Sanatımın sadakasını eğitimci olarak ödüyorum

//
24 dakikada okunur

Çeyrek asrı aşkın bir süredir geleneksel sanatla ilgilenen ve 17 yıldır Tezhip öğretmeni olarak öğrenciler yetiştiren müzehhibe Hacer Sönmez: “Tezhip konusunda çok kıymetli hocalardan eğitim aldım. Ancak yoluma sanatçı olarak değil bir eğitmen olarak devam etmek istedim. Elbette eserler ortaya koyuyorum, sergiler açıyorum ama benim asıl amacım bu sanatın gelecek kuşaklara aktarılması. Ve sadece geleneksel sanattan bahsetmiyorum. Genel anlamda her çocuk sanatın bir tarafı ile ilgilenmeli. Ben bir sanat elçisi olmak için yola çıktım, gençlere dokunmak istedim. Bir nevi sanatımın sadakasını veriyorum.” şeklinde anlatıyor.

Müzehhibe Hacer Sönmez ile Gazzeli vatandaşlara hayır yapılması için açılan “Filistin İçin Açan İstanbul Laleleri” adlı tezhip sergisinde tanıştık. Sanatını iyilik için kullanan bir eğitimci aslında kendisi. 25’li yaşlarda başladığı hat sanatının ardından ciddi bir tezhip eğitimi alarak bu yolda devam eden Sönmez, bugüne kadar birçok öğrenci yetiştirmiş. Geleneksel sanatın özellikle de tezhibin daha geniş kitleye yayılması için birçok farklı kurumda eğitimler veren Sönmez, bu sanatı öğretmek için kitaplarda kaleme almış. Devlet Sanatçısı unvanına da sahip olan Sönmez, “Yeni Başlayanlar İçin Tezhip 1” ve “Yeni Başlayanlar İçin Tezhip 2 “adlı kitaplarını yayınladı. Üçüncü kitabında yolda olduğunu söyleyen Sönmez ile hem sanat yolculuğunu hem de Tezhip sanatını konuştuk. 

Yolum önce hat ile kesişti

Tezhip sanatını konuşacağız ama önce siz bugüne kadar neler yaptınız? Sanatla ne zamandır haşır neşirsiniz?

Çocukluğumdan beri sanatın farklı alanlarına ilgim oldu aslında. İlkokulda resim yarışmasında derecem vardı. Oturduğumuz mahallede sürekli filmler çekilirdi, onları izlerdik. Oradan esinlenerek tiyatroya katıldım. Halk oyunlarında da yer alırdım. Sanatla iç içe geçen bir hayatımız oldu. Sonra üniversite döneminde halkla ilişkiler okudum ama ben aynı zamanda Arapça, Osmanlıca ve Farsça eğitimi aldım. İlahiyat ve imam hatip öğrencilerine ders veriyordum. Arapça kitaplarında okuyamadığım ibareler olunca yolum hat ile kesişti. Kuzenim de tezhip sanatçısıydı. Onun da tavsiyesi ile sanıyorum 25 yaşlarında Hat eğitimine başladım. 1997 yılında ebru ve hat sanatçısı Fuat Başar’ın Taksim Sanat’taki sergisine gitmiştim. Bu benim ilk sergi deneyimimdi. Daha sonra onun Küçük Ayasofya’daki atölyesine gitmeye başladım. 2 yıl orada çalıştıktan sonra Zehra Dinçer ile eğitimlere devam ettim. Mekânın uzaklığından dolayı Marmara Üniversitesi’nde Hüsrev Subaşı’dan ders aldım. Ve akabinde tezhiple tanışmamı sağlayan Hasan Çelebi ile yolum kesişti. Tarih ve Tabiat Vakfı’nda hat eğitimine devam ederken bir gün Hasan Hoca beni yanına çağırdı “Sen tezhip ile ilgilenmelisin” dedi. O dönemde Topkapı Sarayı’ında Nakkaşhane’de Kültür Bakanlığı’nın açtığı tezhip kursu sınavı vardı. O sınava girdim ve kazandım. 3 yıl burada yoğun bir eğitim aldım. Özellikle Semih İrteş ve Mamure Hoca’nın bize katkısı çok oldu. Saray eğitiminden sonra Klasik Türk Sanatları Vakfı’nda 4 yıl Arda Çakmak’tan da tezhip eğitimi aldım. Ancak geleneksel sanata geç başladığım için bazı eksikliklerim vardı. Bunları gidermek için aynı dönemde temel sanat, fotoğrafçılık, minyatür, ebru ve resim kursuna gittim. Renk ve fırçaları öğrenmek için. Bunların hepsi bana farklı açılardan katkılar sağladı. Fotoğrafçılık perspektif kattı mesela. Ve sanatın aslında klasik, modern, geleneksel ayrımı olmaksızın bir bütün olduğunu da gördüm. Bundan dolayı da tezhip sanatında usta çırak ilişkisine önem verdim ama farklı açılarla yaklaştım. 

