Sanatta devamlılık vardır

//
15 dakikada okunur

“Vesile” isimli sergisiyle Anna Laudel’de sanatseverlerle buluşan ressam Hanefi Yeter, insan ve doğa ilişkisini ele alıyor. Genelde insan odaklı çalışmalar yapan Yeter, sanatta bir devamlılık olduğunu anlatıyor: “Bu tekrar anlamında değil, sanatçı hayatın akışındaki değişimden yararlanır sanatını da daldan dala atlamadan geliştirir. İnsan figürü de her zaman çalışmalarımın merkezinde oldu, onun etrafında dönen dünya sorunları da yanı başında. Bu ilgi ve ilişkiler arasından öne çıkan konulardan belkide en önemlisi doğa. Önümüze gelen nimetlerin nasıl bir var olma evresi geçirdiklerini azıcık düşünebilirsek bir tek elmanın bile değerinin ne kadar yüce olduğunu fark ederiz.” 

Yarım asrı aşan sanat yolculuğunu geride bırakan, yurt içi ve yurt dışında sergilediği “insan”ı merkezine alan eserleriyle dikkat çeken sanatçı Hanefi Yeter’in “Vesile” isimli kişisel sergisi Anna Laudel’de ziyaretçilerini ağırlıyor. Yeter’in 2019 yılından beri ürettiği çeşitli kompozisyon, heykel, desen ve seramik çalışmalarının yer aldığı sergi, insanların bazı duyguları algılaması ya da üzerine düşünmesine vesile olacak. Sanatçının doğa ve insan ilişkileri üzerine kurguladığı bu sergide, eserler hem doğanın bize sunduğu nimet ve güzellikleri hem de insanlığın doğaya karşı tavırlarının sonuçlarını katılımcılara aktarıyor. Sanatçı eserlerinin insanlarda farkındalık ve duyarlılık yaratmasını hedeflerken, sanatını değişimin bir parçası olarak görüyor. Daha önceki üretim süreçlerinde dış dünyayla daha sık iletişim kurma fırsatı bulduğunu belirten sanatçı, son üç yılda ürettiği yeni dönem eserlerinde herkesin birbirinden uzaklaştığı ve korkunun hâkim olduğu bir dönemde yaşanan değişim ve gelişimleri, kendine has bakış açısı ve ifade şekli ile sanatseverlerle buluşturuyor. Galerinin iki katına yayılan ‘Vesile’ sergisinde sanatçının uzun süredir tutku ile çalıştığı seramik eserleri de yer alıyor. Sanatçının bu sergi için Ayvalık yöresinden topladığı çömleklerle bir araya getirdiği seçki, serginin farklı ve ilgi çekici yönlerini ön plana çıkarıyor. Antik Yunan filozofu Sokrates’in ‘Sorgulanmayan bir hayat, yaşanmaya değmez’ sözünden ilham alan Hanefi Yeter’in farklı disiplinlerde ürettiği eserlerinin yer aldığı “Vesile”, Anna Laudel’in Gümüşsuyu’ndaki galerisinde 11 Şubat’a kadar açık olacak. Biz de Litros Sanat olarak sergiyi fırsat bilerek Yeter’e sanat yaşamında merak ettiklerimizi sorduk.

Doğu Almanya’da sergi açan ilk Türk

Bugüne kadar doksanı aşkın kişisel sergi açan ve Türkiye dışında Viyana, Paris, Brüksel, Manchester ve Almanya’nın çeşitli şehirlerinde çok sayıda karma sergiye katılan sanatçı, sanat eğitimine Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun atölyesinde başladı. 1970 yılında Paris’te “Academie des Beaux-Arts”da sanat eğitimine katılmaya hak kazanan yeter, bazı kişisel sebepler nedeniyle bu eğitimini tamamlayamadı ve İstanbul’a geri döndü. Eğitimini Akademi’de tamamlayarak 1972 yılında mezun olan sanatçı, 1973 yılında Berlin Güzel Sanatlar Akademisi’nde lisansüstü eğitimine başladı ve 1978 yılında mezun oldu. Almanya’nın kendisinin sanat yaşamında önemli bir yeri olduğunu belirten Yeter’in Berlin’de 5 duvar resmi, 2 seramik cephe, 2 mozaik pano, 1 heykel ve Darmstadt şehrinde 3 duvar resmi bulunuyor. Doğu Almanya’da kişisel sergi açan ilk Türk asıllı sanatçı olan Yeter, çalışmalarına devam ediyor.

