Türk Edebiyatı’nda Ramazan

26 dakikada okunur

Ramazan; muhasebe, ibadet, tefekkür ve dayanışma ayı olmasının yanı sıra bir kültür gündemini de beraberinde getirmesi ile kıymet arz eder. Başta belediye, vakıf ve medya kuruluşları olmak üzere ülkenin dört bir yanında birçok kurum ve kuruluşun faaliyetleri Ramazan’ı bir kültür atmosferine de çeviriyor. 90’lı yılların sonları ve 2000’li yılların başlarında Üsküdar meydanında kurulan festival tadındaki çadır gözümün önünden hiç gitmez. Her Ramazan o eski meydanı ve Ramazan etkinlik çadırını hatırlarım. Bir de Ramazan’a özel kitap fuarları… Bir zamanlar Sultanahmet Camii avlusunda kurulan bu fuarlar bir süredir başta Bayezid Camii’nin hemen yanı başındaki Beyazıt Meydanı’nda ve birçok cami avlusunda faaliyetlerini devam ettiriyor. Ramazan söz konusu olunca tabii dini eserleri tekrar gözden geçirmek, Kur’an-ı Kerim, hadis, ilmihal, tefsir vs. gibi dini yayınları daha fazla okumaktan daha doğal bir durum yok. Ama bununla birlikte edebiyatımızda bu alanda kaleme alınmış ve dini eser niteliği taşımayan çok kıymetli eserler mevcut. Bunlardan birkaçını sizlerle paylaşmak isterim: Eski İstanbul Ramazanları (Halit Fahri Ozansoy, Dergâh Yayınları), İstanbul’da Bir Ramazan (Cenab Şahabeddin / Dergâh Yayınları), Osmanlı’dan Cumhuriyet’e İstanbul’da Ramazan (François Georgeon / Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları), Ramazan Kitabı (Özlem Olgun / Kitabevi Yayınları), Ramazan Sohbetleri (Ahmet Rasim / Kapı Yayınları), Ramazan-nâme (Âmil ÇELEBİOĞLU / Dergâh Yayınları), Dersaâdet’te Ramazan Akşamları (Dursun Gürlek / Timaş Yayınları), Ramazan Geceleri (Peyami Safa / Ötüken Neşriyat), Rumeli’de Ramazan Geceleri (Branislav Nuşiç / Kapra Yayınları). Keyifli okumalar dilerim.

Önerdiklerim

Canvermezler Tekkesi / Selim Nüzhet Gerçek / Kara Karga Yayınları

“Evvela benim deli olmadığıma emin olmalısınız. Akıl sağlığım tamamen yerindedir. Hiçbir hastalığım yok ama ihtiyarım. Ah gücünü tüketmenin en üstünde olan bir ihtiyar, bütün ihtiyarların ihtiyarlığından daha fazla ihtiyar… Kaç yaşındayım? Seksen? Yüz? Yüz yirmi yaşında mıyım? Bunun aslını bilmiyorum. Bu husustaki hissimi aydınlatmaya yarayabilecek hiçbir şey yok. Ne yazılı bir vesika, ne hatıra, ne şahit! Çünkü ancak birkaç günden beri ihtiyarım.” Selim Nüzhet Gerçek’in Claude Farrère’in La Maison Des Hommes Vivants eserinden uyarladığı bu eser, edebiyatımızın nereyse hiç anılmayan kayıp bir eseri. İleri gazetesinde tefrika edildikten sonra 1922 senesinde basılan Canvermezler Tekkesi, edebiyatımızda korku türünde yeni bir keşif. Bu eserin basımına değin bu olağandışılıkta ve bu kadar net biçimde gotik unsurlar içeren bir Türkçe roman olmamıştı.