(Hacer Sönmez ve Merve Yılmaz Oruç)

Peki bu kadar eğitimlerden sonra neden sadece sanatçı olarak icralara devam etmediniz de eğitimci olmayı seçtiniz?

Öncelikle bu konuda asla mütevazı olmayacağım tezhip konusunda çok iyiyim. Ancak benim asıl amacım bu sanatın gelecek kuşakara aktarılması idi. O yüzden eğitimci olmaya karar verdim. Ve sadece geleneksel sanattan bahsetmiyorum. Genel anlamda her çocuk sanatın bir tarafı ile ilgilenmeli bence. Ne yazık ki yeni neslin çoğunun böyle bir eğilimi, hobisi yok. Ben bir sanat elçisi olmak için yola çıktım. Sanatçı olarak sadece kendi eserlerimi yapardım ama eğitim konusunda eksikler vardı. Ben gençlere dokunmak istedim. Bir nevi sanatımın sadakasını veriyorum. 

Bir de şöyle bir durum vardı. Geleneksel sanat çok yaygın değil. Özellikle de tezhip belli bir kitleye hitap eder durumda kalmıştı. Yani pahalı bir sanat ve sadece belli bir kitle bu sanatı icra edebilir ya da evine alabilir. Ama bu doğru değil. Resim gibi herkes tezhip yapabilir. Altın kullanmadan da tezhip yapılabilir. 16. yüzyılda Şahkulu örnek gösterebiliriz.

Öğrencilerimin çoğu sanatla hemhal

Nerelerde eğitimler verdiniz? Şu an devam ediyor musunuz? 

Topkapı Sarayı’nda tezhip eğitimine devam ederken aynı zamanda yarı zamanlı İSMEK kurusuna da gidiyordum. Ve orada hocamız yokken tezhip eğitimini arkadaşlara ben veriyordum. Bir gün benim ders anlattığımı görüyor İSMEK’teki başka bir hoca. Bana “Neden İSMEK’e başvuru yapmıyorsun?” dedi. Onun ısrarı ile sınavlara girdik ve kazandım. 2008 yılında Florya İSMEK’e atandım. Öğrencilerimizle birçok sergi yaptık. 2012 yılındaki Hünkar Mahfili Bad-ı Selatin Tezhip Sergisi İSMEK döneminde konulu sergi yapan ilk hocaydım. 36 Osmanlı Padişahı için hilye formatında hazırlanan tezyinatlar yer aldı. Birçok yerde sergilendi. Bu sergiyi Florya ekibi ile yapmıştım. Onların çoğu öğretmen oldu. Sonra Başka İSMEK’lerde eğitim verdim. 

