Sanat Dijitalin Neresinde Kalıyor?

14 dakikada okunur

Teknolojinin ve dijitalleşmenin geldiği noktada yeni sanatsal yaklaşımların geleneksel sanatlara ve özelde plastik sanatlarına nasıl yansıdığını ele alıyoruz. Geleneksel sanatı kendine has tarzıyla yorumlayan öncü bir isim olan Savaş Çevik, dijital sanatın usta isimleri arasında yer alan Cem Sonel ve Refik Anadol’un bu konudaki görüşlerini aldık.

Bilgisayar bilimi ve teknolojisinin hızla gelişmesiyle birlikte, sanat alanında devrim niteliğinde değişimler yaşanıyor. Günümüzün arka planı olarak dijital çağda, geleneksel sanat yapıtları dijital sanat formları olarak halka arz ediliyor. Bu inşa konsepti gelişim aşamasında olsa da dijital teknolojiler günümüz sanatı içerisinde yaygın biçimde kullanılmaya devam ediyor. Sanatsal olarak anlamlandırılması ve sınıflandırılması, her geçen gün giderek daha da güçleşiyor. Bu bağlamda sanal ortamlarda, dijital veriler kullanılarak geleneksel sanatların yeniden tasarlanmasını olumlu karşılayanlar olduğu gibi, geleneksel sanatlar alanında bozucu, yıkıcı, özden uzaklaştırıcı bir eylem olarak yorumlayanların da olması yeni tartışmaları da ortaya çıkmasına sebep oluyor.
Bu dosya haberimizde teknolojinin ve dijitalleşmenin geldiği noktada yeni sanatsal yaklaşımların geleneksel sanatlara ve özelde plastik sanatlarına nasıl yansıdığını ele alacağız. Sanat dijitalin neresinde kalıyor sorusunu kendimize sorup sorgulayacağız? Geleneksel sanatların dijital ortamlarda, teknolojik veriler kullanılarak yeniden tasarlanması, bu sanatların geleceğe aktarılabilmesi açısından önemli duruyor. Bu değerin sanatçılar üzerindeki etkisini ve bu etkinin sonucundaki görüşlerini sizler için derledik. Geleneksel sanatı kendine has tarzıyla yorumlayan öncü bir isim olan Savaş Çevik’e yaşadığımız bu dönem sonrasında hayatımızda dijital anlamda köklü değişikliklerin ne olacağını ve bu değişikliklerin sanatla olan ilişkimize nasıl yansıyacağını sorduk. Çevik’ten klasiğin dijitalleşmesiyle ilgili yorumlarını da aldık.
Ülkemizde dijital sanatın usta isimleri arasında yer alan Cem Sonel’e sanatın dijitalleşmesi, geleceği ve duygular ile yapay zeka birleşimi hakkında sorular yönelttik. Litros Sanat’ın 7. Sayısında Ayşe Deniz’in dijital sanatın öncüsü Refik Anadol ile yapmış olduğu röportajın bazı bölümlerine de derlememizin içerisine yer verdik.

