Yapay zeka özgün bir iş ortaya koyamaz

//
19 dakikada okunur

Görsel Sanat Yönetmeni Gökhan Genç: “Bir insan değil yapay zeka, asla bir insanın ortaya koyduğu özgün bir iş ortaya koyamayacak. Eğer koyabilirse buna sanat denir mi? Çünkü sanat insandan insana olan bir şeydir. İnsan toplar ve bir terkibe dönüştürür, başka bir şey çıkarır ortaya. Sanatçı sanatı muhalefet ederek ortaya özgün bir şey koyandır.”

Yapay zekanın teknolojik olarak kabiliyeti bugüne kadar meydana çıkmış teknolojilerin çok ötesinde olduğu bir gerçek. Hayatın pek çok farklı alanında etkisini gösteren bir teknolojiden yani insanın hayal gücünün bir sınırının olmadığı, bunun belki de mümkün mertebe somut ve evrebilir olduğu gerçekliğine ve yeteneğine sahip bir zekadan bahsediyoruz. Siber güvenlik, savunma sanayii, sağlık hizmetleri, e-ticaret sektörü gibi çalışma alanlarında etkisini gösteren yapay zekanın son yıllarda sanat alanında da varlığını hissetmeye başladık. Geçtiğimiz günlerde Görsel Sanat Yönetmeni ve Gökhan Genç’in, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü kitabındaki karakterlerini yapay zeka ile görselleştirmesi ve “Bir Hayalin Kurgusu” sergisiyle meraklılarına sunmasıyla bir kapı aralandı diyebiliriz. Yapay zeka ile üretilene sanat eseri deme noktasında tartışmaları da beraberinde getiren bu süreci ve yapay zekanın Gökhan Genç’in tabiriyle, “çok minik ve oyuncak kısmı”nı Görsel Sanat Yönetmeni Gökhan Genç ile konuştuk.

Bize biraz kendinizden ve bu yapay zeka öğrenme sürecinizden bahseder misiniz?

Şu an 40 yaşındayım. Gençlik yıllarımda iç dış görsel tasarım olarak mağazacılıkla uğraştım. Askerden sonra eczaneye başladım. Benim için eczacı kalfalığına ve teknisyenliğine doğru uzanan bir yolculuk başladı. Daha sonra 2010 yılında aile hekimliğinde tıbbi sekreter olarak çalışmaya başladım. 10 yıl burada çalıştıktan sonra ikinci üniversitemi okumaya karar verdim. Aynı zamanda fotoğrafçılıkla ilgileniyorum. Bu süreçte İlgi alanlarımı etki alanlarıma dönüştürmeye çalışıyorum. Yapay zekayla, bir hocamın sohbet ortamında yaptığı konuşmayla tanıştım ve dikkatimi çekti. Bu yaklaşık bir 10-12 yıl önceye tekabül ediyor. Zaten bilim kurgu fantazma gibi bu tarz filmler her çocuğu, genci etkilediği gibi beni de etkiliyordu. 

Yapay zeka Batılı bir zihinle çalışıyor

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” kitabındaki karakterlerin yapay zekayla görsel betimleme çalışmasının yer aldığı “Bir Hayalin Kurgusu” sergisinin oluşum süreci  nasıldı?

Bu çalışma bir hayalle başladı. Arkadaşlarımla İstanbul’un kültür varlıklarını fotoğraflıyoruz. Belgesel fotoğrafçılığına dayalı bir fotoğrafçılık yapıyoruz. Dolayısıyla arşivimiz bu konuda çok sağlam. İstanbul’da semt semt nerede kültür mirası varsa çeşmesinden medresesine, camisinden tekkesine, kadar hatta mezarlıktaki mezar taşlarına kadar arşiv oluşturmaya çalışıyoruz. Bu süreç fotoğraf çekmeyi daha iyi bir hale getirmek için ve hem de bu mirası, bu varlığı tanımak, içinde gezdiğimiz şehrin ne anlama geldiğini öğrenmek için başladı. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” kitabını okuduktan sonra da okurken sürekli hayal kurduğumu fark ettim. Kitap sizi gün boyunca Küçükpazar, Etyemez gibi başka başka muhitlerde dolaştırıyor. Daha sonra “Acaba bu kitabın içerisindeki karakterleri dışarıda fotoğraflayabilir miyiz?” diye arkadaşlarımızla konuşmuştuk. “Kitaptaki karakterlerin isimlerini, kişilik özelliklerini, yazarın anlattığı kadar bir yere kaydedelim ve çıkıp dışarıda bunları arayalım.” dedik. Nihayetinde bu işler çok meşakkatli işler ama bu tasarımlardan sonra hala ben dışarıda Hayri İrdal’ı, Zehra’yı ya da diğer karakterleri gözüm arıyor. Hala ben dışarıda bu karakterleri arıyorum. Bu böyle bir projeydi. Ardından” MidJourney” yapay zeka botuyla tanıştım. Bu karakterleri hayalimde kurguladığım gibi -tabi bu kurguların oluşmasında zihnimde daha önce izlediğim filmler, kitaplar etkilendiğim şeyler de katkı sağlamıştır- tasarlamaya başladım. Bazıları çok Avrupai buluyor karakterleri. Bu haklı bir eleştiri çünkü yapay zekanın veritabanındaki bilgiyle de bağlantılı bir şey. Yapay zekanın veri tabanındaki bilgileri biz sağlayamadığımız için, öncü biz olmadığımız için çok manipülasyona açık alanlar. Örneğin, siz bir Kızılderili dediğiniz zaman size bir Hintli figürü çıkartıyor. Karşımızda Batılı oryantalistlerin zihninde çalışan bir zeka var. İsmi koyan sahip olur. Dolayısıyla internete yüklediğimiz ve tanımını yaptığımız ne varsa bize ait olan bizden çıkmış isimle orada var olmalı. Ne verirseniz onu alacağınız bir ortam.