Casustur Casus / Sabahattin Özel / Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Milli Mücadele dönemi askeri ve siyasi mücadelenin yanı sıra, casusların ve casusluk faaliyetlerinin yoğunlaştığı bir devre olmuştu. Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları hakkındaki idam fermanları, torbalar dolusu şeyhülislam fetvası casuslar tarafından dağıtılmıştı. İngiliz istihbaratının örgütlediği casusluk faaliyetinin amaçları arasında, ulusun iradesini yansıtan Meclis ve Ankara’daki siyasal faaliyetler, Türk ordusunun stratejisi ve planları hakkında bilgi toplamak önemli bir yer tutuyordu. Hiç değişmeyen bir diğer önemli gündem maddesi ise istiklal mücadelesinin beyni ve kalbi olan Mustafa Kemal Paşa’yı bir suikastla ortadan kaldırma imkânlarını araştırmaktı. Prof. Dr. Sabahattin Özel, Casustur Casus’ta Milli Mücadele’nin bu az bilinen yönünü, İstanbul ve Anadolu’daki İngiliz casusluk faaliyetlerini ve Mustafa Sagir’in İstanbul’dan başlayıp Ankara’da noktalanan yolculuğunu dönem basınında ve arşivlerde geniş bir kaynak taramasına dayanarak ama bir macera romanı tadında anlatıyor.

Decameron / Giovanni Boccaccio / Alfa Yayınları

1348 yazında Avrupa’yı toplu ölümlerle sarsan veba salgınından kaçmaya çalışan yedi genç kadın ve üç genç erkekten oluşan bir grup, şehri terk edip Floransa’nın kırsalına sığınmak için yola çıkar. Birbirlerini eğlendirmek ve yolculuğa devam edebilmek için on gün boyunca her biri aşk hikâyelerinden kahramanlık maceralarına uzanan onar öykü anlatacaktır. Toplamda anlatılan bu yüz öykü, ortaçağın karmaşık ve zengin gündelik hayatını ortaya koyan bir derleme görevi görür. Decameron, Princeton Üniversitesinden Leonard Barkan’ın da dediği gibi “tüm zamanların en iyi öykü antolojisi”dir. Dünya edebiyatının ilk hikâyecisi ve İtalyan edebiyatında düzyazının babası olarak kabul edilen Boccaccio’nun başyapıtı Decameron güçlü bir düzyazı.” Decameron’u okuduğumda 16 yaşındaydım ve 10 hikâyecinin çoğunun kadın olması beni çok memnun etmişti… Modern hikâye anlatıcılığının babası olarak bilinen bu yazar yedi şahane kadın anlatıcı takdim ediyordu. Demek ki umut edilecek şeyler vardı.”

Diyaloglar / Murat Gülsoy & Ayfer Tunç / Can Yayınları

“Diyaloglar dizisine başladığımızda önceliği bizi biz yapan yazarlara verdik. Ardından az bilinen başyapıtlar olarak nitelediğimiz bir diziyle devam ettik. Sonra edebiyatın genç kaynaklarına yöneldik. Dünya edebiyatından genç veya Türkçeye yeni çevrildiği için genç saydığımız yazarları mercek altına aldık. Bir kitapla derinlemesine ilişki kurmanın en verimli yollarından birinin onun üzerine farklı bakış açılarıyla tartışmak olduğunu Diyaloglar sayesinde bir kez daha deneyimlemiş olduk.” Edebiyatımızın önemli isimlerinden Ayfer Tunç ve Murat Gülsoy’un 2013’ten bu yana Diyaloglar adı altında gerçekleştirdikleri etkinlikler sözden yazıya dönüşüyor. Edebiyatseverlerin büyük ilgiyle takip ettiği buluşmaların video kayıtlarından derlenerek hazırlanan bu kitap, farklı coğrafyaların ve zamanların edebiyatlarıyla sanata, teknolojiye, tarihe, günümüzden geleceğe bir köprü oluşturarak kendini çoğaltan kaynak bir metin haline geliyor.

