Yerel yönetimler kültür, sanat ve tiyatro alanına yatırım yapmak zorunda(mı)dır?

7 dakikada okunur

Evet sevgili okur bu özgün sanat gazetesinde ikinci kez buluşuyorum sizinle, mutlu, mesut ve mesrurum. Bu gazetenin oluşum sürecini iyi bildiğim için, yazı yazmam istendiğinde heyecanlanıyorum desem yalan olmaz, özgünlüğünü ve cesaretini sevdiğim bir mecra. Neyse konumuz bu gazeteye güzelleme yapmak değil lakin konu başlığımızla bu gazetenin bir ilgisi var, ne mi? Hemen açıklayayım; bu gazete bir yerel yönetim projesi olarak hazırlanmakta ve siz değerli okura ulaşmaktadır çok iyi bildiğiniz üzere. O zaman soruyu tekrar sorup yanıtların peşine düşelim; yerel yönetimler kültür, sanat ve tiyatro alanına yatırım yapmak zorunda(mı)dır?

 

Bir yazar ve tiyatro sanatçısı olarak peşinen söyleyeyim; EVET! Ha tabidir ki, “Ne alakası var kardeşim, yol yapsın, millete aş dağıtsın, kenti yaşanabilir bir hale getirsin” diyen de olabilir, o zaman meseleyi biraz kuramsal düzeyde tartışalım sevgili okur.

 

Öncelikle temel bir kavramsallaştırma yapalım, “kültür” nedir? Bu acayip ve her insan kişisinin kendi yanıtının olduğu bir soru. Bizim memlekette ise daha ziyade kültür ne değildir üzerinden yürür tartışma. Meselenin kendisi üzerinde anlaşamadan, karşı tarafımıza aldığımız insan, düşünce veya inanç gruplarının kültür tanımının ne kadar da feci, nasıl da fena olduğu üzerinden açarız konuyu, kaçınılmaz olarak su bulanır ve bu arada her kurum meseleyi ideolojik bagajları yönünden değerlendirir. Bu da bize elle tutulur bir “kültür politikası” bırakmaz. Kişilere, inanç gruplarına ve şahsi beğeniye göre yönlendirilir ve koca bir kültür mirası tanımsız bekler ortada.

 

Ah sevgili okur pek doluyum bu konuda ve fakat sayfam ve satırlarım sınırlı, şu kısa zamanda hemen bir kültür tanımı yapmaya çalışayım; “Kültür bir toplumun veya toplumların geçmişten günümüze taşıdığı uygarlığıdır” tabi bu tanımlardan sadece birisi çünkü; ABD’li antropologlar A. L. Kroeber ve C. Kluckhohn kültür kavramının 164 tanımını belirlemişlerdir. (Erkan- Erkan; 1998)

Bu denli farklı tanım yapılabildiğinde elimizde tek yol kalıyor; Kendi uygarlığımız ve Dünya kültür birikimi arasında bağ kurarak toplumun genelinin kabulünü kazanacak temel bir kabul. Yapabiliyor muyuz? HAYIR!

 

Neyse bu konu uzar, biz başlığımıza dönelim, bu meselede “Yerel Yönetimler nerede durmalıdır?” Hızlıca söyleyeyim, işin tam da orta yerinde durmalıdır.

 

“Her kentin kendine has dokusu, mimarisi, iklimi, yaşam tarzı o kentlere bir kimlik, bir ruh kazandırmaktadır. Kent kültürü denilen olgu bu süreç içerisinde karşımıza çıkmaktadır. Gerek Batı gerekse Doğu dillerinde kent ve uygarlık kavramları yan yana kullanılmaktadır. Bu anlamda kentler yaşayanlar, yönetenler değişse bile tüm zamanların yaşandığı ve gelecek nesillere bilgi ve birikimin aktarıldığı mekânlardır. Kültürle ve uygarlıkla bağlantısında kentsel ortamlar üretici ve tüketicilerin aynı ortamı paylaştığı alanlardır.” (Güneş; 2007)

 

Buradan anladığımız nedir peki? Kültür ve sanat alanının iklime, insana, yapılanmaya ve gelenek göreneğe göre değiştiğidir. İşte yerel yönetimler bu noktada kültür sanat alanına yatırım yapmak ve yeni çıktılar oluşturmak zorundadır. Bakın “destek vermek” demiyorum, sevgili bürokrat ve yöneticilerimizden hasseten rica ediyorum, “Bu süreç içinde kültür ve sanata çok destek verdik” türünden açıklama yapmayınız.

Destek sözcüğü ile kültür sanat alanını bir araya getirmeyiniz, çünkü destek değil, yatırımlar yapmak durumundayız. Hani “Karıncayı bile incitmem deme, bile’den incinir karınca” diyor ya büyük şair Fuzuli, kelime seçim ve tanımlarımız o kadar önemli işte mesele kültür alanı olunca.

 

Özetle; genelde kültür sanat, özelde tiyatro tarihinin başlangıcından itibaren kamu, kurum ve kuruluşları tarafından yatırım yapılmanın mecburi olduğu alanlardır. Bunu yapmadığınız sürece, Kültür emperyalizminden ve bir türlü şehirleşememekten yakınır durursunuz. Tabi bu alana yatırım yapmak için önce tanımlamak gerekir değil mi? Hadi baştan başlayalım ve önce kültür alanını tanımlayıp, bütün ülke insanını kapsayacak bir kültür sanat politikası belirleyelim, çok geç olmadan! Sevgilerimle…

Önceki Yazı

Muhteşem Gatsby’nin kusursuz aşkı

Sonraki Yazı

Contemporary İstanbul’dan yerele odak: CI Bloom

Son Yazılar

Alyoşa’dan aşk ile selam

Sanat ajandası, sanat dolu bir sayfa ile karşınızda. Bu sayımızda sanatçı Aliye Berger’in hikayesini anlatacağız. Aliye