Zarif şair: Cahit Zarifoğlu

18 dakikada okunur

Yedi Güzel Adam’dan yitirdiğimiz ilk güzel adam Cahit Zarifoğlu, “Sultan” şiirinde şöyle söylüyor: “Seçkin bir kimse değilim / İsmimin baş harfleri acz tutuyor / Bağışlamanı dilerim”. Yaşım gereği kendisi ile tanışma, hasbihal etme fırsatım olmadı. Kitap kapaklarında, afişlerde, dergilerde ve internetteki fotoğraf ve resimlerden tanıdım simasını. Bir şair kendisini bu kadar mı iyi tanımlar diyorum fotoğraflarına bakıp yukarıdaki dizeleri okuyunca. Bir de bize yadigârı; ailesini tanıma fırsatım oldu. Yedi Güzel Adam’ı o anlattı ve bir efsaneye dönüştü. Her şiiri dilden dile dolaştı durdu. Ardında onlarca eser bıraktı. Yıllar yılı Beyan Yayınları tarafından ulaştı okuyuculara. Şimdi de Ketebe Yayınları, Zarifoğlu’nun tüm eserlerini tekrar yayımladı. Şimdilik 22 kitaptan oluşan bu serinin 6’sı Cahit Zarifoğlu tarafından 7’den 77’ye herkes için yazıldığı ifade edilen özgün eserlerden oluşuyor. Tekrar tekrar okunması dileğiyle.

 

Önerdiklerim

Bir Kelime Daha / Cahit Zarifoğlu / Ketebe

“Bir Kelime Daha”, Zarifoğlu’nun Mavera, Yeni Devir ve Millî Gazete gibi süreli yayınlarda kaleme aldığı, edebiyat konulu yazılardan oluşuyor. Cahit Zarifoğlu Bir Kelime Daha’da, elinde yazar olmanın bir reçetesinin olmadığını söylese de şiire, şiirin nasıl yazılabileceğine ve yazılamayacağına, romanın mahiyetine ve kurmacanın oluşumuna dikkat çekerken diğer yandan süreli yayınlara ve edebiyat ilişkilerine değiniyor, önemli eserleri ve yazarları irdeliyor. Bu kitap; şairin şiire, edebiyata ve sanata nasıl baktığını ortaya koyuyor, metinlerindeki fikirsel arka planı ve düşünsel tavrı anlamaya yardımcı oluyor. Bir Kelime Daha, şüphesiz onun başta şiirleri olmak üzere, metinlerinin uçsuz bucaksız okyanusuna doğru açılıyor. Çünkü bu yazılarla şair, yine onun ifadeleriyle söyleyecek olursak okurlarına cömertçe “bir kelime daha uzatıyor”.

 

Okuyucularla / Cahit Zarifoğlu / Ketebe 

 

Cahit Zarifoğlu, okuyucuların ürünleri kadar onların fikirlerine de büyük önem vermiş; ülkesinde ve Müslüman coğrafyalarda yaşanan gelişmeler hakkındaki görüşlerini aktarırken okuyucularından da fikirlerini sunmalarını talep etmiştir. 1984’te Yeni Devir’de “Yazışmalar” adlı sütunda okuyucularıyla olan iletişimini aynı heyecanla sürdürmüştür. Ardından çeşitli günlük gazetelerde “Beşinci Sütun” ve “Dokuzuncu Sütun” başlıkları altında, gelen mektuplara cevaplar yazmaya devam etmiştir. Son olarak Kadın ve Aile dergisindeki “gerçekten şair ya da hikâyeci adaylarının yetişeceği bir fidanlık olarak kullanmak istiyoruz” dediği “İlk Adımlar” bölümünde yazmıştır. Okuyucusuyla kurduğu bağı ömrü vefa ettikçe koparmayan Zarifoğlu, son günlerinde yazdığı cevapları Ahmet Bilgili’ye uzatıp şöyle demişti: “Bunları bu sayıda yayımlayalım Ahmet, ömrümüz yeterse devam ederiz, etmezse ne yapalım?”

 

Yaşamak / Cahit Zarifoğlu / Ketebe 

 

Bir kelime şiire girdiyse değişir çünkü yeniden inşa edilir. Yaşamak da Cahit Zarifoğlu’nun yeniden tanımladığı bir kelime. Zira o, tüm bilinmezliği ve sıradanlığı, huzuru ve kaygısı, aydınlığı ve esrarı, korkusu ve yakarışı ile yeryüzündeki yolculuğunu sürdürmüş; her adımında kendisi olarak ve ânı kendisinin kılarak apayrı bir yaşamak inşa etmiştir. Sisin örttüğü demiryolunda ağır aksak yola çıkan tren, şairin çocukluk hatıralarının başkenti Silvan’a doğru ilerlerken Yeni Camii’nin avlusu, sessizliği kolundan tutup çeker yeryüzüne. Koca medeniyetin içinde kendine yurt arayan ruhlar, yalnızlıktan yontulan büyük anlara acziyetle bir kez daha eğilir. Yaşamak’ta günlerin kendisinden ziyade ne barındırdığı; beyaz sayfalardaki bir avuç harfin, ölümü bilen dağlar gibi gülümsediği, ışığın parçaladığı karanlığı geri verdiği apaçık görülür.

