Sonsuzluk sergisi
Sonsuzluk sergisi

Sonsuzluk sergisinde “Unutulmayacaklar”

14 dakikada okunur

Teknoloji kampına giderken geçirdikleri trafik kazasında vefat eden dört gencin anısına Yedi Hilal tarafından düzenlenen Sonsuzluk sergisinin küratörü Numan Noyan Küçük serginin amacıyla ilgili: “Sergideki asıl hedefimiz bu dört genci yarınlara nasıl aktarabileceğimiz oldu. Aslında bunu da sanatın sadece bir dalıyla değil, birçok alanıyla başarmış olduk. Haklarında yazılan besteler, yazılar ve yapılan resimler şeklinde devam ediyoruz. Bundan 10 yıl sonra bakıldığında bu dört gencimiz hala hatırlanıyor olacak. Çünkü sanatın geleceğe taşıma özelliği tartışılmazdır. Sanat, güçlü bir iletişim aracı, aktarım aracıdır. Biz de sanatı bu alanda kullanmak, değerlendirmek için yola çıktık.” diyor.Estetik ve sanat; insanlığın gerek duygu ve düşüncelerine gerekse de kültürel gelişimine katkı sağlaması adına en fazla ihtiyaç duyduğu alandır. Hatta estetik ve sanat anlayışı eksikliğinin toplumda kültürel yoksunluk haline dönüştüğü görülüyor. Bu anlamda 27 Kasım 2021’de teknoloji kampına giderken elim bir trafik kazasında vefat eden Muratcan Kaya, Yusuf Taha Göktaş, Tarık Kesekçi ve Kaan Talip Tığlı anısına düzenlenen “Sonsuzluk” sergisinin olması büyük önem taşıyor. Özellikle buradaki resim sanatının hem duygulara hitap etmesi hem de geleceğe iz bırakması durumu; kültürel kazanım anlamında güzel bir örnek oluyor. İnsanlığa, topluma değer katan her birey özeldir ve değerlidir. Bu misyonla hareket eden dört genç insanlığa katkı sağlama uğruna mücadele etmesi hasebiyle bugün hayırla ve rahmetle anılıyorlar. Onlar adına düzenlenen serginin oluşumunu, amacını, ileriki duraklarını konuşmak üzere küratörü Numan Noyan Küçük ile bir araya geldik.
İlk önce sizi tanıyarak başlayalım. Numan Noyan Küçük kimdir?
1986 yılında Balıkesir’de doğdum. Güzel Sanatlar Fakültesini Balıkesir’de bitirdim. Yüksek lisansımı Sosyal Bilimler Enstitüsü Resim Ana Sanat dalında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde yaptım. Aralıklarla da kişisel sergileri, karma resim sergilerini ve uluslararası çalıştayları da organize ettik. Şu anda da İstanbul Üniversitesi AUZEF’te sanat yönetmeni ve illüstratör olarak çalışıyorum. Onun dışında da sinema sektöründe kendi uzmanlık alanımla ilgili faaliyet gösteriyorum. Eşkıya, Ağır Roman, Diriliş, Kurtlar Vadisi gibi birçok yapımın sanat yönetmenliğini yapan Mustafa Ziya Ülkenciler’in öğrencisiyim. Sanat yönetmenliği derslerinden başka kostüm eğitimleri, profesyonel sinema plastik makyaj eğitimleri de aldım. Ama uzmanlık alanımı sanat yönetmenliğine çevirdim. Zaten sanat yönetmenliğini bir çatı olarak düşünmeliyiz. Onlar da alt kırılımları olarak devam ediyor.
Sanatın geleceğe taşıma özelliği tartışılmazdır
Serginin oluşum sürecinden bize bahseder misiniz? Bu süreçte nasıl zorluklarla karşılaştınız?
Yedi Hilal Kültür Sanat komisyonundayım. Bu ekiple beraber aynı zamanda Seferber Dergisine destek veriyoruz. Dergi, yayına çıkmaya planlandığı zaman bu sayısı dört gencimize ayrılacaktı. Sadece yazılarda değil, aynı zamanda onları resimle, çizgilerle anlatmayı planladık ve ressamlara çağrıya çıktık.Aslında ilk planımız derginin sayfalarında bu resimlere yer vermekti. İyi bir dönüş almamız üzerine bu çalışmaları sergiye dönüştürme kararı aldık. Gelen işleri değerlendirip, serginin yapılıp yapılmayacağını kanaat ettikten sonra sergi planlamasına başladık. Tarihlerimizi ve günümüzü belirledik. En son sanatçılardan da geri dönüşleri aldıktan sonra duyurumuzu yaptık. Sergideki asıl hedefimiz bu dört genci yarınlara nasıl aktarabileceğimiz oldu. Aslında bunu da sanatın sadece bir dalıyla değil, birçok dalıyla başarmış olduk. Haklarında yazılan besteler, yazılar ve yapılan resimler şeklinde devam ediyoruz. Bundan 10 yıl sonra bakıldığında bu dört gencimiz hala hatırlanıyor olacak. Çünkü sanatın geleceğe taşıma özelliği tartışılmazdır. Sanat, güçlü bir iletişim ve aktarım aracıdır. Biz de sanatı bu alanda kullanmak, değerlendirmek için yola çıktık.
