Tanpınar’a dair neler okunabilir? III

6 dakikada okunur

İlkbahar ilk gazelini İstanbul’a okur okumaz edebiyatseverler de yüzlerini yeniden Ahmet Hamdi Tanpınar’a dönüverirler. Kim bilir kaçıncı dönüştür bu. “Bir gün bana dönecekler” kaidesi yine gülümser kitaplık raflarından. Erguvanları ve laleleri seyre giderken, yakmayan güneşin ve üşütmeyen havanın tadı çıkarılırken, Aşiyan’dan Tarihi Yarımada’ya doğru bir istikamet çizilirken, Tanpınar şehrin rehberi oluverir. Ona başvuran, yorgunluk biter yol bitmez der, devam eder. Mücevherlerin Sırrı’nda şöyle yazmıştır: “İnsanoğlu yorgunluktan çekinmez; ufuksuz olmaktan harap olur. Menzili bildikten sonra yürümek daima kolaydır.”

Tanpınar’a ve eserlerine dair yazılanlar hakkında bir yolculuktu bu. Üçüncü ve son istasyonundayız ancak şüphe yok ki bu yazılar ortaya çıkarken de yeni Tanpınar kitapları hazırlanıyor birileri tarafından. Birileri derken, bu büyük yazarın ressamından mimarına, psikoloğundan şairine kadar pek çok çevre için yeni keşiflere, yeni ürünlere vesile olduğuna işaret etmek istedim aslında. Mesela bu küçük yazıya başladığım günlerde Halûk Sunat’tan “Boşluğa Açılan Kapı” adıyla yeni bir Tanpınar kuyusu açıldı. Alt başlığı şöyle: Ahmet Hamdi Tanpınar ve Yapıtlarına Psikanalitik Duyarlıklı Bir Bakış. “Elinizdeki kitap, ‘yaratma edimi’ni anlamak üçıktığım zere yolculuğun Tanpınar durağı. Bir yandan ‘yapısal kuruluş’uyla kendisini (‘kendilik kuruluşu’nu), diğer yandan, o yapısallığın yaratma edimine nasıl izler düşürdüğünü anlamaya çalışıyorum.” diyor Sunat. Sadece görüneni kadarıyla bile çetin ceviz bir çalışma olduğu söylenebilir.

Geçmişten bugüne çok şey söyleyen, gelecekte de mutlaka insanların dönüp dönüp okumaya, anlamaya çalışacağı Ahmet Hamdi Tanpınar, bu vasfıyla zaman zaman kendini açan, zaman zaman da kapatan bir sır. Hem kendisinin arka bahçesi hem de yaşadığı coğrafyanın arka sokakları için kazı çalışması yapmayı sevenlere; dev bir takım çantasıdır Tanpınar. Bu takım çantasının diplerinde musiki, resim, heykel ve mimari de yer alır. Böylece kazı çalışması dünyanın farklı seslerini, sözlerini, bakışlarını da bir araya getirebilir. İşte birçok araştırmacı da bu zenginlikten yararlanıp ortaya zihin açıcı eserler koymuş. Folklor araştırmacısı Prof. Hayrettin Rayman’ın Marcel Proust ile Tanpınar’ı zaman bağlamında değerlendirdiği eseri dikkate değer. Bu tip karşılaştırmalı çalışmalardan biri de Elmas Şahin’e aitti; “Zamana Vuran Dalgalar”: Virginia Woolf ve Ahmet Hamdi Tanpınar. Yunus Alıcı editörlüğünde Paradigma Akademi Yayınları’ndan çıkan “Bugünün Aynasında Bir Sır” kitabı ise İnci Enginün, Abdullah Uçman, Ahmet Sarı, İbrahim Şahin, Mehmet Samsakçı gibi Tanpınar üzerine çalışmalar yapmış pek çok akademisyeni, yazarı bir araya getiriyor. Tanpınar’ın memleketimizi ve milletimizi açıklayan tarafları keşfedilmekle bitmiyor. Böylece okur için de Tanpınar’a mahsus bir kitaplık oluşturmak ya da sadece ona özel birkaç raf ayırma ihtiyacı ortaya çıkıyor. Buna zevk ü sefa desek de yeridir.

Yazıyı ve seriyi -şimdilik- bitirirken, Necmettin Turinay’ın “Üç İsim Dört Mevsim” kitabını da anmak isterim. Tanpınar faslından hemen sonra Mehmet Kaplan ve Orhan Okay faslını açması gerekiyor okurların. Türk edebiyatının bu üç büyük isminin birbirleriyle ilişkileri, meraklılara çok tadında bir belgesel izlettiriyor. Tanpınar aramızda gezinmeye devam ediyor…

Önceki Yazı

Çocuk edebiyatının kanonu var mı? Ⅰ

Sonraki Yazı

Yazarın ineceği durağı kaçırması

Son Yazılar

Burgazada, Sait Faik ve gençler

Sakarya Cemil Meriç Sosyal Bilimler Lisesi öğrencileriyle yazar Sait Faik’in vefatının 70. yılında Burgazada’da birlikteydik. Burgazada

Şiir daima bir fazladır

Şair İhsan Deniz: “Şiir kendi başına vardır, olduğu yerde durur, orda, ancak orada vardır. Tanımlar ne