Yetimhanelerde bugünkü adıyla sevgi evlerinde de dersler verdim hala da veriyorum. 2019 yılında İSMEK’ten ayrıldım. 2014 – 2017 yılları arasında Bahariye Mevlevihanesi’nde eğitmenlik yaptım. 15 Temmuz Derneği’nde gönüllü çalıştım, 2018 ila 2022 yılları arasında. 2017 yılında İsmail Hakkı Gurbetçi ve Ömer Faruk Dere hocalarımızla birlikte TDV’ye bağlı Beşiktaş KAGEM’i kurduk. Ben de İSMEK’ten ayrılınca oraya geçtim. Orada eğitimlere devam ettim. Bu çatı altında çocukları sanatla buluşturduk. Daha sonra 2021 yılında Hayata Köprü Sanat adlı Türkiye Diyanet Vakfı için bir proje başlattım. Bu proje kapsamında da sevgi evlerinde kalan çocuklarla sanat ve zanaat çalışmaları yapmaya başladık. 2023 yılında kendi isteğimle TDV’den ayrıldım. 

Şu anda bireysel olarak sevgi evlerine gidiyorum. Onun dışında Taksim Camii Kültür Sanat Merkezi ile Adressanat Kefunun ve TDV KAGEM tezhip eğitmenliği yapıyorum. 

İlgi nasıl?

Eğitimlere başladığımdan beri bin beş yüze yakın öğrenci yetiştirdim. Belki daha fazla. Ve bu öğrencilerin yüzde yetmişi sanatla hemhal. İlgiden memnunum aslında. Farklı meslek kollarından gelen üniveriste öğrencileri de oluyor. Ama burada hoca çok önemli. Bugünün çocuklarını anlamak lazım. Ben Cumhuriyet sonrası 6. kuşak tezhip sanatçısıyım. Bizim dönemdeki hocalar katıydı. Biz de şimdi öyle olursak bu gençleri yakalayamayız. Onların dilinden anlamalı ve öyle yaklaşmalıyız. 

Tezhip deseninde kargaşaya yer yoktur

Biraz da tezhip sanatı üzerine konuşalım. Tezhip sanatı nedir? 

Arapça tezhip; “altınlamak”, “yaldızlama”, “bezeme” anlamında. Yazma kitapların sayfalarına, hat levhalarına, murakkalara, hatta tuğraların üst taraflarına altın tozu ve boya ile yapılan her türlü bezeme. Sözcük yalnız altınla yapılanın dışında, toprak boyalarla yapılan bezemeler için de kullanılır. Yalnız altınla yapılan tezhibe “halkari” denir. Tezhip yapan sanatçıya “müzehhib” tezhiplenmiş yapıta da “müzehheb” adı verilir. Tezyinatın başlangıcı, M.Ö. 3. yüzyıl – M.S. 5. yüzyıl Hun Devleti’ne dayanır. Tezhip kural sanatıdır. Bunun dışına çıkamazsın. Tezhip sanatı tekniklerini; klasik tezhip, halkar, zerefşan, sazyolu, şukufe ve münhani olarak sayabiliriz. Ayrıca günümüzde üç ekol var: Saray, Mimar Sinan ve Marmara ekolü. Biz saray ekolü ile sanat icra ediyoruz. 

Tezhip İslam sanatı mıdır? 

Türk tezhip sanatı olarak biliniyor.

Tezhip nasıl yapılır? Burada işin sırrı nedir?

Tezhipte gördüğünüz kurgusu maksimum 6-4’te biter aslında. Sonrası raporlamadır. Katlama tekniği de denir. Burada en önemli noktalardan biri de renk geçişleridir. Desen içerisinde paftalamaları iyi yaparsanız, renkleri o kurguda boyarsınız desen sorunsuz ve estetik olur. Tezhipte altın ve lacivert çoğunlukta kulanılır. Lacivert geceyi, altın gündüzü temsil eder; helezonlar hayatın yollarını, çiçekler yaşantıları temsil eder. Bütün çiçekler rengarenk yapılmaz, 3 renk ya da tek renk şeklinde kullanırsın. Tezhip deseninde kargaşaya yer yoktur. Desenin kurgusu boyaması size huzur verir. Zeminde altın yanına genelde bir renk tercih edilir (lacivert ,bordo, yeşil vs).

Malzemesi nedir? 

Kâğıt, altın, su bazlı boya ve fırçadır… 

Başka sanatlarla birlikte kullanılıyor dimi?

