Orada kalsaydım asla oyunculuğum gelişemezdi.”
Oyunculuğu hayatının merkezine almış Albamya, Semaver Kumpanya’dan Craft’a hem yurt içinden hem de yurt dışından eğitimler almaya devam etmiş: “Eğitim süreçlerim hiç bitmedi. Pandemi de bile yurt dışından eğitimlere katıldım online.” 2008 itibariyle profesyonel olarak oyunculuğa adım atmış. Hep komedi rollerine seçilmesini şöyle anlatıyor İnce: “Mesleğe ilk başladığım hep komik karakterler denk geldi. Bi 10 yıl önce şişman bir kızdım. O yüzden komedi karakterleri veriyorlardı. Dram olacaksa yaşlı teyze rolleri geliyordu. 30’larıma yaklaştığımda daha dramatik rollere yöneldim ve sesimi keşfettim. Çünkü komedi rollerinde şivenin arkasına saklanıyordum. Sonra kendi sesimi keşfedince bana nitelikli roller gelmeye başladı.”
Temizlik takıntısı
Pandemi başlamadan önce Ankara Devlet Tiyatrosundan sanatçılarla Türkiye’de ilk defa Albert Camus’un Yanlışlık oyununu sahneye koymuşlar fakat süreçten dolayı ara verilmiş: “Pandemi patlayınca herkes gibi biz de oyuna ara verdik. İlkin ne olduğunu tam anlayamadım. Herkes gibi online eğitimlere katılmaya başladım. Elimden geldiği kadar bu durgunluk sürecinde kendimi geliştirmeye çalıştım ama baktım süreç bitmiyor. Ve artık ben hiçbir işe yaramıyormuş gibi hissetmeye başladım. Temizlik takıntısı falan oluşmaya başlamıştı. Evi temizliyorum, sürekli birşeyler izliyorum.”
Nurdan, pandeminin ruhunda yarattığı ağırlık içinde sahneyi, oyunculuğu özlemenin yanında maddi anlamda da sıkıntılar yaşıdığı dönemde Ankebut Oyunculuğu kuruyor: “Psikolojim çok alt üst olmuştu. Hem sahneyi özlüyordum hem oyunculuğu özlüyordum. Bir şeyler yapmalıydım. O sıralar kuzenim, ‘Nurdan abla sen kendine bir Youtube kanalı açsana’ dedi. Orada oyunculuk anlatırsın. Bu öneri bir yandan mantıklı geldi ama Youtube bir derya herkes bir şey anlatıyor. Ne yapayım, nasıl yaparım diye düşünürken nasıl zoomdan eğitimlere katılıyorsam, ben de online eğitim açayım, gelen gelir bir deneyeyim dedim. Çünkü ben konuşmayı, anlatmayı ve bildiğimi öğretmeyi seviyorum. Sonra bir afiş hazırladım. ismini de çok sevdiğim bir ayet olan Ankebut koymak istedim.”
“Beş kişi kayıt oldu”
İlk sınıfını açıyor, duyurusunu yapıyor. Üç gün geçiyor, beş kişi kayıt oluyor: “Ben şoktayım, banka hesabımda sıfır lira var. Kayıt oldular hesabıma para gelmeye başladı. Hem parasal anlamda mutlu oldum hem de aylar sonra ilk defa oyunculukla ilgili birşeyler yapacağım için heyecanlandım. Hemen başladım, onun ardından bir eğitim daha açtım, o da doldu.”
Başka türlü yaşamayı, nefes almayı bilmeyen sadece sanatla varolan oyuncular için gerçekten zor bir süreci tam dibe çökmeden ayağa kalkarak devam ettirmiş Albamya: “Geçen Ankebut’taki gruplarımdan öğrencilerimi sayayım dedim. 10 ayda 99 kişiye ulaşmışım. Hiç inanamıyorum ama tamamen Rabbimin yardımı. Ankebut’u 17 ocak 2021 de kurdum. Şubatın sonunda eğitimlere başladım. Sadece yetişkinlere bu süreçte 10 tane sınıf açtım, çocuklara 4, gençlere 6 kere, şimdi de iki tane de sadece kadınlara sınıf açtım.”
