Tiyatro asla ölmez!

15 dakikada okunur

Deneyimli tiyatro oyuncusu Kerem Atabeyoğlu, teknolojinin gelişmesiyle tiyatroların öldüğü şeklinde yapılan yorumlar için net konuştu. Tiyatroya ve kendisine dair her şeyi ise bütün içtenliğiyle Litros Sanat okuyucuları için paylaştı: “Tiyatro ölüyor yorumlarına inanın hiç kulak asmıyorum. Size de bunu tavsiye ederim. Tiyatro bizden büyüktür. Bin yılların içinden, vebadan, türlü salgından, dünya savaşlarının içinden çıkmıştır. Yine değiştirip çehresini bugünlerin de içinden çıkacaktır. Her zaman olduğu gibi… Buna yürekten inanıyorum. Dijital çok yaygınlaştı diye “Sinema bitti, yandı kül oldu!” diyen kimse duyuyor musunuz? Ayrıca teknoloji tiyatronun rakibi değil dostudur. Gelişen teknik imkanlar tiyatro için yepyeni ufaklar açacaktır. Bundan adım gibi eminim.”

Aslında birçoğunuz onu yakından tanıyorsunuz. Kiminiz kendisini tiyatro sahnesinde, kiminiz televizyonda izlediği bir dizide, kiminiz ise onu sinema salonunda heyecanla takip ettiği filmde seyretti. Kenter Tiyatrosu, Dormen Tiyatrosu ve Tiyatrokare’de birçok oyunda rol aldı. Kariyeri Haldun Dormen, Yıldız Kenter ve Metin Serezli gibi usta oyuncularla birlikte sahnede geçti. 1955’ten 1995’e Dormen Tiyatrosu’nun 40 Yılı isimli derleme kitabı yazdı. 1994 yılında Magazin Gazetecileri Derneği’nin “Yılın En Başarılı Tiyatro Oyuncusu” ödülüne, 2004 yılında ise Selim Naşit Özcan Tiyatro Ödülleri’nde “En Başarılı Yardımcı Komedi Erkek” ödülüne değer görüldü. Ayrıca izlediğiniz birçok reklam, film ve daha birçok yapımda onun sesini duydunuz. Sesiyle birçok projeye hayat verdi. Kimi zaman hayranlıkla izlediğiniz bir filmde sevdiğiniz bir karakter aslında onun sesiydi. Şimdilerde ise kendisi gibi oyuncu eşi Almıla Uluer Atabeyoğlu Hanımla birlikte “Güne Bakan Cam Kırıkları” tiyatro oyunuyla karşımıza çıkıyor. Gelin isterseniz usta oyuncu Kerem Atabeyoğlu’yla gerçekleştirdiğimiz keyifli röportajımıza geçelim.

Oyunculuk hayaliniz nasıl başladı?
Aklımda ve hayalimde olan bir iş değildi aslında bakarsanız oyunculuk. Lise yıllarımdan beri spor muhabirliği yapıyordum. Basın Yayın okurken hoca olarak derslerimize gelen sevgili Celal Kadri Kınoğlu’nun ön ayak olmasıyla birlikte oyunculuk maceram başladı.

Oyunculukta önemli olan roldür!
Çok klasik olacak ama tiyatro mu sinema mı? Çünkü bazı oyuncuların kendilerini tiyatroda daha mutlu hissettiğini belirten açıklamalarını görüyoruz.
Aslolan rolün göz kamaştırıcı olması. Sahnede ya da ekranda olması oyunculuk açısından teknik bir takım detayları değiştirir, hepsi o kadar. Önemli olan roldür. Rolün ne dediği ve ne işe yaradığıdır.
Oyunculukta eğitimin önemini sormak istiyorum. Bu işin eğitimini alan sizler ve bunun hiçbir eğitimini almadan oyunculuk yapan oyuncular var. Oyunculukta eğitimin önemi nedir sizce?
Bazı meslekler için ruhsata ihtiyaç vardır. O eğitimi almadan uçak uçuramaz ya da ameliyat yapamazsınız. Hayatını kaybedenler olabilir. Bazı mesleklerde ise bu tür ruhsatlara gerek yoktur. Herkes oyunculuk yapabilir. Ancak oyunculukta eğitim yeteneği tamamlar. Şunu unutmamak lazım; eğitim almamış muazzam oyuncular ve iyi okullardan mezun olduğu halde beş para etmez aktörler her zaman her ülkede vardır.

