Tanpınar’a dair neler okunabilir?

5 dakikada okunur

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın yazdıklarını okumak ne kadar keyifliyse, ona dair yazılanları okumak da o kadar keyiflidir. İçine doğduğu çağ, bir türlü işin içinden çıkamadığı geçim derdi, zıtları ve zaafları düşünülecek olursa, huzursuzluğun kitabı, belki de Tanpınar’dır. Ancak o bunca huzursuzluğun içinde Türk edebiyatına ve okuyucusuna eşsiz eserler sunmuştur. Saatleri Ayarlama Enstitüsü ne kadar çarpıcıysa, XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi o kadar etkileyicidir. Beş Şehir ne kadar derinlikliyse, Edebiyat Üzerine Makaleler o kadar lezzetlidir. Huzur nasıl bir roman klasiğiyse, Yaşadığım Gibi de o kadar deneme klasiğidir. Hasılı kelam mimariden müziğe, resimden sinemaya kadar pek çok alanda merakının ardından giden, ulu rüyalar görmeye hazır, geçmişle bugün ve bugünle gelecek arasında köprü kuran üslubuyla Tanpınar, devamlı okunan, okunması gereken ve okunacak olan bir isimdir edebiyatımızda.

Onun, “Bir gün elbette bana döneceklerdir” diye bir sözü var. Bilhassa 2000 yılı itibariyle Tanpınar’a dair araştırmaların, yazıp çizmelerin, konferans ve sempozyumların arttığını görüyoruz. Umulur ki bunda türlü etiketleri bir kenara bırakmanın da etkisi olsun. Muhafazakarlık, modernlik, sol, sağ, şark, garp… Unutmayalım: Tanpınar, o çok sevdiği kelimeyi kullanacak olursak bir terkiptir. Üstelik kendi iç terkibini oluşturamamış bir terkiptir. 1959 yılında Hasan Âli Yücel’e yazdığı bir mektupta “İnsan etrafın kendi hakkındaki sevgisine, düşüncesine, kendisine uzanmasına ve eğilmesine muhtaç. Biz sevginin, dostluğun, sırasına göre hiddetin, kinin ayaklarında kendimizi daha iyi görüyoruz. Tabii birinciler başka; onlarda büyüyoruz, öbürlerinde yıkılıyor, çürüyoruz.” diyor. Ona dair yazılanlarda en çok dikkat çeken şeyler; hep dostları için yaşamış olması, kendinde olanı paylaşması, kimseye yük olmaması. Bu yüzden de Tanpınar demek biraz da sevgi ve dostluk demek.

Hem kendisini daha iyi tanımak hem de eserlerine daha dikkatli gözlerle bakabilmek için neler okunabilir? Aslında liste uzun. Belki birkaç yazıyla anlatılabilir. Ancak ilk etapta şu listeyi sunabilirim:

A’dan Z’ye Tanpınar (Ekrem Işın), Orpheus’un Şarkısı (Handan İnci), Ahmet Hamdi Tanpınar: Bir Kültür, Bir İnsan (Turan Alptekin), Tanpınar’ın Eşiğinde (Mehmet Samsakçı), Tanpınar’ın Şiir Dünyası (Mehmet Kaplan), Bir Hülya Adamının Romanı: Ahmet Hamdi Tanpınar (M. Orhan Okay), Bir Gül Bu Karanlıklarda: Tanpınar Üzerine Yazılar (Abdullah Harmancı, Handan İnci), Ahmet Hamdi Tanpınar (İnci Enginün), Zaman ve Hafızanın Kıyısında: Tanpınar’ın Edebiyat, Estetik ve Düşünce Dünyasında Bergson Felsefesi (Şerif Eskin), Huzursuz Huzur ve Tekinsiz Saatler: Ahmet Hamdi Tanpınar Üzerine Tezler (Zeynep Bayramoğlu), Geç Kalan Adam: Ahmet Hamdi Tanpınar (Sefa Kaplan), Tanpınar Sözlüğü: Şahsi Bir Masalın Simgeleri (Özgür Taburoğlu), Talih, Tesadüf ve İrade: Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Romancılığı Üzerine Düşünceler (Seval Şahin).

İçimden bir ses, bu yazının devamının geleceğini söylüyor…

Önceki Yazı

Türkiye’nin münevveri Alev Alatlı’nın ardından

Sonraki Yazı

Zihnimde dipdiri karabatak ve bir yığın soru

Son Yazılar

Varlığa gülümsemek

Günde kaç kez ufukla göz göze geliyorsun? Gökyüzünün sana göz kırptığı oluyor mu? Denizin derinliğine bir

Yoksulluk ve takva

70’lerin ve 90’ların sonlarını aratmayan büyük bir enflasyonun endişeleri içinde girdik Ramazan’a. Gelir uçurumları keskin bir

Kısa caz tarihi 

İkinci kez okuduğum, dünyanın farklı dillerine çevrilen Joachim E.Berendt ‘in “Caz Kitabı”ndan yola çıkarak kendi yorumlarımı

Elly hakkında konuşalım mı?

Sinema serüvenine 2000’li yıllarda başlayan İran’ın önde gelen sinemacılarından Asghar Farhadi, 2008 yılında Berlin Film Festivali’nde