Podcast dinleme kültürünü yeniden inşa ediyor

22 dakikada okunur

Son yılların en dikkat çeken mecrası kimine göre de yeni nesil radyoların devamı niteliğindeki podcast, ülkemizde de istikrarlı bir şekilde büyüyor. Peki bu mecra yeni bir dinleme kültürünü de beraberinde mi getirir? Rıfat Özcan, Efe Can Erdal, Candost Bayraktar ve Ümmühan Atak cevapladı: “Yeni bir çağ başlıyor. Podcastler sayesinde sesli içerik kültürünü yeniden inşa etmeye çalışıyoruz. Podcast en temelde hayatımızın en verimsiz anlarını verimli kılıyor. Artık kendinize en uygun içeriğe, yayın akışı ve saati gibi konulara takılmadan erişim sağlayabiliyorsunuz. Podcast kayıtları, meşgule düşürmeyen o ‘hayırlı’ arkadaşlarımız gibi.” 

21. yüzyıl her anlamda alışkanlıkların değiştiği dönüştüğü bir dönem oldu. Kapitalist sistemdeki çalışma sistemi insanları farklı mecralara yönlendirirken dijitalleşme buna olanak sağladı. Geleneksel medyaya birçok alternatif geldi. Ve işitsel medya yeniden güç kazanmaya dijitalleşmeye başladı. İnsanlar artık yolda, sporda, işte, mutfakta farklı bir şeyle uğraşırken aynı zamanda kendini geliştirecek ya da eğlendirecek mecralara yöneldi. Önceden bu anlamda çok alternatif yoktu. Sanırım radyo bu görevi görebilecek en kurtarıcı araçtı. Ancak o da şekil değiştirdi. Artık günümüz insana yetmemeye başladı. Teknolojinin de gelişimiyle hayatımıza farklı kanallar girdi. Bu kanallardan biri de sesli kültürün de devamı niteliğindeki podcast oldu. Yirmi yılı aşkındır var olan ancak son birkaç yılda ülkemizde de tercih edilmeye ve fark edilmeye başlayan podcast, bugün yeni medya araçlarından biri olarak görülüyor kuşkusuz. Özellikle ABD’de çok yaygın olan podcasti farklı kılan birçok özelliği ve avantajı var. Her geçen gün büyümeye devam eden bu yeni sektör beraberinde biz de zaten var olan dinleme kültürünü, sesli kültürü de yeniden inşa edeceğe benziyor. Konuyu; Podcaster App’in kurucusu Rıfat Özcan, Kanlar Düşer Podcast programı sunucusu Efe Can Erdal, Podbee Media Kurucu Ortağı Candost Bayraktar ve Anadolu Ajansı Podcast Editörü Ümmühan Atak “yeni bir dinleme kültürü getiriyor” çerçevesinde konuştuk. 

Günümüzün en verimsiz anını verimli kılıyor

Rıfat Özcan (Podcaster App’in kurucusu) 

Podcastin ortaya çıkışının 2000 yıllarından sonra farklı dönemleri var. Türkiye’de asıl gelişimi 2018 yılında oluyor. Podcast dünyasına 2020 yılında pandeminin ilk günlerinde katıldım. Daha sonra podcast networku kurduk. Bu alanda belli sıkıntıları görünce de Podcaster App’i hayata geçirdik. Podcastin keşfedilebilirliğini artırmak, sürdürülebilir olmasını sağlamak ve bu işle uğraşanlar için bir gelir modeli oluşturmak istedik. 

