Periferik Mahşer  

5 dakikada okunur

The Peripheral bilimkurgu romanları ile ün yapmış, Siberpunk akımının babası olarak tanınan William Gibson’un 2014 yılında yayınladığı bir roman. Periferik, çevresel, bilgisayara bağlanması düşünülen çevresel cihaz anlamına da geliyor malum. Öykü romandan hareketle aynı başlıkla 2022’de dizi halinde yayınlandı. İkinci sezon bekleniyor.

Diziyi hayata geçirenler yazarıyla, yönetmeniyle ünlü Westworld (2016-2022) dizisinin beyin ekibi. Bu nedenle The Peripheral için anlatım dili, konunun en genelde taradığı alan ve öykülerin birbirlerine ayna  tuttuğu da göze alındığında Westworld’un ruhsal kuzeni deniyor.  

Yıl 2032. Flynne bilgisayar oyunları alanında çok yetenekli olan ve 3D matbaasında çalışan bir genç kadındır. Ağabeyi Burton da sanal gerçeklik aracılığıyla oyun oynayarak para kazanıyor. Adam geçemediği seviyelerle karşılaşınca daha yetenekli olan kız kardeş devreye girerek bölümleri tamamlıyor. Abisi yüklü bir meblağ karşılığında üst düzey oyunlardan birinin testini yapmayı kabul eder. Çünkü iki kardeş rahatsız olan annenin hastane masraflarını karşılamakta zorlanıyor. Genç kadın Burton’un yerini alınca bu yeni simülasyonun oyundan başka bir şey olduğunu fark eder ve zihni gelecekteki Londra’ya ışınlanır. Fütüristik bir Londra’da abisinin Abone Kimlik Modülünde yani SIM’inde virtüel gerçeklik deneyimlerini yaşayacağını zanneden Flynne kendisini 2099 yılındaki bir gerçekliğin içinde bulunca işler karışır. 

2045 te gerçekleşmesi öngörülen Avatar Projesi’yle birlikte bilinç transferi bir anda popüler bir konu haline geldi. The Peripheral de bilinç naklini ana tema olarak alıyor. Kuantum fiziğinde  bahsi geçen çoklu evren ve dallanma teorilerine kendi yorumuyla yaklaşıyor.  

Dizinin önemli farklarından biri romanda Flynne karakteri pasif gözlemci bir kadınken, dizide Westworld dizisinde ön planda bulunan Dolores, Maeve ve Charlotte gibi proaktif bir kadın kahramana dönüşmüş olmasıdır. Bu nedenle The Peripheral’ı izlerken Westworld’u hatırlamamak mümkün değil.  Duygu yüklü monologlar ve sükunet losyonlu androidler roman yazarınınkinden çok Westworld dizisinin yaratıcılarının dünyalarının bir uzantısıdır denilebilir.

Distopik makyajlı geleceğin dünyasında bizleri kaçınılmaz olarak tekinsiz ve kötücül karakterler karşılıyor. Klept, Polt ve Neoprim şeklinde üç farklı gücün hâkim olduğu

dünyada vurgun – jackpot adı verilen bir yok oluş yaşamıştır. 2039 yılında önce elektrik kesintisi yaşanmış, ardından kanlı veba salgını çıkmış, bunu iç savaş takviyeli nükleer çatışma takip etmiştir. Ekosistemin büyük hasar gördüğü dünyada geriye çok az sayıda insan kalmıştır. Geleceğin Londra’sında kirlenmiş atmosferi temizlemek için görünümleri büyüleyici olmakla birlikte kalplere korku salan mitolojik heykeller şeklinde devasa temizleyiciler kurulmuştur. Görsel bir şölendir.

The Peripheral sarsıcı, sarmalayıcı sahneler içeren ve enteresan bir gelecek perspektifi monte edilmiş sekiz bölümlük bir dizi. Defalarca izlenebilecek grift bir kurgu.

Önceki Yazı

Mustafa hocanın yazacağını herkes yazamazdı!

Sonraki Yazı

Geleneğe ek yapmak zorundayız

Son Yazılar

Varlığa gülümsemek

Günde kaç kez ufukla göz göze geliyorsun? Gökyüzünün sana göz kırptığı oluyor mu? Denizin derinliğine bir

Yoksulluk ve takva

70’lerin ve 90’ların sonlarını aratmayan büyük bir enflasyonun endişeleri içinde girdik Ramazan’a. Gelir uçurumları keskin bir

Kısa caz tarihi 

İkinci kez okuduğum, dünyanın farklı dillerine çevrilen Joachim E.Berendt ‘in “Caz Kitabı”ndan yola çıkarak kendi yorumlarımı

Elly hakkında konuşalım mı?

Sinema serüvenine 2000’li yıllarda başlayan İran’ın önde gelen sinemacılarından Asghar Farhadi, 2008 yılında Berlin Film Festivali’nde