Bu sene senin için nasıl geçti diye sorduğumda tebessüm ederek cevap veriyor Nurdan: “2021 yılı benim için sahneye çıkma değil oyunculuk konuşma, oyunculuk anlatma noktasında çok verimli bir yıl oldu. Tiyatroda çığır aşmış insanların hayatlarıyla ilgili, tekniklerle ilgili konuşmayı seviyorum. Bu açıdan tüm pandemi şartlarına rağmen 2021 sevdiğim bir yıl oldu. Ancak sahneye çıkma anlamında tabi ki zor bir yıl oldu.” Dijitalde ders vermeye devam etse bile “kesinlikle yerimiz sahne bizim” diyerek altını çiziyor: “Pandemi böyle devam edecek ama en başta isteğim tiyatroların online hapsolup kalmaması. Kesinlikle yerimiz sahne bizim. Süreç böyle devam ederse hiçbir şey yapmamaktansa dijitale içerik üretmeye devam etmeliyiz. Nasıl çiftçi tarlasında ekinini üretiyorsa bizde sanatımızla üretimde yer alıyoruz.”
Dijital alanda olmaktan ve mesafelerin ortasından kalkmasından ise memnun Nurdan: “ Online da eğitim verdiğim öğrencilerimin çoğu Anadolu’dan insanlar. Zaten yüz yüze eğitim alabileceği çevresinde bir yerde yok. Şu anda onlar için alternatif bir eğitim alanı oluşturuyorum. Birbirimize dokunamadığımız, birbirimizin varlığını hissedemediğimiz zaman tabi ki performansımız çok düşüyor. Ama elimizden geldiği kadar eğlenceli ve enerjik bir ortam oluşturmaya çalışıyoruz. Ekrandan ulaşımın bize verdiği alanı tamamen kullanarak oyunculuk eğitimlerini vermeye çalışıyorum. Tabi ki yüz yüz verim almak sahnede yapılanla aynı diyemeyiz online eğitimler için.”
Sahne tozu
Bir Düş Gördüm, GK, Çamaşır Suyu, Sahne Tozu, Bir Tutam Karanfil gibi başarılı uzun ve kısa filmlerde de rol almaya devam etmiş pandemi sürecinde Albamya: “2021’de tiyatro sahnesine çıkamadım ama Sahne Tozu kısa filminde bir oyuncunun sahnedeki performansını oynadım. HBS’den Sude Özbek’in yönetmenliğini yaptığı filmde karakter tam sahneye çıkmadan önce ailesiyle ilgili kötü bir haber alıyor ve hemen oyuna çıkması gerekiyor. Iyi bir performans sergilemesi lazım. Çünkü önceki gösterimlerde çok başarılı olamamış. Ve o gün öyle bir duygu yoğunluğuyla oynuyor ki seyirciler ayakta alkışlıyor. 2021 yılının son filmi Bekir Bülbül’ün yönetmenliğini yaptığı Bir Tutam Karanfil oldu. Suriyeli bir kadını oynuyorum.”
Şimdilerde kurucusu olduğu Tiyatro Ankebut için yazdığı yeni oyunun hazırlıkları içerisinde Nurdan Albamya İnce, aynı zamanda tam bir hayvansever kendisi. Online eğitimden aldığı ücretlerin bir kısmını hayvanlar için her ay düzenli mama almak için kullanıyor. Sanatçının topluma örnek oluşturması gerektiği noktasında da duyarlı bir insan olması takdire şayan. Sohbetimizin bir yerinde, “Bizim camiada tiyatro yapan çok yok, o yüzden kendimi yalnız hissediyordum. İyi ki varsın Ayşe abla.” diyerek yüzümde tebessüm oluşturduğunu belirtmek isterim. Sanıyorum ki, zorlukları birbirimize destek olarak aşacağız. Yolun açık olsun Nurdan…

Önceki Yazı

İrfan, İnsanı Fıtratına Kavuşturur

Sonraki Yazı

15-30 Aralık Ajanda

Son Yazılar

Bir değirmendir bu dünya

Muhtârî’nin “Men be-pây-ı hod in hatâ kerdem/Tâ be-destâ renc gestem âsiyâb” (Ben kendi attığım yanlış adım