(Merve Tuç ve Gökhan Genç)

Yapay zeka ile edebiyat dünyasını bir araya getirme fikri nasıl oluştu?

Yapay zeka bir dil üzerine kurgulanmış ve tasarlanmıştır. Aynı zamanda matematiksel bir yönü de vardır. Program,  dilin kabiliyetlerine dayalı olarak verimli veya verimsiz çalışıyor. Bizim edebiyatımızda olağanüstü ifadelerle betimlenmiş tasvirler var. Çok güçlü ifadelere dayandığı için sarih ve berrak bir neticeye ulaşmak adına kolaylık sağlıyor. Bizim dilimiz çok zengin bir dil. Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ndeki karakterlerin fotoğraf projesinden buraya evrilmesiyle aslında edebiyatımızın dilinin zenginliğine de dikkat çekmek istedim.

Türkçe oluşturulacak bir yapay zeka lazım

Blog yazınızda dili kullanma konusu hakkında “Dilimizin gücü nispetinde yapay zekanın veri tabanını oluşturan bilgi ağında bulunmalıyız” diye bir ifadeniz var. Biraz açar mısınız?

Benim aslında bahsetmek istediğim zihin zenginliğimizi de sağlıyor olması. Bu hayallerimizi kurmamızdaki zenginliğe kadar götürebilecek bir zenginliğe ulaştırıyor bize. Çünkü insanlar kavramlarla yaşıyorlar. Kavramlar anlamlara bunlar bağlamlara götürüyor insanı. Bizim kontekstimiz çok zengin. Geleneksel sanatlarımızdaki her alan disipline edilerek yani ne olduğu tam ortaya konularak veritabanı oluşturulması lazım. Hollywood’da bir yönetmenin üslubu vardır ve bu neredeyse kült haline gelmiştir. Örneğin siz Stanley Kubric sitilinde bir erkek oyuncu tasarlamasıni isterseniz bu tanım belli olduğundan,  yapay zekanın beslendiği internet veri tabanında bulunduğundan net olarak tasviri önünüze koyacaktır.  Türk sinemasında veya fotoğrafçılığında böyle bir üslubu belirlemek lazım. Çünkü onun veritabanında böyle bir disiplin, böyle bir veri yok. Artık üniversitelerin, akademilerin bunları disipline ederek yapay zekanın veri tabanına yüklemesi lazım. Eğer böyle bir kontekst oluşturursa ileride bizim geleneksel sanatlarımız da Türkçe oluşturulacak bir yapay zekanın veri tabanına yüklenir. Buradan daha fazla sonuç alıp daha farklı işler türetmemize olanak sağlar. 

Amerika’nın uzay macerasını neden biz de yapamayalım

Türkiye’nin uzay macerasıyla ilgili bir çalışma düşünüyordum. Bunun için bir görsel oluşturup hikâyeleştirerek bu işi yapay zekada tasarlatıp bir çizgi roman haline dönüştürmeyi düşünüyordum. Yani aslında Türkiye’nin uzay macerasının başlangıç aşaması yapay zekayla beraber birleştirilerek, tekstilden kırtasiyeye, oyuncak sektöründen roman, çizgi roman gibi sayamayacağım kadar fazla sektörün birlikte çalışmasını sağlayacak kapasite oluşturulacak bir çalışmaydı. Amerika’nın uzay macerasını düşünün. Belki de on yıllardır Amerika, NASA ve uzay macerası ile ilgili sayısız ürün sattılar ve bir piyasa oluşturdular. Bunu neden biz yapamayalım.

