Zarif ve kırılgan öyküler: Sardunyaların Kışı

5 dakikada okunur

Aralık 2022’de Everest Yayınlarından çıkan Sardunyaların Kışı, Şenay Eroğlu Aksoy’un üçüncü öykü kitabı. On altı öyküden oluşan kitap okuru zarifçe ifade edilmiş, kırılgan bir dünyaya davet ediyor.

Sardunyaların Kışı’nda alacakaranlık bir öykü dünyası karşılıyor bizi. Akşamüstünün, sokak lambaları yanan gecenin, sabahın erken saatlerinin dünyası bu. Oluşturulan gölgeli atmosfer öykü kişilerine de sirayet ediyor. Çok katmanlı metinler okuyoruz Şenay Eroğlu Aksoy’dan. Anlatı zamanının içine rüya zamanı, gündüzdüşleri zamanı, hayal zamanı ve geçmiş zamanlar karışıp öyküleri zenginleştiriyor. Ev içlerinde kendi içine doğru konuşan kadınlar, bir şekilde yalnız bırakılmış anne kızlar, hayatının sonundaki çaresizlikle bir başına kalmış yaşlılar, başlarında bekleyen sesle kaçmak arasında sıkışıp kalmış çocuklar, hiç hak etmedikleri bir öfkeye maruz kalan göçmenler, yasakların altını kendi renkleriyle şenlendirenler, gerçek hayatı Hayat Bilgisi kitaplarındakine hiç benzemeyenler, korkusu yüzünden korkuların daha büyük çukurlarına düşenler boy gösteriyor metinlerde. Oluşan gerilim zarif ve kırılgan bir dil tarafından ilmek ilmek işleniyor. Gösterdiğinden daha fazlası saklanıyor metnin anlam dünyasında. Bu yönden okurundan ayrıca bir çaba da bekliyor Sardunyaların Kışı.

Kafes adlı öykü toplumsal öfkenin yıkıcılığını göstermesi bakımından önemli. Sokakta oynayan iki çocuktan göçmen olan, arkadaşının oyuncağını alınca olay başka bir boyuta taşınıyor. Mülteci ailenin kapısına dayanıyor onlarca kişi. Yazar, içerideki çaresizliği ve dışarının hıncını çok güzel veriyor. 

“Titriyordur kadın da. Su yüzeyine bırakılmış sessizce süzülen yaprak gibi değil. Acı rüzgâra tutulmuş titremekte. Adam çaresiz. İçerideki. Geçen defa polis çağırdı, olmadı. Eğilmiş, sinerek kapı arkasına kadar geldi. Gazetenin ucunu yırtarak açtığı delikten dışarıyı seyrediyor. Kalabalık artıyor. Çocuklar bile, ellerini içeridekilere doğru uzatarak bağırıyor. Dillerini bilmese de seziyor. Sözleri zifir.” (s, 36)

Toplumsal baskının ironik bir şekilde işlendiği Balkon da söz etmeye değer başka bir öykü olarak öne çıkıyor. Kadınların akşam hava karardıktan sonra balkona çıkmasının yasak olduğu öykü, kadın dünyasının kendini zenginleştirmeye ve renklendirmeye ne kadar teşne olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Kırık Dal Parçası ev içlerine dair huzursuzluklar noktasındaki tanıdıklığıyla, Kuyu filler tepişirken hep çocuklarına üzülmek zorunda kalan annelerin hüznüyle yine toplumsal meseleleri gündeminde tutuyor.

Sardunyaların Kışı, insanı ve yaşamı içinde bulunduğu kalabalıkla ele alırken insanı da yaşamı da daha iyi görüyor ve bize onlar hakkında daha derin şeyler söylüyor. Bunu yaparken yarattığı alacakaranlık atmosfer öykü kişilerinin iç dünyalarıyla uyum gösteriyor. Rüyalardan, gündüzdüşlerinden, hayallerden, geçmiş zamandan beslenip zenginleşen bir anlatı dünyası zarif ve kırılgan bir dille daha da güçleniyor. 

Şenay Eroğlu Aksoy, Sardunyaların Kışı, Everest Yayınları, 2022.

Önceki Yazı

Minyatürün perspektifi değişiyor mu?

Sonraki Yazı

Ehmedê Xânî’nin dilinden Muhammedî hakikat

Son Yazılar

Sahnede kör oluyorum

Özellikle komedi yapımlarından tanıdığımız ama ters köşe yapan işlerle de seyircilerinin karşısına çıkmayı seven oyuncu Gökhan