“Sanatımla tanımsız dünyalar kurguluyorum”

//
12 dakikada okunur

Çalışmalarında, ürettiği binlerce porseleni bir araya getirerek ortaya detaylı ve etkileyici duvar heykelleri ve tablolar çıkaran sanatçı Melis Buyruk Litros Sanat’ın yeni sayısında sorularımızı yanıtladı: “Ben porselen çamuru ile üretim yapan bir sanatçıyım. Doğaya ait doku ve parçaları porselen çamuru ile üretip, bir araya getirerek tanımsız dünyalar kurguluyorum. Bu süreçte de doğanın kendini oluştururkenki tekrar etme halinden ilham alıyorum.”

Litros Sanat’ın bu yeni sayısında sanatçı Melis Buyruk’u ağırlıyoruz. Melis Buyruk, ürettiği binlerce porselen eseri çalışmalarında bir araya getirerek ortaya etkileyici tablolar ve detaylarıyla içinde kaybolunası duvar heykelleri çıkaran başarılı bir sanatçı. Özellikle kullandığı bitki, hayvan temsilleri ve doku parçalarıyla bilinen Buyruk, çalışmalarını New York, Dubai ve İstanbul’da sürdürüyor. Ayrıca yakın zamanda Abu Dhabi Louvre Müzesi’nde eseri de sergilenen ve bu sergiyle müzede işi yer alan ilk Türk sanatçı unvanına da sahip olan Buyruk şimdilerde ise Contemporary İstanbul’da sergileyeceği yeni eseri üzerinde çalışırken bir yandan yer alacağı Taiwan Bienali için hazırlıklarını sürdürüyor. Biz de bu yoğun temposu içinde kendisini yakaladık ve atölyesinde Litros Sanat için keyifli bir röportaj gerçekleştirdik…

Sanat sizin için ne demek ve kendi sanatınızı nasıl tanımlıyor ve adlandırıyorsunuz?

Ben izleyici olarak bir sanat eseri ile iletişim kurduğumda, disiplini fark etmeksizin o sanatçının zamanına, hayatının bir bölümüne tanıklık ettiğimi hissediyorum. İzleyici ile paylaşılan işin o mükemmelliğe ulaşana dek geçen sürede, sanatçının ruh halini ve malzemeyle uğraşını görüyorum. O süreci hayal ediyorum. Öte yandan ben porselen çamuru ile üretim yapan bir sanatçıyım. Doğaya ait doku ve parçaları porselen çamuru ile üretip, bir araya getirerek tanımsız dünyalar kurguluyorum. Bu süreçte de doğanın kendini oluştururkenki tekrar etme halinden ilham alıyorum. Her bir detayın birbiri ile aynı gözükmesi ancak biricik olması gibi. Kendi üretim sürecimin nihai sonuca dahil olduğunu düşünüyorum.

 

(Ali Demirtaş ve Melis Buyruk)

Birbirimizi destekleyebilmemiz çok önemli

Abu Dhabi’deki başarınızı tebrik ederiz. Orada eseri sergilenen İlk Türk sanatçı olma duygusu size ne hissettirdi? Nasıl tepkiler ve geri dönüşler aldınız hem Türkiye’den hem de oradan?

Çok teşekkür ederim. Sergi daveti 2023 yazında geldi bana. Abu Dhabi Louvre Müzesi her gittiğimde ziyaret ettiğim, mimarisiyle, koleksiyonuyla, geçici sergileri ile çok etkileyici bulduğum ve varlığını çok önemsediğim bir müze. Burada sergilenecek olmak da beni duyduğum ilk andan itibaren hem çok heyecanlandırdı hem de gururlandırdı. Tanıdığım ve tanımadığım çok kişiden güzel ve destekleyici mesajlar aldım. Bu benim için çok motive edici. Türk sanat dünyasından uluslararası başarılar kazanan çok isim var ve elimden geldiğince hepsini takip etmeye çalışıyorum ben de. Bir uğraşın takdir görmesi ve en çok da birbirimizi destekleyebilmemiz, takdir edebilmemiz çok önemli.

Kullandığım malzemeyi bildiğim bir dil gibi hissediyorum

Farklı boyutlarda yüzlerce veya binlerce seramik ve porselenle uğraşmak size ne hissettiriyor? Sanatınızla mutlu musunuz, seramik ve porselene bakışınız nedir? İleride seramik ve porselenle yaptığınız figürler/temsiller/konular/temalar şekillenebilir veya değişebilir mi?

