Sinemanın büyük acısı: Festival kayıpları

24 dakikada okunur

Film festivalleri yeni ve bağımsız filmlerin gösterildiği, sinemaseverlerin bir araya geldiği, sektör için her zaman önemli olan gelenekselleşmiş etkinliklerden. Bu etkinliklerin takipçisi sadece genel izleyi kitlesinden oluşmuyor aksine genelde işin mutfağına hakim sadık bir kitleden oluşuyor. Bu biricikliği ile gelenekselleşmiş film festivalleri geçmişten bugüne ulusal ve uluslararası örnekleriyle evrensel bir festival kültürü ortaya koydular. Yılın sadece belirli bir haftasında gerçekleşecek festivaller için öncesinden ayarlanan planlar, gösterim programına yetişmesi için tasarlanan set takvimleri, sadece festivali hedef alarak çekilen filmler vb. birçok etken bağımsız film endüstrisinde festival dinamiğini oluşturmaya devam ediyor. Fakat son zamanlarda festivallerin sahneden çekilmeye başlaması bu kültürün kaybedileceği yönünde endişeleri artırdı. Acaba dijital platformların varlığı festivaller için bir tehdit mi, yoksa bu festival kayıplarımızın başka nedenleri mi var ?

Festivallerin ortaya çıkışları ideolojik, kültürel ve sosyolojik sebeplerle olmuş olsa da sonrasında 7. sanat dalı olan sinemada var olma arzusu ortak nokta haline geldi. Bu kültür yolunun en eskisi olan Venedik Film Festivali’nden sonra Moskova, Locarno ve Cannes gibi daha birçok festival eklendi. Bu meşaleyi taşıyan gelenekselleşmiş ulusal film festival örnekleri de mevcut. 1982 den bu yana varlığı sürdüren İstanbul Film Festivali akla ilk gelenlerden. Sonrasında Adana Altın Koza Film Festivali, Boğaziçi Film Festivali, Antalya Altın Portakal Film Festivali gibi festivaller de sektöre dahil oldu. Bunların hemen yanı sıra yılın belirli aylarında yapılan ritüel sinema festivallerinin kapanma kararları film endüstrimiz için iyi bir haber değil maalesef. Önce Boğaziçi Film Festivali’nden gelen kapanma kararı ardından Antalya Film Festivalinin iptal haberi ve birkaç lokal festivalin daha sektörden çekilmesi alışılmadık haberlerden oldu. Her festivalin kendi dinamiğinde bu sona yaklaşması için sebepleri olsada genele baktığımızda kan kaybeden bir bağımsız sinema sahnesi görüyoruz. Geleneksel izleyici kitlesinin azalması ile dijital platformların yaygınlaşıp kapsül seyir zevkinin gündemde olması, festivallerin hedeflerine ulaşamaması vb. birçok sebep bizi bu sona hazırlamış gibi duruyor. Her zaman bu kadar karamsar gelişmeler olmuyor, elbette sektörden iyi haberlerde alıyoruz. Her şeye rağmen devam eden festivaller ve festivalleşen yarışmalar sinema endüstrisine karşı umudu arttırıyor. Tam da bu anda 4 yıldır yarışma olarak devam eden bu yıl festival olduğunu duyuran Esenler Film Festivali’nden bahsetmek mümkün. Kısa Film Yarışması ve Kısa Film Yapım Destek kategorileri altında bulunduran Esenler Film Festivali, sinemaya ve sinemacıya destek olmak için elini taşın altına koyanlardan. Lokal ve büyük çaplı festivallerin kapanma haberleri yerine bu tarz güzel haberlerin dahada çoğalması umuduyla bu sayıda genel olarak festivallerden boy göstermiş, ödüllerle dönmüş ve şuan dijital platformlarda var olan filmlerden bir liste oluşturdum. Şimdiden iyi seyirler.

