Yunus’tan Akif’e “Şiir ve Şuûr”

4 dakikada okunur

“Yunus Emre’den Mehmet Akif’e Anadolu İrfanı: Şiir ve Şuûr” programı çevrim içi olarak izleyiciyle buluştu. Prof. Dr. Hayati Develi ve Prof. Dr. Fatih Andı, şairlerin Türkçe diline sunduğu katkıları ele alırken müzisyen Aykut Kuşkaya ise Akif ve Yunus’un şiirlerinden bestelenmiş eserleri seslendirdi.

Tasavvuf ve halk şairi Yunus Emre ile İstiklâl şairi Mehmet Akif Ersoy, Esenler ve Sultanbeyli Belediyesi’nin iş birliği ile gerçekleştirilen “Yunus Emre’den Mehmet Akif’e Anadolu İrfanı: Şiir ve Şuûr” adlı programda Türkçe diline sundukları katkılarla ele alındı. Moderatörlüğünü Serdar Tuncel’in üstlendiği programda, Prof. Dr. Hayati Develi ve Prof. Dr. Fatih Andı’nın konuk olduğu Aykut Kuşkaya ise Akif ve Yunus’un şiirlerinden bestelenmiş eserlerle kulakların pasını sildi. Program, Esenler Belediyesi Şehir Ekranı TV üzerinden canlı olarak izleyiciyle buluştu.

BÜYÜK MEDENİYET DİLİNE UZAK DÜŞTÜK

Anadolu’nun en doğusundan Balkanlar’ın en batısına kadar Türkçe dilinin hâkim olduğu her yerde Yunus Emre’nin tanınır ve bilinir olduğunu belirten Prof. Dr. Hayati Develi “O’nu 700 yıldır bizim kültürümüzün temel taşlarından biri haline getiren Türkçe’dir. Yunus, Türkçesiyle halkın gönlüne girmiş, İslâm’ın en naif ve en coşkulu halini tebliğ etmiştir. İşte bu nedenle Yunus unutulmadı ve halkın hafızasında derin izler bıraktı” dedi.

Türkçe’nin Anadolu coğrafyasında yayılması ve olgunlaşmasında Yunus Emre’nin önemli bir rol oynadığını söyleyen Prof. Dr. Fatih Andı ise şunları söyledi: “Yunus Emre, Cemal Süreya’nın dediği gibi Türkçe’nin süt dişleriyle konuşmaya başlamıştı. Zaman içinde Yunus’un dili bizim İslâm medeniyeti ile zenginleşerek bugünlere geldi. Mehmet Âkif Ersoy’un ise kendi çağında Türkçe dilini en güzel ve en verimli kullandı. Biz bugün büyük medeniyet diline uzak düştüğümüz için Akif’i anlayamıyoruz.”

DÜNYAYA İSLÂM PENCERESİNDEN BAKTILAR

Yunus Emre ve Mehmet Akif Ersoy arasında 600 yıl olmasına rağmen her ikisinin de dünyaya İslam penceresinden baktığını ifade eden Prof. Dr. Hayati Develi, “Yunus Emre’nin ilahi aşktan ve Allah’tan bahsetmediği bir şiir yoktur. Mehmet Akif’in de İslâm’ı dert etmediği bir şiiri yoktur. Biri şiirlerinde tasavvufi anlamda deruni yansımaları, öbürü ise toplumsal bağlamda politik yansımaları anlatıyor. Entelektüellerin bu iki şairimizi anlayabilmesi için Türkçe diline çok iyi bir şekilde hâkim olmalıdır” diye konuştu.

Önceki Yazı

Ortak Atasözleri Sözlüğü Çıktı

Sonraki Yazı

100. Sayıda ‘Eleştiri Zamanı’

Son Yazılar

Filistin İçin Bir Akademi

Filistin insanlığın tarihi kadar derin. Eriha şehrini ziyaretimiz sırasında en eski yerleşim yerlerinden biri olduğunu öğrenmiş