Çocuklarım beni seyrederek büyüdüler
Oyunculuğunuzun yanı sıra ayrıca seslendirme sanatçılığı da yapıyorsunuz. Genel olarak birçok insanın bildiği film ya da dizilerden yaptığınız seslendirmeleri paylaşır mısınız bizimle? Harry Potter filminde Severus Snape karakterine ses verdiğiniz örnek geliyor benim aklıma.
İnanılmaz Aile’nin babası Bay İnanılmaz, Sevimli Canavarlar’da Sullivan, Orman Kitabı’nda Baloo, Kayıp Balık Nemo’da köpek balığı Bruce karakterleri ilk aklıma gelenler. Çocuklarımın yaptığım seslendirmeleri seyrederek büyümesi ise mesleğimin hiç beklemediğim müthiş hediyelerinden biri oldu benim için.
Hobisi olan insandan zarar gelmez
Oyunculuğunuzdan kalan zamanlarınızda ise maketler yapıyorsunuz. Buna bir hayli zaman ayırdığınızı da biliyorum. Sizden dinleyebilir miyiz bu hobinizi?
Oyunculuk mesleğinde boş zamanınız fazlasıyla çoktur. Her oyuncu kendi zevk ve zaafiyetlerine göre kullanır bu boş zamanlarını. Ben o sırada maket masasında olmayı seviyorum. Dünyanın en zevkli işlerinden biri olarak geliyor bana. Yurt içinde ve yurt dışında bu hobinin ciddi ustası olan birçok arkadaşım var. Sıklıkla temas halindeyiz bu arkadaşlarımızla. İnsanın sadece mesleğinden konuşması ve aynı çevrede kapalı kalması kısırlaştırıcı bir seçim gibi geliyor bana. Hobisi olan insan her zaman iyi insandır bence. Zarar gelmez onlardan.
Kendinize rol model aldığınız ve bugünlere gelmenizi sağlayan ustalarınızı da sormak istiyorum size.
Yıldız Kenter Hanım’dan mesleğin ciddiyetini, Müşfik Kenter Bey’den sihrini, Haldun Dormen Bey’den durmadan nezaketle devam etmeyi, Tomris İncer Hanım’dan çalışkanlığı, Metin Serezli Bey’den tempoyu ve zamanlamayı, Burak Sergen Bey’den gerçek olmayı, eşim Almıla Uluer Atabeyoğlu’ndan ise karakterin dünyasını kurmayı gördüm. Hayatta en iyi olduğum şey hep çırak olmaktır.
Genç oyunculara tavsiye ve önerilerinizi alabilir miyim sizden?
Rahmetli Altan Erbulak’a atfedilen bir söz var, onunla cevaplamak istiyorum bu soruyu. “Bu meslek kolaydır. İlk 35 yıl biraz zorlanırsın ama sonra yavaş yavaş alışırsın.”

Daha kuvvetli metinlere ihtiyacımız var

Özeleştiri yapmak gerekirse oyunculuk olarak ülkemizde ne gibi eksikler görüyorsunuz?
Gerek yetenekleri gerek tutkuları gerekse yaratıcılıkları bakımından Türk oyuncuları arasında dünya standardında birçok isim var. Fakat yazarlık konusunda aynı bereketten bahsedemeyeceğim maalesef. İyi bir arabanın kendi potansiyelini gösterebilmesi için iyi yapılmış yollara da ihtiyacı vardır. Bizim de işimizi iyi yapabilmemiz için kuvvetli metinlere ihtiyacımız var. O metinler olmayınca ya da araştırılıp çıkarılmayınca temcit pilavı gibi habire ısıtıp ısıtıp aynı oyunları koydu tiyatrolar sahneye yıllar yılı. Aynı rolleri oynamaktan köreldi yeni bir şey denemeye cesareti olmayan kimi oyuncular. Fakat son yıllarda kurulan birçok ekip mesleğimin yarını için müthiş bir umut veriyor bana.

