Ramazan anılarının başrolünde “Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı”

/
21 dakikada okunur

41 yıldır her Ramazan İstanbul’un tarih kokan semtlerinde ve asırlık camilerinin avlusunda düzenleniyor. Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı. Herkesin Ramazan anılarında bir yer kaplıyor. Bizde akıllardaki o yeri yazarlara ve yayıncılara sorduk.

Uzun bir aradan sonra güzel bir vesileyle yolum Fatih Camii’ne düştü. Bir Ramazan geleneği olan Türkiye Kitap ve Kültür Fuarını görmek için İstanbul’un tarih kokan semtine geldim. Fatih’in zikzaklı yollarını yürüdükten sonra defalarca yıkılmasına rağmen asırlara şahitlik etmiş Fatih Camii’ne vardım. Avluya girdiğimde yıllardır raflarımızda kitapları bulunan yazarları görecek olmanın heyecanı sardı. Koca bir çınar gibi asırlara meydan okuyan Fatih Camii’nin taş mermerlerine çarpan güneş gözümü alıyordu. Etrafa biraz bakındığımda bir yanımda çocuklar için etkinlik çadırı diğer yanımda kitap fuarının olduğu çadırı gördüm. Hızlı adımlarla kendimi fuar çadırına attım. İçeriye girdiğimde çadırın sonuna kadar uzanan kalabalığı gördüm. Açıkçası Ramazan ayının ortalarında, güneşli bir Mart günü böyle bir kalabalığı beklemiyordum. Şaşkın bir şekilde haberim için standlar arasında dolaşmaya başladım. Bir yandan standları dolaşırken diğer yandan da haberimin ayrıntıları zihnimde birleşiyordu.. 41 yıldır devam eden kitap fuarının nasıl bir gelenek oluşturduğunu, aynı zamanda nasıl bir ilgiyle karşılandığını merak etmeye başladım. Merak ettiğim soruları yazar Ali Emre’ye, Ekrem Kaftan’a, Taha Kılınç’a, Sinan Özyurt’a yönelttim. Yayıncılık kısmında ise Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları’ndan Murat Aydemir ve Rukiye Oklan’a sordum. O zaman gelin bir Ramazan geleneği olan Türkiye Kitap ve Kültür Fuarını onlardan dinleyelim.

Bu kitap fuarı bizler için bir arınma vesilesi

Ali Emre ( Yazar):

Biz kitap medeniyetinin çocuklarıyız ve kitabımızda ilk ayet biliyorsunuz “İkra” yani: Oku. Okumayı geniş anlamda bilen, düşünen bir tarihin ahvadayız, evlatlarıyız. Göğü okumak yeri okumak, insanlığı okumak genel gidişatı okumak, tarihi okumak, tabiatı okumak şeklinde çeşitlendirilebilir, zenginleştirilebilir bu. Bu bağlamda fuarları, kitapla ilgilenen insanları, kitabı merkezine koyan etkinlikleri önemsiyoruz. 

Türkiye Diyanet Vakfı da 41.’sini gerçekleştiriyor, 41 buçuk kere maşallah diyelim biz de onlara. Bu vesileyle insanlar, aileleriyle, çocuklarıyla, eşleriyle güzel bir ortamda kitapların yer aldığı kültürün sanatın, edebiyatın konuşulduğu bir ortamda dolaşıyorlar. Bu bile başlı başına kıymetli bir şey. Bizim hem hafıza inşaamızın oluşmasında hem gelecek tasavvurumuzun kurulmasında bu tür etkinlikleri böyle bereketli, güzel, münbiç bir yerlerde gezmeyi, dolaşmayı kolektif müşterek bir şekilde yer almayı bile başlı başına çok önemli bir unsur olarak görüyorum. O yüzden bu tür çabalarda bu tür etkinliklerde kitap fuarlarında emeği geçen dostlarımızı, kardeşlerimizi de tebrik ediyorum.

