SÜRGÜN BİTTİ, ÖZLEM BAŞLADI: “ÜSTADIN MİRASINI DİRİ TUTACAĞIZ”

25 dakikada okunur

Diriliş şairi, büyük dava ve fikir adamı Sezai Karakoç, emaneti teslim ederek Hakk’ın rahmetine kavuştu. Fikirleriyle nesillere yol gösteren mütefekkir Karakoç’u edebiyat ve sanat dünyasından isimlere sorduk. Karakoç’u hüzünle yad eden dillerden dökülen ortak söz ise şu oldu: “Üstadın mirasını diri tutacağız!”

HALİL İBRAHİM AYGÜL

“Anlatacaktım ölümlerini bir sonbahar eşliğinde

Bir kış güneşliğinde

Fakat baktım bu ölüm değil diriliştir

Tabiatı aşan bir bildiriştir”

Türk şiirinin en büyük değerlerinden biri olan üstat Sezai Karakoç, bir sonbahar günü dünya sürgününü tamamlayarak ebedi âleme göç etti. Karakoç’un vefatı, sadece edebiyat çevreleri değil 7’den 70’e herkesi derin bir üzüntüye boğdu. 88 yaşında aramızdan ayrılan Karakoç; örnek hayatı, fikirleri ve eserleriyle geride büyük bir hazine bıraktı. “Medeniyet” ve “Diriliş” düşüncesinin kurucusu olan Karakoç, 1950’lerden bugüne ömrünü adeta gençliğin yetişmesine adadı. Mütefekkir Karakoç’un, dini, insani ve evrensel değerleri gelecek neslin fikirlerini beslemeye ve en önemli rehberi olmaya hiç şüphesiz devam edecek. “Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine” şiirinde aktardığı gibi sırların sırlarına eren üstat Karakoç’u, edebiyat ve sanat dünyasındaki isimlerden dinledik.

NESLİNİN SON TEMSİLCİSİ
Ali Ayçil

Sezai Karakoç, iktidarların parıltısına ve imkanlarına kendini kaptırmayan ödünsüz dava adamı, neslinin son temsilcilerinden biriydi. Ruhu şad olsun.

 

 

Ali Haydar Haksal
Bir dağ göçtü, bir yüzyılı beraberinde aldı götürdü.

 

 

 

KARARLI BİR DAVA ADAMI
Erol Erdoğan

Sezai Karakoç, fikirleriyle ülkemizin siyasi, sosyal, kültürel hayatını etkilemiş ve etkisini uzun yıllar sürdürecek güçlü bir beyin, idealist bir mütefekkir, kararlı bir dava adamıdır. Hiç kimseye öğretmenlik yapmasa bile milyonlarcamız için üstat makamındadır.  Sezai Karakoç’un diriliş erleri her kuşakta, her coğrafyada bulunmaktadır. Vefatı hüzünlendirse bile bıraktığı fikri miras göz aydınlığı olarak kalbimizi rahatlatmaktadır.

 

MİRASI TAKİP EDİLECEK
Ekrem Kızıltaş

Sezai Karakoç dindar gençliğin rahmetli Üstat Necip Fazıl Kısakürek’ten sonra doya doya içtiği bir pınardı. Bugün sahip olduğumuz birçok şeyin de işaret edicilerindendi. Başta şiiri olmak üzere edebiyatın hemen her alanında verdiği eserlerinin yani bize bıraktığı mirasın bundan sonra belki daha da dikkatle takip edilecek olması, teselli vesilesi. Cenab-ı Hakk mekanını Cennet, makamını âli eylesin.

 

Ercan Yılmaz

İslâm’ın estetik medeniyetinin büyük şairiydi Sezai Karakoç. İçindeki Sultan’ın yüzünü göresi geldi, göçtü. Aşk olsun.

