Ressamlık hayalim çobanken başladı

19 dakikada okunur

Ressam Güzel Bakır, resme ve sanata dair hikayesini Litros Sanat okuyucuları için paylaştı: “Resim yapma ve ressamlık hayalim köyde çocukken çobanlık yaparken başladı. Hayvanları otlatmaya giderken hep ressam olmayı hayal ediyordum. Hayvanları ne zaman otlatmaya götürsem odun ateşi kömürüyle dağlarda taşlara farklı gördüğüm şeylerin karikatürlerini çiziyordum. Bu şekilde başladı ressamlık hayalim. İlk zamanlar ailemin çok karşı çıkmasına rağmen sanatçılık hayalimden hiç vazgeçmedim.”

Ressamlık gerçekten çok zor bir sanat. Bir de buna Tunceli’nin köyünden İstanbul’a uzanan bir ressamın hikayesi de eklenince çok daha zorlu bir sürece doğru gidiyor. Ancak hayallerinizin peşinden giderseniz hayatın sizi nereye götüreceğini siz bile çoğu zaman tahmin edemezsiniz. Tunceli doğumlu Ressam Güzel Bakır’ın köyde çobanlık yaparken dağlarda taşlara odun ateşi kömürüyle karikatürler çizerek başlamış ressamlık tutkusu. Çevresindekiler ilk anlamamış kendisinin ne yaptığını. Kendisini deli bulanlar bile olmuş. Ancak o hayallerinden hiç vazgeçmeyerek sanatını günden güne geliştirmiş genç bir ressam. 2 tane de kitap yazmış ayrıca. Ressam Yücel Dönmez’le röportaj yapmaya gittiğimde tanışmıştım kendisiyle. Hikâyesini de duyunca röportaj için buluştuk. Gelin isterseniz hep birlikte ressam Güzel Bakır’la gerçekleştirdiğimiz keyifli röportajımıza geçelim.

Güzel BAKIR

Sizi tanımayanlar için öncelikle kendinizden bahseder misiniz?
1986 yılında Tunceli’nin Nazimiye ilçesinde doğmuş bir ressamım. Beni tanıyanlar biraz deli ve uçuk buluyorlar. Soyut çalıştığım için sanatımı anlamaları biraz zor olabiliyor. Ne anlatmak istiyor diye sanatçıyı dinlemiyorlar çünkü çoğu zaman. Çalışma süresi uzun sürdüğü ve ince ince işlendiği için böyle düşünüyor da olabilirler. Eskiden soyut işe pek değer verilmiyordu. Son 1-2 senedir soyut resimler daha fazla değer görür oldu. Soyut çalışmalarımızda gelenekselden çağdaşa sentez yapıyoruz.

Eleştiri iş iyi olduğu zaman gelir

Sanatınıza dair eleştiriler peki sizi rahatsız ediyor mu?
Açık konuşmak gerekirse beni daha çok sanata yönlendiriyor. Aslında insanlar iyi bir şey yapmaya başladıklarında daha çok eleştiri almaya başlarlar. Çünkü olan bir şeyi daha farklı bir boyuta taşıyorsunuz.

Ressam olmasaydınız ne yapmak isterdiniz?
Aileme sanatçı olacağım noktasında bu kadar diretmeseydim istemediğim sektörde çalışıyor olacaktım.

Sanat uçsuz bucaksız bir deniz

Resim yapma konusunda eğitim sizce ne kadar önemli?
Ben alaylıyım ancak Marmara Üniversitesi’nde 2 yıl misafir öğrenci olarak resim ve seramik derslerine katıldım. Sanat konusunda altyapı olması gerekiyor ama önemli olan onun üstüne bir şeyleri kendinizden ekleyebilmek. 2004 yılında İstanbul’a geldiğimde Ressam Yücel Dönmez ile tanışmamla birlikte onun atölyesinde profesyonel olarak çalışma hayatım başladı. Yücel Bey’le tanıştıktan sonra atölyesine gitmiştim. Orada bana deneme bir iş yaptırmıştı. Oturduğu binada ressamlar da komşusudur. Faruk Kaşıkçı, Türker Metin Gül, Murat Kaşıkçı gibi isimler. Bir gün bu bahsettiğim ressamlar Yücel Bey’i ziyarete geldiklerinde de benim eserimi Van Gogh’un eserlerine benzetmişlerdi. Ben de şaşırmıştım o zaman Van Gogh’u da tanımadığımdan. “Yaptığım şey iyi mi kötü mü?” diye merak etmiştim bilmediğimden. Sanata dair hiç derinlemesine bilgim yoktu o zamanlar. Doğu ve batı sanatını, sanat tarihini detaylı araştırmaya başladım. Sanatı araştırdıkça öğreniyorum ve öğrenmeye çalışıyorum. Çünkü sanatın sonu yok, sanat uçsuz bucaksız bir deniz. Bu açıdan sanatı evrene benzetiyorum.