Ben de gücüm yettiğince bu tür fuarlara katılmaya hem dinleyici olarak hem de bir yazı emekçisi olarak, gücü yettiğince yazıp çizen bir edebiyatçı olarak yer almaya, bir ucundan tutmaya, burada gücüm yettiğince gençlerle tanışmaya kısa da olsa ayak üstü de olsa sohbet etmeye gayret ediyorum. Bunlar dediğim gibi bereketli yerler. Bu modern hayat içerisinde çeşitli dış uyarıcılarla insanı yutan bu kapitalist modernist paradigmalarla örülü bu hayat içerisinde böyle bereketli yerlere uğramak lazım. Bunları bir arınma vesilesi olarak görmek lazım. 

Kitapla bağlantımızı kurmak, güçlendirmek, çeşitlendirmek lazım ve geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı, gençlerimizi de buralarda biraz eğitmek yetiştirmek lazım diyerek bitireyim sözlerimi.

Devam eden kitap fuarı sevindirici ama!

Ekrem Kaftan (Yazar): 

Türkiye’de her sene kitap fuarları düzenlenmesi sevindirici bir gelişme tabii ama satılan kitaplarla nüfus oranını mukayese ettiğimizde arzu ettiğimiz seviyede kitap okunmadığını biz görüyoruz. Bu üzücü bir şey. Çünkü gelişmiş ülkelerde insanların günlük hayatlarında kitap ekmek ve sudan sonra üçüncü ihtiyaçtır.

Biz kitabı kaçıncı sırada ihtiyaç olarak gördüğümüze bir bakmamız lazım. Eğer biz de kitabı ekmek ve sudan sonra üçüncü ihtiyaç olarak görme noktasına gelirsek, Türkiye dünya devletlerinin arasında çok saygın bir yere gelecektir. Bunun için gayret etmemiz lazım. Elbette Kudüs temalı bir fuar düzenlenmesi çok güzel ama şu anda Gazze’de her gün onlarca yüzlerce insan öldürülürken biz sadece kendimizi teselli etmek babında Kudüs temalı bir sergi açmakla avunuyorsak bu da bizim için utanç verici bir şeydir.

41 yıldır bir kültür ortamı oluşturuyor

Rukiye Oklan (Diyanet Vakfı Yayınları Koordinatörü)

41 yıldır her Ramazan ayında Ankara ve İstanbul’da büyük camilerin avlularında düzenlediğimiz fuarımız, yayıncılarla okurların buluştuğu, ilim, kültür ve sanat dünyamıza büyük katkılar sunan bir organizasyondur. Fuarlar bir yandan insanların sevdiği, bildiği yayıncıların yeni çıkan kitaplarını görebildiği, hakkında bilgi edinebildiği bir ortam oluştururken bir yandan da tanımadığı, bilmediği ya da yayın hayatına yeni başlamış yayıncılarla da bir araya gelmesine fırsat sunmaktadır. Bilhassa çocuklar ve gençler için kitabı sevdirme, ona sevdiğini, beğendiğini alma imkânı sunarak kişisel gelişimine katkı sunma anlamında da çok önemli bir işlev görmektedir. Fuarların avlusunda yapıldığı camiler de bu fuarlara ayrı bir manevi hava katmakta, cami ile ilmin, kitabın bir arada bulunması önemli mesajlar vermektedir.

Günümüz dünyasında en basit bir ihtiyaç ürününün bile online satıldığı/satın alındığı, kapımıza geldiği bir ortamda kitap fuarları da hem yayıncı açısından hem de okuyucu açısından 20-30 yıl önceki ilgiyi görmemekte ancak yine de bir kültür ortamı oluşturma anlamında önemli bir görevi ifa etmeye devam etmektedir.  Özellikle okulların öğrencilerini toplu hâlde getirip gezdirdiği, kitaplarla çocukları/gençleri buluşturduğu bir sosyal ortama dönmüş olması sevindiricidir. Çünkü gittikçe dijital dünyaya kendini daha çok kaptıran çocuklarımız için hâlâ eliyle dokunup seçebildiği, kendisini geliştiren kitapların bir alternatif olması sevindiricidir.