Yeni Çıkanlar

Osmanlı Dünyasında Diplomasi ve Siyaset / Kemal Beydilli / Timaş Yayınları

Osmanlı tarihi alanında yaptığı orijinal çalışmalarla hem yurt içinde hem de yurt dışında maruf Prof. Dr. Kemal Beydilli uzun yıllar boyunca sürdürdüğü titiz çalışmalarının sonucu olan makalelerini bir araya getirmeye devam ediyor. Serinin üçüncü cildinde Osmanlı tarihinde hatırı sayılır yeri olan mühim şahsiyetlerin hayatları ve eserleri özgün bir şekilde ele alınıyor. Osmanlı Dünyasında Diplomasi ve Siyaset: Önemli İsimler ve Eserleri / Seçilmiş Makaleler 3, kitaba ismini veren diplomasi konusundaki bir incelemeyle başlıyor. Kelimenin tahlilinden tatbikattaki değişkenliklere kadar Osmanlı diplomasisini masaya yatıran Beydilli, Avrupa’nın uluslararası siyaset sahnesinde güç kazanmasıyla diplomasinin Osmanlı için nasıl hayati bir unsur hâline geldiğini anlamamıza olanak sağlıyor. Makaleler bir bütünlük içinde okunduğunda ise Osmanlı’nın son dönemdeki diplomatik faaliyetleri ve izlediği politikalar hakkında okuyucunun zihninde canlı bir resim oluşuyor.

 

Kara Kitap 25 Yaşında / Orhan Pamuk / Yapı Kredi Yayınları

Yayımlanışının 25. yılında esrarı hiç tükenmeyen bu romanın özel bir baskısını hazırladık. Pamuk’un büyük çoğunluğu hiçbir yerde yayımlanmamış el yazması sayfaları, çizimleri, ilk baskıya son anda ekleyip çıkardığı her biri birbirinden ilginç paragraflar, cümleler ile kitabın muamma ve bilmecelerini ortaya çıkaran yazı ve karalamalarıyla. Galip, çocukluk aşkı, arkadaşı, amcasının kızı, sevgilisi ve kayıp karısı Rüya’yı karlı bir kış günü İstanbul’da aramaya başlar. Çocukluğundan beri yazılarını hayranlıkla okuduğu yakın akrabası gazeteci Celâl’in köşe yazıları, bu arayışta ona eşlik edecektir. Okuyucu, bir yandan her bacası, her sokağı, her insanı başka bir esrarlı âlemin işaretine dönüşen İstanbul’da Galip’in araştırmalarını ve karşılaştığı kişileri izlerken, bir yandan da bu araştırmaları tuhaf hikâyelerle tamamlayan Celâl’in köşe yazılarıyla karşılaşır.

Tarihin Kısa Tarihi / Daniel Woolf / Fol Kitap

 Bugüne dek her coğrafyayı, mekânı, insanı, kısaca gökyüzünün altındaki her şeyi konu edinen tarihi okuma biçimlerinin bir iktidar mücadelesi olduğu gün gibi aşikâr. Muzafferin kavram setleriyle toplumların tarihini kesip biçen anlatılar yerine her toplumun kendi entelektüel hayatını dünyayla birlikte okuma gerekliliği, bugünün mücadele alanları için de önem taşıyor. Sabit gibi görünen geçmişin aslında nasıl her bakışta yeniden üretildiğini gözler önüne seren bu kitap, Antikiteden günümüze tarihe sorulan soruların çeşitliliğini bizlere aktarıyor. Üstelik her bölümün sonunda yer alan kronoloji çizelgesinin yanı sıra konuları anlamayı ve üzerine düşünmeyi sağlayan sorularla hem tarihin mahiyetini hem de tarihî olayları öğrenmenin yollarını sunuyor. Avrupa, Asya, Afrika ve Amerika’daki tarihsel olaylar ile tarihin geçirdiği dönüşümleri bir arada düşünme fırsatı sağlayan bu kitap, tarihçilik zanaatında kültürlerarası temasın önemini de vurguluyor.