Elbette… Hat ile birlikte kullanılıyor zaten. Ama ebru ile de kullanılır mesela. Hikmet Barutçugil bunu çok güzel yapıyor. Yine minyatür ya da resim ile birlikte de kullanılır. 

Hiçbir zaman bir çalışmam diğeri ile aynı olmaz

Kendi sanat anlayışınızdan bahseder misiniz? Sizin eserler nasıl ortaya çıkar? 

Bu sanatın manevi tarafı çok fazla. Genelde yazı süsleriz. Yazının anlamına ve karakterine göre de tezhip yapılır. Genelde ayet, hadis, güzel sözler ele alıp onlar üzerine sanatımı icra ederim. Bu anlamda çok fazla okuma yaparım. Fırsat buldukça sergi gezmeyi severim bu ister klasik olsun ister modern olsun teknikleri incelerim. Her sergiden sizin ufkunuzu açacak bir ipucu vardır. Esere başlamadan önce yazıyı bir hattata gönderirim. Kendim yazmam. Sonra onu bir süre izlerim. Yazının benimle konuşmasını beklerim. Bir iletişim kurarım. İçime sindiğinde hangi üslupla yapacağımı düşünürüm. Ve hangi döneme uygun çalışacağım ona karar veririm. 16. yüzyıla uygun yapacaksam eğer o döneme ait elimde ne kadar kaynak varsa onları incelerim. Kütüphanemdeki bütün kitaplar iner. Ne yapacağıma karar verince de biraz o çalışmalara bakarım. Sonra cetveli elime alır çizerim. Desenler çalışırım. Bir çocuk gibi onu büyütmeye başlarım aslında. Tabii replikadan bahsetmiyorum. Ben kendime özgü kurgu, tasarım yaparım. Ve hiçbir zaman bir çalışmam diğeri ile aynı olmaz. Kendi sanat anlayışım var. Tezhibe farklı yorumlar katmayı severim. Ali Üsküdari üslubunu seviyorum.  Yarı üslüplaşmış çiçekleri tezhip içerisinde kullanmaktan bahsediyorum. Mesela günümüz çiçeklerini de kullanıyorum eserlerimde. Bir yaprağı alıp aynısını çizip, o yaprağı da yapıştırıyorum. Bir proje ya da talep üzerine bir şey gelirse o farklı. Şair Padişahlar çalışmamızda replika yapıyoruz mesela. Eserlerimde yerine göre her rengi kullanırım. Gelenekselde genelde lacivert, bordo, yeşil ve altın rengi var.  Topkapı Sarayı’nda ders alırken fuşya zemin kullanmak yasaktı. Ama bence kullanılmalı. Su bazlı her boya kullanılır. Ben guaj, sulu ve akrilik boya kullanıyorum.

Bu zaman dilimi ben en mutlu olduğum andır. Genelde düzenli çalışıyorum. Akşam 10 ila 2 arası çalışırım. Atölye kapanınca odamı atölyeye çevirdim. Büyük bir camım var, denize bakan. Orayı izleyerek eserlerimi icra ederim. Her akşam mutlaka kitap okurum, çizim çalışırım. 

Teknolojik gelişme bu sanatı nasıl etkiledi sizce? 

Bence olumlu anlamda bir etkisi var. Ben teknolojik gelişmelerden faydalanıyorum. Yukarıda söylediğim gibi tezhip kurgusu 6’ya 4’tür. Bunu yaptıktan sonrası çoğaltma. Ben bu kısmı dijital çizim ile yaptığım oluyor. İllüstrasyon kullanıyorum bu anlamda dersler de aldım. Kimi bunu doğru bulmuyor ama ben geleneği bozmadan teknolojiyi kullanmaktan yanayım.

İyilik için sergiler açıyoruz

Üzerinde çalıştığınız sergiler var mı?

Şair Padişahlar projem var. 26 öğrencim ile birlikte yapıyoruz. Bir de Gazze için bir tezhip sergisi yapmıştık geçtiğimiz aylarda. Şimdi daha geniş katılımlı bir sergi projesi var. Kültür Ve Turizm Bakanlığı’na sunduk. Onay bekliyoruz. 100 sanatçının katılımı ile gerçekleşecek ve geliri Filistin halkına ulaştırılacak bir sergi olacak.

