Sinemamızda darbe ve 15 Temmuz

9 dakikada okunur

Modern toplumların en çok etkilendiği olaylardan biri darbedir. Sinemanın bereketli hikaye havuzlarındandır burası. 15 Temmuz gibi dünya tarihine geçen bir olayın sinemamızda nasıl bir karşılık bulacağı sorusu, aradan 6 yıl geçmiş olmasına rağmen verimli bir cevap bulabilmiş değil. Özellikle dijital mecralar bu konuya kör ve sağır. Yakın sinema tarihimize baktığımızdaysa çok sayıda darbe konulu filmden söz edebiliyoruz.

Sinemanın en önemli vazifelerinden biri topluma ışık tutmaktır. Büyük bir iddia gibi görünse de sinemanın kitlesel ve küresel etkileri düşünüldüğünde aksini iddia etmek abesle iştigal oluyor. Topluma ışık tutma meselesi ağızlarda sakız olmuş. Tam olarak ne anlatılmaya çalışıldığı muğlak fekat genel manada toplumu bilgilendiren, algısını doğru şekilde yönlendiren ve aynı şekilde toplumun yansımalarını barındıran, demek yanlış olmaz sanırım.

Sinemamız 15 Temmuz’a kör-sağır
Yıl dönümünde olduğumuz 15 Temmuz darbe girişiminin sinema ve dizi sektörüne nasıl yansıdığı önemli bir soru. Henüz üzerinden çok zaman geçmemiş olsa da böylesi mühim bir meselenin sinemamızda çok az ele alınması başlı başına sorun. 15 Temmuz ile alakalı sadece 1 film çekildi (15.07 Şafak Vakti). Sinemalarda gösterime giren tek film olma özelliğini taşıyan yapım, geçen yıl 15 Temmuz’da vizyona girmişti.
Sadece birkaç dizi
Dizi söz konusu olduğunda elimizdeki veriler daha olumlu. TRT’nin çeşitli kanallarının yaptığı televizyon belgesellerinin ötesinde “Mahrem” isimli dizi belgesel 15 Temmuz için yapılmış en kapsamlı yapım olarak dikkat çekiyor. Bu yıl da aynı kapsamda yeni bir çalışma yayınlanıyor. BluTv’de izleyici ile buluşan Börü 2039 isimli yapım, distopik bir evrende yaşananları anlatsa da 15 Temmuz kodlarını taşıyan hikayesi sebebiyle bu kapsamda değerlendirilebilir. Ve hepsi bu kadar. 15 Temmuz’u ele alan başka yapım yok. Başlandığı ifade edilen fakat ortaya çıkmayan yapımlar söz konusu. Neden bitmediği ya da ne zaman ortaya çıkacağı net değil.

Dijital mecralar ne durumda?
Özellikle dijital mecraları da bu konuda değerlendirmek gerekiyor. Zira salgın süreci ve sonrasında izleyicinin film ve dizi izleme mekanı artık buralar. Hemen her hususta yapımlar hızla izleyici ile buluşuyor. Ancak 15 Temmuz ile alakalı hayata geçmiş bir proje yok. Yapımcıların çekincesi nedir? Platformların bu alana girmemesinin altında yatan sebepler nelerdir? İzleyicinin de buna dair talebi yok gibi. Televizyonlarda yıl dönümlerinde ekrana gelen birbirinin aynı belgeseller yeterli mi geliyor? Arz-talep ya da talep-arz dengesi hangi çerçevede ve neden işlemiyor? 15 Temmuz’un neden mühim olduğu malum. Ülkemizde ilk kez ve dünyada benzeri görülmemiş şekilde halk tamamen sivil unsurlarla darbeyi durdurdu. Belki insanlık tarihinde bir daha yaşanmayacak bir durum. Böylesi önemli bir durumun hala üretim noktasında sıkıntı yaşaması ileride irdelenecek hususlar arasında olacaktır.Sinemamızda darbeler
Yakın tarihimize dönüp baktığımızda politik ve sosyo-kültürel olarak darbelerin ne kadar sık ve etkili yaşandığı malum. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül darbeleri ve 28 Şubat Postmodern darbe sinemada kendine yer buldu. Özellikle 12 Eylül 1980’de yaşanan darbe onlarca filme konu oldu. Çünkü dönemin cunta lideri Kenan Evren’in de dediği gibi “1 sağdan 1 soldan asıldı”. Yani toplumun her kesimi kayıplar verdi, acılar çekti, hatıra biriktirdi. Hal böyle olunca sinema perdesine çıkan eser sayısı çok oldu.
Komediden drama çok sayıda örneğini gördüğümüz darbe filmlerine göz atacak olursak özellikle 2000 sonrası yapımlar kendini gösteriyor. Çağan Irmak’ın “Babam ve Oğlum” filmi, 12 Eylül darbesinde hapis yatıp işkence görmüş bir babanın, mahpus damında hastalanması sonrası ömrünün sona erecek olduğunu öğrenmesi ve oğlunu babasına emanet etme çabasını ele alır. Beyaz perdeye çıktığı dönemde beklenmedik şekilde ilgi gören film, Çağan Irmak sinemasının da yapı taşı olarak listemizde yerini aldı. Sırrı Süreyya Önder’in yönettiği “Beynelmilel” filmi ise komedi unsurlarıyla dikkat çeken bir yapım. 12 Eylül Darbesinin hemen sonrasında bir grup müzisyenin merkezinde yer aldığı hikaye 2007’de yayınlandığı dönemde ilgi görmüştü.
Mahmut Fazıl Coşkun’un 2017 yapımı “Anons” filmi de darbe filmografisinde müstesna bir yere sahip. 1963’te ordudan tasfiye edilmiş bir grup askerin darbe girişimini anlatan yapım, nüktedan anlatımı ve stilist yapısı ile takdir topladı.
Televizyonun bir Anadolu köyüne gelişi ve 1980 darbesi öncesi ve sonrasındaki ortamı ele alan “Vizontele Tuuba” da komedi unsurlarıyla dikkat çekmişti. Yılmaz Erdoğan’ın yazıp yönettiği film 2003’te vizyona girdiğinde ilgiyle karşılanmıştı.
İsmail Güneş’in yazıp yönettiği “Gülün Bittiği Yer” de 12 Eylül darbesini ve etkilerini anlatan önemli yapımlardan biri. Özellikle işkenceleri ve sonuçlarını ele alan film, geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Cüneyt Arkın’ın Yeşilçam sonrası beyaz perdede kendini gösterdiği eserlerden biri olmuştu.
Neticede ülkemizde yaşanan 4 darbeye dair çok sayıda film yapıldı. 15 Temmuz darbe girişimi hakkında ise beklentileri karşılayan bir manzara yok ortada. Dijital mecraların çok sayıda yapım ortaya koyduğu şu dönemde 15 Temmuz içeriği görmememiz soru işareti. Oysa aynı mecralar daha önce yapılmış darbe konulu filmleri boy boy pazarlayıp yayınlıyor. Kim bilir ne zaman 15 Temmuz konulu yapımları çoğul olarak görebileceğiz!

Önceki Yazı

Üsküp’ten İstanbul’a bir asırlık yolculuk: Sadeddin Sırrı ilahileri

Sonraki Yazı

“Sosyal medya” darbeye direnişte ne kadar etkili oldu?

Son Yazılar

Tiyatro asla ölmez!

Deneyimli tiyatro oyuncusu Kerem Atabeyoğlu, teknolojinin gelişmesiyle tiyatroların öldüğü şeklinde yapılan yorumlar için net konuştu. Tiyatroya