Roman kahramanları ‘biz’e can suyu oldu

/
18 dakikada okunur

Roman kahramanlarının aramızda dolaştığı 21 Aralık Dünya Roman Kahramanları Günü sonrasında “Roman Kahramanları Festivalleri”ni ele alalım dedik. Romanların hayal gücümüze, yaşamımıza olan can suyu etkisini Sakarya Cemil Meriç Sosyal Bilimler Lisesinde öğretmen, şair ve yazar Ercan Yılmaz, 7. Roman Kahramanları İstanbul Edebiyat Festivali kurucularından Ömer Asan ve yazar Hasan Öztürk’le konuştuk.

Kahramanlarımız olsun isteriz. Her şeyiyle iyi, güçlü ve hikâyenin sonunda kazanan olmasını da isteklerimizin sonuna ekleriz. Roman kahramanları bize katmanlı, iç içe geçmiş serüvenler sunarlar. Hikâyeler dilimizin ucunda bir tat bırakır. Romanlar ise bırakacağı tadı adım adım işleyerek kahramanın dünyasında temellendirir. O kahramanlar bizimle, zihnimizde yaşar. Dönüp dönüp hatırladığımız bir yerde durur. Tolstoy’un Anna Karenina’sı, Cervantes’in Don Kişot’u, Dostoyevski’nin Raskolnikov’u, Flaubert’in Madam Bovary’si, Kafka’nın Gregor Samsa’sı diyerek liste uzar gider. Edebiyatımızda ise Yaşar Kemal’in İnce Memed’i, Halide Edip Adıvar’ın Rabia’sı, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Mümtaz’ı, Reşat Nuri Gültekin’in Feride’si şeklinde uzar gider. Kahramanları düşündükçe belki bambaşka isimler aklımıza gelir. Peki roman kahramanları etten kemikten karşınızda olsa nasıl olurdu? Çok güzel olurdu diye düşünürdüm. Aslına bakarsanız yakın zamanda oldu da. Roman kahramanlarının arka planına dair yaptığımız girişten sonra dosya haberimizin konusuna yavaştan geçelim. 

En uzun gecenin yaşandığı 21 Aralık’ta “Dünya Roman Kahramanları Günü”nde; çeşitli okullarda, üniversitelerde, roman kahramanları festivalleriyle kutlanıyor. Festivallerin geldiği bir on yıllık zaman dilimi bulunuyor. Dikkatimizi çekmesi ise geçen sene Sakarya Cemil Meriç Sosyal Bilimler Lisesinde gerçekleşen festivalin sosyal medyada uyandırdığı büyük yankı oldu. Bu oluşan büyük etki romana ve roman kahramanlarına bakışımızı yeniden gündeme getirmiş oldu. Edebiyat, roman ve roman kahramanları çeşitli seslerle konuşuldu. Roman kahramanlarının canlandırılması aslında gençlerin, çocukların hayatla kurdukları ilişkiyle ilgili de farklı bir atılımları oldu. Okumanın hep en alt sıralarda görüldüğü, edebiyatın boş iş bakıldığı bir noktadan hayal gücünü besleyen, binbir rengi ortaya çıkaran noktası görünür kılındı. Ülkenin çeşitli yerlerinde gerçekleşen festivallerden paylaşılan fotoğraflarla da o heyecan görünür bir şekilde sulunuldu. Bizde yeni yılın ilk sayısında en uzun gecede gerçekleşen “Roman Kahramanları Festivalleri”ni ve roman kahramanlarının dijitalleşen dünyamızda yerinin ne olduğu Sakarya Cemil Meriç Sosyal Bilimler Lisesinde öğretmen, şair ve yazar Ercan Yılmaz, 7. Roman Kahramanları İstanbul Edebiyat Festivali kurucularından Ömer Asan ve yazar Hasan Öztürk’e sorduk. 

Rastlantının gücüyle yayılan “festival”

