Yerli karakterler animasyon sektörünü zirveye taşıdı 

/
20 dakikada okunur

Animasyon film sektörü bugünlerde altın çağını yaşıyor. Birbiri ardına vizyona giren animasyon yapımlar gişede rekorlar kırıyor. Bunda en büyük etken ise yerli ve milli karakterlerin filmlerde yer alması olarak gösteriliyor. Sektör temsilcilerinden yapımcı Murat Kaya, yönetmen Nurullah Yenihan ve senarist Arzu Demirel, “Çizgi filmi ve çocukları seven bir toplum olarak kendimize ait filmleri izlemek daha cazip bir hal alıyor. Sinemada kültürümüzden öğeleri, gelenek göreneklerimize uygun içerikleri, yerli ve milli üretimleri barındıran yapımlar ebeveynler üzerinde de gönül rahatlığı oluşturdu. Sinemaseverlerin bu yerel karakterlere olan ilgisi de yabancı filmlere karşı bizim daha güçlü olarak vizyona çıkmamızı sağladı.” şeklinde konuşuyor. 

Türkiye’de animasyon sektörü önemli değişim ve dönüşümler yaşıyor. Özellikle son 15 yılda devletin desteği ve TRT Çocuk kanalının açılmasıyla birlikte büyük bir ivme yakaladı. Bu zamana kadar bize ait yapımlar pek yokken artık yerli üretim çizgi filmler yapılmaya başlandı. Ve çocuklar Batı’nın sanal kahramanı olan Örümcek Adam, Superman, Batman yerine Türk yapımı ürünlere yöneldi. Aileler de kültürlerini anlatan, milli mesajlar veren ve kendi çocukları gibi olan bu karakterleri sevdi. Çizgi film sektörü bu başarısını beyaz perdeye de taşıdı. Zamanla sektörde çalışan emekçilerin sayısının artması ve bu anlamda lisans eğitimlerinin başlaması daha kaliteli işler yapılmasını da sağladı. Ve çıkan yapımlar gişede büyük başarılar elde etmeye başladı. Bugün artık çocuklar beyaz perde de izlediği  “Aslan Hürkuş” serisi ile milli teknolojiden haberdar oluyorken “Nasreddin Hoca Zaman Yolcusu” filmiyle  Anadolu’nun dünyaca ünlü ismiyle tanışıyor. “Rafadan Tayfa” serisi ile bugün unuttuğumuz mahalle kültürünü izleyip ülkenin farklı coğrafyalarını gezerken, Mannu Çanakkale’de filmi ile tarihe tanıklık ediyor. Peki bugünlere nasıl geldik? Sektördeki gelişmeleri, gişedeki başarının nedenlerini ve yapımlardaki yerli, milli vurgusunu yapımcı Murat Kaya, yönetmen Nurullah Yenihan ve senarist Arzu Demirel anlattı. 

Kendi kahramanlarımızı nesillere tanıtmalıyız

Nurullah Yenihan (Yönetmen): Türkiye’de animasyon sektöründe son yıllarda önemli dönüşümler yaşanıyor. Eskiden Türk yapımı animasyon filmler bu kadar yaygın değildi ve yapımların kalitesi uluslararası standartlarda değildi. Ancak son yıllarda Türk yapımı animasyon filmlerde yüksek kaliteli animasyon, sofistike görsel efektler ve sürükleyici hikâye anlatımına doğru bir kayma var. Sonuç olarak, bu filmlerin popülaritesi hem yerel hem de uluslararası olarak arttı ve Türk yapımları küresel pazarda da daha fazla yer buldu.  Yerli pazarda ilgi görmesi yapımların ve yapımcılarında sayısını arttırdı. Bununla birlikte yetişmiş insan gücü sayısıda artmaya başladı. Endüstrinin Türkiye’deki gelişimi açısından umut verir hale geldi.

