Yüce Fedai Kemal Tahir

12 dakikada okunur

Mutlak olan bir görüş varsa o da Kemal Tahir’in Türkiye’nin ve Türk insanın özel yapısında onun dramını ararken, onu bütünleştiren parçalanmasını önleyen kolektif vicdanın temsilcisi konumuna vardığı gerçeğidir.

Uygarlıkların büyük atılımlarında ilk hamle her zaman büyük düşünürler, kâmil insanlar olan yazarlardan gelmiştir.  Bu cesur hamle onların hayatlarına da mâl olsa tarih boyunca hiç değişmeden tekrar etmiştir.

Kendisine İbn-i Arabi’nin tasavvuf ilahiyatını örnek alan Rönesans’ın önder eseri ‘İlahi Komedya’nın yazarı Dante Alighieri, Floransa’dan ve kiliseden kaçarak canını kurtarmış, Câbir Bin Hayyan’dan etkilenerek ‘Ütopya’yı kaleme alan Thomas More, İngiliz Sarayı zindanlarında yok olmaya terk edilmiş, Lord Byron ülkesi İngiltere’yi terk etmiş, kilise tarafından aforoz edilen Tolstoy, Astapovo köyünün tren istasyonunda tek başına son nefesini vermiştir. Batı’da Sokrates’in baldıran zehrini içmesi, Anadolu’da Efes-Milet Medeniyetlerinin büyük filozoflarından feyz alan Atina Felsefe Ekolünün hocası Pisagor’un Sicilya’ya kaçmak zorunda kaldığı ilk örneklerden başlayarak, gerçeği dile getiren, toplumuna ışık tutan yazar ve sanatçıların canlı canlı yakılma dahil büyük işkencelere, uğraması sık görülen bir vakadır.

Buna karşılık gerek diğer Asyatik kavimler ve özellikle Türk toplumlarında ise bilgelik, yazarlık, âlimlik en yüce insan mertebesidir.

Atatürk’ü kullandılar

Özellikle İslam inancından sonra gelişen Türk devletleri ve Abbasi Halifeliğinde ilim adamları ve kitap yazarları toplumun en asil en yüksek sınıfını teşkil eder büyük itibar ve şerefle ödüllendirilirler.

Selçuklu ve Osmanlı devletleri içinde aynı kural geçerlidir. Cumhuriyet’in başlangıcı bu geleneği devam ettirse de Atatürk’ün vefatıyla birlikte, büyük bir histeri nöbetiyle Batı’ya, sömürgeci, ırkçı düzenin iktidarına teslim olan, Alafranga elitler hakimiyeti ele geçir geçirmez hem düzeni altüst etmiş hem de büyük kültürel, sosyal geleneklerimizin hunharca yok edilmesine göz yummuşlardı.

Bunu da ömrü boyunca Batıyla savaşmış, büyük Türk- İslam medeniyetini yeniden diriltmek en büyük amacı olan Atatürk’ün adını hiç utanmadan kullanarak yapmışlardır.

Oğuz Atay anlayabildi

İşte Kemal Tahir bu büyük değişim döneminde korkmadan, yılmadan, kültür ithalatçısı Batı müritleri ile tek başına mücadele eden bir yüce fedaidir.

Hallacı Mansur “Her gerçek bir kıvılcım ister, ilk kıvılcımı yakanlar yüce fedailerdir.” diyor.

“Kemal Tahir Türk tarihine eğilirken zengin kültür geleneğimizden esaslı bir şekilde yararlanma gereği duyan ilk romancımızdır” sözü Oğuz Atay’a aittir.

Oğuz Atay dürüstçe Kemal Tahir hakkında gerçek fikrini söyleyen vicdanlı bir yazardı ve bu yüzden sağlığında, çevresindeki ‘aydın’ sefaletinin iç yüzünü anlattığı romanları hiç ilgi görmedi, genç yaşta vefatından otuz yıl sonra sadece bireyi ön plana alan bu öz eleştiri romanları kült haline getirilirken, toplumsal, Türk insanın gerçek yüzünü anlatan son eserleri yine mahirce göz ardı edildi. Kemal Tahir’in ise 1965 yılında yazdığı ‘Yorgun Savaşçı’ beğenilen son eseridir.

‘Devlet Ana’ şaheserdir

Eşim Halit Refiğ’in bir film teklifi üzerine hazırladığı ‘Osman Gazi’ senaryo taslağını, pahalı bulan film şirketi projeden vazgeçince, daha önce fikrini almak üzere götürdüğü Kemal Tahir bu taslak üzerinde bir yıl çalışarak baş yapıtı ‘Devlet Ana’ romanını yazar. 1968 yılı Kemal Tahir’in hayatında bir dönüm noktası olacaktır.

