Sanatta ‘eylül’ bereketi

5 dakikada okunur

Pandeminin yıkıcı etkisinin yavaş yavaş silindiği bir döneme girdik. Hayatımız artık normale döndü. Bu normalleşmeden en kârlı çıkan ise sanat dünyası gibi görünüyor. İlk şokun atlatılmasından kısa bir süre sonra Türkiye’deki galeriler ve sanat fuarları hızlıca organize oldu. Müzeler, pandeminin getirdiği “açığı” koleksiyon sergileriyle kapattı, eve kapanma sürecinde üretimlerine hız kazandıran sanatçılar yeni solo sergilere imza attı. Müzayedeler dijital ortamda rekora rekor katarak düzenlendi. Velhasıl pandemi bazı olumsuz etkileri doğurmuş olsa bile sanatı yıkamadı!

Bu yıl ise eylül ayı sanat sezonunun en dolu dizgin başlangıcına ev sahipliği yapacak gibi görünüyor.

Bienal ve fuar peş peşe

17 Eylül’de başlayacak İstanbul Bienali, pandeminin ardından ilk kez düzenleniyor. Pandeminin getirdiği yeni dünya düzeninin sanatta yeni soru ve sorgulamaları beraberinde getirdiği aşikâr. Fakat bienalin bir tema çerçevesinde şekillenmemiş olması izleyiciye en başından pek bir şey vadetmiyor. Bununla birlikte bienalin kamusal bir deney ve keşif alanı oluşturma hissi ise cezbedici. Neler göreceğiz, hangi soruları soracağız şimdiden merakla bekliyorum. İki yılı aşkın süredir dünyanın farklı coğrafyalarındaki topluluklarla iş birliği içinde yürütülen projeler, İstanbul’un çeşitli ilçelerinde, 17. İstanbul Bienali boyunca etkileşime açılacak.
Öte yandan Contemporary Istanbul ise hız kesmiyor! Pandemiden sonra ilk atak yapan CI Bloom olmuş ve yerli galerilerden oluşan sanat fuarını geçen yıl sanatseverlerle ve sanat “piyasasıyla” buluşturmuştu. Ardından Contemporary Istanbul sürpriz kararla yeni yeri Tersane İstanbul’da gerçekleşti. Fuar bu yıl 19-22 Eylül tarihlerinde yeniden kapılarını açacak. Haliç’in eşsiz atmosferinde gerçekleşecek fuar 558 sanatçının 1.476 eserini izleyicilerle buluşturacak.

Antik çağlardan 90’lara

15 Eylül itibariyle sezonu resmi olarak başlatacak sergilere gelince… Meşher’in Yunan mitolojisinden Ekho ve Narkissos’un karşılıksız aşk mitinden hareketle yola çıkan sergisi “Ben kimse. Sen de mi kimsesin?” yurt içi ve yurt dışından toplam 45 sanatçının 120’ye yakın eserine yer veriyor. SALT’ın zamanda ve bir nevi mekânda yolculuk yaparak 90’ların Türkiye’sindeki kültürel ortamı ve sanat üretimlerini sahne ve performans kavramlarını aldığı sergisi “Sahnede 90”lar, 15 Eylül’de açılacak. 90’ların sanat üretiminde kırılma yaratan yıllar olduğunu göz önüne alırsak, serginin bugünkü sanat dünyasına da söyleyecek çok sözü olmalı.
Bu yıl vefatının 50. yıl dönümünde yad ettiğimiz Suat Derviş’in anısına İthaki Yayınları ve Sanat Kritik iş birliğiyle düzenlenen “Ben yazar Suat Derviş’im” sergisi 1 Eylül’de açılacak. Beyoğlu’nda Avrupa Pasajı’nın birinci katında gerçekleşecek, aynı zamanda Sanat Kritik’in kendi mekânındaki ilk sergi olan “Ben Yazar Suat Derviş’im”, usta yazarın hayat hikâyesinden yola çıkarak yaşamı boyunca kaleme aldığı bütün üretimleri konu alıyor.

Kültür sanatın mevsimi olur mu? Periyodik olarak evet. Fakat “hareket berekettir” diyerek sezona yapılan güçlü bir başlangıcı bütün yıla yayacağı enerji göz ardı etmemeli. Çağdaş sanatın başkentlerinden İstanbul, pandemi sonrasındaki sanatta patlak veren sınavlarından başarıyla geçti. Şimdi sanatın, sergilerin, fuarların, bienallerin keyfine varma vakti.

Önceki Yazı

10 adımda çocuğa göre edebiyat

Sonraki Yazı

Tiyatroda emeklilik olmaz!

Son Yazılar

Şehir, mimari ve sanat

Hepimizin ortak derdi olan hususlarla ilgili birkaç soru soralım; Mimarlık eğitimi ülkemizde bu kadar geliştiği halde