Tasvirlere yansıyan Osmanlı Ramazanları

9 dakikada okunur

Sanat tarihçisi ve kütüphaneci Habibe Çalışkan, Ramazan tasvirleri ile ilgili: “Osmanlı döneminde şenliklerin tasvirleri genellikle sünnet düğünleri, sultanların düğün törenleri özelinde olmuştur. Ramazan Bayramı şenliklerini gösteren tasvirler genellikle Batılı kaynaklıdır.” diyor.

Yeniden bir Ramazan ayına ulaşırken o klasik soruyu tekrar duyar gibiyiz: “Nerede o eski Ramazanlar?” Eski Ramazanları ararken yolumuz tasvirler ile kesişti bu kez ve Ramazan ayının, bu ayda yapılan etkinliklerin, eğlencelerin, kurulan sofraların ve Ramazan Bayramı’nın resmedildiği örnekleri inceledik. Sosyal medyada “Tasvir Sanatları” adlı hesaplarında birbirinden güzel ve ilgi çekici resimleri, tasvirleri bizimle buluşturan sanat tarihçisi ve kütüphaneci Habibe Çalışkan ile Ramazan tasvirlerini ve geleneklerini konuştuk.

Habibe ÇALIŞKAN

Sosyal medya platformlarında genellikle Osmanlı dönemi yazma eserlerini süsleyen resimler paylaşıyorsunuz Osmanlı döneminde bu resimler nasıl adlandırılmış ve kimler tarafından çizilmiştir?
Son dönemlerde Osmanlı resim sanatına ilgilinin arttığını görmekteyiz. Kitap kapaklarından oturduğumuz bir kafenin duvarlarına kadar resim sanatı karşımıza çıkıyor. Hem dönem sanatı hakkında bilgi sunmak hem de eserleri künyelemek gerçekten çok keyifli. Sosyal platformlarda bu bağlamda paylaşımlarıma devam edeceğim. Kısaca tanımlamak gerekirse Türk-İslam klasik sanatları arasında özgün bir yere sahip olan kitap resimleri Osmanlı döneminde “tasvir” veya “resim” olarak adlandırılır. Yazmaları resmeden sanatçılara ise “musavvir” veya “nakkaş” denilmektedir. Günümüzde bu sanat genellikle Minyatür olarak anılmaktadır. Aslında bu tabir Batılı araştırmacıların 19. yüzyıldaki isimlendirmesidir.
Osmanlı dönemi resimli kitapların ilk örnekleri hangi dönemde verilmiştir? Konuları nelerdir?
Kıymetli bilim insanı Prof. Dr. Metin And şöyle der: “Osmanlı resim sanatının ilk evresi veya oluşum evresi II. Mehmed ile başlayan dönemdir.” Fatih Sultan Mehmed dönemindeki (1444-1446/1451-1481) resimli yazma eserler ilk örneklerden kabul edilir. Amasya’da cerrahi alanında yazılmış Cerrâhiyyetü’l-Hâniyye ilk resimli tıp kitabıdır. Hatta bu eserdeki tasvirler salgının ilk günlerinde uzun süre gündem olmuştu; doktorun hastasının burun içi damarları dağladığı sahne Covid-19 testi ile bağlantılandırılmıştı.
Bir örnek daha vermek gerekirse Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’u fethi ile beraber Makedonya Kralı İskender ile bağdaştırılmıştır. Ahmedi’nin İskendername adlı eseri ve nüshaları bu konuda ilk örneklerden sayılmaktadır. Fatih Sultan Mehmed tam bir Rönesans insanı; hem Batılı sanatçıları, hem kendi kurduğu imparatorluktaki yerel sanatçıları, hem de doğulu birçok ismi sarayında toplamayı başarmıştır. Bu dönemde kültürler arası yansımalar, eserler üzerinde ayrıca takip edilmektedir. İlk resimli eserler taşrada Amasya, Edirne gibi kadim şehirlerde üretilmiştir.
Minyatür yerine tasvir kelimesini tercih ediyoruz