MUBİ

Bir Hurdacının Hayatı

2013 yılında yönetmen Danis Tanovic imzalı Bir Hurdacının Hayatı Berlin Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ve Mansiyon ödüllerini kazandı. Filmde, zor kış şartlarında Bosna’nın bi kasabasında hurda satarak geçimini sağlayan Nazif ve  ailesinin verdikleri yaşam mücadelesi anlatılıyor. Üçüncü çocuğuna hamile olan Samina’nın rahatsızlanmasıyla Nazif’in sınavı başlar. Eşinin sigortası olmadığı için tedavi etmeyi reddeden doktorlar karşısında Nazif bir çözüm yolu bulmalıdır. Bir Hurdacının Hayatı filmi Samina’nın sağlığı Nazif’in baba kimliğiyle çatışmaları, üzerinde kurulmuş bir aile hikâyesi. 

Umudun Dili

Vadim Perelman tarafından yönetilen 2020 Alman-Rus savaş draması filmi. II. Dünya Savaşı sırasında Yahudi genç Gilles, Alman kamplarına gönderilmemek için söylediği bir yalan üzerine kendine yeni bir kimlik oluşturur. Yakalandığı sırada İranlı olduğunu söylemesi onu hayatta kalmasına yardım eder fakat Subay Koch’ın farsça öğretmesini istemesi üzerine ölümcül bir oyuna sürüklenir. Kamptaki arkadaşları yalanı ortaya çıkmasın diye yardım ederken hiç farsça bilmeyen Gilles, öğrettiği hiçbir kelimeyi unutmayarak yeni bir dil yaratmaya mecburdur. Film Alman yazar Wolfgang Kohlhaase’nin Erfindung einer Sprache adlı kısa öyküsünden esinlenilmiş. 93. Akademi Ödülleri’nde En İyi Uluslararası Uzun Metrajlı Film dalında Beyaz Rusya’nın girişi olarak seçilen Umudun Dili şimdi Mubi’de…

Yaramaz Çocuklar

Yaramaz Çocuklar, yönetmenliğini ve senaristliğini Ahmet Necdet Çupur’un üstlendiği 2021 yapımı bir belgesel. Yönetmenin bizzat kendi ailesinin yine kendi kamerasıyla yansıtması bozulmamış doğallığı oldukça hissettiriyor. Geleneksel bağları kuvvetli olan Hatay’da yaşayan ailenin her bir üyesinin kendine ait derin bir hikâyesi var. Zeynep bir yandan fabrikada çalışırken bir yandan okuma hayalini gerçekleştirmek için köyden gitmek ister. Mahmut görücü usulü istemediği bir evlilik yapmış ve geleneklerin alışık olmadığı bi çözüm bulup ayrılmak ister. Eğitimi için ayrılan en büyük çocuk Ahmet Necdet Çupur ise 20 yılın ardından kardeşlerinin yardım isteği üzerine köyüne geri döner. Ailenin dinamikleri ve toplumun kimliklerini yansıtan Yaramaz Çocuklar belgeseli Adana Altın Koza’dan En İyi Film Ödülü ile ayrılırken uluslararası alanda da karşılığı bulmuş Saraybosna Film Festivali’nde de İnsan Hakları Ödülü’nü aldı.

BLU TV

Eda ile Hilmi ve Ali

İstanbul’da bir apartman dairesinde yaşayan matematik hocası Hilmi’nin üniversite sınavlarına hazırladığı yaşça küçük eşi depremzede Ela’nın ve matematik çalıştırdığı, apartman görevlisinin oğlu Ali’nin üstünde eğitimle, nezaketle kurduğu diktatörlüğü anlatır. Serkan Keskin ve Ece Yüksel’’in partnerliğinde çekilen film yönetmeni Ziya Demirel’in ilk uzun metrajı. Sadece Adana Altın Koza Film Festivali ve İstanbul Film Festivali’nden 10 ödülle dönen film 2022 yılı festivallerinde kendisinden bir hayli bahsettirdi.