Dijital klasiğin yerini tutamayacak
Savaş Çevik – Hattat

Dijital dünyanın gelişmesi ve yaşantımıza dijitalin girmesiyle sanat hayatımızda da birtakım değişiklikler olacaktır. Günümüzde tamamen dijital ortamda üretilen ve sunulan sanat eserlerinden de bahsediyoruz Bunlar tabi klasik sanat eserlerinin üretimindeki yöntemlerden farklı olarak oluşturuluyor. Dijital ortamda malzeme de kullanılsa tam olarak insan elinden çıkmamış ama tasarım insan tarafından yapılmış olacaktır. Sanat eserinin tasarımı da zaten insan eliyle yapılması gerekiyor. Bunu söylerken de plastik sanatlardan bahsettiğimizi unutmayalım. Dijital olarak üretilen sanat eserinin maddi değeri de klasik anlamda üretilen sanat eserine göre çok daha farklı, ucuz ve güncel olacaktır. Klasik sanat eserlerinin değerleri hiçbir zaman kaybolmayacak ileriki zamanlarda da değeri daha da artacaktır. Bu dünyanın geleceği için kaçınılmaz bir teknolojik sonuç. Klasik yöntemlerle oluşturulan sanat eserlerinin yerini hiçbir zaman tutamayacaktır.
Klasiğin gelişim süreci dijitalleşmeli
Dijital ortamda sanatçı tasarımlarını bilgisayar aracılığıyla oluşturabilir. Günümüzde klasik yöntemlerle oluşturulan sanat eserlerinin bile eskiz çalışmaları dijital ortamda bile gerçekleştirilebilir. Bunda bir sakınca bulunmamaktadır. Yapılan eskizler, renk ve kompozisyon denemeleri dijital dünyadan önce sanatçı tarafından tek tek yapılıyordu ve uzun zaman alıyordu. Oysaki şimdi bu eskiz denemeleri bilgisayar ortamında daha kaliteli ve hızlı biçimde ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla sanatçı daha hızlı biçimde ve kompozisyon denemelerinin sayısını artırarak çalışmış oluyor. Ondan sonra yine klasik yöntemlerle gerçek sanat eserini yapabilmektedir. Klasik yöntemle oluşturulan sanat eserinin oluşum sürecinde geliştirilme sürecinde dijitalin kullanılması uygundur. Sanatçıya zaman ve kalite kazandırmaktadır.
Dijitale tasarım gözüyle bakmalı
Klasik sanatların asıl özelliği insan elinden çıkmış olmasıdır. Klasik sanatlar insana keyif veren ve sanatın insanla yakınlaşmasına sebep olan bir olgu olarak dikkat çekiyor. Bu durum dijital ortamda yapılabilse bile taklit ve monoton biçimde olacaktır. Hüner dediğimiz insan yeteneklerinin kaybolması söz konusu oluyor. Klasik sanatlarda insan yetenekleri, göz ve el becerilerinin hassasiyetini büyük bir keyifle izlerken dijital ortamda bu keyfi alamayacağız. Dijital ortam bunları kendi becerileriyle daha kusursuz yapacak ama bunda insanın dahli olmayacak. Sadece bir tasarım açısıyla bakmamız gerekiyor dijitale. Tasarım olarak bakarsak lezzet verebilir. Fakat bir sanat eserindeki el becerisini ve ustalığını da görmek istiyoruz. İnsanın el yapımı olan sanatların değeri hiçbir zaman kaybolmayacak ve bitip tükenmeyecektir. Çağın dijital gerçeklerini de kullanabiliriz.

Teknolojiyi araç olarak kullanmak istiyorum
Cem Sonel – Dijital ve Çağdaş Sanatçı