Günümüzde bu sanata genel olarak “minyatür” deniliyor. Bu kelimenin kökeni nereden geliyor?
Minyatür kelimesinin kökeni Avrupa Orta çağ yazma eserlerinden gelmektedir. Bu kelimenin kullanım sebebi şudur; yazmalarda metnin girişindeki ilk harfler ve bölüm başlıkları “Minium” olarak bilinen kırmızı kurşun maddeden oluşturulmuştur. Bu madde ile kırmızı, kahverengi, sarı arası bir renk elde edilir. “Miniature” adlı tezhiple işlenen harfler zamanla “minor” ismini alarak küçük resim şeklinde adlandırılmıştır. 19. yüzyıl Avrupa kaynaklı bu söylemi kullanmayı pek tercih etmiyoruz. Biz “resim” ve “tasvir” olarak anmaktan yanayız.
Mahyalar tasvirlerin önemli bir unsuru
Osmanlı dönemi Ramazan tasvirleri denildiğinde aklınızda ilk olarak neler beliriyor?
Bu soruda benim aklımda ilk beliren tasvirler mahyalar üzerinden oldu. Genelde Ramazan aylarında birden fazla minareli camilerin iki minaresi arasına kurulan ışıklı yazı veya resim panolarına mahya denilmektedir. Kelimenin etimolojik kökenine bakacak olursak, Farsça mâh (ay) isminden türetilir. Osmanlıca mâhiyye (aylık, aya mahsus) kelimesinin günümüze mahya biçiminde ulaştığı görülmektedir.
Osmanlı döneminde şenliklerin tasvirleri genellikle sünnet düğünleri, sultanların düğün törenleri özelinde olmuştur. Ramazan Bayramı şenliklerini gösteren tasvirler genellikle Batılı kaynaklıdır. Mesela II. Abdülhamid dönemi sarayın resmi ressamlarından İtalyan sanatçı Fausto Zonaro Osmanlı toplumunun oruç tutmasını ve ardından günlerce süren şenliklerini anılarına yazmış ve resmetmiştir.
Aklıma ilk olarak Zonaro geldi ama biraz daha geriye gidersek 16. yüzyıl sonlarında İstanbul’da bulunan Alman seyyah Salomon Schweigger’in seyahatnamesindeki iki farklı cami minaresi arasına çekilmiş mahya tasviri karşımıza çıkar. Evet, seyyah iki farklı caminin minaresi arasına çekilmiş bir mahya tasviri çizmiştir ki bunun hayali olması muhtemeldir.
Ramazan ayından sonra bayram günlerinde halk nasıl eğleniyordu?
Kaynaklarda eğlenceler arasında özellikle Hacivat ve Karagöz gösterileri geçmektedir. Meydanlara tiyatrolar kurulur, kahvehanelerde sohbetler edilir, bunların yanı sıra ünlü kahvehanelerde önemli şair ve edebiyatçılar toplanır, sohbetler verir.
Halka açık şenliklerin dışında, sarayda ve paşaların konaklarında hususi eğlenceler düzenlendiği bilinmektedir. Özellikle çocuk oyunları ve eğlenceleri bu dönemlerde dikkat çekicidir. Çocuklar için dönme dolap, kayık salıncağı, beşik salıncak, atlıkarıncalar, at arabalı geziler, ata ve eşeğe binme gibi birçok eğlenceli oyun ve oyuncaklar bulunmaktadır. 1920’lerde Eskişehir’de bir bayram gününde dönme dolapta eğlenen çocukların fotoğraflarını görmekteyiz. Sizin böyle bir fotoğraf paylaştığınızı hatırlıyorum, gerçekten bunlar önemli kayıtlar.

Önceki Yazı

Karagöz’ü anlamıyorlar

Sonraki Yazı

Kalbinize iyi gelecek filmler

Son Yazılar

Alyoşa’dan aşk ile selam

Sanat ajandası, sanat dolu bir sayfa ile karşınızda. Bu sayımızda sanatçı Aliye Berger’in hikayesini anlatacağız. Aliye