Sinemada bahar havası

21 dakikada okunur

Kış mevsimini yavaş yavaş geride bırakıyoruz. Bu yüzden sıcak kahve ve battaniye temalı film izleme anlarımızı rafa kaldırıp, baharlık sinema moduna girmemizin de fayda olabileceğini düşünüyorum. Belki de bana bunu düşündüren şey sezonu başlayan yeni festival dönemidir. Bu yılın festivalleri ardı ardına afişler ve duyurular paylaşırken elbette şu günlerde tüm sinemaseverlerin gözü Berlin Film Festivali’nde. Sinemada mevsim geçişini bu festivalle anlıyorum. Kendi sembolü olan ayı figürünü her yıl kış mevsimini geride bırakan, sinemanın kış uykusundan uyanan ve bizleri uyandıran bir sembol “altın ayı”. 

Film festivalleri sadece film gösterimleri üzerinde durmaz aynı zamanda gündemde olan dünyanın bir takım problemlerine de ev sahipliği yapar. “Olaylı Cannes’’ olarak adlandırılan 1968 yılı Cannes Film Festivali’nde Godard, Polanski, Truffaut gibi dünyaca ünlü yönetmenlerin tüm dünyada öğrenci ayaklanması diye adlandırılan politik havayı festivalde gündem etmeleriyle tarihe geçmişti. Bu yılda festival afişlerini ya da festival süreçlerini birde bu taraftan bakarak takip ediyorum. Bir taraftan hala Gazze’de İsrail’in uyguladığı soykırım devam ederken, bir çok filistinli yönetmeni bünyesinde ağırlamış festivallerin, bu yıl gündemine bu soykırımı ne kadar alacağını merak ediyorum. Takip edilmesini de belki de öneriyorum. 

Eğer konumuz olan filmlere geri gelecek olursak, şu günlerde festivallere bu kadar odaklanmışken bu sayıda size birçok festival filmini yazmak istedim. Belki festival filmlerine bu bir pozitif ayrımcılıktır fakat yukarıda da bahsettiğim gibi festivaller sadece film izleme yerleri değil, fikir ve duruş yerleridir. 

PRİME VİDEO

DÜĞÜM 

Son zamanlarda medyatik haberleri dizilerde oldukça fazla görmeye başladık. Düğüm diziside onlarda biri. Kayıp ve cinayetlerle ilgili dosyaların ele alındığı “Tek Gerçek” programı ile Neslihan Turhan kendinden emin kariyerinde oldukça başarılı biridir. Ta ki oğlu Can’ın geri dönülmez bir cinayetle anılana kadar. Bergüzar Korel’in dikkat çeken imajı ve merak ettiren oyunculuk performansının öne çıktığı filmin yönetmen koltuğunda Can Ulkay oturuyor. Senaryosunu ile Hilal Yıldız, Nazlı Sunlu Kaçan ve Yekta Torun paylaşıyor. 

YÜKSELİŞ 

Ana, istekleri bitmeyen patronu Claire’ın gözüne girmek ister. Bu isteğiyle hırsına yenik düşer ve sanat dünyasında var olmaya çalışan stajyer olmak ister. Bir iş gezisinde ekonomi bölümünde uçacağını düşünürken beklenmedik bir anda VİP sınıfa yükseltildiğinde, Ana’yı patronuyla karıştıran yakışıklı Will ile tanışır. İstemsizce içinde bulunduğu bu beyaz yalan ve göz kamaştıran dünya Ana için şikayet etmediği bir hale gelir. Bu büyülü dünya ve getirdikleri ile mücadele eden Ana’nın hikayesinde dikkat çekici oyunculuklar var. Camila Mendes, Marisa Tomei, Archie Renaux gibi isimlerin olduğu 2024 yapımı Yükseliş şimdi Prime Video’da.