Ömer Asan (7. Roman Kahramanları İstanbul Edebiyat Festivali Kurucusu): Yayıncılık alanında ve normal yayıncılığın dışında ne yapabiliriz diye düşünüyorduk. Bir tekrardan ziyade yeni bir yayın yapmak istiyorduk. Yayın danışmanımız şair ve çevirmen Eray Canberk Rusça ve Fransızcada roman kahramanları sözlüğünün olduğundan bahsetti. O sözlüğü bulamadık ama biz nasıl bir şey yapabiliriz diye düşünmeye devam ettik. Roman kahramanlarına dair bir sözlük yapmanın altından kalkamayacağımızı düşündük. Sonrasında “Roman Kahramanları Dergisi”ni çıkarmaya karar verdik. Dergiyi çıkarırken zaten oradaki kahramanlarında bilgilerinin envanterini çıkarabileceğimizi düşündük. Dergi çıktıkça aslında sözlükte oluşmaya devam edecek. İlk günden bu yana dergiyle birlikte 1500 roman kahramanını inceledik. Derginin bir karşılık bulduğunu anladıktan sonra dedik “Roman Kahramanları Festivali” yapalım dedik. Üniversiteye proje olarak sunduk ve onlarında çok hoşuna gitti. Kültür ve Turizm Bakanlığına destek için başvurduk ve onların himayesinde gerçekleştirmeye başladık. İlk festivalin coşkusu yankısıyla başladık ve bugünlere geldik. Çocuklar romanları okuyarak, kendi emekleriyle kahramanların kostümlerini yaptılar. Uğraştılar. Rastlantı sonucu tüm ülkeye yayılarak çocuklara ulaşabileceğimiz bir yol bulduk. Edebiyatçıların, romanların gücünü yadsımamak gerekiyor. Hayal kurar, uçuk şeyler der. Bir bakarsın fizikçi onun peşinden gider. Doğu toplumlarında hayal kurmayı zorlaştıran şeyler var. Ama bazı çıkış noktaları da oradan oluyor. “Binbir Gece Masalları”na baktığımızda ölüme karşı başlayan hikâye ama sonrasında sürdükçe sürüyor.

Festival hayata açılan bir pencere

Ercan Yılmaz (Şair-Yazar): Romanın ‘karnaval’ kavramıyla yakından ilişkisi var. Çok anlamlılık, çok renklilik, çok kültürlülük… Roman hayata tutulan ayna asırlardır. Şerif Mardin, Türk modernleşmesini romanlar üzerinden açıklıyor meselâ. Dinlerin merkezde olduğu medeniyetleri, kültürlerin merkezde olduğu ulusları anlamak, onlarla empati kurabilmek için roman biçilmiş kaftan. Mario Vargas Llosa ile Carlos Fuentes’in metinlerinden oluşan “Edebiyata Övgü”de şöyle bir pasaj vardı: “Edebiyat bize sahip olmadığımız şeylere sahip olabilme, kendimizi pagan tanrıları gibi aynı anda hem ölümlü hem de ölümsüz hissettiğimiz o olanaksız varoluşa erişebilme umudunu sunduğunda, ruhlarımıza uzlaşmazlık ve isyan kattığında, insan ilişkilerindeki şiddetin azalmasına katkıda bulunan tüm kahramanca eylemlerin ardında yatan bütün bu şeyleri kattığında, bir büyü gerçekleşir.” İşte bu yüzden hayal etmeye, okumaya ve yazmaya devam etmeliyiz; ölümlülüğün ağırlığını hafifletmenin, zamanın aşındırmasını alt etmenin ve olanaksızı olası kılmanın bugüne kadar bulduğumuz en etkili yolu budur. Evet, boğazımıza kadar ‘gerçekler’e battığımız günümüzde böyle ‘büyü’lere ihtiyacımız var. 

Gençlerin hayatla arasındaki mesafeyi kısaltıyor

Roman kahramanlarının canlandırılması, kavanozun içindeki balın dışarıdan yalanması gibi oluyor. O kahramanların kostümlerinin, mekanlarının çocukların kendi imkanlarıyla canlandırması, kostümleri giymesi o balın tadına dair bir şey söylüyor. Ama esas işaret ettiği nokta roman okumanın içinde barındırdığı lezzet oluyor. O lezzet aslında her insanın bir roman kahramanı olduğunu gösteriyor. Roman kahramanları gerçek hayatla birlikte içselleştirilmiş oluyor. Hayatın gerçekliğine açılan bir pencereyi gösteriyor. Dijitalleşen, yanlızlaşan dünyamızda gençler için kendini hayatla bütünleştirmesini sağlıyor. Hayatla aralarındaki mesafeyi kısaltıyor. En uzun gecede gerçekleşiyor olmasıda Hipokrat’ın “Sanat uzun hayat kısa” sözünün bir yansıması olarak görüyoruz.

Edebiyatı gündemde tutmak bahtiyarlık

Festival öğrencilerin roman kahramanlarını canlandırmalarından ve bir kıyafet şenliğinden ibaret olmadığını da belirtmek gerekir. Okulun çeşitli yerlerine onlarca roman mekânı yapılıyor. Yazarlar ve akademisyenler panel ve söyleşi için davet ediliyor. Çeşitli okullardan öğrenciler okulumuz öğrencileriyle birlikte kendi roman kahramanlarını anlattıkları paneller düzenledik. Sergiler, canlandırmalar ve daha birçok etkinlikle tam bir festival atmosferi oluştu. Hem öğrencilerimiz bağlamında hem de festivali uzaktan takip edenler bağlamında bazı roman ve roman karakterlerinin odak noktası olduklarını ve onlar üzerinden bazı tartışmaların, analizlerin ve yorumların yapıldığını biliyorum. Kısa bir süre de olsa edebiyatın gündemlerden biri olması büyük bir bahtiyârlıktı bizim için.

