Yaşananlar her daim gündemimizde olmalı

/
12 dakikada okunur

Filistin Vakfı Başkanı Zeki Abdullah İbrahim Ararawi: “Filistin’de yaşananlar gündeme getirilmeli. Yeni yeni sesimiz gürleşmeye başladı. Artarak devam etmeli. Allahın izniyle çalışmak isteyen tüm kardeşler uzak demeden dünyanın her tarafından desteklerini bir şekilde verebilirler. Gazze ve Kudüs davasını kendilerine dava edinmeleri gerek. Bu yükü sadece Filistin halkına yüklemek yetmez.”

Filistin’de yaşananları yakından takip eden, projeler üreten Filistin Vakfı Başkanı Zeki Abdullah İbrahim Ararawi süreci, yaşananları, vakfın neler yaptığını Litros Sanat’a anlattı. Verilen desteklerin hissettirdiklerini şöyle anlatıyor: “Filistinli, İslami veya insani hassasiyet taşıyan sanatçılar, gazeteciler, şair, yazarlar, siyasetçilerin seslerini yükseltmesi hem bizleri hem halkımızı sevindiriyor ve yüreklendiriyor. Onların bu destekleri davaya bir hizmettir. Değişik alanda hizmet veren sanatçılar ülkelerinde bizlere destek verdiler. Güfteler yazıldı, besteler yapıldı. Ezgiler, marşlar üretildi. Şiirler, yazılar yazıldı. Gazeteci arkadaşlar yaşananları dünya gündemine göstermek, duyurmak için çalışıyorlar.”

Bize Filistin’deki son durumu anlatabilir misiniz?

Öncelikle verdiğiniz bu ehemmiyetten ötürü sizlerden Allah razı olsun. Şunuda özellikle belirtmek isterim ki Filistin davası sadece Filistinlilerin davası değildir. Dünya üzerindeki  müslümanların davası olmalıdır. Şu an yaşananları sadece günümüzün meselesiymiş gibi bakmamak lazım. Burada uzun yıllardır mücadelesi verilen bir dava var. 70 yıldır bu zalim ve diktatör rejim müslümanlara fiziki ve manevi olarak saldırılarını devam ettiriyor. Fiili işgallerini sürdürdükleri gibi Filistinlileri ahlaken asimile etmeye, yozlaştırmaya çalışıyor. Müslüman çocukların üzerinde her türlü kötülüğü yürütüyorlar. Aynı zamanda sürgünlere gönderiyorlar, işkence ediyorlar ve sürekli öldürüyorlar.

(Ahmet Dur ve Zeki Abdullah İbrahim Ararawi)

Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırılar sabırları taşırdı değil mi?

Mescid-i Aksa’ya yönelik işgal politikaları kesinlikle görmezden gelinemez, affedilemez ve kabul edilemez. Bununla birlikte uzun yıllardır orada yaşayan kadınların ve çocukların öldürülmesi ve birçok kötülüklere maruz kalması da affedilemez bir durum. Elbette anlatılan tüm bu durumların karşılığında Müslümanların da adım atması gerekiyordu. Ve bunun dışında da kardeşlerimizin içeriden almış oldukları bilgiler vardı. İsrail tüm gücüyle kardeşlerimize saldıracaktı. Bu çok net bir bilgiydi. Böyle bir durumun yaşanacağını bekliyorduk. Müslümanlar onların beklemediği şekilde daha önce davranmış oldu.

Dünya bizlere yapılanları görmezden geliyor

Yıllar boyunca şehit düşmüş, öldürülmüş ya da hayatını kaybetmişlerin dışında İsrail zindanlarında 5 binden fazla esir var. Bu esirlerin bilinen bir suçu yok. Sırf Filistinli olduklarından dolayı tutuklanan esirlerdir. Yıllardır bilinen bir durum olmasına rağmen Dünya’dan, Batı’dan bir ses çıkmadı. O zindanlarda 50 yıldır esir olarak kalanlar var. Onca yıldır kalmalarına rağmen ne sesleri duyuldu ne de görüldüler. Bu büyük bir zulümdür. Birkaç gündür iki yüz elliye yakın İsrail esiri oluştu. Hemen Dünya ayağa kalktı. 2007 yılından beridir  Filistin etrafı çevrilmiş bir açık cezaevi. Bir tarafı işgal güçleri tarafından tutulmuş kapatılmış diğer tarafı da işgal güçlerine tabii olan onlara hizmet eden kurum ve kuruluşlar tarafından kontrol ediliyor. Tüm Müslüman kardeşlerimizden istediğimiz dualarını eksik etmesinler. Ne yapabiliyorlarsa onu yapsınlar. Savaş nasıl başladı, nasıl gelişti, nasıl ilerledi bunu da iyi düşünsünler. Bu durumun iyi okunması lazım. İyi okunmasa yanlış yorumlar yapılabilir.

Dünya Müslümanlarının ilgisini nasıl görüyorsunuz. Protestolar, mitingler yapılıyor. Yapılanlar yeterli mi sizce?