Köyümde sergi açmak istiyorum

Şu an devam eden sergilerinizden ve gelecekteki projelerinizden bahseder misiniz?
En büyük hayalim harman serisiyle memleketim Tunceli’de köyümde bir sergi açmak istiyorum. Köydekilerle sanatımı tanıştırmak ve daha güzel bir şekilde gösterme hayalim var. Köyde çobanlık yaptığım zaman insanlar çizimlerimi anlamadığı için beni deli gibi görüyorlardı. Güzel bir sergiyle aslında köyümde neler yaptığımı herkese göstermek istiyorum. Şu anda Artopol Sanat Galerisi’nde eserlerim sergileniyor. Her seriden eserlerim bu sergide mevcut. Harman, döngü ve kutlama serisinden eserlerim var.

Kendinize örnek aldığınız ve size rol model olan ustalarınızı sormak istiyorum Yücel Dönmez gibi?                                                                                                                  Yücel Dönmez’in bana çok büyük katkısı oldu sanat noktasında, bunu hiçbir zaman inkar edemem. Hocam ilk zamanlarımda boya ve tuval noktasında beni çok destekledi. İlk dönemlerde bana sponsor oldu diyebilirim. Bu malzemeler sanata yeni başlamış bir öğrenci için çok pahalı. Yücel hocamın asistanlığını yapmaya başladığım süreçte ve hala daha kendisiyle çalışmaya devam ediyorum. Bana fikir veren, yapıcı eleştirileriyle sanatımı daha da iyi yapmamı sağlayan ressam Faruk Kaşıkçı’yı da söylemek gerekir.

Yabancı ressamlardan var mı peki hayranı olduğunuz?
İlk zamanlarda yabancı ressamlardan çok etkilenmiştim. Kendimi geliştirdikçe daha farklı ve daha iyisini yapabileceğime inanmaya başladım. Ancak bir eserimi Van Gogh’a benzetmeleri sonrası ben tarzımı değiştirdim. Çünkü hocam Yücel Dönmez yapılmış olanı yapmamam gerektiğini ve başkasını taklit etmekle bir yere varamayacağımı, iyi bir sanatçı olabilmek için her zaman kendine özgü eserler ortaya çıkarmam gerektiğini söyledi.

Ben sanatçıyım demekle sanatçı olunmuyor

Resim yapmak isteyenler için tavsiye ve önerilerinizi alabilir miyim sizden?
Gerçekten içinde sanat aşkı varsa peşinden gitsin. Mutlaka bir gün bir yerde değerini bulacaktır, karşılığını alacaktır. İki çizim yapıp ya da bir portre çizip “Ben sanatçıyım” demekle sanatçı olunmuyor. Yeni bir şey üretmek gerekiyor. Olanı yapmak insanı bir yere getirmiyor. Etkilenebilirsin, farklı boyutlara taşıyabilirsin ama üstüne kendinden bir şey koyarsan bu gerçek bir sanat olur. Koleksiyonerler çok iyi gözlemciler, sanatçının geçmişini ve yaptığı işleri detaylıca inceliyorlar. Bunların hepsini göz önünde tutarak değerlendirme yapıyorlar.

Ressamların çoğu dev aynasında görüyor

Özeleştiri yapmak gerekirse resim konusunda ülkemizde ne gibi eksikler görüyorsunuz?
Sanat camiasında gruplaşma çok fazla var. Nişantaşı ve Kadıköy gibi semt semt gruplaşmalar var. Sanatçılar sanat noktasında çok egolu. Sanatçı alanında iyidir saygı duyarım ama “Türkiye’de bu alanda ben tekim” şeklinde kendinden bahsediyor. Ressamların çoğu kendisini dev aynasında görüyor.

Ressamlığa dair en unutamadığınız anınızı paylaşır mısınız bizimle?
Sanata başladığım ikinci sene İstanbul Taksim Füniküler Metro Hattı’nda makaranın üstüne çizimler yapılacaktı. Hepimizden çizimler yapılması istendi. En unutamadığım an makaranın birinin üstüne yapılacak çizim benim çizimim seçilmişti ve hala orada duruyor çizimim. Bu makaralarda benim de içinde bulunduğum, Ressam Yücel Dönmez ve ekibinin çizimleri mevcut.

(Güzel Bakır)

En keyif aldığınız ve en zorlandığınız resim çizimlerinizi de sormak istiyorum size?
En keyif aldığım ve en zorladığım resim çizimlerim döngüler. Çünkü bana zor olan daha cazip geliyor. Zoru başarmış gibi hissediyorum.