Batıcılar, Ortodoks Marksistler ve liberaller tarafından hasım, gerici, dönek ilan edilirken, anti-Batı fikirleriyle muhafazakâr çevrenin hayranlığını kazanıyor, ayrıca ilk defa bir kitabından eline geçen telif ücretiyle araba ve daire sahibi oluyordu.

1938 yılında Nazım Hikmet’in Yavuz zırhlısında isyan çıkarması davasında, kardeşi Nuri Tahir’e okuması için verdiği iddia edilen solcu kitaplara dayanılarak 15 yıl ağır hapse mahkum edilen ve 12 yıl sonra 1950’de genel aftan yararlanarak özgürlüğüne kavuşan Kemal Tahir şimdi hayatının ikinci mahkumiyetini yaşıyordu.

Edebiyat ve düşünce tarihimizde üstünde en şiddetli tartışmaların yaşandığı eser hiç kuşkusuz “Devlet Ana” olmuştur.

Ölümü çok trajiktir

İsmail Cem, Bülent Ecevit, İlber Ortaylı vb. birkaç dürüst yurtsever aydının dışında, batıcı aydın kesimi topyekün Kemal Tahir’e cephe alıyor, onu gericilik, Osmanlıcılıkla suçlayarak ‘Devlet Ana’ kitabının edebi bir değer taşımadığını ileri sürüyorlar. Kendisine ün sağlayan ve hakkında ilk kez maddi rahata kavuştuğu ‘Devlet Ana’ romanın yarattığı fırtınalar devam ederken 1970 yılında akciğer kanseri teşhisi konulan Kemal Tahir’in sol akciğeri tamamen alınmıştır.

Çankırı- Çorum- Malatya ve Nevşehir cezaevlerindeki 12 yıllık mahkumiyeti sırasında içtiği en ucuz tütünden kalitesiz sigaralar bir akciğerini kaybetmesine neden olmuştu.

Büyük bir azim ve metanetle iyileşmeye başlayan usta yazar ‘Batı Çıkmazı’, ‘Topal Kasırga’, ‘Şeytan Aldatması’ tasarımlarını tamamlayamadan 21 Nisan 1973 akşamı davetli olduğu bir aydın toplantısında kendisine M.T. tarafından yöneltilen ağır sözler ve tartışma sonrasında eve dönüşünde kalp krizi geçirerek başını dayadığı 23 yıllık vefakar eşi Semiha hanımın dizinde vefat etmiştir.

Hakaret ve hayranlık

Yalnız Türk edebiyatı değil dünya edebiyat tarihinde eşi benzeri bulunmayan aydınların Kemal Tahir’e yönelik hakarete varan görüşlerinden bazı örnekler:

“Türkiye’de sosyalistler çarpıcı mücadelenin devamıdırlar. Türkiye’de yenilikçi akımların en son sahibidir. Ebu Cahil Kemal Tahir ise bir gericidir. Bir Osmanlı sevdalısı, fakat aynı zamanda Mustafa Kemal Paşa hayranıdır… Aynı zamanda bir İttihat ve Terakki hayranıdır… Ebu Cahil Kemal Tahir aslında Türkiye’nin tüm cahillerinin babasıdır.”  (Yalçın Küçük)

“Kemal Tahir cezaevine Marksist girer anti-Marksist çıkar…”  Şükran Kurdakul

“Klasik anlamda bir çeşit ruh hastası…” (Refik Erduran)

“Bilinen tarih gerçeklerini çarpıtıp içine soğan doğrar…” (İlhan Selçuk)

‘Gerici’, ‘cahil’, ‘psikopat’ gibi hakaret içerikli tepkilerin yanı sıra ona büyük hayranlık ve takdir duyanlar elbette vardı:

“Bir neslin yüz akıdır Kemal Tahir. Türk düşüncesine ufuklar açmıştır. Türk romanın en yiğit, en güçlü, en büyük temsilcisidir. Belki de çağdaş romanın demeliyim.”  (Cemil Meriç)

“Kemal Tahir halkın yararına bir tarih ve kültür yorumunun ilk örneklerini, çoğunluğun bir büyük suskunluk içinde olduğu, anlayıp göremediği yıllarda cesaretle söylemiştir.” (İsmail Cem)

Önceki Yazı

Naylon Zamanlarda Ramazan’ı Yaşamak

Sonraki Yazı

Bu Dizileri İzleyen Terapi İstiyor!

Son Yazılar

Suveydâ Vizyonda

Usta yönetmen, senarist ve yapımcı Mesut Uçakan'ın yeni filmi "Suveydâ" izleyicisi ile buluştu.