Tabii ki. Az evvelde dediğim gibi Filistin’de yaşananlar sadece Filistinlilerin meselesi değil. Yine altını çizerek söylüyorum tüm Müslümanların meselesidir. O şekilde hareket edilmesi gerekir. Böyle bakacak olursak Müslüman ülkelerde yapılan eylemler, mitingler, protestolar bizlere güç verdiği gibi sevindiriyor fakat tam istediğimiz düzeyde değil. Gazze’de müslümanlar bir bedel ödüyorsa bütün bir ümmet olarak da böyle bir bedeli göze almamız lazım. Çünkü bu savaş apaçık belli ki İslamla ve Müslümanlarladır. Burada ümmetten beklentimiz karşımızdaki topluluğun bizlere davrandığı gibi bir olmalarıdır. Çünkü onlar öyle davranıyorlar. Kendilerini gizlemeden, saklamadan açık açık bütün platformlarda saldırıyorlar. Vuracağız, dağıtacağız, Gazze’yi yıkacağız gibi kelimeleri çok rahat sarf edebiliyorlar. Sözlü bütün desteklerini verdikleri gibi bunu fiiliyata dökebiliyorlar. Tüm dünya Müslümanları olarak bizimde  kamuoyunda büyük bir baskı oluşturmamız lazım. Öyle bir baskı oluşturmamız lazım ki bu durum Gazzeli Müslümanlara bir can suyu gibi olmalı.  Medyanın her alanında sesimizi yükseltmemiz lazım. Kimin hangi alanda uzmanlığı varsa o alanda çalışmalı ve sesi gür çıkmalı. Filistin’de yaşananlar gündeme getirilmeli. Yeni yeni sesimiz gürleşmeye başladı. Artarak devam etmeli. Allahın izniyle çalışmak isteyen tüm kardeşler uzak demeden dünyanın her tarafından desteklerini bir şekilde verebilirler. Gazze ve Kudüs davasını kendilerine dava edinmeleri gerek. Bu yükü sadece Filistin halkına yüklemek yetmez.

Onların destekleri bizi yüreklendiriyor

Sanatçıların, gazetecilerin, yazarların, şairlerin desteklerinden memnun musunuz? 

Filistinli, İslami veya insani hassasiyet taşıyan sanatçılar, gazeteciler, şair, yazarlar, siyasetçilerin seslerini yükseltmesi hem bizleri hem halkımızı sevindiriyor ve yüreklendiriyor. Onların bu destekleri davaya bir hizmettir. Değişik alanda hizmet veren sanatçılar ülkelerinde bizlere destek verdiler. Güfteler yazıldı, besteler yapıldı. Ezgiler, marşlar üretildi. Şiirler, yazılar yazıldı. Gazeteci arkadaşlar yaşananları dünya gündemine göstermek, duyurmak için çalışıyorlar. Çoğu bu yolda can verdi. Tüm ailesini kaybeden bir gazeteci kardeşimiz acısını bastırarak görev yerine döndü ve olayları can pahasına aktarmaya devam etti. Karşı taraf bu konuda daha başarılı. Ama çok şükür Müslümanlarda bu alanda seslerini yükseltmeye başladı. Sosyal medyayı iyi kullananlar da bu yolda çok iyi hizmet veriyorlar. Allah hepsinden razı olsun. Hep birlikte bir savaş veriyoruz.

Bu aşamalarda Filistin Vakfı olarak sizler neler yapıyorsunuz?

Filistin Vakfı kurulduğundan bu yana bütün çalışması Filistin için oldu. Gerçekleştirdiği çok sayıda projemiz var. Sağlıkta, eğitimde, tarımda, kalkınma da ve birçok alanda çalışmalar yapıyor. Şu aşamada Filistin için en büyük çalışmaları yapan bir kuruluşuz. Genelde kalıcı ve yararlı projeler yapmaya çalışıyoruz. Zeytin Ağacı projemiz kapsamında Filistin’de diktiğimiz binlerce zeytin ağaçları oradaki müslümanların hem tüketimi hem kalkınması için büyük faydalar sağladı. Açtığımız kuyular en zor zamanlarda ilaç gibi geldi. Çünkü İsrail suları ve kanalları kesti. Bu aşamada bizim kuyular imdada yetişmiş oldu. Özellikle acil yardım çalışmalarına ağırlık verdik. Sıcak yemekten tutunda, gıda kolilerine, yakıtlara, acil hastane malzemelerine kadar ihtiyaç var. Sağlıkta, eğitimde ve birçok alanda her türlü çalışmalarımız devam ediyor ve etmeye devam edeceğiz. Bu aşamada çok sayıda sivil toplum teşkilatlarının da desteğini görüyoruz.

 

Önceki Yazı

Üç maymunu oynamak ya da oynamamak

Sonraki Yazı

Gökte yapılan şehir: Kudüs

Son Yazılar

Sahnede kör oluyorum

Özellikle komedi yapımlarından tanıdığımız ama ters köşe yapan işlerle de seyircilerinin karşısına çıkmayı seven oyuncu Gökhan