Önce sorgular sonra üretirim 

Sanat hayatınız ne zaman başladı? Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun atölyesinde çalışmalarınız olmuş. Size nasıl bir katkı sağladı?

Sanat hayatım akademideki eğitimimle başladı, daha önceki yıllarda sanatla ilişkim yoktu. Bedri Rahmi ile çalışmam, usta-çırak ilişkisi içindeki uygulamalarımızın yaşam biçimime çok katkısı oldu.

Almanya’da geçen uzun bir yaşamınız var… Orası sizin sanat yaşamınızı nasıl etkiledi?

Almanya başka bir okul oldu benim için. Eğitimin yanı sıra müzeler, sergiler, sanatçıya tanınan olanaklar, toplumun kültür düzeyinin yüksekliği dolayısıyla benim sanat yaşamıma fazlasıyla katkısı oldu. 

Sanatçı dünyada etrafında olup biten şeylerle ilgilenmeli ve bunları eserlerine yansıtmalı mı sizce? Siz sanatınızı icra ederken nelerden etkilenirsiniz?

Sanatçı yaşadığı zamanın sorumluluğunu taşımalıdır. Yaşamın her alanı onu etkilemeli, konusu olmalıdır. Benim sanatım daha çok insan odaklı, onun sorunları, sevinçleri, problemleri odaklı yol aldı. Dolayısıyla da değişen yaşam koşullarına paralel konular, anlatım şekilleri de değişti.

Bir dönem baskı resmi ile de ilgilenmişsiniz… 

Benim baskı çalışmalarım daha çok Berlin’de oldu. Bir dönem oldukça yoğundu. Türkiye’de baskı tekniklerinin çokça yanlış uygulanması benim bu yönden geri çekilmeme neden oldu.

Günün kaç saatini sanatınızı icra ederek geçirirsiniz? 

Tüm günüm sanatımla geçer, uygulamanın ötesinde farklı kaynaklardan beslenmeyi de işin içine katabilirim. Her işin bir ön çalışması vardır bende. Önce sorgulama sonra uygulama…

Farklı alanlar farklı olanaklar sağlar

Heykel çalışmalarınız da olmuş. Farklı alanlarda çalışma size ne katıyor? 

Heykel çalışmalarım tek tük olsa da oldukça eskiye dayanır. Yoğun olarak 2006 yılında başladım. 8-9 sene yoğun heykel yaptım, şimdilerde ise oldukça az üretiyorum. Farklı alanlarda çalışmak, farklı olanaklar sunuyor sanatçıya. Onun heyecanı da çok başkadır. Her sanat dalı farklı birikimler ister sanatçısından, bu etkileşim olmadan o dalda yol almak mümkün değildir.

Çanak, çömlek gibi atıl durumdaki eşyalara yeniden hayat vermişsiniz. Sizin dokunuşlarınızla birer sanat eserine dönüşmüşler… 

Seramik çalışmalarım Berlin yıllarında başladı. Bir bina cephesine seramikle uygulama yapma fikriyle başladı. Zor oldu ama oldu, böylece Berlin’de iki bina cephesi ve bir seramik yer mozaiği çalışması uygulamış oldum. Sonra tabaklar, çay takımları ve şimdi de çömlekler ile seramik yolculuğuma devam ediyorum. 