Bu fuarda Ramazan’ın ruhunu hissediyoruz

Taha Kılınç (Yazar): 

Kitap fuarları, biz yazarlar için okurlarla buluşmanın en güzel fırsatlarından biri şüphesiz. Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı ise, hem tatlı hatıraları canlandıran bir etkinlik hem de Ramazanın ruhunu daha fazla hissettiğimiz bir atmosfer. Gönül tabii, fuarın daha geniş bir alanda ve fiziksel açıdan daha yeterli şartlarda yapılmasını arzu ediyor. İnternetten alışveriş imkânları artmasına rağmen, okurların fuarlara hâlâ yoğun biçimde ilgi gösterdiğini gözlemliyorum. Yazarla buluşma, sohbet etme, sorusu varsa onu sorma gibi çok farklı yönlerden, internet kesinlikle yüz yüze fuar buluşmalarının yerini tutamaz. İlginin yoğunlaşmasını da bu nedene bağlıyorum.

Ramazan hatıralarımızın ana merkezi bu fuar

Sinan Özyurt (Yazar)

Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı 41 yıllık geçmişiyle İstanbul’daki önemli Ramazan geleneklerinden biri hâline geldi. Belli bir yaşın üzerindeki insanlar için çocukluk ve gençlik anıları arasında bu fuarların önemli bir yeri var. Bugünün çocukları ve gençleri de bu fuar sayesinde yeni kitaplar ve yazarlarla tanışarak geçirdikleri anlamlı vakitleri Ramazan hatıralarına ekliyorlar. Kütüphaneme baktığımda birçok imzalı kitabımı Ramazan fuarlarına borçluyum. Bu güzel organizasyon kitaplarını okuduğumuz yazarlarla tanışma, sohbet etme imkanını da bize sundu. Şimdi rahmetle andığımız bazı yazarları bu sayede görme ve dinleme imkânı bulduk. Dijitalleşmenin hızla yayıldığı günümüzde kitaba ulaşmak elbette kolaylaştı. Fakat internette sadece kapak fotoğrafına veya birkaç sayfasına bakmak yerine kağıdına dokunup içini karıştırarak hatta birkaç sayfasını okuyarak kitabın dünyasına dahil olmak benim için önemini korumaya devam ediyor. Fuarlar onlarca yayınevi ve binlerce kitabı bir araya getirerek bize bu imkânı sunuyor. 

Gazze, Filistin ve Kudüs hayatımızın parçası olmalı

Her yıl fuarlarda belli temaların ön plana çıkarılmasını da önemsiyorum. Bu yıl Gazze’de yaşanan insanlık dışı soykırımın gündeme alınıp “Kudüs’ü Anla Kudüs’le Yaşa” şiarının ana tema olarak belirlenmesinin çok yerinde bir karar olduğunu düşünüyorum. Bu kararı alan yetkilileri tebrik ediyorum. Gazze, Filistin ve Kudüs sadece soykırım ve katliamlarla gündemimizde yer almamalı. Hayatımızın her açıdan bir parçası hâline gelmeli. Bunun için de her şeyden önce bu coğrafyayı ve insanını tanımamız gerekiyor. Tarihi, sanatı, edebiyatı ve kültürüyle Kudüs ve Filistin daima gündemimizde yer almalı. Bunun yolu da kitaplardan, okumaktan ve araştırmaktan geçiyor. 

Bu fuar sayesinde insanlar ülkemizde hatırı sayılır bir Kudüs ve Filistin kitaplığının oluştuğunu görmüş oluyorlar. Fuardaki onlarca yayınevinin bu konuya dair kitapları ön plana çıkıyor. Böylece insanımızın bu konudaki duyarlılığı ve bilinci bu alanda da desteklenmiş oluyor.

Kitap fuarları, toplumsal hayata kültürel anlamda önemli katkılarda bulunuyor. Özellikle okuma kültürünün geliştirilmesi ve okuma bilincinin desteklenmesi bakımından fuarlar önemli bir yere sahip. Ziyaretçiler ilgi alanlarına göre farklı türlerde kitaplarla tanışma ve yeni yayınevlerini, yazarları keşfetme imkânı buluyorlar. Bu da okurların fikrî ve kültürel gelişimine katkı sağlıyor.