Anadolu Leoparı

Anadolu Leoparı filmi uzun yıllardır Ankara’da hayvanat bahçesinin müdürlüğünü yapan Fikret’in, hayvanat bahçesinin özelleştirme kararına karşı durma hikâyesidir. Kapatıldıktan sonra Arapların işletmesinde eğlenme merkezi yapılmak istenen hayvanat bahçesini hayatta tutan tek umut, koruma altında olan yaşlı bir Anadolu leoparı. 22 yıllık müdürlük hayatının getirdiği sorumluluk ve otoriteyle savaşma içgüdüsü Fikret ve yardımcısı için zor bir sınav. Emre Kayış’ın özenle kurulmuş dünyasında Uğur Polat’ın oyunculuğu filmin festival sürecinde bol ödüllerle karşılanmasında etkin rol oynuyor. Dünya prömiyerini Toronto’da yapıp Hollanda’daki Kırmızı Lale Festivali’nden (RTFF) En İyi Film Ödülüyle dönmesi başarısını doğrular nitelikte. Hatırı sayılır başka birçok festivalden geri dönüş alan film şimdi BluTV’de.

Toz Bezi

Ahu Öztürk’ün ilk uzun metrajlı filmi Toz Bezi, Nürnberg Türkiye Almanya Film Festivali’nde En İyi Film Ödülünü aldı. Başrol oyuncuları Asiye Dinçsoy ve Nazan Kesal’da En İyi Kadın Oyuncu Ödülünü paylaştı. İki gündelikçi kadının İstanbul’daki hayat mücadelesini anlatan Toz Bezi, Asiye Dinçsoy ve Nazan Kesal’ın uyumlu partnerliğinde gerçekçi bir tablo sunuyor. Hayatları pamuk ipliğine bağlı olan Nesrin ve Hatun temizliğe gittikleri evlerdeki kişilerle aralarında kurdukları ilişkiler ile kendi yollarını çizmeye çalışıyor. İstanbul’da var olmaya çalışan kadınların zorlukları beyazperdede kendini gösteriyor.

NETFLİX

Nowhere

Yönetmen koltuğunda Andre Pinto’nun oturduğu Netflix İspanya orjinal yapımı olan Nowhere, yaklaşık 15 gün önce yayına girmesine rağmen en çok izlenenler listesinde üst sıralarda yerini aldı. Film, konusu ve atmosferiyle gerilim türü örneklerinde bir süre daha dikkat çekeceğe benziyor. Distopik bir gelecekte İspanya hükümeti yeterli kaynak olmadığı için hamile kadın ve çocukları öldürme kararı alır. Bu karar ile küçük kızını kaybeden hamile genç kadın Mia eşi Nico illegal yollarla ülkeden kaçmaya karar verir. Kargo gemisine binip konteynırla kaçmayı hedeflerken Mia eşinden ayrılmak zorunda kalır. Mia herkesin öldürülmesiyle tek başına kalır ve denizin ortasında onu ve yeni doğacak bebeğini zorlu bir mücadele bekler. Tek başına doğum yapması zor şartlarda hayatta kalmaya çalışması ve bitmeyen aksiliklerle mücadele etmeye çalışan Mia’nın hikâyesi şimdi Netflix’te..