 

 

 

EMANETİNE SAHİP ÇIKACAĞIZ
Suavi Kemal Yazgıç
Sezai bey, sadece bize değil İslam dünyasına ilham verecek kitaplar yazdı. İnşallah kitapları bütün Müslümanlara ulaşır ve ilham kaynağı olur. Diriliş külliyatı sadece Türkçe’de kalmamalı.

 

 

Mehmet Nuri Yardım
Diriliş neslinin mimarı Üstat Sezai Karakoç, vefatının ardından derin bir hüzün bıraktı. Şimdi bütün eserlerini okuma ve okutma vaktidir. Bu akşam aldığımız haber şüphesiz hepimizi çok üzdü. Üstat Sezai Karakoç’un ani vefatı Türkiye’de derin bir hüzne yol açtı. Ama takdir-i İlahi diyoruz. Diriliş Neslinin önderi, üstat Karakoç’un cenaze namazı, yarın Şehzadebaşı Camii’nde ikindiden sonra kılınacak namazın ardından caminin haziresinde defnedilecek. Ruhu şad olsun, kabri nur, mekânı cennet, menzili mübarek, makamı yüksek olsun. Türkiye’nin, Türk dünyasının ve İslam âleminin en büyük mütefekkiri, şairi, sanatkârıydı. Kıymeti biliniyordu ama bundan sonra inşallah daha çok bilinecek. Vazifemiz eserlerinin tamamını dikkatlice okumak, sonra da gençlerimize ve çocuklarımıza okutmak olmalı. O görevini hakkıyla yaptı, bize eserlerini emanet bıraktı. Bundan sonra o emanete inşallah sahip çıkacağız.

AMEL DEFTERİNİ AÇIK TUTTU
Recep Garip

Bugün evden hiç çıkmamıştım. Kimi zaman insanın çıkası gelmiyor. Bir başka hal ve ağırlık vardı üzerimde. Bu durum akşama değin sürüp gelmişti. Ansızın düşen Sezai Karakoç haberiyle birlikte anladım ki ölümlü dünya bir hüznü daha yaşatıyordu bize. Dilimden gayri ihtiyari olarak “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun” ayeti döküldü. Ondan gelmiştik ve dönüşümüz mutlak onaydı. İslâm’ın Dirilişi’ne adanmış bir kalem, fikir, düşünce, sanat, edebiyat ve şiirimizin ulu çınarı Sezai Karakoç üstadımız ebedi yolculuğa çıktı. Rabbim makamını âlî, mekanını cennet eylesin. Ömrümüzün özüne sirayet eden, hayatın anlamını kavramamızda yol gösteren, yalnızca Allah ve Resul buyruğuna tabi olmamızı her fırsatta öğütleyip-nasihat eden Üstadımız, kuşkusuz bundan sonra daha çok yol gösterecek, daha çok konuşacak, daha çok yolumuzu aydınlatmayı sürdürecektir. Türkiye’mizin, İslâm coğrafyasının, ümmetin başı sağ olsun. “Alimin ölümü, alemin ölümü gibidir” buyurdu Allah resulü. Ömrümüzü Kıymet Aşısına, Ruhun Dirilişine hasretmiş, İslam Ümmetinin birlik ve beraberliği adına ömrünü vakfetmiş bir ulu derviş, ulu bir bilge, ulu bir tefekkür sahibi, Türk şiirinin “İslam şiiri Akımı”nı ortaya koymuş bir şairi-edebiyatçıyı kaybetmiş olmak yalnızca ülkemizin kaybı değildir, tarihimizin, coğrafyamızın, insanlığın kaybıdır.
ÇAĞLARIN ‘ÇAĞLAYAN’I İDİ
Bestami Yazgan
Fikir ve edebiyat dünyamızın başı sağ olsun… El’fatiha…
Soylu Düş
Diriliş yolunda bir soylu düştü,
Yüreğini ümmet ile bölüştü.
Bire binler veren tohum misali
Sezai Karakoç toprağa düştü.
Nazif Tunç
1982 senesiydi. Cağaloğlu’nda Üretmen Han’ın dördüncü katına ayaklarım titreyerek çıkmıştım. Üstat Sezai Karakoç’un Diriliş Yayınevi’nin kapısını heyecandan çalamadım. Öylece bekledim. Bir zaman sonra hanın çaycısı kapıyı açıp getirdiği çayları bıraktı. Kapı aralığından şiirlerini ezberlediğim üstadı görebilmiştim ilk defa. Sarsılarak, öykünerek, tenhalıkta bağıra bağıra okuduğum mısraların şairinin yanına o dar kapıdan geçerek giremedim. Kendimi o kapının ötesindeki şaire yaklaşmaya layık göremedim hiçbir zaman. Bütün çağları bütün nesilleri doyuracak çağlayandı o. Çağların çağlayanı. Sadece edebiyat, sanat, şiir değildi Sezai Karakoç. Müessir, mütefekkirdi. Çelik ahlaklı bir nesil, kocaman bir Türkiye var etti. Allah ondan razı olsun.