Bir de çizgi film projem var. Aslında uzun zamandır bekleyen bir proje bu. 2014 yılında hazırladım araya bir sürü şey girdi. Tezhip sanatını anlatan bir çizgi film. Hatta karakterlerin kendi de tezhip. Uzun araştırmalar sonucunda bir hikâye kurguladım. Osmanlı döneminde Nakkaşhaneler var. Bir de onların başında olan nakkaşbaşı var. Bu karakterler nakkaşbaşının gizlediği karakterler. Bu karakterler kil tabletlerde yer alıyor. Ve bir deprem oluyor bu tabletler kayboluyor. Ve son yapılan Marmaray kazılardan bu kil tabletler ortaya çıkıyor ve karakterler buradan kaçıyor. Ve hikâye başlıyor… Belki biraz daha üzerinde değişiklikler yapmak, yeniden kurgulamak gerekebilir. 

Siz sanatınızı iyilik için de kullanıyorsunuz…

Gazze bizim için çok önemli. Ramazan ayına da girdik. En büyük duamız oradaki savaşın bitmesi. Sanatçının elinden gelen sanatını icra etmesi ve bunu iyilik için kullanmasıdır. Biz daha öncede öğrencilerimle birlikte Arakan için bir sergi hazırladık. Geçen sene de deprem bölgesine yardım etmek amacıyla eserler icra ettik. Sanat çok güçlü bir alan. Bunu iyi kullanmak lazım. 

Çizgi film projem var

Kitaplarınızda var…

Dediğm gibi sanatımı icra ederken bunu aynı zamanda gelecek nesillere aktarma derdindeyim. Bu amaçla iki kitap yazdım. Yeni Başlayanlar İçin Tezhip 1 ve Yeni Başlayanlar İçin Tezhip 2 kitaplarını çıkardım. Ve şimdi üçüncü kitabı yazıyorum. O da bu yıl içinde çıkacak. Yine yetişkinler için Kırk Kilit Boyama kitabı da yaptım. Pandemi döneminde de çocuklar için bir boyama kitabı hazırladım ama henüz o çıkmadı. Bu anlamda pedagojik eğitimler aldım.

Bu sanatın size en büyük katkısı ne oldu?

Tezhip sanatı aşk gibi bir şey benim için. Öğrendiğimi, keşfettiğimi insanlara aktarmak beni çok mutlu ediyor. Bu sanatı yaparken öğretirken öğrencilerimin mutlu ve huzurlu olduğunu görmek beni de mutlu ediyor. Siz de öğrencilerinizden çok şey öğreniyorsunuz. Yetişkin eğitimi bu anlamda çok kıymetli. Dersime gelen her arkadaş artık dost silsilemizin bir halkası olur. 17 senelik sanat eğitmenliğim süresince bu böyle olmuştur. 

Önceki Yazı

Kitabın ve okumanın yüzlerce yıllık serüveni Ketebe Müteferrika Dizisi’nde…

Sonraki Yazı

Osmanlı’da Ramazan demek baştan, sona özen demek 

Son Yazılar

Varlığa gülümsemek

Günde kaç kez ufukla göz göze geliyorsun? Gökyüzünün sana göz kırptığı oluyor mu? Denizin derinliğine bir

Yoksulluk ve takva

70’lerin ve 90’ların sonlarını aratmayan büyük bir enflasyonun endişeleri içinde girdik Ramazan’a. Gelir uçurumları keskin bir

Kısa caz tarihi 

İkinci kez okuduğum, dünyanın farklı dillerine çevrilen Joachim E.Berendt ‘in “Caz Kitabı”ndan yola çıkarak kendi yorumlarımı

Elly hakkında konuşalım mı?

Sinema serüvenine 2000’li yıllarda başlayan İran’ın önde gelen sinemacılarından Asghar Farhadi, 2008 yılında Berlin Film Festivali’nde