SHARKWATER EXTINCTION 

Günümüz dünyasında, köpekbalığı yüzgeci avcılığı hâlâ çok yaygınken, köpekbalığı yüzgeci çorbası hâlâ çok büyük ölçekte tüketiliyor ve nesli tükenmekte olan hayvanların insan tüketimine yönelik ürünleri hızlıca arttıyor. Stewart’ın görevi ise çok geç olmadan köpek balıklarını ve okyanusları kurtarmaktır. Ancak yasa dışı faaliyetleri açığa çıkarmak kolay değil. Sharkwater Extinction, film yapımcısı Rob Stewart’ın milyar dolarlık yasa dışı köpek balığı yüzgeci endüstrisini ve ardındaki siyasi yolsuzluğu açığa çıkardığı aksiyonu konu edinirken bir yandan da sosyal sorumluluk bilincini aşılıyor. Sharkwater Extinction şimdi Prime Video’da.

NETFLİX 

BİR BAŞKADIR

Gazetemiz yayınlandığında Berkun Oya imzalı Kuvvetli Bir Alkış yayınlanmış olacak. Adından da söz ettirecek büyük ihtimal 15 Mart’ta o diziyi konuşuruz. Ama şimdi efsane Bir Başkadır’ı hatırlayalım. Ferdi Özbeğen’in tekrardan hatırlandığı, Öykü Karayel’in oyunculuk şovu yaptığı Türkiye’nin dindar kesimi ile beyaz türklerinin karşı karşıya geldiği diziyi tekrardan bir hatırlatmış olalım. Dizinin konusunu da; İstanbul’da yaşayan, birbirlerinden tamamen farklı sosyo-kültürel geçmişlerden gelmiş bir grup insanın bir şekilde bir araya gelmesi ve hayat hikayelerini paylaşması sonucu ortaya çıkan çeşitli renkler şeklinde özetleyelim. Aynı zamandada yarattığı tartışma ortamıyla dijital platformlardan bekletimizin ne olduğunu ortaya koyduğunu da belirtelim. 

ABİS 

İsveç’in Kiruna kasabası giderek batarken Frigga, ailesi ile dünyanın en büyük yeraltı madeninde güvenlik şefi olarak çalıştığı işi arasında kalır. Binlerce seçenek, sınırsız eğlence İsviçre-Finlandiya yapımı 2023 yapımı olan Abis filmi, son zamanlarda Netflix’in en çok izlenenler listesinde üst sıralarda. Ülkemizde yaşanan elim maden kazasının ardından bir kez daha gündeme gelen filmin konusu İsveç’in kuzeyinde bulunan Kiruna kasabasında geçiyor. Kiruna kasabası gün geçtikçe batarken Frigga ve ailesi dünyanın en büyük yeraltı madeninde güvenlik şefi olarak çalışır. Bu zorlu koşullarda hayatta kalmaya çalışan aile işi ve hayatı arasında kalır. Yönetmenliği ve senaryosu Richard Holmes’a ait olan film şimdi Netflix’te. 

EİNSTEİN VE ATOM BOMBASI 

Dünya tarihinin en büyük dahisi olarak kabul edilen Albert Einstein’in hayatı bugüne birçok filme konu oldu. Şimdi sıra Netflix’te. Uzak durduğu siyasilerle anlaşmak zorunda kalan ve kendi icadının ülkesini yok etme potansiyeliyle yüz yüze bırakılan Albert Einstein II. Dünya Savaşı’na etkileriyle bilimini ayakta tutmaya çalışır. Einstein’ın bilim ve etik arasındaki mücadeleyi beyaz perdede görmek oldukça keyifle olmuşa benziyor. Einstein’ın kendi notlarına yer verilen ve arşiv görüntüleriyle gerçeğe  daha da yaklaşmış olan biyografi filmi kendi türü içerisinde dikkat çekenlerden. Askeri ve politik güç arzusundan uzak olan Einstein’in kendi etik algısı ve silahlanmaya karşı duruşu ortaya çıkıyor.

BLU TV 

RELİC 

Prömiyerini Sundance Film Festivali’nde yapan, senaristliğini yazar Christian White ile ve yönetmenliğini yapan Natalie Erika James’in üstlendiği film, korku ve gerilim türünde önerilen filmler listesinde üst sıralarda. Alzheimer demansı ile kaybedilen hafıza, bunun yarattığı yıkımlar, etkilediği aile içi ilişkiler, yaşlılık, gençlik ve korkularla harmanlanmış temasını bize daha önce keyifle izlediğimiz Ari Aster harikası Hereditary ve The Babadook gibi korku-gerilim yapımlarının atmosferini hatırlatarak sergiliyor. Relic şimdi BluTV’de… 