Almodovar Teoremi / Antoni Casas Ros / Sel Yayıncılık

Bir gece aniden yola fırlayan bir geyik, korkunç bir trafik kazası, kazada ölen bir sevgili, yok olan bir yüz, uçup giden hayaller, yalnız, düşünerek geçirilen yıllar ve aşkla, cinsellikle, edebiyatla yeniden, yepyeni bir hayat… Yıllarca kimseyle görüşmeyen, hayatını internetten matematik dersleri vererek devam ettiren, bir şehirden ötekine yolculuk eden yazar, hayat hikâyesini yazmaya koyulur ve Almodovar’ın bundan bir film yapacağını hayal eder. Almodovar’ın “yüzü olmayan adama” en güzel hediyesi ise genç transseksüel Lisa. Yüzün, şeklin, görünüşün her şey olduğu bir dünyada, Almodovar Teoremi “çirkinliği güzelliğe çeviren bakışın gücü” üzerine kurulu. Otobiyografiyle kurmacanın, edebiyatla sinemanın, matematikle şiirin, fizikle müziğin, Newton’la Almodovar’ın iç içe geçtiği Almodovar Teoremi, 2008’de İspanya’da en iyi roman seçildi.

Emine Batar’dan Tavsiyeler

Turuncu Ölüm, Duvar Örmek & Hüseyin Su Kütüphanesi, Uzayan Gölgeler, Karanlık Rüzgâr, Düğün Daveti, Islıkla Çağrılan ve Vicdan Sızlar kitaplarının yazarı Emine Batar’a “Hangi kitapları okuyalım?” diye sordum. İşte aldığım cevaplar:

Odun Kesmek / Thomas Bernhard / Yapı Kredi Yayınları

“… Sonunda ben onlara taşra mesenleri unvanını verdim, neredeyse bir karnaval nişanı gibi; benim bu acı şakamı ciddiye almışlardı. Esaslı yolculuklar yapıp bu esaslı yolculuklarda her açıdan kendilerini düzeltebileceklerden, akla gelebilecek en esaslı yolculukları yapabilecek paraları da varken, zamanlarını ve dolayısıyla onlara yılların, o birinci sınıf denen şeyi kopya etmek ile, aristokrat olma isteği ile geçirdiler. Aristokrat kopyacıları olarak, kuşkusuz iyileşmek istemedikleri için, hiçbir şeyin onları iyileştiremeyeceği aristokratlık kaçıklıkları içinde mahvoldular, diye düşündüm.” Odun Kesmek, yaşanmış zamanlar arasındaki gelgitlerle bir hesaplaşmanın ağır gerçekliğinde anlatımın derinliklerine çekici bir davet. Thomas Bernhard, kendisinin tüm halleriyle baş döndürücü bir saydamlıkla yüzleşirken, Viyana sanat çevrelerinin ikiyüzlülük ve yapaylıkla örülü dünyasının üzerine bir dostunun intiharının açığa çıkardığı öfkeyle gidiyor. Thomas Bernhard, “rahatsız” varoluşunun ötesindeki düzlüklerin genişliğinde bir açıklık.

Mahcubiyet ve Haysiyet / Dag Solstad / Yapı Kredi Yayınları

Kuzey Avrupa’nın yaşayan en büyük yazarları arasında gösterilen Dag Solstad ilk kez Türkçede. Ellili yaşlarındaki edebiyat öğretmeni Elias Rukla için sıradan bir gündür: Yıllardır yaptığı gibi, sevdiği bir eseri (Henrik Ibsen’in Yaban Ördeği’ni) bir sınıf dolusu ilgisiz lise öğrencisine heyecanla yorumlamaya başlar. Ne var ki görünüşte küçük bir olay hiç beklenmedik bir krizi tetikleyecek, Elias’ın hayatında derin izler bırakmış bir dostluğun hatırasına dönmesine, evliliğini, kendisini ve içinde yaşadığı toplumu sorgulamasına yol açacaktır. Mahcubiyet ve Haysiyet, yükte hafif pahada ağır, dili ve atmosferiyle akılda yer eden, okuyanların tekrar tekrar dönmek isteyeceği o özel romanlardan. “Bütünüyle hipnotize edici, bütünüyle insancıl bir yazar.” James Wood, New Yorker “Solstad’ın dili, eski görünen yeni bir zarafetle parıldar ve taklit edilemeyen, enerji dolu, kendine özgü bir ışıltı yayar.” Karl Ove Knausgaard