Do Not Disturb

Bir gemicinin karaya oturuşu başlığıyla Do Not Disturb, Cem Yılmaz’ın yazıp yönettiği aynı zamanda oynadığı, 29 Eylül’de Netflix’te yayınlanan komedi filmi. Film, daha önce yabancı olmadığımız Cem Yılmaz’ın bir başka filmi Kara Komik Filmler‘in karakteri Ayzek’i konu alıyor. Aşırı iyi niyetli halinden dolayı hayata tutunmakta çeşitli zorluklar yaşayan Ayzek, motivasyon konuşmaları yapan bir influencer’ın aurasına kapılıp kendine yeni bir hayat kurmaya karar verir. Pandemi sonrası denizciliği bırakıp tavsiye üzerine bir otelin gece müdürlüğü pozisyonunda çalışmaya başlar. Hayatında aldığı yeni kararlar iş hayatının ilk gününde onu bazı tercihler yapmaya yöneltir. Kendi etik değerleri ve içinde bulunduğu durumlar ile Ayzek’in var olma hikâyesi Cem Yılmaz’ın kara komedi filmlerinin son örneklerinden. Başrolünü kendisinin canlandırdığı Cem Yılmaz’a film boyunca Ahsen Eroğlu, Nilperi Şahinkaya Zafer Algöz, Celal Kadri Kınoğlu, Bülent Şakrak, Özge Özberk, Tülin Özen gibi isimler eşlik ediyor.

Balerin

Ekim başında gösterime giren Netflix orjinali Cenup Kore yapımı filmin yönetmen koltuğunda Chung-Hyun Lee oturuyor. Jun Jong-Seo’ün hayat verdiği Ok-ju’nun intikam hikâyesini antalatan film, Netflix orijinal yapımların içinde gerilim türünün iyi örneklerinden. En yakın arkadaşını korumakta başarısız olduğunu düşünen Ok-ju, arkadaşının son dileğini gerçekleştirmek ve intikamını almak için harekete geçer. Aldığı büyük risklerle bir insanın intikam duygusuyla ne kadar acımasız olabileceğini gösteren Balerin filmi Ne

GAİN

Yoldan Gönüllü Çıktım

Gain orjinal yapımı olan belgeselde Levent Özçelik kendi gözünden izleyiciyi İskandinavya’ya doğru büyülü bir yolculuğa çıkarıyor. 2 sezon toplam 11 bölümden oluşan belgesel programında Özçelik, Kuzeyin vahşi doğasını keşfediyor ve yüzyıllardır değişmeyen coğrafyayı fotoğraflıyor. Bulunduğu ortama hiç yabancı gibi durmaması fotoğrafların hikâyelerini yerli birinden dinliyormuş hissi veriyor. İlk bölümde epik manzaralın hakim olduğu Lotofen’e doğru yola çıkıyor. Diğer bölümlerde sırayla İsviçre ve Norveç’nin masalsı köylerine kadrajını doğrultuyor. İlginç mekanlarda çektiği kartpostalı anımsatan fotoğraflarla izleyici hiç bilmediği yerlere gitme arzusuyla tanıştırıyor. Yoldan Gönüllü Çıktım belgeseli şimdi Gain’de…

Dünya Bu

Otuz iki farklı hikayeden oluşan Dünya Bu dizisi her bölümünde farklı skeçlerin yer aldığı Gain orjinal yapımı bir absürt dizi. 8 bölümlük dizinin net bir konusu olmamakla beraber tek bir dünyada 32 farklı hikâyeyi işliyor denilebilir. Sevgi, nefret, ihtiras, tutarsızlık, öfke vb. kavramlar üzerinde dururken sosyal hayatta çok fazla karşılaştığımız durumları açıklayan sahnelere sahip. Annelerin hayatları, seyyar satıcıların bağırırken söylemek istedikleri, ilginç gelenekler ve birçok absürt durumlar. Yönetmenliğini Ömer Sinir’in yaptığı filmin senaryosu Volkan Öge, Ozan Akyol, Erman Çağlar işbirliğinde kaleme alındı. Ali Erkazan, Berrak Tüzünataç, Bülent Şakrak, Caner Özyurtlu gibi isimler başta olmak üzere daha birçok tanıdık isimlerin olduğu 180 kişilik oyuncu kadrosuyla Dünya Bu dizisi Gain’de…