TEK BAŞINA BİR MEKTEP
Dursun Ali Tökel

O büyük duası kulaklarımızda yıllarca yankılandı durdu:

-Uzatma dünya sürgünümü benim!

Her duanın bir icabet saati var,

Bugünmüş:

Dünya sürgününü daha fazla uzatmadılar.

Bir insanın tek başına bir millet için, bir ümmet için, bir medeniyet için neler yapabileceğini gösterdi.

İnancı hayatı, hayatı inancı olan nadir insanlar vardır, onlardan biriydi.

Edebiyatın, sanatın hemen her makamından insanlığın dirilişi için haykırdı, kollarını açarak!

Ölüm zaten yaşamayanlar içindir.

Ama biz inanıyoruz ki;

Diriliş erleri ölmez;

Dirilişler hiç ölmez.

Ölmez diriliş ırmaklarından öyle beslendi ki ardında diriliş pınarı olan eserler bıraktı.

Dirilmek ve ölmemek isteyenler o pınarlardan sonsuza kadar beslenebilirler.

Bıraktığı öyle bir yoldur ki o yola her adım atan dirilişin yaratıcı nefesini iliklerine kadar duyacaktır.

Tek başına bir mektep, bir üniversite olan, yetiştirilmesi çok çok zor, kaybedilmesi çok kolay insanlardandı. Kaç nesil bu Karakoç mektebinde yetişti, yetişmeye devam ediyor.

O kaybetmedi, kaybeden biziz…

“Ölürse tenler ölür canlar ölesi değil.”
ÇOK ÖZLEYECEĞİZ
Cihan Aktaş

Kelimelerine sadık bir yazar, bir düşünürdü Sezai Karakoç. Müdanasız bir duruşla, adil bir şahit olarak yaşadı. Kusuru başkasında aramaz, sorumluluk alırdı. Boşluğu hissedilecek, çok özleyeceğiz. Allah rahmet etsin, ruhu şad olsun. Sevenlerine sabır diliyorum.

 

 

Prof. Dr. Hüsrev Hatemi

Görüşmemiz hiç kısmet olmadı. Dostluklarını ve şiir sevgisini gençlik arkadaşı Cemal Süreya’dan dinledim. Duruşunu ve vakarını hiç bozmadı. Şiirini severdim.

 

 

 

Sadık Yalsızuçanlar

Sezai Karakoç, Türkçenin son büyük şairidir. Geleneğin günümüzde en gürbüz devamıdır. Aynı zamanda modern dönem İslam düşüncesinin de en özgün düşünürüdür.