Aşkın Halleri / Hüseyin Su / Şule Yayınları

“Aşkın Hâlleri’nde kadın erkek, genç yaşlı herkes bu hâllerden birini, hatta birçoğunu yaşamaktadır. Kimi zaman cesur ve atak, kimi zaman da korkaktır; çekinir ve ürker. Bazen gözü döner. Yıkılır veya yıkar. Feraseti açılır ya da hayret edip öylece kalıverir. Ne aradığını bilemez hâle gelir. Bütün dünyayı istediğini sanır ve ardına düşer. Münzevileşir, yalnızlığını kutsar, dilsizleşir. Erkek kuşatılır, kadın kuşatır. Aşkta güçlü kadındır; daha mantıklı, daha hesaplı, daha hâkimdir. Erkek daha zayıftır. Sevdiği hiçbir kadına güç yetirebilen, hatta onunla kendisini eşitleyebilen erkek yoktur. Âşık hiçbir zaman kendisini görmez, ben demez, sevgisini fedakârlık olarak anmaz ve anlamaz. Hep sevdiğini yüceltir, çünkü onunla dünyasını doldurmuştur. Görmek istediği yalnızca bir yüz/sûrettir. Ona göre oluş, içinde bulunduğu hâlden ibarettir.”; “Aşk, insanın, imkânsızlığa tutkusu, imkânsızın ardından koşmasıdır. Bir anlamda incelme, bir başka anlamda da beşerîliğe meyli, gönül indirme hâlidir. Aşkın yüzü şehvete döndüğünde düşüş; güzelliğe, saflığa, ruha döndüğünde incelme başlar.”

Hayat Ağır, Ölüm Hafif / Hüseyin Su / Şule Yayınları

Yeryüzünde önemli bir nokta sürekli sarsıntı geçiriyormuş gibiydi. Ekrandaki görüntü de hızla soluk alıp vererek sanki yeryüzünün o noktasıyla aynı tempoda sarsılmaya devam ediyordu. İnsanın can çekişmesi denilen hakikat galiba böyle bir şey olmalıydı. Bir süre daha sesi dikkatle dinledim ve çırpınışını izledim ekrandaki görüntünün. Sanki benim kalbim de soluk alıp veren çarpıntıya eşlik ediyor gibi çarpıyordu. Birden ekran karardı ve görüntü kayboldu. Aynı anda ayağa kalktım ve ekrana doğru hızla yürüdüm. Sonra yoğun bakımın kapısını tıklattım. Kapı açıldı, içeriden çıkan doktorun yakasına yapışacakmış gibi yaklaşıp elimi uzattım, neden kapandı ekran, ne oldu içeride, diye sordum. Yine buz gibi bir sesle sadece, başınız sağ olsun, dedi. Sonra da önümden çekildi ve uzaklaştı. Acının insanı nasıl değiştirdiğini görüyoruz. Cimcimenin aramızdan ayrılışıyla oluşan boşluğu doldurmaya çalışan bir insan ve ondan kalan; ışığı hiç sönmeyen fotoğraflar, akıldan çıkmayan anılar, hatırlandıkça büyüyen ve anıtlaşan detaylar, iki küçük pırlanta; hatıralar, hatıralar, hatıralar… 

Önceki Yazı

Artık uzayda yazdığımız bir hikâye var! 

Sonraki Yazı

Günler çözüldükçe ortaya çıkan Sezai Karakoç 

Son Yazılar

Varlığa gülümsemek

Günde kaç kez ufukla göz göze geliyorsun? Gökyüzünün sana göz kırptığı oluyor mu? Denizin derinliğine bir

Yoksulluk ve takva

70’lerin ve 90’ların sonlarını aratmayan büyük bir enflasyonun endişeleri içinde girdik Ramazan’a. Gelir uçurumları keskin bir

Kısa caz tarihi 

İkinci kez okuduğum, dünyanın farklı dillerine çevrilen Joachim E.Berendt ‘in “Caz Kitabı”ndan yola çıkarak kendi yorumlarımı

Elly hakkında konuşalım mı?

Sinema serüvenine 2000’li yıllarda başlayan İran’ın önde gelen sinemacılarından Asghar Farhadi, 2008 yılında Berlin Film Festivali’nde