Farklı mecralardan farklı dinleyicilere

Podcasti diğer medya araçlarından farklı kılan açık kaynak dağıtılmasıdır. Podcast farklı mecralardan farklı dinleyicilere ulaşabiliyor. Bu da onun diğer ortamlara göre daha özgür ve merkeziyetsiz olmasını sağlıyor. 2000’lerin başında internetin özgür olduğu ve dünyayı değiştireceği düşüncesi zamanla monopolleşti. Google, Facebook, Twitter çok büyüdü ve artık öyle özgür bir ortamdan bahsedemiyoruz. Ama podcast hala o özgürlüğünü koruyor. 2018 yılında Spotify’ın podcast sektörüne girmesi de benzeri bir etki yaratacak mı bunu zamanla göreceğiz. Bu açık kaynak durumunu korumak için 2020 Eylül podcastin kurucusu Podcast Index’i kurdu. Dünyadaki podcastleri bir araya toplayıp Spotify gibi mecralara insanlar mahkûm kalmasın istedi. Çünkü Spotify günün sonunda bu açık kaynağı bitirmek ve sadece kendi üzerinden ulaşılmasını isteyecek. Podcastin bir diğer özelliği onu sansürlemek mümkün değil. Dünyada birçok podcast uygulaması var birinden kaldırılsa diğerinden dinlenebilir. 

Burası bazen okul bazen eğlence kulübü

Türkiye’de podcast ekosistemi kurumsallaşacak. Yapım ajansları, uygulamalar ve bu işin eğitimi veren yerler var. Türkiye dünya ile bağlantıları olan ve yeniliklere açık bir ülke olduğundan önümüzdeki 4-5 yıllık dönemde daha da büyüyecek. Şu an da podcastin kendi ünlüleri var ama geleneksel ünlüler de bu alana girince ki Türkiye’de bu henüz olmadı o zaman daha da büyüyecek. Çünkü Türkiye’de dijital tüketici çok. Tabii burada sürdürülebilirlik önemli. Bazen bir podcast kaydedilir, ikincisi gelmez. Genel anlamda podcastin ana problemi sür­dürülebilirliktir. Geniş bir havuz var. Podcasti  bir okul ve eğlence kulübü olarak görüyorum. Şu an Youtube’da bulabileceğiz herhangi bir içeriğin muadili burada var. En çok ise kültür ve yaşam podcastleri dinleniyor. 

Podcast sizi hayata bağlıyor

Podcast en temelde günün ya da hayatımızın en verimsiz anlarını verimli kılıyor. Bu da ister istemez yeni bir dinleme kültürü getiriyor. İnsanlar birçok farklı alanla uğraşırken podcast dinleyebiliyor. Özellikle büyük şehirlerde insanlar zamanının çoğunu yollarda geçiriyor. Trafikte geçen süreçte sesli kitap veya podcast dinliyorlar. Mobil haldeyken sizi hayata bağlıyor. Bir de yaşadığımız bu dijital dönemde ekran yorgunluğu var. İnsanlar ekrana bakmadan içerik tüketmek istiyor. Burada da yollar yine podcaste çıkıyor. 

Sorumluluğunuz kendinize ve dinleyicilerinize

Efe Can Erdal (Kanlar Düşer Podcast programı sunucusu):

Podcast dünyasına 2021 Mart’ında katıldık. Podcast partnerim Kerem Biçmen’le korku filmi hayranlığı çevresinde gelişen yaklaşık 20 yıllık bir arkadaşlığımız var. Bu diyaloğumuzu hem eğlenceli hem bilgilendirici bir formatta, Türkiye’de korku türünü seven diğer kişilerle paylaşmak istedik. Farklı şehirlerde yaşadığımız için podcast en uygun mecra oldu. Popüler filmlerin yanı sıra daha az bilinen ya da daha az mevzu edilen filmleri konuşarak türün çeşitliliğini ortaya koymak amaçlarımız arasındaydı.

Podcastte sorumluluk sizde

Podcast yapmak her şeyden önce prodüksiyonel açıdan diğer mecralara göre daha kolay. Hal böyleyken herkesin dilediği içeriği üretmesi mümkün oluyor. Hesap vermeniz gereken hiyerarşik ya da kurumsal bir yapılanma yok; sorumluluğunuz tamamen kendinize ve dinleyicilerinize. Bu da podcast üreticilerine daha özgür ve yaratıcı bir alan sağlıyor. Dinleyicilerin de spesifik ilgi alanlarına dair çeşitli içeriklere erişimleri olmuş oluyor. Korku filmlerine odaklanmış bir podcast olarak bunun bir örneğiyiz biz de…