 

 

 

YÖN GÖSTEREN BİR REHBER
Dr. Coşkun Yılmaz
Diriliş Şairi ve mütefekkir Sezai Karakoç kendisini bir neslin dirilişine ve fikri inşasına adamış büyük bir edebiyat ve fikir insanıdır. Yaşadığımız zamanın önde gelen bir düşünür ve edebiyatçısı olarak, geçmişle gelecek arasında yön gösteren bir rehberlik. Yaptıklarıyla, yaşantısıyla, üslubuyla, ahlakıyla, dünyaya bakışıyla, tavrıyla yaşarken efsaneleşmiş bir fikir ve gönül insanıdır.  Kalıcı izler bırakmış, idealist, fikir ve eylemi ahengini yakalamış, ameli ve ahlâki erdeme sahip, en az sözleri kadar eylemi ile de nesillerin hayranlığını kazanmış bir düşünürdür. Aynı zamanda kadim edebiyat ve düşünce geleneğimizin varisi ve ihyacısı olmayı başarmış, bu geleneği kendi üslubu ve yorumuyla zamanımıza ve geleceğe taşımıştır. Nesilleri etkilemiş fikri ve edebiyat mirası ile gelecekte de var olmaya ve yeni nesilleri imar etmeye devam edecektir. Makama âlî, ruhu şâd, sadaka-i cariyesi daim olsun.

ZİHİN DÜNYAMI ALT ÜST ETTİ
Yıldız Ramazanoğlu
Lise çağlarımda ağabeyimin eve getirdiği bir şiir kitabı zihin dünyamı alt üst etmişti. “İslam’ın Şiir Anıtlarından” idi kitabın adı. Karakoç Peygamber zamanından başlayarak ortaya çıkan eşsiz şairlerden tercümeler yayınlıyordu. Kendi deyişiyle Arap şiirinin dorukta olduğu fakat Kur’an karşısında çırpınmaya başladığı dönemler. Kaside-i Bürde, Endülüs’e Ağıt gibi şiirlerle nasıl içimizin yandığını, aidiyetimizin kime ve neye olduğunun billurlaştığını hatırlıyorum. Soyut Müslümanlığımız ete kemiğe bürünüyor, şair bizi sanatın şahikası şiirin içinden geçirerek estetik bir algıya iletiyordu. Sonra Mona Rosa’nın elden ele fotokopilerle dolaşması ve öteki şiirler. Düz yazıları da kimliğimizin inşasında çok kıymetlidir. Yitik Cennet gençlere en çok hediye ettiğim kitaplardan. Gizli bir akdimiz, ütopyamız vardı sanki onunla. Çiçekli bir toplum hayali. Çağ açmış gibi öncü onurlu bir şair olarak şairden fazlasıydı Sezai Karakoç. Büyüsünü son ana kadar muhafaza etmiş, duruşunu bozmamış, ilkelerin adamı.
SAMİMİYETLE ÇALIŞTI
Şakir Kurtulmuş
Üstadımız Sezai Karakoç dünya hayatını tamamlayıp ebedi aleme göç etti. Aynı coğrafyada yaşadığımızdan değil sadece muhabbetimiz, hürmetimiz. 60 yılı aşkın bir süredir inandığı ‘hakikat’i savunan, bu davanın ne olduğunu bitip tükenmek bilmeyen bir gayretle anlatmaya çalışan bir üstad’tı. Medeniyet aşkını, idealini ‘diriliş’ düşüncesi ile birleştirerek anlattı yıllarca. Belki yavaş ilerledi fakat ektiği tohumlar geç de olsa boy verdi. Bizim kuşak, bizden öncekiler ve bizden sonra gelen nesil de onun ektiği tohumlarla beslenmeye devam edecektir. Bu medeniyet aşkı ile anlattığı ‘hakikat’in peşinden iz sürecek olan ‘diriliş’ nesli, diriliş düşüncesinin bir ‘hakikat medeniyeti’ davası olduğunun bilinci ile hareket etmeye devam edecektir. İslam birliğinin en ciddi savunucusuydu. Dünyanın neresinde bir Müslüman varsa, onun bir sızısı varsa, onu hissediyor, kendi sızısı, kendi derdi olarak görüyordu. Hayatı Müslümanların meselelerine çözüm aramak ve dünyada sürgün yaşamaktan kurtulmaları ve gerçek manada söz sahibi olmaları için samimiyetle çalışarak geçti. İnandığı yoldan asla taviz vermeden yürüdü. Bu davranışı ile bize güzel bir örnek hayatı miras olarak bıraktı.
Şimdi O’nun yokluğunda, bütün bir hayatı boyunca yaptıkları, yazdıkları üzerinde bir kez daha düşünerek Sezai Karakoç ve ‘diriliş düşüncesi’ni anlamak için ne kadar çok çalışmak durumunda olduğumuzu her gün hatırlayarak gayretimizi artıralım. O şimdi ‘en sevgili’ en sevdiği dostuna kavuştu. Biz O’nun aramızdan ayrılışının hüznünü yaşarken, bıraktığı mirasa sahip çıkarak, diriliş neslinin mimarı üstadımızı daha çok okuyup anlamaya çalışmak gibi bir sorumluluğumuz olduğunu asla unutmayalım. Allah rahmetiyle kucaklasın. Makamı cennet-i âlâ olsun inşallah.
YENİ UFUKLAR AÇTI
Ali Şükrü Çoruk
Başta Hızırla Kırk Saat, Taha’nın Kitabı-Gül Muştusu ve Zamana Adanmış Sözler adlı kitaplarında yer alan şiirler olmak üzere hemen hemen bütün şiirlerinde gelenekten gelen ve geleneğin özünü teşkil eden unsurların şiirin gerektirdiği yeni yorumlar, imgeler ve imajlar yoluyla yeniden dirildiğini, canlılık kazandığını görmek mümkündür. O geleneğin ölü taraflarına değil canlı taraflarına odaklanmış bir şairdir. Ünlü alman besteci Gustave Mahler’in söylediği “Gelenek küllere tapmak değil, ateşi canlı tutmaktır” sözünün Türk edebiyatındaki karşılığını aramak istediğimizde şüphesiz karşımıza çıkan ilk isimlerden birisi Sezai Karakoç olacaktır. Ortaya koyduğu eserlerle Türk şiirinde ve düşünce dünyasında yeni ufuklar açan Sezai Karakoç’un geçmişte olduğu gibi günümüzde de yeni nesiller tarafından takip edilmesini umuyor, başta zatıalileri olmak üzere bütün dinleyicilere saygılar sunuyorum.