Popüler olan değil kaliteli olan tercih ediliyor

Son yıllarda Türk yapımı animasyon filmlere olan ilginin artmasında birçok faktör rol oynuyor. İlk olarak, yerel yapımcıların animasyon, görsellik ve hikâye anlatımı açısından uluslararası standartlarda animasyon filmler üretmesi ile filmlerin kalitesi arttı. Ayrıca, sinemaseverlerin yerel karakterlere olan ilgisi yabancı filmlere karşı bizim daha güçlü olarak vizyona çıkmamızı sağladı. Popüler dizilerden tanıdık karakterlerin kullanılması da çocukları sinemaya çekmede başarılı oldu. Seyirci sevdiği karakterleri sinemada izlemeyi sevmiş ve sonucunda iyi hasılatlar yapılmaya başladı. Geçmiş yıllarda popüler olamayan fakat içerik açısından çok güçlü yapımlar sinemalarda yer bulmuş, fakat beklenen gişeyi yapmakta zorlanmış. Günümüze geldiğimizde Tay filmi bu durumu değiştirdi. Popüler içerik olmamasına rağmen iyi bir gişeye ulaştı. Bu da bize seyircinin popüler içerikler dışında filmlerin konuları ve kalitelisini de seçmeye başladığını gösterdi.

Gerçek hikâyelerimizi anlatmalıyız

Bizim coğrafyamızda yetişen ve nesillerden nesillere masalları ve hikâyeleri anlatılan kahramanlarımız var. Bu kahramanlar, kültürümüzün önemli bir parçası ve yeni nesillerin de tanıması gereken değerli miraslarımız. Bu kahramanları, günümüzün hikâye anlatıcıları olarak yeni nesillere anlatmamız gerekir. Yabancı karakterlerin sanal hikâyeleri yerine, bizim gerçek karakterlerimizin hikâyelerini onlara aktarmalıyız. Yeni nesillerin bu kahramanlarımızı tanıması ve sevmesi, milli varlığımızın güçlenmesine ve kültürümüzün korunmasına katkı verecek. Gelecekte bizden olan kahramanları daha fazla görmeye başlayacağız sinemalarda. “Nasreddin Hoca Zaman Yolcusu”nun ikinci filmi yolda. Bir yandan Tomris Hatun’un çocukluğunu anlatan bir film yapmaya başladık. Bizim kahramanlarımızı önce kendi çocuklarımızla daha sonra dünya çocuklarıyla buluşturmaya devam edeceğiz. Bizim bir sloganımız var, ‘Dünyayı çizgi filmler değiştirecek’ şeklinde… Bunuda bizim kahramanlarımızla yapacağız inşallah.

Devlet çizgi film sektörünü destekledi

Arzu Demirel (Senarist): Türkiye’de animasyon sektörü 2008 yılında TRT Çocuk kanalının açılmasıyla hızlı bir ivme ile büyüdü. İlk yıllarda animatör, çizer, rig uzmanı bulmak çok zordu. Bir çizgi filmin renderı (çıkış alımı) günler sürüyordu. Bugün ise animasyonun her teknik aşamasında uzman insanlara ulaşmak mümkün.  Teknik anlamda olanaklarımız ve imkanlarımız animasyonun emekleme yıllarına nazaran çok daha iyi. Bu gelişimin sonucunda bugün birçok yerli çizgi filmlerimiz ve kahramanlarımız var. Hem 3D hem 2D yapımların kalitesi giderek artıyor. Bu hızlı gelişim elbette memnun edici. Ama yeterli bulmuyorum. Sektörün daha fazla gelişime ihtiyacı var. Bugün animatörlerimiz, çizerlerimiz ilk yıllara nazaran daha çok olsa da hala yeterli değil. Projelerde teknik ve sanatsal yeterlilik anlamında uzman insan bulmakta hala zorlandığımızı görüyorum. Evet artık daha fazla üniversitede çizgi film ve animasyon bölümü var. Bilgisayar destekli animasyon bölümlerinde de teknik anlamda eğitimler verildiğini görüyorum. Aslında sorunun yetişen sanatçı sayısının azlığında değil, animasyon ve çizgi film için yetiştirilen yeteneklerin oyun sektörünü kaymasından kaynaklandığını düşünüyorum. 