Yeni bir dinleme kültürü

Podcast dünyasında yeni bir dinleme furyası hatta kültüründen bahsedebiliriz. Artık kendinize en uygun içeriğe, yayın akışı ve saati gibi konulara takılmadan doğrudan erişim sağlayabiliyorsunuz. Bir yandan yaşadığımız sistem de bizi çoklu göreve yöneltiyor. Hiçbir anımız boş geçmemeli, mümkünse birden fazla şeyle dolu olmalı. Sesli kitaplarla ilgili kişisel fikrim biraz daha geleneksel kalıyor, henüz o alışkanlığı edinme isteğim yok. ama podcastler bu anlamda günlük hayatınıza çok kolay entegre edebileceğiniz şeyler. Özellikle ABD’de çok daha yaygın durumda, bizde de popülerleştiğini görüyoruz. Fakat kurumsallaşma riski diğer tüm mecraları etkilediği gibi podcastleri de etkileyebilir ve içerikler samimiyetini kaybedebilir. Şimdilik bu özgür platformun tadını çıkartmalı diye düşünüyoruz.

Yeni bir çağ başlıyor

Candost Bayraktar (Podbee Media Kurucu Ortağı):

Medya alanında bir dönüşüm var. Podcastler de bu dönüşümün önemli bir noktasında yer alıyor. Çünkü yaratıcılar, düşüncelerini, hikâyelerini, düşük maliyetle ve bir o kadar da hızlı şekilde kendi topluluklarıyla buluşturabiliyor. Topluluğun büyümesi sayesinde gelir elde ediyorlar. Bunun neticesinde geleneksel medyaya ya da patronaja bir başkaldırı olduğunu söyleyebiliriz. Podcastler geride kalmaya yüz tutmuş bir geleneğin -radyonun- yerini almaya aday. İçerik kalitesi, ses tasarımı ve farklı seslerin/hikâye­lerin alan bulabilmesi adına tüm mecralara da meydan okuyor.  

Her anımıza eşlik ediyor

Podcasti cazip kılan hayatın hemen hemen her anına nüfuz edebilmesi. Bilgi Çağı, teknolojinin de gelişmesiyle erişim hızını hiç olmadığı kadar arttırdı. Ancak bu bilgi akışına yetişmek, zamanı yakalamak için hala 24 saatimiz var. Dolayısıyla günü verimli geçirmek, zamana değer katmak bilgi çağının bir gereksinimi, aksi takdirde geride kalıyoruz. İşte podcastler günün her anında aktivitelerimize eşlik etmesiyle cazip oluyor. Sabah duş alırken, kahvaltıda, yolda işe giderken, araba kullanırken, çalışırken, spor yaparken, yürüyüşte, ev işlerini hallederken bize eşlik ediyor. Bu sayede zamana değer katıyor ve günü daha efektif geçirebiliyoruz. Podcastler bize dinleyerek öğrenmenin, gelişmenin, hayal etmenin, keyifli vakit geçirmenin mümkün olduğu bir dünya sunuyor. Bir de son 10 yıldır gündemde olan pek çok geleneksel mecranın dijitalleşmesi konusu var. Dijitalleşme içerik tüketicisine istediği zaman istediği yerde istediği içeriği tüketme imkânı tanıyor. İşitsel mecraların da dijitalleşmeye, demokratikleşmeye ve esneklik kazanmaya ihtiyacı vardı, podcastler bu açığı doldurdu.

Yaşamın hızına ayak uydurmak için önemli bir araç

Podbee’deki hedeflerimizden biri yeni bir dinleme kültürü oluşturmak. Radyo kültürümüzün geleneksel bir parçası ancak radyolar içerik üretiminden daha çok müzik istasyonları gibi olmadılar mı? Bugün dinlediğimiz radyoyu daha çok çaldığı müzik türüne göre seçmiyor muyuz? Biz podcastler sayesinde sesli içerik kültürünü yeniden inşa etmeye ve büyütmeye çalışıyoruz. Dolayısıyla yeni bir çağ başladığını söyleyebiliriz. Podcastler, ülkemizde radyo yayınlarının aynı şekilde podcast olarak yayınlanmasıyla başladı. Bunu radyo programı formatında komedi, eğlence, spor içerikleri takip etti. Röportaj ya da konuk ağırlama oldukça sık kullanılan bir format olarak dünyada ve ülkemizde sıklıkla kullanılıyor. Yaşamın son derece yüksek hızına yetişmek için önemli araçlardan biri olacak podcastler. Dolayısıyla bu mecra önümüzdeki yıllarda da büyümeye devam edecek. Özellikle ABD’de Podbee gibi podcast yapım şirketleri Amazon, Spotify, SiriusXM gibi ses dikeyinde faaliyet gösteren şirketler tarafından satın alındı.Pazar hem içerik hem de reklam anlamında hızla büyüyor. Ülkemizde de benzer bir trendi gözlemlemeye başladık. 

