Sezen şarkılarıyla uzaklara gittik

9 dakikada okunur

Sanat Ajandası’nın bu sayıdaki bölümünde yine sanat perisi olduk. Dinlemediğimiz şarkı, izlemediğimiz opera, gezmediğimiz sergi kalmadı. Jolly Joker Vadi İstanbul’da Ceylan Ertem’in “Sezen Aksu Tribute” konseri yaktı ve geçti. Atatürk Kültür Merkezi’ndeki Verdi’nin kaleme aldığı, dünyaca ünlü opera “Falstaff” büyüledi. Casa Botter’daki “Solo Botter: Selma Gürbüz” sergisi ise hayran bıraktı. Yine dolu doluyuz. Hadi, Sanat Ajandası başlasın!

Dillerde şarkıları hiç bitmeyecek: “Sezen Aksu Tribute”

Jolly Joker sayfasında güncel konserleri kontrol ederken Ceylan Ertem’in Sezen Aksu Tribute konseri yapacağını gördüm. Sezen Aksu şarkılarının Ceylan Ertem tarafından seslendirilmesi beni hayli heyecanlandırdı. Ertem, Sezen Aksu Tribute konserini uzun zamandır yapıyormuş ama bana hiç kısmet olmamıştı. Biletleri alıp Jolly Joker Vadi İstanbul’a yola koyulduk. Ufak bir bilgi: kapı 21.00’da açıldı, konser de 22.30’a doğru başladı. Bu işin usulü böyleymiş. Biz de o akşam öğrendik. Sizinle de paylaşalım istedim. Ceylan Ertem, sahneye çıktığında çok enerjikti. Sezen Aksu’ya övgüler yağdırdı. Sezen’in şarkıları ile ilk başta ağlatıp uzaklara götürdü… “Son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda…” dedik hep beraber. Fakat ikinci yarıdan sonra coşkuyu artırdı Ertem, hareketli Sezen şarkıları ile adeta kendimizden geçtik. Güzelce eğlendik. Ben çok eğlendim sanırım. Oh! Sefamız olsun. Konserdeki en iyi olay ise ünlü sanatçı Zara’nın mekanda olmasıydı. Ceylan Ertem, Zara’yı sahneye çağırdı. Ertem ve Zara aynı sahnede Sezen’in şarkılarını söyledi. İki harika sesi aynı sahnede dinleme fırsatını yakalamış olduk. Saatler gece yarısını gösterince de konser bitti. Herkes memnun ayrıldı konserden. Yüzler gülüyordu! Var olsun Sezen Aksu şarkıları.

İtalyan opera dehası Verdi’den günümüze ışık tutan eser: Falstaff

19. yüzyıl İtalyan operası ekolünden gelen  ünlü İtalyan besteci Giuseppe Verdi’nin kaleme aldığı “Falstaff” operasını Atatürk Kültür Merkezi’nde izleme fırsatı elde ettim. İstanbul Devlet Operasının sahneye koyduğu operanın hem müzikleri hem de prodüksiyonu etkileyiciydi. IV.Henry’nin hükümdarlık döneminde geçen hikayenin ana karakteri Falstaff iki hanımefendiye de aşık olması ile başlıyor olaylar. Ufak bir detay vermekte fayda var: Falstaff, İngiliz yazar William Shakespeare’in oyunlarında yer alan kurgusal bir karakterdir. En çok “Henry IV” ve “Merry Wives of Windsor” oyunlarında görülen Falstaff, genellikle komik, obur ve kurnaz bir karakter olarak tasvir edilir. Oyunlarda genellikle komik olaylar yaşayan Falstaff, seyirciler tarafından sevilen bir karakterdir. Karakterimizin tipolojisinin Shakespeare oyunlarından ilhamla yazıldığını biliyoruz. Obur ve kurnaz Falstaff aynı anda iki kadına aşık olunca kadınlar da gerekli intikamı almak için Falstaff’a oyun kuruyor. Oyun günümüzdeki kadın-erkek ilişkilerine de ışık tutuyor. Operada geçen pasaj ana fikri özetliyor aslında: “Erkek milletine göstereceğiz dürüst kadınların neşesini!” Falstaff’tan intikam almaya yemin etmiş kadınlar kendilerini “Kadınların intikamı asla başarısız olmamalı” mottosu ile teşvik ediyor. Ki nitekim de kadınların intikamı alınıyor. “Falstaff”ı İstanbul Devlet Operası’nı takip edip mutlaka izlemelisiniz. İzledikten sonra büyük aydınlanmalar yaşayacağınız bir eser!