Teknoloji tiyatronun rakibi değil dostudur

Sürekli olarak teknolojinin de gelişmesiyle “Tiyatro bitiyor!” şeklinde yorumlar yapılıyor. Siz de deneyimli bir tiyatro oyuncusu olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Hiç kulak asmıyorum bu tür yapılan yorumlara. Size de tavsiye ederim. Tiyatro bizden büyüktür. Bin yılların içinden, vebadan, türlü salgından, dünya savaşlarının içinden çıkmıştır. Yine değiştirip çehresini bugünlerin de içinden çıkacaktır. Her zaman olduğu gibi… Buna yürekten inanıyorum. Dijital çok yaygınlaştı diye “Sinema bitti, yandı kül oldu!” diyen kimse duyuyor musunuz? Ayrıca teknoloji tiyatronun rakibi değil dostudur. Gelişen teknik imkanlar tiyatro için yepyeni ufaklar açacaktır. Bundan adım gibi eminim.
“Güne Bakan Cam Kırıkları” tiyatro oyununu eşiniz Almıla Uluer Atabeyoğlu Hanımla birlikte oyunuyorsunuz. Oyundan bahseder misiniz bizlere? Eşinizle birlikte daha önce de başka oyunlarda oynadınız, şimdi bu oyunu da birlikte oynamak nasıl oldu sizin için?
Türk tiyatrosunun en önemli yazarlarından bir tanesi olan Memet Baydur’un “Güne Bakan Cam Kırıkları” oyununu çok büyük bir aşkla, her satırının üzerine titreyerek oynuyoruz. Herhangi bir piyes değil, bir yadigâr adeta bu oyun bizim için. Her akşam salonlarımızı dolduran seyircimizle beraber bu dilin ne kadar güzel, nasıl emsalsiz bir dil olduğunu bir kez daha görüyoruz. Bir oyuncunun da bir seyircinin de tiyatrodan bekleyeceği herşey var Memet Baydur’un bu kıymetli eserinde. Biz de oyuna layık olmaya çalışıyoruz. Eşim Almıla Hanım sadece hayran olduğum bir aktris değil aynı zamanda benim ömrümün şimal yıldızıdır. Onunla yaptığımız her şeye meftunum. Nefes almak dahil. Sahnede onun gibi akıllı, yetenekli ve güvenilir bir ortakla beraber olmak müthiş bir güç ve tarifi imkânsız bir mutluluk veriyor bana.
Dedeniz Selahaddin Enis Atabeyoğlu çok değerli bir roman yazarıydı. Babanız Cem Atabeyoğlu ise hem çok değerli bir spor yöneticisi hem de eski bir gazeteci. Bu değerli iki isminde mesleğinizi icra ederken size katkıları ve desteklerini de sormak istiyorum.
İkisi de rahmetli olan dedemin ve babamın, namus ve alın terleriyle arkalarında bıraktıkları eserler bizim en kıymetli aile servetimizdir. Her ikisi de çalışkan, üretken, kimsenin hakkında gözü olmayan insanlardı. Hayatımın her alanında onların torunu ve çocuğu olmaya, onların adını taşımaya layık olmaya çalışıyorum.
Son olarak eklemek istedikleriniz?
Allah hepimize akıl fikir versin. Muhtacız çünkü.

Kenter ailesiyle sahneye çıkmak, Haldun Dormen’le yol arkadaşlığı…

Kendi jenerasyonunun birçok ölümsüz oyuncusuyla çalışmış biri olarak, kariyerimde en unutamadığım an hangisi derseniz, cevap vermek gerçekten çok zor benim için. Kenter ailesiyle sahneye çıkmak, Haldun Dormen’le yol arkadaşlığı yapmak, Metin Serezli’yle birlikte geçen yıllar… Mesleğe isimsiz genç oyuncular olarak başlayıp birlikte büyüdüğüm onlarca yetenekli yol arkadaşı… Güzel ve gurur duyulacak anlarla, anılarla dolu uzun yıllarım oldu oyunculukta. Şarkıdaki gibi: “Hayat sana teşekkür ederim”.

Beş ayrı yeni proje üzerinde çalışıyoruz

Yeni kurulmakta olan bir dijital platform için sahneden dijitale uyarlayacağımız beş ayrı proje üzerinde çalışıyoruz. Bunların ilkinin çekimleri bitti, post-prodüksiyon aşamasında, ikincisini yazmaya devam ediyorum. Önümüzdeki sonbahar yeni bir mecrayla yeni bir macerası başlıyor meslek hayatımızın.

Önceki Yazı

Denizle iç içe bir hayatımız var

Sonraki Yazı

Dijitalde Türk polisiyesi neden şaha kalktı?

Son Yazılar