Kullandığım malzemeyi bildiğim bir dil gibi hissediyorum. Bunu ifade aracı olarak kullanıyorum. Çok detaylı işler ürettiğim için de malzeme ile atölyede çok ciddi zaman geçiriyorum. Çok zaman ayırmış olmak da malzemeye teknik olarak hakimiyetimi geliştiriyor. Dönem dönem farklı malzemeler ile çalışmayı deneyimlemiş olsam da porselen çamuru ile çalışırken olduğum kadar mutlu olmadığımı düşündüğüm için devam etmedim. Benim üretimlerim izleyicide süreci de düşünmeyi tetikliyor ve ben üretim aşamasında aldığım keyfin izleyiciye de aktarıldığını düşünüyorum. Bazen atölyede 16-18 saat gibi ciddi zamanlar geçiriyorum. Bu kadar sevmeden olabilecek bir şey değil kesinlikle. İşlerim zaman içerisinde şekillenebilir, evrilebilir, değişebilir. Tıpkı şimdiye kadar olduğu gibi. Bir sanatçının kendini tekrar etmesinin kendi için kurduğu en büyük tuzak olduğunu düşünüyorum.

Türkiye sanat ortamında sorunlu olarak gördüğünüz konular neler?

Türkiye sanat ortamının daha kapsayıcı olması gerektiğini düşünüyorum. Bu kapsayıcılığın yaratıcılığı tetikleyeceğini daha fazla sanat profesyoneline alan açacağına inanıyorum.

Bir çalışmam ile Taiwan Bienali’ne katılacağım 

İleride sanatınıza dair ne yapmak ve nerede olmak istiyorsunuz?

Farklı coğrafyalar, farklı kültürler benim için çok besleyici. Orta Doğu ve Amerika deneyimlerim ve bu sürecin işlerime etkisi çok büyük. Bu sebeple daha fazla kültürle etkileşime girebileceğim deneyimler kazanmak istiyorum. Özellikle Uzakdoğu çok ilgimi çekiyor. Ekim ayında Taiwan Bienali’ne katılacağım bir çalışmam ile. Bunun için çok heyecanlıyım ve bana yeni bir dünyanın kapılarını açacağını düşünüyorum.

Sanatta devamlılık ve disiplin çok önemli

Melis Hanım sizce sanatta eğitim şart mı? Yetenek kâfi ve pratik yeterli mi yoksa? Sanatta eğitimin elzem olup olmaması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Sanat için yetenek, pratik, devamlılık ve disiplin çok önemli. Üniversitede bir hocamız “Yüzde 70 disiplin, yüzde 30 yetenektir” demişti. O zaman doğru gelmemişti bana ama bugün anlıyorum ki yeteneği parlatan ve ortaya çıkaran şey disiplinmiş. Güzel sanatlar eğitiminin de çok önemli olduğunu düşünüyorum. Farklı atölye deneyimleri, sanat tarihi, sanat felsefesi, sanat hukuku gibi teorik eğitimler, hocaların aktardıkları deneyimler ve öğrencilerin birbirleriyle ve hocalarıyla olan etkileşimleri bir sanatçının oluşumu için çok önemli. Ancak sanat eğitimi olmayan ve kendisini yetiştirmiş çok başarılı sanatçılar da var. Bu yüzden genel geçer cümleler kurmaktan imtina ediyorum.

Atölye kimyasallarla çalışan sanatçılar için olmazsa olmaz

Öte yandan sanatçılar için bir atölyeye sahip olmak çok önemli. Ama ekonomi ve eser satış durumlarından kaynaklı her sanatçı bir atölyeye sahip olamayabiliyor. Sizce bir sanatçının bir atölyeye sahip olması neden önemli? 

Bu durum sanatçının pratiği ile de çok alakalı. Birçok sanatçı evinden üretimini sürdürebiliyor. Veya düşünsel süreci tamamladıktan sonra farklı atölyelerde üretim yapan sanatçılar var. Atölye belirli malzemelerle üretim yapan özellikle de kimyasallarla çalışan sanatçılar için olmazsa olmaz. Bir heykeltıraşın evden çalışması imkânsız örneğin. Atölyem benim için kendime ait bir alan. Artık üretim yapmadığım tek bir gün bile yok ama eskiden hiçbir şey yapmayacak dahi olsam, sadece bir şey izlemek için bile atölyeme giderdim. Malzeme ile başbaşa kalmak ve o mahremi yaşamak yaratıcılık için çok gerekli.

Önceki Yazı

Tiyatroyu beceremeyene oyuncu denmez

Sonraki Yazı

Bize hiç “Yabancı” değil!

Son Yazılar

Mekan bendedir, sanatım da mekan da!

Tarih sanatçıları hep takıldıkları mekanlar ile andı.  1800’lü yılların ortalarına doğru açılan kafeler sanatçıların sosyalleştikleri, ilham