Yetenekli gençlere değer verilmiyor

Hayalini kurduğunuz, keşke ben de bu sergide olsaydım dediğiniz bir yer oldu mu?
İleride yurt dışına açılmak istiyorum. Soyut işler yurt dışında daha çok değer görüyor ve anlaşılıyor. Sanatçıyı daha çok anlıyorlar ve daha çok değer veriyorlar. Türkiye’de resim alanında bilindik isimlerin dışına çok çıkılmıyor . Oysaki çok yetenekli gençler var ve kimse bu isimleri fark etmiyor. Bu arada yurtdışı sergileri için İspanya’yla görüşmelerim oldu. İlerleyen zamanlarda böyle bir çalışma yapacağım.

Ressam olarak çalışmak istediğiniz bir isim var mı geçmişten bugüne projesinde yer almak istediğiniz?
Dürüst olmak gerekirse Ressam Yücel Dönmez dışında kimsenin projesinde yer almak istemiyorum. Çünkü Yücel Bey eleştiriye çok açık birisi, o yüzden onunla çalışmak çok kolay oluyor. Tabii onun da kendine göre bir egosu var. Ancak Yücel beyin egosu bana diğer ressamlara göre daha az geliyor.

İstanbul Ulaştırma Bakanlığı bünyesinde Yenikapı, Kirazlı ve Ümraniye metro hatlarında ekip çalışmasında bulundunuz. Bize biraz bundan bahseder misiniz?
İstanbul Metro Hatları ile ilgili teklif gelince biraz da olsun bu ülkede resme ve sanata değer verildiğini düşündüm. Bu proje de Ressam Yücel Dönmez’in bir projesidir. Ancak Ümraniye Metro Hattı’ndaki resim çalışmaları sadece bana aittir. Feriha Mert o dönem İstanbul Ulaşım’ın mimarlarındandı. Feriha hanımdan bize böyle bir teklif gelmişti . Farklı bir ismin yapmasını istiyordu. Benim yaptığım çalışmayı beğenmesi sonrası bu teklif bana gelmiş oldu. Oradaki çalışmam tam olarak 15-20 gün sürdü. 10 gün de onay sürecimiz oldu. M4 hattında trenleri kontrol ettikleri bölgedeki çizimler bana ait, imzam bulunuyor.

Ailem sanatçı olmama çok karşı çıktı

Resim yapma ve ressamlık hayalim köyde çocukken çobanlık yaparken başladı. Hayvanları otlatmaya giderken hep ressam olmayı hayal ediyordum. Hayvanları ne zaman otlatmaya götürsem odun ateşi kömürüyle dağlarda taşlara farklı gördüğüm şeylerin karikatürlerini çiziyordum. Bu şekilde başladı benim ressamlık hayalim. Çobanlık derken kendi hayvanlarımızı otlatıyordum köyde. 14 yaşındayken ailem İstanbul’a göndermişti okumam için. O yaşta bir çocuk için çok zordu ailesinden uzakta İstanbul’a gidip orada yaşamaya çalışmak ve okumak. Ben de harçlıklarımı biriktirerek İstanbul’dan Tunceli’ye köyüme döndüm. Genelde köyden şehre gidenleri duyarsınız, ben tam tersini yapmıştım. 3-4 yıl köyde kaldıktan sonra tekrar İstanbul’a geldim ve sanat hayatım da bu şekilde başlamış oldu. İlk zamanlar ailem çok karşı çıkıyordu sanatçı olma isteğime. Sanattan bir şey olmaz diye düşünüyorlardı çünkü sanatın ne demek olduğunu bilmiyorlardı. Köyde yaşayan insanlar sanatın ne olduğunu bilmiyorlar. Şimdilerde sosyal medya ve aktivitelerle biraz daha anlamaya başladılar.

“Mavi’nin Gelini” ve “Kan Çiçeği” kitaplarımda yaşanmış hikayelerden esinlendim
Kan Çiçeği kitabımı gerçek yaşanmış bir hayat hikayesinden esinlenerek uyarladım. Zaten yazarlık da ressamlık gibi yapmak istediğim bir meslek. “Mavi’nin Gelini” de yine yaşanmış bir hayat hikayesinden uyarlama ancak sonrasında hikayesini uyarladığım kişi bazı noktaları değiştirmemi isteyince mistik ve fantastik bir şekle sokarak tamamladım. Şu anda üçüncü kitabımı da yazmaya başladım.

Önceki Yazı

Dijital platformlar yeni seyirciyi yetiştiriyor

Sonraki Yazı

Dijital platformlar yeni arşivlerimiz

Son Yazılar

Alyoşa’dan aşk ile selam

Sanat ajandası, sanat dolu bir sayfa ile karşınızda. Bu sayımızda sanatçı Aliye Berger’in hikayesini anlatacağız. Aliye