Yapay zeka “kusurlu” bir isim

Pek çok fikir ayrılıkları da oluyor yapay zekayla üretilmişlere sanat eseri deme noktasında. Siz nasıl tepkilerle karşılaştınız?

Özellikle bu isimlerin hepsinin kusurlu isimler olduğunu kabul etmek lazım. Yapay zeka “kusurlu” bir isim. Mesela yapay zekanın rüyası. Yapay zeka rüya görebilir mi? Yapay zeka sanat icra edebilir mi? Bu sergiden bir sene önce bile yapay zeka sanat icra edebilir mi diye bir tartışma başlatmak için bir yazı yazmıştım yani yapay zekanın yaptığına sanat denir mi? ile ilgili. Çünkü sanat; insana özgü durum, hal ve davranışlara, insan dışında hiçbir varlık haiz olamaz. Burada bahsedilen “özgünlük” yalnızca insana has olan durumlardır. En azından tüm bunları tecrübe ettiğini ifade edebilecek kabiliyette yaratılmıştır ki mesuliyete sahiplik etmesi de oradan gelir. Sanat nedir sorusunun tanımında ifade edildiği gibi, insanın hayal gücünün bir tezahürüdür. Hayal kurmak fiziki kanunlara tabii olduğu kadar, adeta çok değişkenli bir simülasyon uygulamasına da benzetilebilir ama sadece benzetilebilir. O değildir. Böyle bakıldığında insanın sanat yapan bir varlık olduğu gerçeği meydana çıkar. Yapay zekâ bir sanat eseri icra edemez ve ortaya koyamaz. Zaten kendisi başlı başına insanın eseridir.

Yapay zeka sanatçı ve alıcı arasında bir duvar oluşturuyor diyebilir miyiz? En azından edebiyat dünyası için alıcının hayal gücü somutlaşıyor ve belki de orada kısır bir alan yaratıyor, siz ne düşünüyorsunuz?

Bu bir alışveriş yani siz yapay zekadan soyut bir hayal gücünüzü betimlemesini istiyorsunuz ve bunu sürekli yapıyorsunuz bu sizi bir tükenme noktasına getirir mi diye düşünüyorsunuz. Ben bunu çok düşündüm aslında bu bir alışverişe dönüşecek. Çünkü sizin hayal ettiğiniz şey belki kısıtlı imkanlarla oluşturulabilen hayaldir. Hayal kurgulamakla devam eden bir şey olduğu için yani insan hayalini kurgular. Yapay zeka bunun size olan karşılığını somut olarak verdiği andan itibaren başka bir etkileşim daha başlamış oluyor. Bunun insanının hayal gücünü sömüreceğini şu an için düşünmüyorum ama tabii bu meselelerin felsefesini anlayan kişilerin bu işlerle uğraşması lazım yoksa belki sömürülebilinir.

İlgi alanlarını etki alanlarına dönüştürsünler

Aslında insanların yapay zekanın ilgi çekici tarafıyla karşılaşmasına bir kapı araladınız. Bu alana merakı olan kişilere nasıl tavsiyeler verirsiniz?

Bu işler alaka meselesi sizi cezbetmesi lazım yani her gün uğraştığınızda sizi sıkmayacak ilgi alanınız olmalı. Bu ilgi alanınızı en iyi şekilde disiplinlerden de faydalanarak, eleştirilere açık olarak ve farklı görüşlere kulak vererek yürütmek lazım. Yılmamak ve sevdiğinizin peşinde sürekli gitmeniz lazım. Bizim  bu yaptığımız yapay zekanın kabiliyetinin çok minik bir kısmı. Aslında yapay zeka otonom silah sistemlerinden teknolojinin her türlü alanına kadar insanın hayatını kolaylaştırabilecek kabiliyette bir sisteme dönüştürülebilir. Uluslararası sistemde yapay zeka ile ilgili söylenmiş çok ciddi söylemler var. Dünyanın sonunu getirebileceği, yapay zekaya kim sahip olursa dünyaya bundan sonra onun yön verebileceği gibi hatta Putin’in sözleri var. Böyle kabiliyetli bir şeyi dizgin altında tutmak lazım. Burada fişini benim taktığım şey nasıl bana zarar verir de diyebiliriz. O da farklı bir tartışma konusudur.

Önceki Yazı

Müzayedeler bu kez iyilik için ‘arttı’

Sonraki Yazı

Gitarist olacağımı hissetmiştim!

Son Yazılar