Renklere Yol Gösteren Nağmeler

7 dakikada okunur

7 Ocak sabahı bir dostumun telefonuyla aldığım haber, çocukluğumun film şeridi gibi gözümün önünden akıp gitmesine neden oldu. Bir anda geçmişime giderek andım o ulvî kişiyi. Son zamanlarda aldığımız vefat haberlerinden farklıydı bu seferki. Daha sarsıcı ve içten içe düşündürücü. Kim olduğumu bir daha sorgulatan ve şu anki duruşuma, sanatıma yön veren ustam… Derin bir sessizlik içinde bir anda durdu beynim, tüm düşünceler sustu. Sanki vedalaşma törenini, karşılıklı helâlleşmeyi yaşadım içten içe. Evet, çok sevdiklerimizle helâlleşmeyi hiç düşünmeyiz, çünkü onlar hiç gitmesin isteriz. Onlar hep bu dünyada var olsunlar, bize ışık olmaya devam etsinler. Sonsuza kadar kalsınlar, çünkü bunu herkesten çok hak ediyorlar…

On bir yaşındayken ellerime kemençeyi ilk kez verdiğindeki heyecanım ve öğretmeler günündeki son konuşmamız geldi hatırıma ardından. Aradan geçen bunca zaman için “keşke”lerle dolu bir dizi düşünce ile suçladım kendimi. Eminim ki aynı duyguları paylaşan meslekdaşlarım şu anda beni çok iyi anlıyordur. Ne kadar şanslı olduğumuzu biliyorduk ama şimdi daha net görebiliyoruz ki  İhsan Özgen, sanatı, düşünceleri ve aktarımıyla kendi ekolünü oluşturmuş, o çok nadide değerlerden biridir.

İhsan Özgen kimdir? Çok klasikleşmiş olan bu soruyu cevaplamak benim için her ne kadar kolay olmasa da, üzerine sayfalar dolusu yazılsa bile yetmeyecek bir anlatımın kısacık özeti olarak, öncelikle “Sanatı Yaşamak” ve “Avludaki Ses” isimli kitaplarını edinmenizi öneririm. Ardından, internetin arama sayfasına İhsan Özgen yazarak “play” tuşuna basmanızı ve müzikleri eşliğinde kitapları bitirmenizi.  Bu esnada, İhsan Özgen’in hayatında, sanatında ve fikirlerinde önem teşkil eden bazı isimler dikkatleri çekecektir; Tanbûrî Cemil Bey, tanbur, kemençe, viyolonsel, resim, sanat, ekol gibi…

Çocukluğundan, yetiştiği ortamdan, bulunduğu arkadaş çevrelerinden, akademik ve sanatsal kimliği yüksek fikir insanlarından beslendiği entellektüel bakış açısı ile İhsan Özgen, kısa sürede sanatının zirvelerine ulaştı. Geleneğe saygısı ve bağı hiç kesilmeyen bu mütevazı müzik dehasının geleceğe bakışı da bir o kadar önemliydi.

Hocamızın öğrencileri olarak bir araya geldiğimizde kendisinin gıyabında, İhsan Özgen sanatının evrelerinin varlığı, özellikleri ve hocamızın müziğe kattığı anlamlar üzerine yaptığımız fikir konuşmaları sayısızdır. Klasik üsluptan modern üsluba geçiş serüvenine tanık olmak, çoğu zaman dehasının nağmelerini kapı ardından gizlice dinlemek, duyduklarımızdan feyz almak, onun izinde yeni fikirler ve bakış açıları geliştirmek, bizlere kattıklarının sadece küçük bir kısmıdır.

Kabına sığmayan bir sanatçı ruh, hangi alanda dolaşırsa oraya eser verir, ışık saçar, aydınlatır, güzelleştirir. İhsan hocam için de diyebilirim ki, ruhu kemençe, tanbur, viyolonsel ve lavta ile yaptığı taksim ve beste nağmelerine sığmamış, tual başında fırçalarıyla renklere, çizgilere, tasvirlere, objelere sıçramış, oradan da iç yolculuğunu kalemi ile kitaba dönüştürerek perçinlemiştir.

İhsan Özgen, gerek yurt içinde, gerekse ABD’de ve Yunanistan, Hollanda, Almanya, Fransa gibi çeşitli Avrupa ülkelerinde sayısız konserler, seminerler vererek, Türk müziğini ve kemençeyi, kendi görüşüyle dünyaya tanıtan bir misyon üstlenmiştir. Aynı zamanda etno – müzikolojik araştırmalardan resim atölyelerine uzanan geniş sanat dünyasında kendini kaybedermişçesine çalışması, üretmesi ve kültürlerarası bağlar kurarak çevresine ve öğrencilerine aktarımlarda bulunması sayesinde, bugün ismi bilinen pekçok değerli müzik insanının yetişmesinde önemli bir rol üstlenmiştir.

İhsan hocamı anlatmaya sayfalar yetmez. Sözlerime burada son verirken, bizlere kazandırdığı iki değerli evladını anmak isterim. Akademisyen ve müzisyen kızları Yelda ve Neva Özgen kardeşler ile aslında ailemiz çok büyük. Öyle ki, sınırları ülke dışına taşan sevenleri, dostları, öğrencileri hocamızı her zaman anacaklar. İhsan Özgen onların sanatlarında nefes almaya devam ederken, belki de bulunduğu yerden bizlere tebessümle bakacak ve Tanbûrî Cemil Bey’lerle, Merâgî’lerle sohbetlerde bulunacak, eski dostlarıyla buluşacak. Ya da kim bilir, belki de bu dünyada hep o aradığı mükemmel ahengi orada bulacak…

Önceki Yazı

Gazete Bizim Neyimiz Olur?

Sonraki Yazı

Sanatın Kedileri

Son Yazılar

Filistin İçin Bir Akademi

Filistin insanlığın tarihi kadar derin. Eriha şehrini ziyaretimiz sırasında en eski yerleşim yerlerinden biri olduğunu öğrenmiş