Meşgule düşürmeyen hayırlı bir arkadaş 

Ümmühan Atak (Anadolu Ajansı Podcaster):

Podcasti geleneksel medyaya başkaldırış olarak değil de, bayrağı elden ele uzatma gibi görüyorum. Çatışmadan, birbirinden ilham ve destek alarak… Mesleğe geleneksel medyada başlamış biri olarak, son yirmi yılda medyanın geldiği yolu nasıl kat ettiğine yakından tanık oldum. Birçok farklı denemeler yapıldı. Podcast, sonradan oluşan bir boşluğu doldurmak için muhteşem bir başlangıç bana göre. Nasıl bir boşluk? ‘Yetişemeyen’ insan için bir şeyleri kaçırmama yolu. Neden başlangıç? Şimdilik sadece seçme lüksümüz var. Bu az buz bir lüks değil. Konuyu seçiyoruz, yayıncıyı seçiyoruz. Podcasterların da dinleyicilerini seçmeye başlaması an meselesi. Ayrıca podcast yeni bir dinleme kültürü de oluşturdu. Podcast kayıtları, günün herhangi bir saatinde aradığımızda telefonu açan, meşgule düşürmeyen o ‘hayırlı’ arkadaşlarımız gibi. Gerçi böyle arkadaşların sayısı az ama ihtiyaçlarımıza cevap verebilecek podcast listeleri oldukça fazla. Habercilik açısından baktığımızda da ortaya konan içeriklerin doyurucu olduğunu görebiliyoruz. Anadolu Ajansı’nın Podcast Editörlüğü de içerikleriyle hem ülke hem dünya gündemini yakından takip ederek oluşan bu ihtiyacı karşılama noktasında üzerine düşeni yapıyor. Podcast yayıncılığının ‘çektiği’ bir alan var. Kullanıcı o alanlara bile isteye çekiliyor zaten. Zarureten, rastgele bir çekime razı değil. Kendini özel ve değerli hissedeceği yerlerde.

Radyo ve podcast yakın akraba gibi 

İşe gidip gelirken radyoyu açan, trafik sıkışıksa ve yol almıyorsak podcast seçip açan biri olarak şunu söylemek istiyorum, radyo ve podcastler sanırım anne tarafından kuzenler. İçeriklere baktığımızda müzik, spor, sanat, günlük hayat becerileri gibi temaları olan, her telden çalıyor gibi yapan, kendince bir yol tutturan kanalları görüyoruz. Radyo yayınlarının kendine özgü yayın süreçleri burada yok. Sürpriz program tanıtımlarının, reklamların ne zaman biteceğini düşünmek zorunda değilsiniz. Bir şeyi tam anlamadınız mı, podcast dinliyorsanız geri sarabilirsiniz. Dinlemeye doyamadınız mı? Başka bir gün yeniden dinleyebilirsiniz. Zaman zaman ‘en çok dinlenen podcast kanalları’ taraması yapıyorum. Liste pek değişmiyor. Bunun sebebinin aslında sponsorların desteğiyle ortaya çıktığını fark ediyorum. Bana göre o önerilen içerikler çok da heyecan verici ya da doyurucu değil. Bu durumda beklentimi mümkün olduğu ölçüde karşılayan, podcast programının adıyla, giriş anonsuyla bana vaat edilen içerikleri sunanları takibe alıyorum. Konfora bakar mısınız?

Önceki Yazı

Eurovision güncelleniyor

Sonraki Yazı

Enteller neden kötüdür?

Son Yazılar