Shirley, kalk artık bahar geldi!

7 dakikada okunur

Günlük rutinlerinden sıkılan ve hayal kurmasına fırsat verilmeyen kadınların hikâyesini anlatan “Shirley Valentine” isimli tiyatro oyunundan bahsedeceğim sanat ajandamızın bu yazısında. İngiliz yazar Willy Russel’dan uyarlanan müzikli-komedi “Shirley Valentine” Sumru Yavrucuk’un oyunculuğu ve yönetmenliği ile kadınlarının yaşadığı sorunları gözler önüne seriyor. Yazımızda sadece tiyatrodan değil dikkat çekici bir sergiden de bahsedeceğiz. İngiliz pop-art sanatçısı David Hockney’in eserleri nihayet Türkiye’ye geldi. Sanatçının seçkisi “Baharın Gelişi, Normandiya 2020” isimli sergi sanata da bahar getirmiş adeta.

Shirley neden burada değilsin?
Hiç hayattan keyif almadığınız, kimse ile konuşmak istemediğiniz, duvarlarla dertleştiğiniz bir zaman oldu mu? Olmuştur elbet. Hele bir de kadınsanız mutlaka olmuştur. Çocukların bakımı, çamaşır, bulaşık, ütü derken hayat birden rutine binince tadınız tuzunuz kaçmıştır. Kimse derdinizi anlamayınca da duvarlarla kısa süreli konuşmalar profesyonel terapiye dönüşmüştür. Sanat ajandamızın bu sayısında sizlere tam da yukarıda bahsettiğimiz ince sızıntılarımıza ve kalp ağrılarımıza dikkat çeken bir oyundan bahsedeceğiz. “Shirley Valentine” bu sezona damga vuran oyunlardan biri. Sumru Yavrucuk’un yönetmenliğini ve oyunculuğunu üstlendiği oyun tek kişilik dev bir kadro. Willy Russell’ın Shirley Valentine adlı oyunundan “Shirley” ismiyle Türkçeye uyarlanan oyun, müzikli bir komedi. Komedi dediğimize bakmayın sakın işlediği konu güldürürken düşündürüyor.
Evlendikten sonra hayallerini unutan, eve hapsolan Shirley’in hikâyesi hepimize tanıdık. Bir fedakarlık hikâyesi aslında Shirley’in hikâyesi. Türkçeye uyarlanması ve Sumru Yavrucuk’un elinin değmesi ile Türk kadınlarının perspektifi de bu oyuna yansımış. Sahnede gördüğümüz bir mutfak, bir masa Shirley Valentine’nin rutin hayatının bir özeti adeta. Shirley’i ise hayallerini ertelemesine rağmen ışık saçıyor. Hayal kurmaktan vazgeçmiyor. Benliğini yeniden bulmak adına keşif hikayesine çıkan Shirley her ne kadar güldürse de her kahkahanın ardından uzunca düşündürüyor. Ve kendi keşif hikayesine katkı sağlamak üzere arkadaşı Jane beliriyor Shirley’in hayatında. Londra’dan Bodrum’a uzanacak olan keşif hikayesinin biletini hızır gibi yetiştiriyor karakterimize. Ve artık Shirley sahnede! Bodrum macerasında kendisini bulan Shirley, hayallerinin peşinden koşmanın verdiği rahatlıkla adeta mest oluyor. Bütün kadınlara de mesajını açık ve net veriyor: Hiçbir şey sizden değerli değil, kendinize ve hayallerinize vakit ayırın!
Sezonun en çok konuşulanları arasından olan “Shirley Valentine” oyununu kaçırdım diye sakın dertlenmeyin. 6 Ağustos tarihinde Kadıköy Selamiçeşme Özgürlük Parkı Amfi Tiyatrosu’nda gösterilecek olan oyuna şimdiden biletinizi alın ve Sumru Yavrucuk’un muhteşem oyunculuğunun keyfini çıkarın.

Hockney baharı getirdi
Sanat ajandamızın sanat kapasitesini biraz daha artıralım diyoruz ve sizlere İngiliz ressam David Hockney’den bahsetmeden yazımı sonlandırmıyoruz. Zamanımızın en önemli ve yaratıcı sanatçılarından biri olarak kabul edilen David Hockney’nin eserleri, “Baharın Gelişi”, “Normandiya”, “2020” sergisi ile ilk defa Türkiye’ye geldi. Eserleri genellikle British Royal Academy ya da Brüksel’deki Bozar’da sanatseverlerle buluşan Hockney’nin eserleri bu sefer de Türkiye’deki sanatseverlerin kalbini fethediyor. Pop-art akımının öncü eserlerinden seçkilerin yer aldığı serginin üçüncü durağı Sakıp Sabancı Müzesi oldu. Kariyeri boyunca yeni teknolojileri ve sanat yapmanın farklı yöntemlerini araştıran Hockney, 2000’lerden itibaren iPhone ve iPad ile çizim yapıyor. Söz konusu teknolojik arayışının doruk noktası olan bu sergi, sanatçının baharın gelişini müjdeleyen iPad resimlerinin 116 tanesini içeriyor. Bunların tamamı 2020’de, Covid-19 salgınının ilk dönemi sırasında, Normandiya’daki evinde üretildi. Sergi baharın başından sonuna bir hikayesi, adeta bir kutlaması niteliğinde ve doğal dünyanın mucizelerini, sürekli yenilenişini, yaşam döngüsünü bize hatırlatıyor. “Baharın Gelişi”, “Normandiya”, “2020” 29 Temmuz’a kadar Sakıp Sabancı Müzesi’nde sanatseverlerle buluşacak.

Önceki Yazı

Direnişe sanattan bakış

Sonraki Yazı

10 adımda çocuğa göre edebiyat -I-

Son Yazılar

Tiyatro asla ölmez!

Deneyimli tiyatro oyuncusu Kerem Atabeyoğlu, teknolojinin gelişmesiyle tiyatroların öldüğü şeklinde yapılan yorumlar için net konuştu. Tiyatroya