New Blood

Birbiriyle alakasız iki yasa dışı olayın bağlantısı sonucu bir araya gelen iki dedektifin gerçeği arama hikayesi. 7 bölümden oluşan dizinin yönetmen koltuğunda Anthony Horowitz yer alıyor. Mark Strepan ve Ben Tavassoli gibi isimlerden oluşan oyuncu kadrosunda tanıdık bir isim ekstra dikkat çekiyor. Yasadışı işler çeviren ilaç firmasına karşı mücadelenin konu edindiği dizide John Malik karakteriyle Haluk Bilginer’de yer alıyor. New Blood, merak edenler için GAİN kütüphanesinde…

PRİME VİDEO

Uçuş 811

2 milyon dolar değerindeki bir taşı Amerika Birleşik Devletleri’ndeki müzayedeye götüren Azra ve Cengiz çiftinin de içinde olduğu 811 numaralı uçak İstanbul’dan New York’a gitmek üzere havalanırken yaşanan şüpheli bir ölüm tüm yolcuların kaderini değiştirir. Atlas Okyanusu’nun üstünde bir yolcu uçağının içinde tüm yolcuların şüpheli haline geldiği bu gerilim dolu atmosferin sonunda ise seyirci hiç beklemediği sarsıcı gerçekle yüzleştiği anda yapbozun bütün parçaları birleşmiş olur. Hakan Kerim Kandemir’in yönettiği Ömer Akgüllü, Beste Bereket, Cemal Çelik gibi oyuncuların yer aldığı film, Türkiye’de çekilmiş ve tamamı uçakta geçen ilk film olma özelliğini taşıyor.

1984

1984 yılında vizyona giren bir İngiliz filmi, George Orwell tarafından kaleme alınmış alegorik bir politik roman olan Bin Dokuz Yüz Seksen Dört adlı kitabından uyarlama. Winston kendisi gibi yüzlercesi ile bölümlere ayrılmış küçük kabinler içinde, iktidar partisi tarafından dikte edilmiş cümlelerle tarihi yeniden yazma görevini sürdürür ve bütün eylemleri Big Brother tarafından izlenir. Totalitarizmin gündelik hayatımıza sızdığı, faşizmin baskısını sürekli hissettiğimiz bir tarihsel evrede George Orwell’in metni, Michael Radford’ın görsel tasarımı ve John Hurt’ün kusursuz oyunculuğuyla seyir zevkini arttırıyor.

Üçlü Pürüz

Üçlü Pürüz, evlendiklerini ailelerine söylemedikleri için sahte bir nikah kıymayı planlayan bir çiftin başına gelenleri konu ediyor. Fatih ve Eda, ailelerinden gizli bir şekilde evlenir. Çift, evlendikleri ortaya çıkmadan önce, Adana’ya giderek orada sahte bir nikah kıymayı planlar. Bu plan üzerine yol çıkarlar ve tabii ki tüm yol filmlerinde olduğu gibi bu filmde de karakterleri beklenmedik sürprizler karşılar. Arabalarınınn çalışması ve aksilikler ile yolculukları bitirmeye çalışıyorlar. Oyuncu kadrosunda Emrah Kaman, Ecenaz Üçer, Okan Çabalar, Bahar Süer, Korhan Herdura gibi isimlerin bulunduğu Üçlü Pürüz filmi Prime Video’da en çok izlenenler listesinde izleyicisi bekliyor.

Önceki Yazı

Zaman, anlam, yürüyüş: Biz de Boş Adam Değiliz

Sonraki Yazı

İstanbul’da her adımda sanat var!

Son Yazılar

Burgazada, Sait Faik ve gençler

Sakarya Cemil Meriç Sosyal Bilimler Lisesi öğrencileriyle yazar Sait Faik’in vefatının 70. yılında Burgazada’da birlikteydik. Burgazada

Şiir daima bir fazladır

Şair İhsan Deniz: “Şiir kendi başına vardır, olduğu yerde durur, orda, ancak orada vardır. Tanımlar ne