 

Ben de Botanikten Hiç Anlamam / Cahit Zarifoğlu / Ketebe 

Az konuşmayı hayatı boyunca ilke edinen Cahit Zarifoğlu için Erdem Bayazıt şöyle diyor: “Çok konuşmazdı. Fakat konuşulanları bir teyp gibi bu arada tespit ederdi. Bunu daha sonraları görmüşümdür, yaşadığımız birçok anıyı net ve taze olarak kendisinde yaşatıyordu. Bu, zaman zaman şiirlerinde de, yazılarında da kendini dışa vurdu.” İlk gençliğinden itibaren sessiz kalmayı tercih eden Zarifoğlu’nun; şiirleri, öyküleri, romanları, radyo oyunları ve çocuk kitapları üzerine yaptığı söyleşiler bu yüzden edebiyat dünyasında her zaman daha da fazla merak uyandırdı. Çeşitli gazete ve dergilerde Cahit Zarifoğlu ile yapılmış söyleşilerle başlayan Ben de Botanikten Hiç Anlamam, şiirden çocuk edebiyatına, dönemin aktüel olaylarından Afganistan cihadına kadar değişik konularda şairin görüşlerini ayrıntılı bir biçimde sunuyor.

Yeni Çıkanlar

Güneşte Bir Gece / Cahit Zarifoğlu / Ketebe

 

Güneşte Bir Gece, Cahit Zarifoğlu’nun; inanç ve değerler dünyasına, sosyo-kültürel tarihe, Müslüman coğrafyaya, siyasi ve gündelik meselelere dair düşünce ve yorumlarını kapsıyor. Sahicilik, adanmışlık duygusu ve dipdiri bir inançla kaleme aldığı bu denemelerde Zarifoğlu’nun Müslümanca düşünme pratiklerini, doğudan batıya dünyaya bakış biçimini; şairin edebiyatçı ve dava adamı kimliklerinin aslında nasıl da birbirinden ayrılmaz parçalar olduğunu görüyoruz. Yeni araştırmalarla ortaya çıkan ve daha önce hiçbir kitabında yer almayan yazıların da bulunduğu bu edisyonda Zarifoğlu’nun Mavera dergisi, Yeni Devir ve Millî Gazete gibi süreli yayınlarda kendi imzası ve müstear isimlerle yazdığı yazılar okuyucusuyla buluşuyor.

 

Şehirde Köşe Bucak / Cahit Zarifoğlu / Ketebe 

 

Cahit Zarifoğlu’nun daha önce kitaplaştırılmamış yazılarının yer aldığı bu eser, onun ilk gençlik yıllarında, henüz on yedi, on sekiz yaşlarında Demokrasiye Hizmet, Gençlik ve Engizek gibi mahalli gazetelerde heyecanla yazdığı yazıların bir araya getirilmesiyle ortaya çıkıyor. Genç şair, okurlarını Maraş’ın sokaklarının, çocuklarının, gençlerinin, ihtiyarlarının, geleneklerinin arasından geçirerek şehrin damarlarında dolaştırıyor. Daha o yaşlarda şehrin ruhunun peşine düşen Zarifoğlu, Şehirde Köşe Bucakta, 1950’li yılların Maraş’ının sosyal ve kültürel meselelerine eğiliyor, çocuk ve gençlerin ilgilerini sorguluyor, şehrin meydanına yapılan çiçek tarhlarının güzelliğine dikkat çekiyor, tarihi dokusunun yitip gitmesini üzüntüyle karşılıyor ve belki de böylece onu ileride Türk şiirinin yıldızları arasına yerleştirecek o kendine has imgeler evrenini de kurmaya başlıyor.