Günümüz teknolojisini izleyici ile buluşturmak adına çalışmalar yapıyorum. Bunları yaparken de bir takım kaygılarım oluyor. Yeni medya bir amaç olarak bir takım işler üretiliyor. Geleneksel olarak ürettiğimiz işleri bir bütün olarak kullanmaya önem gösteriyorum. Yapay zeka insan zekasını taklit eden bir teknoloji ben ise ürettiğim işlerde tıpkı bilgisayarda üretilmiş çalışmalar var. Makinenin insanı taklit etmesi üzerine birtakım çalışmalar var. Bilgisayarı taklit etme yönünde çalışmalar yapıyorum. Teknolojiyi bir amaç değil onunla uyumlu seyredebileceğim bir araç olarak kullanmak istiyorum. Çalışmalarımdaki kodu da bir amaç olarak değil araç olarak kullanıyorum.
Dijital sanatı reddetemeyiz
Dijital sanat reddetemeyeceğimiz kadar var fakat bizler yeni bir teknoloji ile karşılaştığımızda bir diğerini reddediyoruz. Benim özen gösterdiğim konu ara bulucu olmak. Dijital bir dünyanın varlığını kabul ediyorum bunu kullanmalıyız. Ancak burada bir hassasiyet söz konusu. Bu iki bağlamı birbirinden ayırmak doğru değil. Ayrıştırdığımızda iki ayrı hayat olarak adlandırmak bir çatışmayı yaratacağını düşünüyorum. Bu yüzden el becerimi reddetmeden bilgisayar bilimini kullanmak bizler için sağlıklı plan olacaktır.
Yarı dijital sanat yapıyorum
İnsanlar sürekli teknolojinin peşinden koşuyorlar. Kullandığımız platform hayatımıza giriyor ve adapte oluyoruz. Ben çalışmalarımı ne tamamen bir dijital sanat ne da geleneksel olarak görüyorum. Yarı dijital sanat olarak isimlendiriyorum. Çalışmalarım dijitale daha yumuşak bir geçiş gösteriyor. Ekranlarda gördüğümüz çok güzel çalışmalar var. Ben dijital sanatı günümüz gerçekliğinden çok ayrı görmüyorum. Ciddi farklar da bulamıyorum.
Sanat eserinin dijital ortamda saklanması…
Maddesizleştirilmiş dijital görüntülerle elde edilen her çalışma, farklı bir sanat eseri olarak dijital ortamlarda saklanmaktadır. Düşüncenin nesneye baskın çıkması ile yapıtın somut bir şekilde gerçekleşmesine gerek kalmadan kendini ifşa edebilmiştir. Dijital sanatta ara yüzlerin, blogların ve portalların daha çok tercih edilmesinin sebebi de budur; çünkü bu bilgi ağında nesne sanal ortamda öylesine gerçekçi işlenmiştir ki artık somut nesneye ihtiyaç dahi duyulmamaktadır. Gelinen aşamada sanat yapıtlarının çıkış noktaları yalnızca doğa değildir. Betimlemek zorunda olunan doğa da artık zaman içerisinde yok olmuştur. Çünkü teknolojik gelişmeler bunu çoktan anlamsız kılmıştır. Artık önlerinde dolması gereken derin ve sınırsız bir alan vardır ve o da dijital ortam yani diğer adıyla sanal ortamdır.

Yenilikçi ruh çok önemli
Refik Anadol – Dijital ve Çağdaş Sanatçı

Sanatımı icra ederken benim için en önemli şey işlerimin yeni sorular sordurabilmesi. Görülmemişi görme deneyimi, yenilikçi, ruha ve akla aynı anda dokunabilme ihtimaline çok önem veriyorum. İşlerimin arka planında çoğunlukla komplex algoritmalar ve üretim yöntemleri var.
Duygu ve hatırayı makine ile anlamaya çalışıyorum
Son birkaç yıldır çevremizdeki her sistem, yazılım, donanım, yapay zeka ile dananmış bir halde. Yediğimiz, içtiğimiz, okuduğumuz, duyduğumuz, işittiğimiz her şey makineler tarafından öngörülerle önümüze sunulmuş halde. O yüzden işlerimde duygu, hatıra, bellek, rüya gibi kavramları makine üzerinden anlamaya çalışıyorum.
Yeni bir sanat dağıtım ağı olabilir
Geçtiğimiz yıl kripto sanatın içinde yer aldım. Ekim ayından beri aktif bir şekilde üretiyorum. Çok güçlü, yenilikçi bir fikir olduğunu düşünüyorum. Özellikle dijital sanatta birçok sanatçı için yepyeni bir dünya açtı. Doğru yaklaşabilirsek yeni bir sanat dağıtım ağına sahip olabiliriz.

Önceki Yazı

En Yakınımızdakine Yabancılaşmanın Filmi: Kumbara

Sonraki Yazı

Gramofon Plaklarındaki Aşklar, Şiirler ve Maçlar

Son Yazılar

Alyoşa’dan aşk ile selam

Sanat ajandası, sanat dolu bir sayfa ile karşınızda. Bu sayımızda sanatçı Aliye Berger’in hikayesini anlatacağız. Aliye