Zeher Ali ve Öz Kavuşmalar

4 dakikada okunur

Edebiyat, hayatı güzelleştiren, iyileştiren, onaran yanı ile gümbür gümbür “ben buradayım” demeye devam ediyor; edecek de.

Gençlere dokunmak diye bir gelenek oluştu. Bu geleneğin güzel olduğu kadar, kısır bir döngüye dönüştüren yanını da görmek düşündürücü. Onlar için atılan kalabalık adımlar, has adımların da duruşunu cılızlaştırdı! Evet, atılan her adımda hayır ve bereket vardır diye bir şey yok. İşte bu yüzden çıkan her gürültü anlamlı ve duyarlı bir yürüyüşün sesi olmuyor. İyiye, farkındalığa, güzele imza atmanın adı, projeler çevresinde gerçekleşen finale değil de “olsun da” felsefesiyle atılan adımlar olabiliyor. Haliyle bu süreçte geleceğe atılan pencerelerin çiğ bir geleceğe açılmasındansa ne istediğini bilen/nitelikli duruşlara yönünü çevirmesi, hem ülkemiz, hem gençlik, hem de gelecek adına yadsınamaz bir hakikattir.

Davet edildiğimiz okul programları ve konferanslarda minik ama kocaman bir boşluğun farkına varmanın açığını, gerçekleştirdiğimiz yazarlık mekteplerinde kapatmaya çalışarak edebiyatın insana/hayata sunduğu güzelliği yine edebiyat topraklarından beslendiğimiz kaynak ile bir devridaimin parçası olmaya çalışıyoruz.

Kısa bir süre önce başladığımız Soma Zeher Ali Yazarlık Mektebi’nde de yine ilk sancımız yerli/milli/öz kavuşmalar olacak. Kendi sancısını unutan topluluklar, topraklarının bereketini samimiyetle kucaklayamayan tedirgin ruhlardır! Ruhları aç insanların bulundukları ve bulunacakları ortama ne kattığına birçok olayda şahit olmuşuzdur. İşte bu yüzdendir ki gençlerin yaşadıkları toprakların öz değerleri ve kimliklerini tanımakla başlayacakları “yazmak” sürecini kalemlerinin ucundaki fısıltıyla birleştirdiklerinde, önce kendilerini sonra da çevrelerindeki sesleri duyacaklarına hiç şüpheniz olmasın. 

Bu arada yazmak/okumak deyince ilk kurulan cümleler hep gençler etrafında dönse de bu işin zamanında şans tanınmayanlar kısmını da başka bir yazımızda işleyeceğiz. Sandıklarında mektuplarını saklayan insan kadınlardan, ceplerinde evlatlarının geleceğini saklayan babaların onurlu susuşlarına kadar birçok saklı yeteneğidir aslında bu sesleniş.

Evet, ne diyorduk?  Yazarlık okulları yazar yapmaz! Potansiyellerinin farkında olan ya da olmayanın yollarına, mürekkepten/hayâl gücünden/hakikatten/adanmışlıktan beslenen desteklerin adresini verir; verdirir… 

Biz de önceki yazarlık mektebi projelerimizde olduğu gibi şimdiki Soma Zeher Ali Yazarlık Mektebi’nde de aynı düstur eşliğinde yazmak eyleminin, amacı sonucuna nikâhlı yürüyüşleri yapmaya devam diyoruz…

 

Önceki Yazı

“Doğaçlama müzik” üzerine bir deneme – 3

Sonraki Yazı

Sanatta en büyük yetenek: Sabır!

Son Yazılar

Alyoşa’dan aşk ile selam

Sanat ajandası, sanat dolu bir sayfa ile karşınızda. Bu sayımızda sanatçı Aliye Berger’in hikayesini anlatacağız. Aliye