Festivaller bir ufuk açıyor

Hasan Öztürk (Yazar): Roman Kahramanları Festivali’nin Türkiye açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Belki başlangıçta o kadar anlaşılmamıştı ama her yıl artarak Türkiye’nin pek çok şehrine yayıldı. Belki burada 3 gün süren bir etkinlik var. Ancak taşradaki şehirlerdeki okullarda, üniversitelerde bu etkinlik devam ediyor. Bana öyle geliyor ki festival Türkiye sınırlarını aşacak ve gelecekte bir “Dünya Roman Kahramanları Festivali” olacaktır. Sadece Maltepe Üniversitesi’nin ya da Roman Kahramanları Dergisi’nin bir meselesi olarak görülmemeli. Başta üniversiteler, eğitimle ilgili kurumlar, sivil yönetimler kendi güçlerince destek vermeli ve sahiplenmelidir. Türkiye’nin tüketim toplumuna doğru gittiği bugünlerde romanı, edebiyatı gündeme getirme açısından festivalin çok önemli olduğunu ve insanların dünyalarına bir ufuk açtığını, edebiyatı gündemlerine almalarını sağladığını düşünüyorum. Bu festivalle ortaya çıkan kıvılcımın Türkiye geneline yayılmasını istiyorum.

Yaşamla iç içedir “roman”

Romanlar gerçek hayatın yansımasıdır. Stendhal “Roman, sokakta gezdirilen bir aynadır” der. Bu gözle baktığımızda romanlar bu işlevi görür mü, ayrı bir sorudur. Aynayı tutma mesafemiz de aynaya bakma mesafemiz de önemlidir. 16., 17. ve 18. yüzyılın roman kahramanlarını bugünün roman kahramanlarında görmemiz mümkün değil. Günümüz insanı giderek içine kapanan, kendi dünyasına gömülmüştür. Roman kahramanları da yazarlarla sınırlı kalıyor ve genele ulaşamıyor. Roman yaşamdan uzak duran bir şey değildir. Onun için yaşam ne ise o yaşam yazarın eklemleriyle, kurgularıyla edebiyat metnine yansır. Tarihi olaylara baktığımızda geçip gittiğini görüyoruz. Ama elimizde o dönemleri anlatan kahramanlar var. Biz bir Madam Bovary üzerinden bir toplumu okuyabiliyoruz. Unutulmuş ne kadar çok gerçek insan var ama Raskolnikov’u dünya biliyor. O açıdan yazarların hayal gücü çok kıymetli. Hayal gücünün genişliğide yazar bakış açısının genişliğiyle ilgili bir şey. Edebiyat masa başında oturup yapılan bir hobi değildir. Üretirken, metne dönüştürürken masanın başında yalnız bir dünyadayız ama unutmayalım masanın ötesinde koskoca bir dünya var. Yazarken okuyucudan, yayıncıdan bağımsız bir şey yazmıyoruz. 

Denenmemiş daha çok yol var

Liseler düzeyinde başlayan “Roman Kahramanları Festivalleri” dalga dalga yayılarak yayılmaya devam ediyor. Hatta ilkokullarda da düzenleniyor. Sakarya’dan Silopi’ye uzanan bir yayılma alanı buluyor. Gregor Samsa aralarında söyleşileri, panelleri dinliyor. Edebiyat ve insanların arasındaki mesafe roman kahramanlarıyla kısalıyor. On yıllık zaman diliminin başlangıcındaki etkiyi Ömer Asan “rastlantı sonucu bir damar bulduk” şeklinde özetlemesi aslında günümüzde denenmiş yolların ne kadar çok olduğunu hatırlatıyor. Aynı zamandada umulmadık yerlerden çözümler geleceğini gösteriyor. Dijitalleşen dünyanın olumsuzluklarına odaklansak da dijitalleşme sayesinde bir uçtan diğerine ilham olacak faaliyetler duyuluyor. Roman kahramanlarının hayatlarımızda görünürlüğünün arttığı ve bizlerle, hayal gücümüzle yaşamaya devam ettiği nice günler, festivaller olsun.

Önceki Yazı

Revnakoğlu’nun İstanbul’u tüm yönleriyle ele alındı

Sonraki Yazı

Bir sinemacının ütopik dualar listesi

Son Yazılar

Mevlânâ ve Mesnevî

Mevlânâ Celâleddin-i Rumi 13. yüzyılda Anadolu’da yaşamış ve Türk tasavvuf tarihinin en önemli şahsiyetlerinden biri olarak

Tam gaz izlemeye devam!

Dijital ekranda; Netflix yapımı Oscar adaylı Noah Baumbach imzalı “Beyaz Gürültü”, sosyal medyada izlemeyenin dövüldüğü Mubi’de