Çocuklar kültürel etkinlikleri seviyor

Türkiye’de çizgi film her daim çok büyük bir ilgi gördü aslında. Çünkü ebeveynler için çocuklarıyla birlikte sinemaya gitmek çok kıymetliydi. “Buz Devri” 2002 yılında 344 bin 662 seyirciyle buluşurken, bu rakam 2009 yılında “Buz Devri” 3 ile 1 milyon 434 bin 381’i ulaştı. Maalesef on beş yıl önce bizim kendimize ait çizgi filmlerimiz yoktu. TRT Çocuk kanalının açılmasıyla ve devletin çizgi filmi desteklemesiyle kendi çizgi filmlerimizi yaratmaya başladık. Keloğlan masalları, Nasreddin Hoca fıkraları hep çocukları eğlendirmek, güldürmek için türemiş eserler. Bu kahramanlar dahi aslında çocuğa dair kültürel etkinlikleri seven bir toplum olduğumuzu gösteriyor. Böyle olunca “Rafadan Tayfa”, “Nasreddin Hoca” gibi çizgi filmlerimiz gişe rekorları kırıyor. 

Kendimize ait filmleri izlemek daha cazip

Vizyona giren filmlerin çoğu çizgi film olarak zaten sevilen yapımlar. Bunun da seyircide etkili olduğunu düşünüyorum. Çünkü seyirci sinemaya gidince ne ile karşılaşacağını biliyor. Çizgi filmi ve çocukları seven bir toplum olarak kendimize ait filmleri izlemek daha da cazip bir hal alıyor. Türk yapımı animasyona olan ilginin artmasında hem kültürel genlerimizden gelen çocuğa değer verme eğiliminin hem çok daha iyi filmlerin yapılıyor olmasının etkili olduğunu düşünüyorum. Özellikle ülkemiz coğrafyasını çizgi filmin renkli dünyasında görmek çok keyifli. Yakın zamanda “Elif ve Arkadaşlarının” ilk sinema filmi vizyona girecek. Bende senaristlerinden biriyim. Film Kapadokya’da geçiyor. Öyle büyülü bir yer ki… Her köşesinden ayrı bir hikâye ayrı bir güzellik çıkıyor. Böylesine güzel bir yerde çocuklar tarafından çok sevilen kahramanlarımızın hikâyesini işlemek çok kıymetli diye düşünüyorum. Çocuklar hem eğleniyor hem ülkemizin eşsiz güzellikleriyle tanışıyor. 

Sektörde zirveye ulaşsak da eksiklikler var 

Murat Kaya (Yapımcı): Ülkemizde 2 boyutlu çizgi filmler ile başlayan serüven bugün teknolojinin ve uzmanlaşmanın etkisi ile yurt dışındaki rakipleri ile rekabet eder hale geldi. Sektörümüzün ilerlemesi kamu yayıncısı olan TRT Çocuk kanalı ile ivme kazandı. TRT’nin sektöre vermiş olduğu katkı ile yeni projeler ortaya çıktı ve yeni istihdamlar oldu. Tüm bunların etkisi ile animasyon sektörü 30 yıllık serüveninde zirve noktaya ulaştı. Ancak sektörün çözmemiz gereken birçok problemi bulunuyor. Bu anlamda birkaç hususa dikkat çekmek isterim. Öncelikle işimizin olmazsa olmaz kısmı üretim noktasında ihtiyacımızın bel kemiği olan personellerimiz. Animasyon alanının gelişmekte olan bir sektör olması sebebi ile üniversitelerden yeterli donanıma sahip personel maalesef çok az yetişiyor. Bu personelleri istihdam ettiğimiz noktada oryantasyon süreçlerimiz çok fazla uzuyor. Personellerimizi yetiştirmek için gösterdiğimiz emek neredeyse mektepli bir personelin aldığı eğitim süresi kadar olabiliyor. Animasyon üretimini geliştirmek ve çoğaltabilmek için bu kısmı bir şekilde çözmemiz gerekiyor. Bu anlamda attığımız çok ciddi adımlar var, inşallah yakın zamanda meyvelerini toplayacağız.