Sergiyi Üsküdar’da bir galeride yapalım istedik. Üsküdar’da galerilerin 2023 yılına kadar bir yoğunluk içerisinde olduğunu gördük. Tabii farklı belediyelerden de “yapabilirsiniz” teklifleri geldi. Ama biz bunun Üsküdar’da olmasının ısrarındaydık. Çünkü Yusuf Taha ve diğer arkadaşlarımızın Üsküdar’da ortak bir bağlantısının olduğunu gördük. Mekân arayışına girdiğimizde Muamma Kitabevi bu hususta bize destek olabileceğini söyledi. Alanın sergi alanına müsait olması üzerine dizaynı galeri mantığıyla baştan aşağı değiştirdik. Bu şekilde çok güzel bir galeri alanı elde etmiş olduk. Belki ileride burası hem kitabevi hem de galeri olarak yoluna devam edecek.
Serginin açıldığı gün yaptığınız konuşma sırasında ve sonrasında hissettiklerinizi tarif eder misiniz? Ayrıca çok yoğun bir kalabalıkla karşılaştık. Geri dönüşler nasıl oldu?
O gün çok yoğun bir kar yağışı vardı. Valilik 18.00-20.00 saatleri arasında “çıkmayın” uyarısında bulunmuştu. Buna rağmen sergi alanı hınca hınç doldu. Bu bizi çok etkiledi. İnsanların zor hava şartlarında gelip sergiyi görmek istemeleri, açılışına katılmak istemeleri bizim için muazzam bir şeydi. Şehit ailelerinden ise iki ailemiz bizimleydi. Onlar da oldukça duygusal konuşmalar yaptılar. Sergi açılış gününün sonuna kadar burada bulundular. Çünkü burada çocuklarını görüyorlardı. Bu çok kıymetli bir şey. Bazı şeylerin tanımlanabilmesi zordur ya bunu da tanımlamak gerçekten zor. Sergi açılışında birçok camiadan insan geldi. Yoğun bir ilgi gördük, bu aynı şekilde devam ediyor.
Sergide Yedi Hilal’in başarısı yadsınamaz
Serginin açılışı ile ilgili uzun ve meşakkatli bir süreç geçirdiniz. Peki, Üsküdar’da başlayan bu hikâyenin sonraki durakları neler olacak?
Sergiyi Üsküdar’dan sonra başka illere taşımak istiyoruz. Yedi Hilal bünyesinde bu konuya dair duyuru yapıldığında birçok il teşkilatları özellikle rica ettiler. Sakarya, Bursa ve başka birçok ilden sergiyi taşımak adına teklifler aldık. Sadece Yedi Hilal bünyesinde değil, başka camialardan da “Biz bu sergiyi burada da açalım” teklifleri geldi. Yakın tarihte muhtemelen büyük şehirlerden birine taşıyacağız veya İstanbul içerisinde Avrupa yakasına da taşıyabiliriz. Bunlar için istişare sürecindeyiz.
Burada Yedi Hilal’in yadsınamaz bir başarısı var. Onlara ayrıca teşekkür ediyorum. Büyük bir sergi organize ettik ama bu büyüklük tablo sayısıyla değil, yapılan iş, ortaya konulan eserlerin anlamının büyüklüğüyle ilişkili. Ayrıca burada bir sergiyle süreci bitirmiyoruz. Sonsuzluk söyleşileri başladı. Sadece söyleşilere yer verilmeyip, ziyaretçilerimize dinletiler de sunuyoruz. Bu organizasyonlar diğer illerimizde de farklılık göstererek devam edecek.
Özellikle genç arkadaşlarımızın eserleriyle karşılaştık. Sergideki diğer eser sahiplerinden de bahsedebilir misiniz?
Diğer arkadaşlarımız farklı alanlarda uzmanlaşmış kişilerdi. Sergide Hasan Aycın ve Abdülbaki Kömür dışındaki diğer tüm sanatçılarımız genç yaşlarda. Bu arkadaşlarımıza eser içerikleri konusunda hiçbir sınır belirlemedik. Eser sahibi gençlerimiz, vefat eden kardeşlerimizin ruhlarını incitmeden eserlerini zarafetle ortaya koydular. Yaptıkları iş, bu yüzden de daha kıymetli oldu.
Kendi arkadaşlarını sergi vasıtasıyla yeniden görmüş oldular
Röportajımıza ve serginize konu olan dört genç arkadaşla bir bağlantınız var mıydı? Daha önce yollarınız kesişti mi?

Yedi Hilal’e dahil olmam çok eskiye dayanmıyor. Kültür sanat komisyonunda faaliyet göstermem yakın zamanda oldu. Fakat buna rağmen Yusuf Taha ile ortak projelerde yer aldım. Diğer gençlerle ise şahsen bir bağlantım yoktu. Ama Yedi Hilal ve İHH ekibinden de birçok arkadaş kendileriyle çalışmalarda bulunmuşlardı. Böylece bu sergi vasıtasıyla tekrar aynı çatı altında buluşabildiler.

Önceki Yazı

Ramazan’da ruhun çiçek açması

Sonraki Yazı

Karagöz’ü anlamıyorlar

Son Yazılar

Alyoşa’dan aşk ile selam

Sanat ajandası, sanat dolu bir sayfa ile karşınızda. Bu sayımızda sanatçı Aliye Berger’in hikayesini anlatacağız. Aliye