ÜMİTLİ KARANLIK YOLCULUK 

Tıpkı bağımsız, ana akım uzun metraj filmler gördüğü ilgi kadar kısa filme olan ilginin artması bu sektörün üretkenliği için kaçınılmaz bir ihtiyaç. BluTV’de bu destek kapsamında kendi yayın alanında kısa filme hatırı sayılır bir alan tanıyor. Bu sayıda bende iki tane kısa filme yer vermek istedim. İlk filmimiz; Ümitli Karanlık Yolculuk. Başrolünde Ercan Kesal’ın yer aldığı kısa film, emekli olduktan sonra ev yaptırmayı hayal eden Yılmaz ile yurt dışına gitmeyi planlayan oğlu Fırat’ın hayatlarını konu ediniyor. Bir gece habersizce gelen oğlu Fırat’ın başındaki bela, Yılmaz’ın hayalini elinden elinden alabilir. Kubilay Aksun’un senaryosunu yazıp yönettiği Ümitli Karanlık Yolculuk şimdi BluTV’de. 

SİZ BİRAZ UZAK KALDINIZ 

İstanbul’a okumak için gelen iki çocukluk arkadaşı beraber yaşarlar. Kızlardan birinin erkek arkadaşını yemeğe davet etmesiyle bu iki arkadaşın pek birbirine benzemeyen dünyalarda olduğunu görürüz. Yemeğe gelen erkek arkadaş durumu diğer arkadaş tarafından uygun görünmez. Misafirlikten sonra sokaklara taşınan bir gece. Başrollerini Nazlı Bulum, Nezaket Erden ve Aykut Sezgi Mengi’nin olduğu Siz Biraz Uzak Kaldınız’ın, yönetmen koltuğunda Elif Refiğ oturuyor. Üç karakter üzerinden günümüzün kimlik ve değer olgularını sorgulayan film, Altın Portakal En İyi Kısa Film ödülünü kazandı. Siz Biraz Uzak Kaldınız BluTV’de… 

 

MUBİ 

TURİST

Tomas, karısı Ebba ve çocukları Vera ile Harry kış tatili için bir haftalığına Fransız Alplerine giden İsveçli bir ailedir. Lüks bir otele yerleşen aile tatilin ikinci gününde, öğle yemeği yedikleri esnada kontrollü bir çığ vakasıyla karşılaşırlar. Karlar yemek yedikleri restoranın üzerine doğru inerken Tomas anlık bir refleksle karısını ve çocuklarını ardında bırakıp kaçmaya başlar. Olay sona erip her şey normale döndükten sonra Tomas, Ebba’da yarattığı hayal kırıklığına tanık olur. Evliliğinin zorlu bir dönemeçte olduğunu fark eden Tomas, aile hiyerarşisindeki yerini tekrar kazanmaya çalışırken trajikomik anlar yaşanacaktır.

 

Polonyada bir sirkte doğan eşek Aİ, hayatı boyunca iyi yada kötü bir sürü insanla tanışır. Aİ’nin konu merkezinde gezegeni paylaşan insan-hayvan ilişkisini anlatan film yönetmeni Jerzy Skolimowski. Robert Bresson’un Rastgele Balthazarından esinlenerek yaratılan film, bir eşeğin modern insan dünyasındaki varoluş çabalarını yine bir hayvan gözünden anlatıyor. Hayvan şiddetinin en çok uygulandığı yerlerden biri olan sirkte yaşayan Aİ’nin hayatı sadece bir eşeğin hayatı değil. Sinemada çok uzak olmadığımız bir yöntemle bir hayvan temsili üzerinden insanlık eleştirisi yapılıyor. Fabl metoduyla başrolü hayvan olan filmde yönetmenin insanlara hayvan dünyası üzerinden söyleyecek çok şeyi var gibi duruyor. 