Kendimizi geliştirerek yolumuza devam ediyoruz

Sinema sektörü pandemi ile beraber çok ciddi kan kaybetti. Dijital platformlar ve sosyal mecralar daha da öne çıktı. Sinemaların kan kaybettiği bu dönemde yerli animasyon filmleri bu durumdan daha az etkilenerek ön plana çıktı ve üretilen yapım sayısı artış gösterdi. Gelinen bu noktada sürecin aynı hızla devam edeceğini ön görüyoruz. Bu yapımların arasında pandemi döneminin en çok izlenen animasyon filmi olan “Aslan Hürkuş Kayıp Elmas” öncü oldu. Filmimiz birçok yapımcı arkadaşımızın filmlerini beyaz perdeye çıkarması konusundaki endişelerini ortadan kaldırdı. “Aslan Hürkuş” serisinin ikinci filmi “Aslan Hürkuş Görevimiz Gökbey” 2022 sonunda vizyona girmiş 1 milyon bandında izleyiciye ulaştı. Animasyon serimizin 3. filminde 2023 yılı ekim ayında vizyona çıkacak ve toplamda seri 6 film olarak son bulacak. “Aslan Hürkuş”a çocuklarımızın ilgisi Aslan karakterini TRT Çocuk ekranlarında yıllardır tanımalarının ve yerli eğitim uçağımız Hürkuş’un her çocuğun içinde olan uçak ve havacılık sevgisini çok iyi karşılaması. 2 yerli ve milli karakterimizin bir araya gelerek sunduğu macera dolu serüven çocuklarımızı sinema salonlarına çekmiş, onlara yerli ve milli üretim bilincini aşıladı. İçerik ve karakterlerin tanıdık olması yapımın sinemaya taşındığında olumlu etki gösteriyor. Sinema salonuna giden izleyici bilmediği bir yapımdansa, bildiği ve aşina olduğu yapımı tercih ediyor. Kendi yapımımızdan örnek verecek olursak; Aslan çizgi dizimiz her gün yayınlanmaya devam ediyor. Sevilen bir yapım olması, pedagojik açıdan çocuklara uygun olması, hikâyesinin izleyici tarafından benimsenmesi yapımın sinema salonuna taşındığında da etkisini gösteriyor. Bir de filmimizi izleyip olumlu düşüncesini ileten izleyicilerimizde daha önce yapımımıza aşina olmayan diğer izleyicilerimizide olumlu etkiliyor. Sinemada kendi kültürümüzden öğeleri, gelenek göreneklerimize uygun içerikleri, yerli ve milli üretimlerimizi barındıran yapımlar ebeveynler üzerinde de gönül rahatlığı oluşturdu. Biz de her geçen günde kendimizi geliştirerek yolculuğumuza devam ediyoruz. Sinema filmlerimizde bulunan TUSAŞ üretimi yerli ve milli yapımımız olan Hürkuş’ ta Aslan karakteri ile güzel bir uyum sağlıyor. Filmimizi izleyen çocuklarımızda uçak mühendisi olma hayali ile salondan ayrılıyor. Bu anlamda yerli ve milli üretimi zenginleştirmek, devamını sağlamak için filmlerimizde elimizden gelen tüm katkıyı sağladığımıza inanıyoruz.  Ülkemizde animasyon alanındaki üretim çokluğu sinema izleyicisine yerli yapımlar ile ilgili etkili ve güzel seçenekler oluşturdu. Tabii ki animasyon üretiminde gelinen noktanın da etkileri var. 

Önceki Yazı

Kaligrafi izleyiciyi manipüle etmeli

Sonraki Yazı

Bir Ramazan eğlencesi biçimi olarak orta oyunu ve gölge oyunu

Son Yazılar

Bir değirmendir bu dünya

Muhtârî’nin “Men be-pây-ı hod in hatâ kerdem/Tâ be-destâ renc gestem âsiyâb” (Ben kendi attığım yanlış adım