Ümit Meriç
İslam haritasını çizerek ufuklarımızı Ashab-ı Güzin devrinden Kıyamet gününe kadar genişleten Sezai Karakoç’a dünya sürgünü sona erdiği için huzur ve şeref dolu bir ahiret hayatı diliyorum.

 

 

 

BİR ÇINAR DAHA DEVRİLDİ
Abdülbaki Kömür
Sezai Karakoç şairliği ile de üstattır, insanlığı ile de üstattır, duruşu ile de üstattır, çabası ile de üstattır. Bir adam vardır bu nitelikleri yoktur ama güzel şiir yazar. Sezai Karakoç öyle değil. İnsanlığıyla da duruşuyla da mücadelesiyle de sanatıyla da edebiyatıyla da görüşüyle de her şeyiyle üstattır. Bu tarz insanlar çok nadir bulunurlar. Bir çınar daha devrildi.

Önceki Yazı

Binlerce Yıllık Lezzet Serüveni

Sonraki Yazı

Şairin ‘Dünya Sürgünü’ Bitti

Son Yazılar

Yapay Sherlock Holmes

IQ’sunun 190 olduğu tahmin edilen Sherlock Holmes şimdiye kadar yazılmış en zeki karakterlerden biridir. Yazar Sir

Doğu’da masalsı aşklar bitmez

Gazeteci Yazar Samet Doğan’ın üçüncü romanı “Beni Yemen’de İtalyana Benzetirler” Ketebe Yayınları’ndan çıktı. İçinde aşkı, arkadaşlığı