Solo Botter: Selma Gürbüz 

Sanat rotaları hep Beyoğlu’nda başlayıp Beyoğlu’nda bitiyor. Bu haberimizin mekanı da Beyoğlu’nda. Şişhane metrodan İstiklal Caddesi yönünde çıktığınızda Narmanlı Han’ın karşısında Casa Botter Apartmanı var. Bu apartman restore edildi ve İstanbulluların kullanımına sunuldu. Casa Botter’ın mazisi hem yakın hem de köklü. Apartman, Padişah II. Abdülhamid tarafından sarayın resmi terzisi ve modacısı olan Hollanda uyruklu Jean Botter için yaptırılmış. Casa Botter Apartmanı ayrıca İstanbul’daki Art Nouveau akımının ilk örneği olarak kabul ediliyor. Ünlü İtalyan mimar D’Aronco tarafından yapılan bina İstanbul’daki sivil mimari örnekleri arasında ilk sırada. Günümüze geldiğimizde apartman kısa süre önce restore edildi ve halkın kullanımına açıldı. Sanat merkezi olarak kullanılacak binada sergiler, söyleşiler oluyor. Bu sergilerden biri de “Solo Botter: Selma Gürbüz” sergisi. Solo Botter serisinin ilki ünlü ressam ve heykeltraş Selma Gürbüz adına yapıldı. Geçtğimiz yıllarda kanser sebebi ile kaybettiğimiz Selman Hanımın sanatı da böylelikle yaşatılıyor. “Solo Botter: Selma Gürbüz” sergisinin küratörlüğünü Levent Çalıkoğlu yapmış, asistan küratörlüğünü de İrem Büşra Coşkun üstlenmiş. Sergide Selma Gürbüz’ün farklı dönemlerine ait 14 ayrı koleksiyon bulunuyor. Aynı zamanda yakın arkadaşı olan serginin küratörü Levent Çalıkoğlu Gürbüz’ü şöyle tanımlıyor:  “Üretim azmini, heyecanını, disiplinini, yeni fikirler ile kucaklaşmasını, yeni malzeme ve tekniklere olan merakını, özgünlüğünü, sanatındaki organik dönüşümü, dik duruşunu, kadın olarak tek başına verdiği mücadeleyi, doğu ve batı sanatları arasında kendisine yer bulma arzusunu, kendisini hem ciddiye almasını hem de dalga geçmesini çok sevdim.” Selma Gürbüz’ün eserlerinde kadın meselelerinin de sanatla tasvir edildiğini görüyorsunuz. Doğu ve Batı’nın sentezlendiği eserler bizim hikayemizi anlatıyor. Bizim hikayelerimize ışık tutuyor. Solo Botter serisinin ilki olan “Solo Botter: Selma Gündüz” sergisini Casa Botter Apartmanı’na uğrayarak ziyaret edebilirsiniz. Sergi çıkışı da Narmanlı Han’da kendinize bir kahve ısmarlayın.

Önceki Yazı

Müftüoğlu Ahmed Hikmet Bey

Sonraki Yazı

Çocuk edebiyatının kanonu var mı? II

Son Yazılar

Mekan bendedir, sanatım da mekan da!

Tarih sanatçıları hep takıldıkları mekanlar ile andı.  1800’lü yılların ortalarına doğru açılan kafeler sanatçıların sosyalleştikleri, ilham