Ruslar Gerçek Çehov’u Anadolu’da Görsün

8 dakikada okunur

Röportaj: M. Emre YAPRAKLI

Dünya ve Azerbaycan sinemasının büyük ismi Elçin Musaoğlu ile Azerbaycan-Türkiye ilişkilerini, sinema dünyasını ve hayatı konuştuk. Esenler Film Günleri’nin ‘onur konuğu’ olarak Türkiye’ye gelen Musaoğlu, Çehov’u sinemada en başarılı biçimde yansıtan kişinin Nuri Bilge Ceylan olduğunu söyledi ve ekledi: “Ruslar gelip gerçek Çehov’u Bir Zamanlar Anadolu’da görmeli…”

Sinema dünyası Elçin Musaoğlu ismine ‘Nabat’ filmiyle aşina… Sadece sözü edilen film değil, Azerbaycan sinemasına kazandırdığı teorik yaklaşımla da tanınan, çağının tanığı olduğunu bütün eserleri ve fikirlerine yansıtan büyük yönetmen ile önemli bir söyleşi gerçekleştirdik. Esenler Film Günleri için İstanbul’a gelen Musaoğlu, kardeş iki ülkenin siyaseten birbirlerine yakın olmalarından mutluluk duyduğunu belirterek, bu birlikteliğin sanat alanında sağlanması gerektiğinin de altını çiziyor. ‘Nasılsınız’ sorumuza “Ben Türkiye’de her zaman mutluyum” cevabını veren Elçin Musaoğlu ile yaptığımız söyleşiden bazı önemli bölümleri paylaşıyoruz.

7. Uluslararası Malatya Film Festivali’nde siz Yönetmen Mesut Uçakan’a onur ödülü vermiştiniz, Esenler Film Günleri’nde de size onur ödülü takdim etti. Hissiyatınız neydi?
Festivaller bizim bayramımız gibi oluyor. Film festivalleri de nerede yapıldığından bağımsız olarak sinemanın bayramıdır. O sinema bayramını dostlarım yaptığında ya da dostlarımı gördüğümde iki kat bayram oluyor. Türkiye zaten bizim için ikinci vatan. Dostlarımın bayramı sanki kendi bayramım gibi oldu. Mesut Hoca’nın elinden bu ödülü almak bana şeref verdi. Biliyorum ki, Türkiye’de çok bilinen ve sevilen bir üstat Mesut Uçakan. Ben de onu çok seviyorum ve hürmet ediyorum. Benim için çok özel bir gündü.

İNSAN VATANINI YİTİRDİĞİNDE KENDİ DE KAYBOLUR
Dağlık Karbağ’da yaşayan yaşlı bir kadını anlattığınız Nabat filmiyle Venedik Film Festivali’nde yarıştınız ve Azerbaycan’ın Oscar adayı oldunuz. Dağlık Karabağ meselesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Savaş kötü bir şey. İkinci Karabağ savaşı oldu. Türkiye de bu konuya eğildi. İnsan vatanını ve toprağını yitirdiğinde sanki kendini yitirmiş olur. 30 yıl sonra biz özümüze döndük ve topraklarımızı aldık. Bu konuda bize destek olan Türkiye’ye çok teşekkür ederim. Türkiye kardeş olduğunu bir daha gösterdi. Bakü’de yalnızca iki tür bayrak vardı: Azerbaycan ve Türkiye. Azerbaycan ve Türkiye’yi zamanında kültürel anlamdan birbirinden ayırdılar mı? Kültürel birlik ve iletişim sağlanabilecek mi? Türk devletlerinin sinemalarını bir araya getirmek çok güzel bir idea ve hedef. Bu fikrin üzerinde daha çok çalışmamız gerekiyor. O zaman bizim için daha rahat olacak. Bütün Türk devletlerinde aktörlerin ve sinemacıların gezmesi ve değer üretmesi önemli bir hedef. Bu ilişkileri daha da güçlendirmemiz gerekiyor. Bilge projeler üretmeliyiz bu hedefte. Malatya Uluslararası Film Festivali’ne iştirak eden Azerbaycan’ın genç sinemacıları Cannes’te başarı elde ettiler. Şimdi de Paris’te senaryo yazıyorlar. İlk projelerini Malatya’da beyan etmişlerdi. Projeler çok fazla var ama bunları geliştirmek çok önemli.

Azerbaycan’dan bakıldığında Türkiye sineması nasıl görünüyor?
Sovyetler Birliği döneminde Moskova’da sinema okuyan Azerbaycanlı yönetmenler Azerbaycan’a ve Gürcistan’a gelip filmler çekti. Kaliteli eserler ortaya koyuldu. Fakat o dönem yapılan filmlere bakıldığında bunlara Sovyet filmi diyebilirsiniz. O filmlerde ciddi bir Sovyet etkisi vardı. Eski Türk filmlerine bakıldığında halk seviyor ama sanatsal anlamda zayıf filmler. 90’lı yıllardan sonra sanatsal anlamda ciddi yapımlar ortaya çıkarıldı. Türkiye sinemasındaki bazı isimleri severek takip ediyorum. Nuri Bilge Ceylan, Kaan Müjdeci, Reha Erdem, Zeki Demirkubuz ve Mehmet Eryılmaz gibi isimleri sevip takip ediyorum. Çehov’u en iyi sinemada yansıtan kişi “Bir Zamanlar Anadolu”da filmiyle Nuri Bilge Ceylan’dır. Usta yönetmen da Tarkovski’den etkilenmiş. Rus Sinemasında Çehov ile ilgili çok işler var ve ben takip ediyorum. Henüz “Bir Zamanlar Anadolu” kalitesinde bir iş çıkaramadı Ruslar. Ruslar’a da Çehov’u o filmde görün dedim.

GELECEKTEN ÜMİTLİYİM
Elçin Musaoğlu’na Türkiye ile Azerbaycan sinemasının daha çok yakınlaşması ve birlikte ortak projeler üretmesi konusunda soru soruyoruz. Aldığımız cevap şöyle: İş birliğimizle ilgili çok ümitliyim. Yaşadığımız bu zorluklar bitsin daha güzel olacak. Esenler Film Günleri’nin de Çok güzel bir geleceği olduğunu görüyorum. Organizasyondaki herkesin gözünde çok özel bir ışık gördüm. Türk sinemasına uğur getirsin.

Sonraki Yazı

Bilgi Kalbe Dikendir

Son Yazılar

Kandahar

Kandahar Büyük İskender’in gelişi ile batılı tarihçilerin ilgisini çekmiş, hakkında çok sayıda yazılar ele alınmıştır. Antik

Ramazan Penceremde

Pandemi öncesi sokaklara taşan Ramazan ruhunu evlere sığdırmak isteyen bir grup genç anne, sosyal medyada başlattıkları