Duvar resimlerinin sorumluluğu çok

Eserlerinizi gören birisi sizi bilmese “Bu Hanefi Yeter çalışmasıdır” der mi? 

Birilerinin benim işlerimi fark etmeleri için çalışmalarımı takip etmiş olması gerek. Sanatta bir devamlılık söz konusudur. Bu tekrar anlamında değil, sanatçı hayatın akışındaki değişimden yararlanır sanatını da daldan dala atlamadan geliştirir, değiştirir.

Duvar resimleriniz var Almanya’da… Duvar üzerine çalışmalar yapmak keyifli mi? 

Duvar resimleri tabii ki tuval resminden çok farklı: Boyut, yüzey farklılığı, çevre bağlamı, içerik, kamuya tamamen açık olması, şehircilikle ilişkisi… Bütün bunlar üzerine sanatçı bilgili ve sorumlu olmalıdır. Yani duvar resimlerinde sanatçının kendine ve binaya özgü estetik kaygısı ve sorumlulukları da vardır.

Sanat çalışmalarınız dışında başka neler yapıyorsunuz? 

Şu sıralar sanatın dışında bahçeyle uğraşıyorum, kitaplar ise zamanımın bir kısmını dolduruyor.

Ömer Hayyam’ın sözlerini sanatımla aktarmayı seviyorum 

Sergiyi konuşalım. Neden Vesile? 

“Vesile” bağlamında istedim ki bu sergimde izleyicilerin de bazı sorunlar, duygular üzerinde bir uyarısı olsun. Yani sergiden çıkıp gidenin dağarcığında duyarlı bir şeyler kalsın.

İnsan ve doğa üzerine güzel bir sergi olmuş. Ne zamandır bu konuda çalışmalarınız var? 

İnsan figürü her zaman çalışmalarımın merkezinde oldu, onun etrafında dönen dünya sorunları da yanı başında… Bu ilgi ve ilişkiler arasından öne çıkan konulardan belki de en önemlisi doğa. Önümüze gelen nimetlerin nasıl bir var olma evresi geçirdiklerini azıcık düşünebilirsek, bir tek elmanın bile kıymeti, bir biber, patlıcanın değerinin ne kadar yüce olduğunu fark ederiz. Tabii buna diğer canlıları da katmamız gerek. 

Deftere de çalışmalar yaptığınızı okudum. Sanırım bu sergide de böyle bir defter sergileniyor. Neden deftere yapıyorsunuz?

Defterler benim günlüklerim gibi. Onlar benim antrenman alanlarım. Notlarımın yer aldığı birer zaman arşivi. Bunlardan birini bu sergide içindeki resim sayısı kadar bastırarak izleyiciyle paylaşmak istedim.

Ömer Hayyam’ın sözlerinin bulunduğu eserler yapmışsınız sergide. Nedir sizi bu konuda etkileyen?

Ömer Hayyam yıllardır benimle birlikte oldu. O yaşadığı zamanın çok çok ilerisinde eleştirel düşüncelerle zamanını sorgulamayı bildi. Onun bu öngörüleri, sorgulamaları halen zamanımızda da geçerli. O yüzden zaman zaman onun düşünce kapılarını çalıp içine girebildiğim bazı cümlelerini resimlerim aracılığıyla izleyiciye iletmek istiyorum.

Bu serginin izleyicide nasıl bir etki bırakmasını umuyorsunuz? 

Her sergi izleyicisine bir şeyler aktarmak ister. Bu serginin kapısından giren her kişi kendi düşünce dünyasına bir şey kataraktan giderse sergi görevini yapmış olacak.

Önceki Yazı

Şiir bir düşünme biçimi

Sonraki Yazı

Tam gaz izlemeye devam!

Son Yazılar

Alyoşa’dan aşk ile selam

Sanat ajandası, sanat dolu bir sayfa ile karşınızda. Bu sayımızda sanatçı Aliye Berger’in hikayesini anlatacağız. Aliye