Kitap fuarları, yazarlarla okuyucuları buluşturan önemli zeminlerin başında geliyor. Okuyucular, sevdikleri yazarlarla tanışma, imza günlerine katılma ve onlarla sohbet etme fırsatı buluyor. Bu etkinlikler, okumanın ve yazmanın kıymetini vurgulayarak edebî ve fikrî etkileşimi artırıyor.

Kitap fuarları kitapların sergilendiği yerler olmanın ötesinde paneller, söyleşiler ve atölye çalışmaları gibi etkinliklere de ev sahipliği yaparak katılımcıların fikir alışverişinde bulunmalarını, farklı konularda bilgi edinmelerini ve düşüncelerini paylaşmalarını sağlıyor. 

Fuarlar yayıncılığın gelişimine de katkıda bulunuyor. Yayınevlerine hem kitaplarını hem de yazarlarını doğrudan okurla tanıştırma imkânı sunuyor. Yeni yayınevlerinin ve yazarların yayıncılık dünyasında yer edinmelerine vesile oluyor.

Kitap fuarları kültürel hayatımıza birçok açıdan katkıda bulunan çok değerli organizasyonlar. Özellikle çocukları ve gençleri kitaplar ve yazarlarla buluşturması, okuma ve yazmanın kıymetini vurgulaması bakımından kültürel hayatımıza önemli katkılarda bulunuyor.

Ramazan ayının bir eşlikçisidir bu fuar

Murat Aydemir (Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları ve Vakıf Fuarcılık Genel Müdürü):

Türkiye Kitap ve Kültür Fuarlarının ilki 1983 yılı Ramazan ayında  Ankara’da gerçekleştirildi.  Bir sonraki yıl ise hem Ankara’da hem İstanbul’da gerçekleştirildi. Özellikle İstanbul ve Ankara’da İnsanların Ramazan ayı geldiğinde merakla beklediği bir organizasyon haline geldi. Pek çoğumuzun bu fuarlarda yaşanmış güzel hatıraları vardır. Bundan 20, 30 sene önce kitaba ve bu tür kültürel etkinliklere erişim gerçekten sınırlıydı. Bu anlamda fuarlar yazarlarla okurların bir araya geldiği, insanların şehir dışından gelmek için çaba sarf ettiği önemli etkinliklerindendi. Mübarek Ramazan ayının bir eşlikçisi olan Türkiye Kitap ve Kültür Fuarları da, kitapları seven ve ramazanı kitapla geçirmek isteyen herkes için uğrak noktaları haline geldi. Ülkemizde 40 yılını devirmiş az sayıdaki etkinliklerden biri olarak önemini korumaya devam ediyor.

Biz her yıl, Ramazan ayında büyük bir heyecan ve özveri ile fuarlarımıza yönelik hazırlıklar yapıyoruz ve kıymetli ziyaretçilerimiz de bu hazırlıklarımıza büyük ilgi gösteriyor. Gerek söyleşiler gerekse imza günleri okurlarımız tarafından ilgi görüyor. Bunun yanı sıra İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz çocuk etkinlik çadırımızda her gün yüzlerce çocuk ramazanla ilişkili çeşitli etkinliklere katılma fırsatı buluyor. Sonuç olarak fuarlarımıza ilgi gösteren ve tekrar tekrar ziyaret eden herkese çok teşekkür ediyoruz.

 

Önceki Yazı

Baharı kültür sanatla karşılıyoruz

Sonraki Yazı

Oruç tutan hikayelere ihtiyacımız var 

Son Yazılar

Varlığa gülümsemek

Günde kaç kez ufukla göz göze geliyorsun? Gökyüzünün sana göz kırptığı oluyor mu? Denizin derinliğine bir

Yoksulluk ve takva

70’lerin ve 90’ların sonlarını aratmayan büyük bir enflasyonun endişeleri içinde girdik Ramazan’a. Gelir uçurumları keskin bir

Kısa caz tarihi 

İkinci kez okuduğum, dünyanın farklı dillerine çevrilen Joachim E.Berendt ‘in “Caz Kitabı”ndan yola çıkarak kendi yorumlarımı

Elly hakkında konuşalım mı?

Sinema serüvenine 2000’li yıllarda başlayan İran’ın önde gelen sinemacılarından Asghar Farhadi, 2008 yılında Berlin Film Festivali’nde