 

Sütçü İmam / Cahit Zarifoğlu / Ketebe 

 

Türk edebiyatının işaret fişeklerinden Cahit Zarifoğlu’nun eserleri, bir duyarlılığın ürünüdür. Zulme uğrayan Müslümanların trajedisi ve akıl almaz direnişi, çağına tanıklık eden bir sanatçının kalemiyle ete kemiğe bürünür. O, medyanın normalleştirdiği yahut sessiz kaldığı işgalleri diri bir hassasiyetle gündemde tutar ve soluğunu Filistin’deki, Afganistan’daki, Hama’daki, Doğu Türkistan’daki Müslümanlara ulaştırmaktan geri durmaz. Zarifoğlu bu coğrafyalar ile İngilizler ve Fransızlar tarafından işgal edilen Maraş arasında bir bağ kurar. Yazdığı tiyatro eseriyle, Maraşlıların 1920 yılında topyekûn direnerek verdikleri destansı kurtuluş mücadelesini, küllenmiş koru tutuşturan, süt maşrapasını bırakıp tabancasını doğrultan Sütçü İmam üzerinden anlatır. Sezai Karakoç’un, “Süt ve tabanca… İşte Maraş budur, Anadolu budur,” dediği yerde, korku ile ümit arasında…

 

Sizi Görmeliydim / Cahit Zarifoğlu / Ketebe 

Cahit Zarifoğlu’nun tüm kurmacaları Sizi Görmeliydim adıyla okuyucuyla buluşuyor. İns’te yer alan altı öyküsünün dışında Mavera, Yönelişler, Yedi İklim, Diriliş, Yeni İstiklal ve Demokrasiye Hizmet gibi dergi ve gazetelerde yayımlanan öyküleri, tefrika edilen yarım romanlarıyla 1985’te yayımlanan Savaş Ritimleri, senaryo çalışmaları ve vefatından sonra terekesi ve farklı kaynakların incelenmesi sonucu elde edilen öykülerin yer aldığı bu kitap, Zarifoğlu’nun zengin çehresinin “hikâye” cephesine mütavazı bir ışık sunuyor. Onun kurgusal evreninin her köşesinde şair Zarifoğlu’nun dünyaya bakışı bir nabız gibi atıyor. Sizi Görmeliydim’deki bu özgün, tekinsiz ve ironik metinler; gerçeğin metafizikle karşılaştığı o ânı gösteren berrak bir aynayı andırıyor.

 

 

 

Prof. Dr. Yılmaz Daşçıoğlu’dan Tavsiyeler

 

Doğuran Yara & Sezai Karakoç, Akıp Giden Cazibesi, Ahmet Rasim Kitaplığı 1 İlk Sevgi, Kader Hep Erken Zaman Hep Geç, Bitmeyen Başlangıçlar ve Leylak Kalkışması eserlerinin yazarı Prof. Dr. Yılmaz Daşçıoğlu’ya “Hangi kitapları okuyalım?” diye sordum. İşte aldığım cevaplar:

 

 

 

 

Yedi Güzel Adam / Cahit Zarifoğlu / Ketebe 

 

“Hayret ve varolma tıkandı 
Hayret ve hayâ tıkandı 
Hayret ve hayret ve hayret 
İlk kez geriye dönmek gerekiyor 
Dağları yokladınız mı dilsiz duranları 
Bir de kulak kesilince 
Dağ konuşur – Hayır konuşmaz mı”

İşaret Çocukları / Cahit Zarifoğlu / Ketebe 

 

“Uzun bir geçmişimiz var 
Hiç yorulmadan 
En azından bir kere 
eğlenceli beşik 
ha biz varız 
ha biz maskeli balo 
Saygıya durup üstün bir gecede 
Bir sır payı katlayıp 
sade bir kahveden 
Keyifsiz bir detayın hükmüyle 
ha biz yokuz 
ha biz seferde 
Ya bu kez ölenleri görmeliysek 
Ya sen kuş olup gitmeliysen bir trenle”

 

Menziller / Cahit Zarifoğlu / Ketebe

 

“Sözün ve yolun baş çeşmesi ruhumun 
Canım içre sevinç verir sözlerin 
Baktığın dağların düşüncesi bile ağlatır beni 
Hür olurum buyruklarını bir bir donansam sultanım. 
Aşkın bin gözlü devasa bir baş imiş 
Yur her birini uykulardan sohbetin 
Dinlen ey Zarif bilatedbir çok söz açtın 
Bu kırık akılla ne cürettir yaptığın”

 

Korku ve Yakarış / Cahit Zarifoğlu / Ketebe 

“Sıcak ilişkiler adına davet alıyorum 
Biraz kan ve ilik hızlandırıcı olarak 
Kardeşim dedim 
Acılarıma da kardeş olur musun 
Baltasını havaya kaldırdı 
Yükselemezdi daha 
Söyledim 
–Haydi acılar haydi az daha 
Dedim kardeşim 
Omuzbaşlarımdaki şu yara 
Ormanların serin gölgesindeki papatya değil 
Arif bir bilinçle yürürken oldu 
Yüce buyrukla”
 

Önceki Yazı

Sanatını fikrine istihdam etti

Sonraki Yazı

Kentin canlı gölgeleri: Hayatında Değil Yerin

Son Yazılar

Bir ailenin duygusal otopsisi

2023 yılının en çok konuşulan filmlerinden olan ve Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’ye layık görülen Justine