BENİM SİNEMALARIM 

Yerli edebiyatımızın usta isimlerinden Füruzan’ın kendi öyküsünü Gülsün Karamustafa’yla birlikte beyazperdeye uyarladığı Benim Sinemalarım, unutulmuş yoksul bir mahallede yaşayan hayalperest Nesibe’yi ve filmlere olan tutkusunu konu edinir. Çıraklık yaptığı dükkânda varlıklı kimselerin hayatlarına şahit olan Nesibe, bir süre sonra kendi hayatını sorgulamaya başlar. Ailesinin bitmek bilmeyen sorunlarından kaçmak için kendini film izlemeye adar. Hayali filmlerdeki gibi bir hayata kavuşmaktır. Bu hayali uğruna yaşlı ve zengin adamlarla görüşmeye başlar. Beklediği yaşama kavuşamayan Nesibe, bir süre sonra ortadan kaybolur. 60’lı yılların Beyoğlu sokaklarını olağan gerçekliği ve tarihiyle anlatan Benim Sinemalarım şimdi Mubi’de… 

GAİN 

Yarın Yokmuş Gibi 

Halit Ergenç ve Tuba Büyüküstün’ün başrollerini paylaştığı Yarın Yokmuş Gibi, 14 Şubat’ta seyircisiyle buluştu. Dört bölümlük bir mini dizi serisi olan filmin yönetmenliğini dizi sektörünün aşina isimlerinden Zeynep Günay üstleniyor. Merak edilen senaryonun sahibi ise Ekin Atalar’a ait. Deneyimli bir politika yazarı ve oturaklı bir gazeteci olan Hakan ve ondan yaşça genç, oyuncu Manolya; Hakan’a verilen bir röportaj görevi vesilesiyle bir araya gelirler. Bu tanışıklık film boyunca devam eden bir tek mekan hikayesine dönüşür. Hikayenin özü 2003 yapımı, Hollandalı yönetmen Theo van Gogh’un Interview filminden esinlenilmiş. Halit Ergenç ve Tuba Büyüküstün’ün partnerliğinde izleyici karşısına çıkan Yarın Yokmuş Gibi şimdi Gain’de.

I SEE YOU 

10 yaşında çocuk olan Justin Whittier, her zaman yaptığı gibi ormanda bisikleti ile gezerken bir anda gizemli bir şekilde ortadan kaybolur. Muhtemel kaçırılma vakası olan, kayıp olayıyla dosyasıyla bir polis memuru, olayın birkaç yıl önceki bazı vakalarla benzerlik gösterdiğini fark eder. Başrollerinde Helen Hunt, Jon Tenney, Owen Teague, Judah Lewis ve Libe Barer gibi isimlerin yer aldığı filmin yönetmenliğini Adam Randall üstlenmiş. 2019 korku-gerilim türü işlerinden olan I See You şimdi Gain’de… 

HAYALET DAYI 

Ozan ve Caner’in çok ucuza buldukları kiralık konakta tahmin etmedikleri bir şey olur. Kiraladıkları evde karşılarına çıkan, Hayalet Dayıdır. Evin asıl sahibi olan hayalet bilinenin aksine farklı bir hayalettir. Hayalet Dayı, yönetmenliğini Ali Yorgancıoğlu’nun yaptığı, senaryosunu Serkan Altuniğne ve Ozan Özcan’ın birlikte yazdığı, komedi filmlerinden. Settar Tanrıöğen, Ozan Özcan, Caner Özyurtlu’nun bulunduğu oyuncunun kadrosuyla Hayalet Dayı kaçıranlar ve tekrar izlemek isteyenler için şimdi Gain platformunda…

Önceki Yazı

Zihnimde dipdiri karabatak ve bir yığın soru

Sonraki Yazı

‘Renkli, Renksiz’ İstanbul’un dehlizlerine açılıyor

Son Yazılar

Varlığa gülümsemek

Günde kaç kez ufukla göz göze geliyorsun? Gökyüzünün sana göz kırptığı oluyor mu? Denizin derinliğine bir

Yoksulluk ve takva

70’lerin ve 90’ların sonlarını aratmayan büyük bir enflasyonun endişeleri içinde girdik Ramazan’a. Gelir uçurumları keskin bir

Kısa caz tarihi 

İkinci kez okuduğum, dünyanın farklı dillerine çevrilen Joachim E.Berendt ‘in “Caz Kitabı”ndan yola çıkarak kendi yorumlarımı

Elly hakkında konuşalım mı?

Sinema serüvenine 2000’li yıllarda başlayan İran’ın önde gelen sinemacılarından Asghar Farhadi, 2008 yılında Berlin Film Festivali’nde